kısa notlar #1

Aslında bunların hepsini açarım. İyi de açarım.  Fakat şu son iki üç günde görüp şahit olduklarım, benim yirmi senelik profesyonel hayatımda öğrendiklerimi en üst mertebeden özetler ve teyid eder nitelikte geçtiğinden, sıcağı sıcağına yazayım dedim. Bazılarını sonradan deşmeyi planlıyorum.

# Patronun -ya da üstünüzün- kafasının nasıl çalıştığını anlamak, yapmak istediklerinizi nasıl yapacağınızı ve daha da önemlisi, yaptıklarınızı -yapmayı planladıklarınızı- ona nasıl sunacağınızı etkiler. "Sunum" -sunacağınız şey birebir aynı bile olsa- önemlidir. Patronun -ya da üstünüzün- kafasının nasıl çalıştığını anlayamamak, hayatınızı zorlaştırır. Aynı şeyleri yapacak olsanız bile. Nokta.

# Bir şirkette herşey değişebilir. Patron değişmez. Sadece ikna edilebilir. Fakat değiştirilebilemez. Değiştirmeye çalışmayın, ikna etmeye çalışın. Lafınızla değil, yaptıklarınızı konuşturarak. Olmuyorsa çok zorlamayın. Sınırda bırakın. Yoksa sizi değiştirirler. Nokta.

# "Ben gencim, akıllıyım, eğitimliyim, her b.ku biliyorum, kodum mu oturturum" yaklaşımı, by default doğru bir yaklaşım değildir. Koyunca oturtacak kabiliyette ve zekada olsanız bile, bunun üslubunu tuttaramazsanız, sizi oturtmaya çalışacak hevesli çok olur. Neyi bildiğiniz kadar, onu nasıl sunduğunuz, tartıştığınız da önemlidir. Nokta.

# Tartışmayı bilmek, iyi bir yönetici ya da etkili bir profesyonel olmanın en önemli şartlarındandır. Tartışmada hep kaybeden -ya da kazanamayan veya eşit gelemeyen- tarafta olmak, fayda-zarar maliyeti yerlerde sürünen bir zaaftır. Devam ettirilemez. Türk usulü tartışmak, yani kafa kafaya vuruşmak, genellikle ortadaki konunun büyüklüğüyle orantılı cesamette bir hezimetle sonuçlanır. Elinizde sağlam kozlarınız yoksa, kaçınılması gereken bir durumdur. Tartışmak, iyi bilinmelidir. Nokta.

# İnsan iyi bildiği konularda iyi tartışabilir. Fakat yöneticinin, bazen tam bilmediği konularda da tartışması gerekir.  Bu durumları görmezden gelmek veya kaçınmak, size fayda sağlamaz. Bilmediğiniz konularda nasıl tartışacağınızı öğrenmeniz gerekir. Üsluba tikkat!

#  Mış gibi yapmak, bardan hatun kaldırırken işinize yarayabilir. İşte hiçbir işinize yaramaz. Dökülür üstünüzden. Konumunuz gereği yapmanız gerekenlerle, doğal naturanız arasında açıklık olabilir. Bu doğaldır. Maske takabilirsiniz. Hatta, bir maske repertuarına da sahip olabilirsiniz. Ama uzun süre mış gibi yapamazsınız. Siz mış gibi yaptığınızı ve diğerlerinin de bunu yediğini zannedebilirsiniz. Fakat herkes -özellikle de yakın çalıştıklarınız- bunu şıp diye anlar. Hatta öyle kolay anlar ki, bunu tek ayak üstünde bile yapabilirler Hayret edersiniz! Etmeyin! Çalıştığınız adamlar sizin zannettiğinizden genellikle daha akıllıdır.

# Üzerinizden mış gibi yapmaktan daha hızlı dökülecek birşey varsa, o da "yapmacık" davranmaktır. O kadar hızlı anlaşılır ki, karşınızdakinin tek ayak üstünde bile durmasına gerek yoktur. Oturduğu yerden bile yapar.

