Tartışmak
Biraz iş laklağı. Sonra bağlarım.
Tartışmak güzeldir, yol almamızı sağlar. Tartışmadan kaçınıyor olmak, tartışılması gereken konuyu hal yoluna sokmayacağı gibi büyümesine de neden olabilir. Tartışmanın kurallarına uymuyorsanız, yol alınamaz, ama yol, şöyle veya böyle alınmak zorundadır. Alınacak yolun sizin için iyi veya kötü gözükmesi tartışmaya yaklaşımı -bence- değiştirmemelidir. Tartışmanın sonunda yol almak yeterlidir, anlaşmaya varmak şart da değildir.
Birinci son.
İş hayatında, küçük ya da büyük farketmez karar verici pozisyondaysanız, hatta olmasanız bile farketmez, tartışmaya içinizden geldiği gibi yaklaşamazsınız. Yaklaşılmamalıdır. İçinizden geldiği gibi tartışmak, tartışanı, hele ki işte, orta uzun vadede üzer.
Tartışmada haklıyken haklı konumda olabilirsiniz, bu, uzun süre haklı kalacağınız anlamına gelmez, argümanlarınızın geçerliliğini yitirip yitirmediğini sürekli kontrol etmeniz, gözden geçirmeniz gerekir. Haklıyken haklı durumda olmak üstüne sürekli yatabileceğiniz bir durum değildir.
Haklıyken haksız konuma düşmek zaman zaman herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Süreklilik arzetmediği sürece doğal karşılanabilir. Fakat sık sık bu duruma düşüyorsanız, sizin tartışma becerinizde ya da yaklaşımınızda bir "arıza" var demektir. Sebebini bulup düzeltmeniz gerekir, aksi taktirde üzülen sadece siz olursunuz, kimse gözünüzün yaşına bakmaz.
Haklıyken haksız duruma düştüğünüzde, eski haklı konumlarınızdan avantaj sağlamaya çalışıyor, ya da, şirkete eski kazandırdıklarınızdan bir medet umuyorsanız yanlış yapıyorsunuz demektir. Bu size belki bir miktar "hatır" süresi sağlar, ama uzun vadede işinize yaramaz.
İkinci son.
Çalıştığınız yerle duygusal olarak boşandıysanız bile, ki bu tepenizdeki dandik yöneticiden, işyerinin insani olmayan şartlarından, ortamdaki insanlarla olan kişisel ilişkilerinizden kaynaklanabilir, tartışmayı doğru argümanlarla yapmak önemlidir. Argümanlarınızın analitik bazda yüzde yüz doğruluğunu sağlayamasanız bile, ki bu her zaman mümkün de değildir zaten, bütünlüğü korumanız önemlidir. Tek tek tüm argümanlarınızın doğru olmasından ziyade, hepsini birleştirdiğinizde mantıklı bir bütünlük arzetmesi önemlidir. Fiziksel olarak da boşanmaya karar verdiyseniz, gene de size tartışmaya duygusal yaklaşmanızı önermem. Bütünlük, diğer insanların siz ayrılsanız bile hatırlayacağı en önemli meziyetlerden biridir. Meziyet derken ahlaki bir durumdan bahsetmediğim anlaşılıyordur umarım. Tartışmaya konu olan şeye yaklaşımınızın bir bütün olarak tutarlı olmasını kastediyorum
Üçüncü son.
Sıkıcı mı geldi? Geldiyse bile lütfen okuyun, sittin senenin tecrübesidir kendi çapımda. Ben ne demek istediğimi anladım da, anlatmayı becerebildim mi, tam emin değilim.
Evliyken, ya da birliktelik yaşarken diyelim, kadınla erkeğin tartışmaya yaklaşımlarında bariz farklar var. Tartışma derken fiziksel bir kavgayı kastetmiyorum elbet, fiziksel şiddeti hiçbir şart ve koşulda kabul edilemez buluyorum.
İstisnalar vardır muhakkak ama genelleyeceğim.