# Yukarıdan gördüğü baskıyı ve stresi aynen altına yansıtan adamdan yönetici olmaz. Daha doğrusu altınızdaki adam, bunu sürekli yaptığınızı gördüğünde, sizi bir süre sonra kaale almaz. Siz yerine, üstünüzdekine gitmeye başlar. Kendi kendinizin ipini çekersiniz. Nokta

# Herşeye yetişmeye çalışmak beyhude bir çabadır. Herşeye yetişebilmenin en iyi yolu, güvenebileceğiniz insanlarla çalışmak, onları yaratmaktır. Güven yaratmak başlı başına ayrı bir konudur ama, yaratılmalıdır. Tek başınıza günde en fazla 24 saatiniz vardır. Güvendiğiniz bir insanla gün 48 saat olur. Nokta.

# Profesyonel hayata enerjisi yüksek tecrübesi düşük olarak başlar herkes. Zamanla tecrübeniz yükselir, enerjiniz düşer. Tecrübesi yüksek fakat enerjisi düşük yöneticiden piyasada bol miktarda mevcuttur. Tecrübesi orta, enerjisi düşük yönetici sayısı daha da boldur. Makbul değildir. Makbul olmanın en kolay yolu, tecrübe kazanma hızınızı yükseltmekten veya enerji kaybetme hızınızı düşürmekten geçer. İkisi de öğrenilebilir bir durumdur.



# Tecrübe hızınızı arttırmanın en iyi yollarından biri, tecrübeli birini -üstünüzü değil- kendinize mentor, yani akıl hocası olarak seçmektir. İnsan, başkalarına birşeyler öğretmeyi sever. Öğrettiği kişinin gidişatını izler, merak eder, yardımcı olur. Kendinize iyi bir akıl hocası seçin, yardım isteyin. Bu, hem akıl hocası olarak seçtiğiniz insanın gururunu okşar, hem de yardımını garantiler.

# Yaptığınız işleri -özellikle de iyi olanlarını- sadece üstünüze değil, onun paralelindeki diğer yöneticilere ve bir üstünüze daha da duyurun. Üstünüzde birkaç farklı seviyeden insan yaptıklarınızdan haberdar olsun. "Bakın ben ne şahane işler yapıyorum" tarzıyla yapmayın bunu. Reklam kokmasın. Haberdar olsunlar. Kötü yaptıklarınızı ise akıl hocanızla paylaşın. Eleştiri isteyin. Önerilerini ciddiye alın.

# Yangın çıkınca hızlıca gidip söndürerek kahraman olanlara karşı uyanık olun. Yangını muhtemelen kendileri çıkartıyor olabilirler. İyi profesyonel / yönetici sık sık yangın söndürmez. Yangın çıkmasını engeller.

# Günü gelişine göre karşılayan adamdan da piyasada bol miktarda mevcuttur. Bir halt olmaz. Hiç makbul değildir.

# Türkiye'de ve dünyada patron şirketi olmayan işletme / kurum sayısı çok azdır. Kurumsallık bir "buzzword" dür. Herkes hımhımlayıp iyi birşey olduğuna dair kafa sallar. Danışmanlar bunu satar. Kurumsal şirket dediğin, genel müdürüne haber vermeden şirketi satan "böyyük" bir holding de olabilir. Dış görüşüne çok aldanmayın.

# İşle ilgili konularda tek bir doğru yaklaşım yoktur. Şirketin havasına, kültürüne uyan daha uygun yaklaşımlar vardır. Birisi yıllık bütçeye sıkı sıkı sarılırken, diğeri bütçeyle çalışmayı kısıtlayıcı bulabilir. İkisi de yanlış değildir. İkisi de doğru da değildir. İkisini de öğrenmeniz, hayrınıza olur.

# Çalışanınızı yaptığı iyi bir işten dolayı herkesin önünde samimice övmek, ona verebileceğiniz en büyük ödüldür. Başkasını övmek sırlarınızı dökmez, aksine parlatır. Kullandığım -ve benim bildiğim- en etkili silahtır.

Buradaki "yapın" dediklerim, kişisel görüşümdür ve son derece sübjektiftir. Herhangi örtüşen bir durumla karşılaştığınızda feyz alayım deyip birebir uygulamayın. "Revise" etmenizi öneririm. Olabilecek durumlardan mes'ul değilim. Olur da işinize yararsa, teşekkürlerinizi bana, şikayetlerinizi ise kime ederseniz edin.

Nokta.

evli adam  – (3 Kasım 2010 02:03)  

güya kısa notlar. gene uzun yazmışım.

gregor samsa  – (3 Kasım 2010 23:04)  

okuyanlar seksin olmadığı nadir yazılarından biri sanabilir ama bu önerilere sahip olmak için yenilen ...arrağın haddi hesabı yoktur :)

üzülme evli, bende otururken acı duyuyorum bazen.

evli adam  – (3 Kasım 2010 23:28)  

:)

başkalarının yediklerinden de dersler çıkarttım zamanında gregor. karizmayı defalarca çizdirmişim gibi gözükmesin şimdi.

Talisman  – (4 Kasım 2010 09:03)  

Adamdaki egoya bak bee.. (Gregor a yaptığın yoruma istinaden)

evli adam  – (4 Kasım 2010 13:16)  

her tecrübe için bir tane yeseydik ohhooooo o. ders çıkarmak denen birşey var. öğrenmezsen yazık olur sana talis. demedi deme.

hayatVEtavla –   – (5 Kasım 2010 20:36)  

Dedim bugün değerli bir abimize;
- "Bir laf var abi, çok ünlü biri söylemiş ama kim olduğunu hatırlamıyorum. "Akıllı adam kendi aklını kullanır, daha akıllı adam ise başkalarının aklını da kullanabilen adamdır.""
Başkalarının aklını da kullanmasını bilen evli üstadımızın aklını da kullanmak, bize düşüyör bu durumda. :)

Ağzım açık(yok gözlerim açık doğrusu) bir solukta okudum. Hatta Tartışmak ve temsa bağlantılarını bile açtım, feyz almaya devam etmek için.

Üstad yaw adam, kiymetini bilmek lazım. Şapka çıkartılacak bir yazıydı tebrikler, arasıra devamını bekleriz.

Evliye selam yola devam diyen hayatVEtavla :)

evli adam  – (5 Kasım 2010 21:41)  

üstad lafını demesek böyle yazılarda daha memnun olurum hayatvetavla. ciddi söylenince rahat edemiyorum ben. gregor'un sözünü ettiği temaslarda bulunmaların ve gözlemlerin sonucu bunlar. çaylaklara faydamız olur belki diye yazıyorum. belki de olmaz ama, dediğim gibi birebir kullanmayıp uyarlamak lazım.

sutlukahve  – (5 Kasım 2010 22:41)  

Seni okuyunca daha iyi kavrıyorum, benim hoca cidden iyi yönetici. Kafanız çok benzer çalışıyor.

Adsız –   – (13 Kasım 2010 23:36)  

Gerçekten her biri doğru ve hayatın imbiğinden süzülmüş sözler. Daha öncede söylemiştim; İş hayatına dair yazılarda yazsan aynı keyifle takip edilecektir. Selamlar.