Kadınların en sık yaptıkları "arızalardan" biri tartışırken eski defterleri açmak. Genellikle "haksız" duruma düştüklerini düşündüklerinde bu yola başvuruyorlar. Hatta kimileri için ona bile gerek yok, bir karşı atak taktiği olarak benimsenmiş. Tartıştığınız asıl mevzudan uzaklaşıp kel alaka eskiler deşilmeye başlanıyor.
Tamam, kadınlar fil gibi, hatta deve gibi, yani unutmuyorlar ve unutamadıkları şeylerin "kinini" içlerinde saklıyorlar bazen. Size "tamam" demelerinin pek bir anlamı yok bu durumda, eğer içlerinde kaldıysa bilin ki ilk tartışmada karşınıza küt diye konacaktır aynı konu.
Eğer bu eskiyi deşme olayını bir taktik olarak benimsediyseniz, bilin ki hiç bir işe yaramıyor. Buna maruz kalan erkek, bir iki deneyecek, baktı ki olmuyor, kendi bildiğini okumaya başlayacaktır. Yol alamıyorsak tartışmanın bir anlamı yok çünkü.
Yok eğer hakikaten içinizde kalmış bir şeyi tekrar ısıtıp getiriyorsanız, o zaman "sadece" o konuyu tekrar tartışalım. Gönül alınması gerekiyorsa müsade edin gönlünüzü alalım, daha detaylı bir kez daha konuşmamız gerekiyorsa onu da yapalım. Ama tartıştıktan ve konuştuktan sonra "tamam" dediyseniz, artık temcit pilavı gibi tekrar getirmeyin önümüze. Eskiyi biriktirerek tartışmak kadar tehlikelisi yok.
Erkekler de unutmuyor, ama unutmuş gibi görünmeyi içselleştirdiğimizden çoğunlukla, siz açmadıkça biz açmayız, üstelik zaten tartışılmış "tamam" denmiş bir konuyu tekrar açmanın densizlik olduğunu bilecek kadar mantıklıyız.
Bir de tartışırken ağlayan kadınlar var. Eğer karşınızdaki adam sesini makul desibellerde tutuyor ve tartışmaya çalışıyorsa neden ağlıyorsunuz? Ağlamayı biraz değiştirebilirsiniz, gözlerin yaşarmasından sesin titremesine kadar hepsi aynı kategoride. Tamam, daha duygusal olduğunuzu kabul ediyorum, ama tartışırken bunu yapıyor olmanın tartışmanın kendisine hiçbir faydası yok, bilesiniz. Ağlasanız da zırlasanız da konuşulması gereken neyse gerektiği gibi konuşulmalıdır. Eğer bunu da bir taktik olarak uygulayan kadınlardansanız hiç hoş değil, erkek farkına vardığında sizi bir daha zor kaale alır. Ağlayacaksanız lütfen tartışmayı bitirdiğimizde ağlayın, size yaslanacak bir omuz verilmesi ihtimali, ya da içten bir sarılmayla karşılaşma olasılığınız daha yüksek olacaktır.
Tartışırken duymaktan hiç hoşlanmadığım sözlerden biri de "ben bu kadar fedakarlık yaptım" türü sözlerdir. Fedakarlık, adı üstünde, istenilmediği halde katlanılarak yapılan bir eylemdir. Eğer kendinizin sürekli fedakarlık yaptığını düşünüyorsanız, ki olabilir, ortalıkta yanlış giden birşeyler var demektir. En kıza zamanda da düzeltilmesi gerekir. Bir beraberlik "fedakarlık" yapmak üzerine yürüyebilemez.
Tartışırkenki en büyük eksiklerimizden biri de empati kurabilme yeteneğimizin güdük olması. Yok yok, bu erkekte de kadında da benzer oranlarda mevcut sanırım. Hatta erkekler kadınlara göre daha bir empati yoksunu. İşteyken empati kurmamak bir meziyet olabilir, nihayetinde kendi çıkarlarınızı korumak zorundasınız, en kötüsü "boşarsınız" işi, olur biter. Ama bir birlikteliği devam ettirebilmek için en gerekli şeylerden biri empati yeteneğimiz. "Bana ne" diyemezsiniz. Derseniz, o ilişkiyi ayakta tutmanın pek mümkünatı kalmaz.
Sonuncu son.
merhaba,
empati kurduğunuza inanıyorsanız daha önce anlattıklarınız kimin eseri?
Benim.
dostum destan yazıyorsun, birbirinden şahane yazılar ardı ardına geliyor. eline sağlık takipteyim.
bir sürü tartışma yaşamış, tartışmalarda bu hataları yapmış, ayrıca bu hataların yapılmasına tanık olmuş herkes gibi ben de "aynen katılıyorum". sadece bir eksik var gibi geliyor bana: iyi niyet. tartışmalarda iyi niyet yoksa, kim ne yaparsa yapsın fark etmez. sonuç sakat demektir.
Vuhaaa!
Az önce sevgilimle sonunda barıştığımız efektif bir tartışma yaşadım.
Biriktirme konusunda sana katılıyorum. Benim zaten çok kavga çıkarmamın sebebi içimde hiçbirşey biriktirmek istememem. Çok rahat söyleyebilirim ki içimde sevgilime karşı hiçbir geçmiş kin yok. Beni ciddi sinir ettiği, çileden çıkardığı zamanlar da oldu ama çözmeden asla ilerlemedim. Bu bazen sorun da yaratıyor, blogumda dediğim gibi sevgilim inat ediyor, sürdürüyorum diye kızıyor filan falan ama böylesi çok daha sağlıklı. Sonuçta anlaşıyoruz şimdi olduğu gibi ve ben kuş gibi hafifliyorum.
Amaaaa bunu cinsiyete bağlamak cidden doğru mu? Mesela ben eskiden birlikte yaşadığımız kuzenimle kavga ettiğimizde onun eski şeyleri söylemesi üzerine delirdiğimi hatırlıyorum. Müthiş bir haksızlığa uğramışlık duygusu oluyor çünkü dediği şeyi hatırlamıyorum bile. Kendimi nasıl savunucam, ne diycem. Geçmişte kavga çıkarsaydın o zaman şeklinde tepki veriyordum, ciddi kötü oluyordum.
Eee şimdi ben erkek miyim? Ya da geçmişi öne süren erkek yok mu? Yani kadınlara öğüt verme, insanlara öğüt ver.
Bir de pasif agresyon var, asla o tuzağa düşmek istemiyorum yani kırılıp bunu belli etmemek ama başka yerden alttan alttan vurmak. Varsın kavgacı, bitch olayım asla pasif agresif olmayacağım.
Bu arada Joa' cığıma da katılıyorum, iyi niyet ve bir de içtenlik yoksa olay kopar gider.
Son olarak, tartışmak güzeldir, derdinizi söyleyiniz, söylettiriniz.
Ha bu arada Eda' ya da katılıyorum. Katıla katıla bir hal oldum. Sen aslaaa empati yapabilen biri değilsin Evli. Öyle kıytırık Cevat karakteri yaratıp, "ben yapmadım kedi yaptı" demekle olmaz o işler. Piieyyy.. Azcık empati yapsan tövbe edersin. Çok fazla değil, azcık.
Joa
İşteyken iyi niyeti pek aramıyorum artık, hatta "yoktur" diye düşünmek daha bir tetikte olmayı sağlıyor. Hoş değil ama yapacak birşey de yok. Düşeni yiyorlar, düşmeyeceksen de fırsat arayan çok.
Beraberliklerde yoksa iyi niyet zaten hiç tartışmaya bile gerek yok. Vur tepigi.
Cevat,
Neden sevilmediğini hiç düşündün mü bilmiyorum ama karakterin konusunda bir şeyler söylemek ya da eleştirmek bana düşmez elbette, böyle mutluysan kim ne diyebilir ki öyle değil mi? Kimselere bulaşmadıktan sonra...
Erkeklerin %99 nu temsil etme fikrine ise katılmam mümkün değil, Bu yüzden sadece kendi adına konuşmanı söylemek bir erkek olarak en doğal hakkımdır sanırım,
Haaa sakın sana %1 ni bıraktım ya demeyesin zira benimde öle bir iddiam yok doğrusu, o kadar megaloman değilim,sadece çoğumuza haksızlık ediyorsun.
Bu %99 luk fikrine katılmamakla birlikte yazın konusunda seni tebrik ederim evet haklısın tartışmak iş konusunda her zaman olmasa da çok kez kazandırır ama şahsileştiği zaman asla özellikle bizim toplum yapımızı göz önüne aldığımızda, genellikle kaybettirir sanırım, çünkü tartışmak için kültür gerekir bizlerde olmayan maalesef…
Tartışmaktan kasıt kazanmak içinse eğer hiçbir zaman kazanamazsınız, kazandığınızda ise tartıştığınız kişiyi kaybedersiniz…demedi deme…
Saygılar
iş konusu ayrı. tartışmaya girmem bile işte. çünkü çok mantıklı bakamıyorum. ama beraberliklerde aynen öyle yapıyorsun. kaçınılmaz son.
Talisman
Valla genelleme yaptığımı söyledim, istisna olacaktır ama kadın kısmısı eskiyi getiriyor genelde tartışırken. Erkekte pek görmüyorum bu davranışı. Öğüt de değil, kendi düşüncemi yazıyorum. Düzeltilebilir bir davranış şekli bence.
Pasif agresyon tıbbi bir terim mi bilmiyorum, ama ne olduğu açık tanımdan, herhalde en tehlikeli şeylerden biridir, sinir bozucu her iki taraf içinde. Biriktirmeden konuşmak bence de en iyisi her zaman.
Sen şimdi aramıyor diye mi ütüledin çocuğun kafasını. Allah tependen baksın senin.
:) Naapiyim, arasın o da.
Bu arada ne diycem, hafta sonu senin şu patates tarifini yaptım, aman bir güzel oldu. Görüntü de tat da. Annem de bayıldı. Hazır olumlu iken şunu söyliyim, her an başka birşey yüzünden benzetebilirim. :)
Off psikopatım o kesin. :)
Arkadaşlar,
Ben mi yanlış anlıyorum tartışma derken sanki kavgadan söz ediyor gibisiniz,Bir işi tartışmak daha iyisi için daha güzeli için ayrı şey,menfaati tartışmak ayrı öle değil mi?
ilki güzel bence,ilerlemek adına
Vatan
vatan, fikir tartışmasından bahsetmiyoruz tabii ki. o tartışmada haklı-haksız olmaz ki. kavganın bir önceki aşaması olan tartışmalardan bahsediyoruz (ben o niyetle yazdım daha doğrusu). anladığım kadarıyla yazıda da bu tür tartışmalardan bahsediliyor. çok da masum olmayanlardan yani:)
JoA,
Öle ise seninle tartışmayacağım sevgili JoA :)
Talisman
Güzellik basitlikten gelir, hele ki yemek konusunda. Sana bıraksak o canım patatesleri ne hale sokardın kimbilir. Annen sorarsa bir dahakine bunun adı ne diye, ya da sordu mu bilmiyorum "fırında patates a la cevat" de lütfen.
Fırında ev usulü cips yapmanın da tarifini vereyim istersen. Zeytin ezmelisi favorim mesela, acayip de basittir. Markettekine de 15 basar.
Psikopatsın mı? Yok canıııımm. Aramadı diye kafa şişirene bu denir mi hiç.
Joa
Yok fikir tartışması değil zaten kastettiğim, doğru anlamışsın.
İşteki tartışmalar mesela, bir karar, yön verilmesi gereken konular oldugunda ortaya çıkan tartışmalar, bazen çatışmalar. Karşıdakine durumu kendi tarafından anlatma, grubu ikna etme, bazen karşı tezi çürütme. Falan.
İşte de tartışmaktan çekinmemek lazım yeri geldiğinde.
Vatan
Siz şimdi buluttan nem kapıp alınıyorsunuz önce, ondan sonra da yorum manyağı yapıyorsunuz. Karar verin alınacak mısınız alınmayacak mısınız.
90% dı o dediğim, eski yazıların birinde bulabilirsiniz. 10%'luk kesim için yaptığım tarife de alınabilirsiniz, ne yapayım öyle düşünüyorum çünkü.
Burada yazdıklarımın hepsi beni bağlar zaten, ama aldığım destek maillerini, sağolsunlar, bir de erkekleri ne kadar tanıdığımı göz önüne aldığımda o 90'ı 95'e de çıkartabilirim. Ben malımı bilirim.
evli,
bende sana katılmıyorum evli ,oranlar bir eksik çok fazla gibi farketmez bence tam tersi Ama mal yerine Kumaşımı desen cuk otururdu ,,,
Ayrıca malınızla gurur mu duyuyorsunuz siz şimdi,
Talisman
Kıytırık sensin. Bak bir de şöyle bakalım empatiye, evli ya da sevgilisi olan hatunlar kocalarına sevgililerine empati yapsalar misal, böyle, ne desem, hergün alem olur valla. Hadi gün aşırı olsun. Yazdırma şimdi bana. Kıytırık sensin.
vatan
katılmak zorunda değilsiniz zaten. Yalnız ne söylediğimizi karşılıklı anlarken bir sorunumuz var gibi . Malımı derken 90% lık erkek nüfusunu kastetmiştim.
evli,
Herhangibir karışıklık yok,öle ise anlaşalım yaşasın %10
Eda ya hoşgeldin demeyi unuttum.
Gadno ya da eyvallah
Sabah toplantıda tecrübelerini hatırlıyacağım.
Evlilik ve tartışma konusunda söylediklerin doğru ama özellikle İş hayatı ile ilgili söylediklerin kesinlikle bir GURU'nun elinden çıkmış yazı kadar %100 doğru. Sanırım ''iş hayatı'' hakkında da yazsan gene okunur ve takip edilir yazıların olacak. Kendi başımdan geçenleri yazmışsın gibi geldi valla bravo...
Ne yalan söyliyeyim hoşuma gitti övgünüz. Guruları da danışmanları da pek sevmem ben işte. Lütfen isimle yorum yazın bir dahakine.
teşekkür.
Cevat,
Şöyle bir empati mi? "kocam/ sevgilim' in derdi ne? Canı sıkılmış, başkalarıyla da sevişmek istiyo. Canımm, anlıyorum sevişsin tabii.." Komik olma kuzen.
Ayrıca kıytırıksın ve basitsiinn..
yok, daha çok şöyle. Sevgilim benimle evire çevire sevişmek istiyor. dur şu babydollları deri takımları kırbaçları çıkartayım...yazdırma...bir aklını alayım şu şaşkının..feleğini şaşırt, standardın dışına çık. hep aynı model hep aynı model sıkılmasın çocuk.
Talisman,
Her seferinde aynı şeyi yapma ya,Çamura taş atıyorsun sonra da üzerime sıçradı diye hayıflanıyorsun :)bırak etrafından dolaş yada çizme git ayaklarına bulaşmasın...
Sevgiler
vatan
Cevat,
Herşeyin içine ediyosun ya Cevat,kamçılar kelepçeler ...:)Ayrıca sevişmekden ve yemekden daha değerli şeyler vardır hayatta bilirmisin bilmem,
Aşk mesela...anlatılmaz yaşanır,bir huzur ve mutluluk ile dolar gönüller...sadece sevişmeden saatlerce uyumakla bile...
Sev önce Cevat SEV,sonrası kolay
Vatan
Cevat,
Güldürme beni, karın bunları yapsa aldatmıycak mısın sanki? Bahane bulma, en önemlisi bahanelerine kendin inanma.
Bu arada komik birşey anlatayım, Amsterdam' da sex shop ta dolaşıyoruz, bi kamçı gördüm, güzel bişey, baktım pahalı da. Yüksek sesle söylendim, "hımm neyse kemer de aynı işi görür" arkadaşlarım korktu bir an. :) Yani diyceğim kamçı kelepçe bana ters değil fakat bunlar yok diye aldatıyoz filan çok yavan bişey. Ya da sex hayatını canlandırmak için birşey kullanmak filan, çok gerizekalıca. Yani bunları canın çekiyo diye yaparsın, "yiğidimin gözü dışarı kaymasın" diye değil. Of neyse..
Vatan, Benim olayım o yaa, benimki de bir nevi mazoşistlik. Teşekkürler :)
Cevat,
Özür dilerim kardeşim,Bunlar bizi zorla kanka yapacaklar :)
vatan
Ne o Vatan? Kadının şerrinden Evli Adam' a mı sığındın? :)
Bir önceki postta da Sun a sataşıp, kadının "kocasına bayılan, iffetli" bir kadın olduğunu vurgulamasına sebep olmuştun.
Bende de herhalde kamçı olayını tasvip etmedin. Aşkla kamçıyı bağdaştıramadın mı? Bu mudur sorun?
Merhaba Talisman,
Bugüne kadar kimsenin şerrinden kimseye sığınmadım çok şükür,kaldı ki siz bayanların şerrinden,,,
''SUN A SATAŞMAK,,böle anlaşılmasına üzüldüm doğrusu ne diye sataşayım ki yine yanlış anlamışsın işte kamçı gibi...
evet bağdaştıramadım,tartışmam bile aşk ile fantaziyi ,,,Önüne gelen ile aşk yaşanmaz Talisman kastın sex değilse...
Sadece bir insan olarak burada sarf edilen cümleleri bir cafede oturuyo olsak aynı rahatlıkla konuşabileceğinizi düşünmediğimden
neden burada böle olduğunu çözümlemeye çalışıyorum,,,
Hele ki bir bayan olarak bunları nasıl muhatap alabiliyorsunuz inan anlamakta zorlanıyorum ben,ama dediğin gibi galiba bu sadece benim sorunum,
bu yüzden Cevat a takıldım yoksa kimselere sığınmak gibi bir niyetim olmaz bilesin.
saygılarımla
Vatan
:)İnsan sevdiğini siker mi ekolünden geliyorsun anlaşılan Vatan.
Neyse. Şimdi seni "bayan" cinsinden soğutmayalım.
Hem burda bir kişiye çemkirsem yeter, herkese laf yetiştirmiyim. Tek söyleyebileceğim yanlışlardasın. Bu kamçı- kelepçe olayları asıl aşk ile olabilir, öbür türlü olmaz.
Neyse neyse, yolun açık olsun. Burda bıraktım ben konuyu.
Talisman,
:)))Sen hala birşeyin farkında değilsin Talisman,seviştiğini zannederken, hani sevmek den gelen sevişmek......
ama sen... üzgünüm ama sadece sikiliyorsun galiba...kısacası ne söylesem sana tesiri yok,sussam gönül razı değil misali...
Vay vayyyy..
Bir de Cevat için pisliğe bulaşma demiştin. Pisliğin büyüğü senin içindeymiş.
Pislik diyorum çünkü kadınları güyaa kendi kafandan, kendi küçük beyninden yola çıkarak üerttiğin "hakaret" lerle sindirebileceğini düşünen bir pislik parçasısın.
Bence Cevat' la bile kanka olmaya layık değilsin.
ok. yeter bu kadar. konuyla ilgili mesajlarınız varsa buyrun.
vatan sen ikidri aynı seyi yapıyorsun, kişiye sarıyorsun. burası senin kişisel yorum sayfan degil. bu kadar tolerans yeter.
her ikinizin de mesajlarını yayınlamıyorum. dozunu kaçırdınız. Tartışmak konusunun altında gayet güzel bir örnek oldu ikinizinki.
En kötüsü mü bilemiyorum ama, zor olduğu kesin birde dandik yöneticinizin (bu patronum) kazancı, prestiji, duruşu... için kendisiyle kavga etmek (tartışmak).
Kontrolümüzü ve sabrımızı kaybetmeyelim.
sun.
Genelleme yapmak gerekirse patronlarla tartışmak daha kolaydır aslında. Patronun kafasındaki bellidir, ne istediği, ona uygun yaklaşırsanız işiniz kolaylaşabilir. Uzaktan sallıyorum elbette, onun gözünden bakmaya çalışın, o bakışa uygun bir hizaya çekebilirseniz yapmak istediklerinizi işiniz daha kolay olabilir.
Belki de ufak nokta atışları yapmanız lazım. Detayını bilseydim önerilerim olurdu mutlaka naçizane, de, onun gözüyle bakın derim kabaca. Ve o bakışı kullanmaya çalışın.
Şu son atışmayla ilgili de birkaç laf edeyim, benzerlerinin tekrarlanmasını istemiyorum çünkü.
Moderasyonu cok sıkı tutmuyorum, yorumlardan nasibini zamanında yeterince almış biri olarak tolerans gösteriyorum elimden geldiğince ama lütfen kullandığınız kelimelere dikkat edin.
Sinirleniyorsanız bile doğru dürüst kelimeler kullanmanızı rica ediyorum, ben kendi adıma eğlenerek yazıyorum genelde, düşündüklerimi bildiklerimi paylaşıyorum, katılmasanız da eyvallah, ama asgari bir saygıyı lütfen koruyun.
Hiç daha önce yorumlaşmadığınız birinin neyi ne amaçla ne niyetle söyleyebileceğini anlamadan, alınganlık seviyesini test etmeden çalakalem girmeyin lütfen.
Bu blogun yorumlara fazlasıyla açık olmasının sebebi yazdıklarımla ilgili herkesin kendi fikrini de söyleyebilmesini sağlamaktır, kim ne yapıyor ne düşünüyor bilelim, ama tadını da kaçırmayalım.
Patron olup,doğru yerlere doğru zamanlarda baktığınızda görmek istediklerinizi görürsünüz. Her işten anlamanız gerekmez bunlar için bizler burdayız.. doğru insan değilsek de bunun kararını sizden başkası veremez. doğru mu? yanlış da olabilir benim kanaatim bu.
Her işten anlıyor, her işin uzmanı gibi görüyorsanız kendinizi, çok yanılırsınız bu sizi de yanınızdakileri de yorar (zaman kaybettirmesi cabası).
fazla yüzeysel oldu ama anlatabildim mi bilemiyorum..
sun
Sun
Her işten anlıyor olup, anladığını başkalarına da ispat etme, gösterme davranışı çoğu türk patronunun ortak noktasıdır, bunda bir gariplik yok bence. O, biliyor olduğunu gösterme isteğini kullanmanın yolunu bulmanız gerekir diye düşünüyorum, "çocuk avutmak" gibi düşünün, her çocuğun yakalanacak bir noktası vardır, istediğinizi yaptırmak için onu ezmeyecek bilakis mutlu edecek yolu aramakta fayda var.
Size böyle diyorum ama olmadığı zamanda olmuyor bazen.
is yerinde en mantiklisinin uste cikmak oldugunu dusunmekteyim. elinizde bir koz varsa, yuklenin. kacak dovusmeyin ve sakin altta kalmayin. piskinlik, isyerlerinde en cok prim yapan sey bence. ama insanlarin gozune soka soka degil, zekice yapilanlari.
iliskilere geldigimde, kadinlarin aglamayi, bir silah olarak kullandiklarini dusunuyorum. gercekten lan. karsindakinin zayif noktalarindan birinin, kadinin duygusalligi oldugunu kesfettikleri an, gozleri dolabiliyor. cok yetenekliler. ve ne yazik ki ben degilim :)
istisnalar var mi ? var elbette. yine kendimden biliyorum ki, 4 yillik bir iliskinin sonuna geldigimizde, adamin adi bile gozlerimin dolmasina yetiyordu. kaldi ki, sancili gecen bir ayrilik surecinde, durmadan, gecmisteki hatalardan, tansiyon biraz dustugu zamanlarda da gecmisteki cok guzel gunlerden bahsediliyordu. dudaklarimi cok isirdim. aglamamak adina. ama olmadi.
olmadigi anlarda da, adil olabilmek adina, yeter dedim. ben gideyim. sonra tartisalim. cunku aglayacagim ve bunu da istemiyorum.
kotu bence. zaten bence iliskilere bu denli taktiksel yaklasmak da cok kotu. ellerinde kozlarla, karsindakini nasil yenebilecegini dusunmek, benim icin fazlaca hesapli bir yaklasim. ayni seyi iste cok cabuk kabul etsem ve kozlarimi cok guzel paylassam da insanlarla, isin icine duygusallik girdigi anda, dagiliyorum.
ondan sanirim bu kadar basarisizim iliskilerimde ve bu kadar basariliyim is hayatinda. :)
simdilik erken diyorum ama, bir 6 yil sonra, 30uma geldigimde, tam evde kalmis, cekilmez kariyer hatunu olcam. barlardaki happy hours boyunca, elimde martini kadehi, bir omur bir adamla gecmez zaten sekerim geyikleri cevircem sonra da eve gidip huzunlencem diye cok korkuyorum lan.
feyk engıl
kariyer de yap koca da.
Ya felaket genelleme olacak ama mühendis bir adam bir de felsefe, konuşma dili, eski yunan Sokrates diyalektiği gibi şeyler biliyorsa şaşmaz bir şekilde karşısındakinin üstüne çıkabiliyor tartışırken. İş hayatı olsun, arkadaşlık olsun, ot olsun b.k olsun bu böyle oluyor.
Bir de tartışmak nedense hep negatif anlam içerir ancak "sıfır var mıdır yok mudur" dan tut da "zaman nedir, nasıl yorumlanır"a kadar tartışan işte şu yukarıda bahsettiğim iki muhteşem beynin karşısına geçip keyifle kahve içtim senelerce. Biri Sokrates metodunu kullanan Elektronik Mühendisi sevgilim diğeri ise mantıksal doğrulamalar yapan bir Bilg. Müh. arkadaşımdı. İkisi birbirini yerdi, izlemesi nasıl keyifli olurdu.
mühendisin felsefik olanı makbüldür.
evli
Ezerek kaç adım adılabilir ki...yapacak çok işim var ezerek imkansız, beni de mutlu etmez bu yol.
merak eden için,ben çözdüm patronumu, kendi fikrimi(lerimi) onun fikirleri haline sokuyorum kimi zaman... zor oluyor evet zamanda alıyor. ama sonucu ben de biliyorum o da :)
zamanla alışacak :)))
ezerek mi dedim yanlışlıkla diye bir baktım yazdığıma. "avutmanın" yolunu bulduğunuz için tebrik ederim sizi de.
siz de söylemediniz, be de.. düşünen olduysa diye.. :)
bugün bu yazı geldi aklıma. okulda sınav kağıdı okumaktan, onun bunun derdiyle uğraşmaktan bunalıp sigara içmeye çıktım. yabancı hocalardan biri yanıma gelip "ne o, küs müyüz?" gibi bir şey söyledi. bu yabancılar da türkleşiveriyor belli bir zaman sonra. neredeyse çekirdek çitleyeceğiz beraber. neyse, 50 yaşına yakın, sıkı rock'çı, tam bir amerikan serserisi, bas gitarcı, eski toprak vs. seviyoruz kendisini özetle. "yok bee," dedim, "görmemişim seni." azıcık hoş beşten sonra karısıyla olan sorunlarından bahsetti biraz (karısı türk, 4 yaşında da bir kızları var). arada sırada dert yanar öyle bana. "yahu," dedi, "10 yıldır evliyiz, neyi tartıştığımızı bile unutur oldum artık. konuyu çözemeden bir başlıyor benim hatun 'sen şöylesin, sen böylesin, zaten hep böyleydin,' sonra da okkalı bir küfür ediyor, salak gibi kalakalıyorum." sanırım neden aklıma bu yazının geldiği anlaşılmıştır:)