Adsız –   – (15 Kasım 2010 02:14)  

Bende adsiza katiliyorum(sanki ben neysem),sex ile ilgili yazilar ite kaka zorlanmisca aman agbi dur biyazi yazayim abazalar agzi acik okusun ve gostermelik harika uff nolomaz yorumlariyla donatilsin diye yazilmis gibi,sex de olsun herseyde sadece sex i ihhhh

athırsızı  – (19 Kasım 2010 02:30)  

sex yazmayan bir blogun yasama sansi dusuktur. herkes bir sekilde seks arar cunku sexi ozgurce arayip bulabildikleri tek yer internet ortami. o yuzden bu is hayatina dair onerileri her yerde bulabilirler belki ama sex bambaska bi mecra. bU arada yazi cok enteresan geldi guzel detaylara deginmissin

p@ndora –   – (19 Kasım 2010 17:38)  

yeni yazı ne zaman gelecek evli ..
iyi bayramlar .mucuk :)

Adsız –   – (19 Kasım 2010 21:35)  

Athırsızı, bi siktir git yaa

athırsızı  – (20 Kasım 2010 03:14)  

:) yok mudur burayi yeni buldum gitmeye niyetim yok. amca ii yazio:)

Adsız –   – (26 Kasım 2010 02:04)  

evli nasılsın hala evlisin deme.........

Adsız –   – (26 Kasım 2010 21:14)  

haci evli abi neredesin? yirttin mi bari bu kadar calismaya?

Adsız –   – (29 Kasım 2010 22:06)  

ya sıkıyon ama evliiiiiiiii
çık ortaya

Travis and Tyler Durden  – (4 Aralık 2010 18:57)  

Çok iyi tavsiyeler bunlar ve bazı hikayelerin anlatılması için verilmesi gereken ödünler. Tebrik ediyorum sizi : )

Adsız –   – (5 Aralık 2010 21:51)  

Biker
Evli nerelerdesin dön artık. Yeni yıl da geliyor işler çoğalmadan bi kaç satır da olsa attır artık.

genc evliler –   – (9 Aralık 2010 15:46)  

yazi beklioruz acilll

Adsız –   – (11 Aralık 2010 01:58)  

seyehattemisin evlü

HayatVEtavla  – (14 Aralık 2010 19:27)  

Üstad dedik bağrımıza bastık(niye kızıyosun kızma yaw :) ) hani nerde yazı?

Borcum mu var dediğini duyar gibiyim :) var tabii arkadaş. Biz ki senin sadık okuyucuların! hep aynı yazıyı görmekten bıkan sadık okuyucuların :) bizlerinde hakları yokmudur? en azından yeni yazı isteyecek kadar?

Varsa o hakkımızı kullanıyorum kend adıma. Ha bu arada! yoksa da kullanıyorum :)

t.i de yazmaz oldu zaten, okuduğumuz(okumaya değer bulduğumuz) 3-5 bloktan ikisi tırt bu aralar diye düşünen hayatVEtavla

evli adam  – (14 Aralık 2010 22:25)  

yazı konusu bol. fakat vakit noksan.

Adsız –   – (20 Aralık 2010 21:36)  

evli fotografdaki misal gibi geniş omuzlumusun?

Adsız –   – (20 Aralık 2010 22:14)  

Çok boşluyorsun bizi, olmuyor ama.

Adsız –   – (21 Aralık 2010 19:18)  

evliadam gelin kız gibi naza çekme kendini.1.omuzların genişmi.
2.lütfen yeni maceralarını yaz.ama supito

evli adam  – (21 Aralık 2010 21:22)  

gelin kız değil "yeni gelin"olacak o. başka deyimlerde de geçer. bende boy pos endam yerinde. göbek namevcut. kompile şahane adamım.

Adsız –   – (21 Aralık 2010 22:50)  

e iyi ozaman görüçüye gelebilirmiyim.

Adsız –   – (21 Aralık 2010 22:55)  

göbek namevcut nerden kaynaklanıyor liposuction mu yaptırdın yada genetik olarak bir hediyemi sana.

S  – (24 Kasım 2011 13:23)  

görmeyeli buralar ciddi bizınıs blogu gibi bir şey mi olmuş acaba ?

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP