Eskortlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eskortlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

tranny

O kadar haltlar karıştırdım, -ki bir kısmını da aklımda kalmasın, denemiş olayım niyetiyle yaptım- ama dönüp dolaşıp geldiğim yer aynı. Seks, iki kişilik bir ritüel benim için. Hadi arasıra olsun üç, o da, diğer iki kişinin kukularının olması şartıyla. Masum oyuncaklara bile fazla tahammül edebildiğim söylenemez. Hiç gereği yok bence, kullanana da diyecek bir şeyim yok. Keyif meselesi. Bağlama ve hatun kişinin hareketlerini kısıtlama farklı yalnız, bu ikisinden hoşlanıyorum. Kolları kilitlemek, bacakları kilitlemek, kafayı bastırmak, ağzı kapatmak, zevkli. Hadi buna, biraz zor kullanmak diyelim. Hoşuma gidiyor genelde. Ama gene de düz bir adamım; kuku + penis + tutku. Bitti.

Önceki röportajdan kalan, yazmayı unuttuğum, sonradan eklemeye üşendiğim ilginç bir profil daha; hatun bana, bir müşterisinin kadın elbiseleri giymekten hoşlandığını, ön oynaşmalarda bir kadın gibi davrandığını anlattı. Gerçi nihayetinde ferc ile zekerin buluşması zuhur ediyormuş. Normal bir hetero gibi birleş, fakat üzerinde kadın kıyafetleri olsun! Cross-dressing diye bir tabir biliyorum ama bunlar genelde hetero mu, yoksa gay mi bir fikrim yok açıkcası. Burada epey bir resim var, çok da aramadım, fikir sahibi olmak isteyen bakabilir.

...

 * resimdeki hatun biblo eda nam bir "dilbermiş"

Benim bugüne kadar travestilerle olan tek ilişkim şu şekilde oldu; gece geç bir saatte topkapı-merter arasındaki bir benzinlikten çıkmak üzereyken, ne oluyoruz demeye kalmadan bir travesti arabanın kapısını açıp içeri girdi. "Hatun"u arabadan indirene kadar epey bir çaba sarfetmiştim.

Yılların zamparası bir evli adamdan ise geçen hafta şu hikayeyi duydum: Ankara'da, kaldığı otele değişiklik olsun diye bir travesti çağırmış, handjob, anal derken abi rahata ermiş. Fakat sonrasında "hatun", "ben de seni skeceğim"diye tutturmuş. Ufak çaplı bir itiş kakıştan sonra hatunu göndermeyi becerebilmiş.

Ben kahkahalarla gülerken abi;
- hiç komik değil, götü zor kurtardık.
dedi.

Read more...

questionnaire...

Bu, benim yaptığım üçüncü kayıt aslında. İlk ikisini, kızların son andaki istekleri üzerine sildim. Gayet iyi başlamıştı her ikisi de, sonra sorular çetrefilleşmeye başlayınca rahatsız oldular, silmemi istediler. Ben de sildim.

Bir tanesi Lika ileydi; ülkesinde bir adamla normal bir birlikteliğe başlamış, evlenmek üzerelermiş, sonra adam bir şekilde onun Türkiye'de bu işi yaptığını öğrenmiş, ayrılmışlar. Türk erkeğinin genel performansını kahkahalar atarak anlatıyorken,  sıra, "ilk seferinde ne hissettin" sorusuna cevap vermeye gelince, o neşesi gitti. Ramazanda oruç tutardı bu kız. Gündüz oruç tutup, gece işe giderdi. Kendine göre bir dini inancı vardı yani. Gene de bu işi yapmaktan geri kalmadı. "İyi yaşamayı" sever -hangimiz sevmeyiz ki- kendine bir araba almak istiyordu, aldı, süs, giyim kuşam istiyordu, aldı. Bir günlük bir yakın yer kaçamağı için arabayla giderken, çalan müziği sonuna kadar açıp kendinden geçerek şarkı söylediğini hatırlıyorum arabada. "Daha hızlı git, daha hızlı!". Direksiyon onda olsaydı, muhtemelen meftaydım. Seksi de çok sever. "İlk seferinde ne hissettin" sorusunu sormasaydım, benzer bir videoyu daha önce koyacaktım.

Kaydettiklerimi ne yapacağımı kızlara anlattım öncesinde. Burayı açıp gösterdim, anlattığım şeylerden, gösterilen tepkilerden, yaklaşımlardan bahsettim. İlginç geldi onlara da. Kaydettiğim bu son kızla daha öncesinde, beş ya da altı kez görüştük sanıyorum. İki yıldır tanırım. İyi anlaşırız kendisiyle. Öyle olmasaydı böyle bir kaydı yapmama muhtemelen izin vermezdi. Yalan söylediği yerler olduğunu pek sanmıyorum. Sonlara doğru, biraz da alkolün verdiği rahatlıkla, "aç, anlatacağım" diyordu. Bu konuyla ilgili bir kitap ya da senaryo yazacağından bahseden bir arkadaş için röportaj yapmayı da kabul etti.

...
Ben seksi severim, peki tamam, biraz fazla severim, ama gene de ekstrem fantazileri olmayan bir adamım. Benim için bu iş daha çok ritüel; biraz uyum, biraz şiddet, biraz can yakma, biraz hayvanlık, şehvet, kadını izlemekten zevk alma durumu. Penisi çileğe bulayıp hatunun boğazına dayanmak tamam, ya da, etek sıyırıp kafayı aynaya, yatağa, duvara yan bastırarak izlemek tamam, ufak tefek oyuncaklar da kabul, peki, arada bir de ffm üçlü yapalım, ama çok fazla ötesi yok. O kadar. Karşımdakinin sınırlarına da saygı gösteririm. Zorlarım, ama saygı gösteririm.

Ama merak ediyorum, başka insanlar ne yapıyor? Bu kızlar, ne tür durumlarla karşılaşıyorlar, neleri görüyorlar, hangi durumlara şahit oluyorlar. Merak ediyorum. Soruyorum. Bloga başlamadan önce de sorardım. Kişisel bir merak bir nevi.


Önceki kayıtlardaki tecrübeme dayanarak, "ilk sefer nasıl oldu" sorusunu bu defa en başta sordum. Bu işi yapan bir arkadaşının yardımıyla, gayet bilinçli olarak başlamış. Para kazanmak için. Biraz, iyi para kazanmak için. 3 senedir bu işi yaptığını söylüyor. Kazandığı parayla kendine bir ev almış. 17 yaşında evlenmiş, 10 yıl evli kalmış, boşanmış, genç yaşta bir çocuğu var.

Daha önce hiç görmediği bir insanla -müşterileri arasında kadınlar da var bu kızların- seks yapmanın nasıl birşey olduğunu sordum: İlk kez gidiyorsa, müşterinin "sapık" veya "şiddet eğilimli" olmasından her zaman korktuğunu, ama müşteri normalse, bazen zevk aldığını, bazen arka arkaya çok iş olduğunda numara yaptığını, bazen de orgazm olduğunu anlattı. "Müşterisine göre" diyor.

Çalıştığı mamanın zor kullanıp kullanmadığını, tehdit edip etmediğini,  yeni kızların nasıl geldiğini anlatmasını istedim. Kızlar, kendi istekleriyle geliyorlar, daha çok tanıdıkları, arkadaşları aracılığıyla geliyorlar. Geri dönmek isteyeni kimse zorla tutmuyor. Başladıktan bir hafta sonra ağlayarak geri dönenler olduğu gibi, kazancına bakıp devam edenler de var. Vize süresi biten gidiyor, sonra tekrar geri geliyorlar. Amaç hepsi için aynı, para kazanmak. Ülkesinde bir ay çalışıp 300 dolar kazanmaktansa, bu işi yapmayı tercih etmişler. Bu durum sadece yabancı uyruklu kızlar için geçerli değil, bu işi yapan herkes için geçerli.

Bu işteki ortalama fiyatlar bellidir, aksaray ve normal mamaların normal kızları 150-200 dolar ya da lira alır. Ama bunun yanında, parası olan kitleye hitap etmeye çalışan hatunlar da vardır. İndirim yapmazlar, sürümden değil, değişik istekleri karşılamaktan, servis kalitesinden kazanırlar. 4-5 saatlik, oyuncaklı, fantazili bir seans için 500-600 öroyu gözden çıkaracak çok adam olduğu gibi, bu parayı kazanmak isteyen kadın da çok.

Zorla çalıştırılan kızlar meselesi var bu dünyayı bilmeyenlerin kafasında. Ben hiç rastlamadım açıkcası. Varsa da, kolluk gücü buna izin vermez. Defalarca yazdım, bir kez daha yazsam elim aşınmaz, bu işte zorla güzellik olmaz. Zor şartlarda çalışan olabilir, bu başka birşey. Ama zorla çalıştırmaya rastlamadım. Bu iş, tamamen bir "iş". Piyasa, arz, talep, fiyat, katma değeri yüksek servis... Bir iş yaparken neler geçerliyse, bu işte de aynen öyle.

#
Müşterileri çoğunlukla evli adamlar bu kızların. Bildiğiniz, normal, evli adamlar. Kimisi kırk yılda bir, kimisi sıklıkla yapıyor. Bana da bazen soran oluyor, yazdıklarıma bakıp "sıklıkla" bu kızlara gittiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Belli bir frekansım yok, bazen ayda 5-6, bazen 2-3 ay boyunca hiç. Maddi ve hormonal durumlara bağlı.

Evli adamların haricinde, biraz farklı olan müşteriler de var: videoda izlediyseniz, 75-80 yaşında adamlardan bahsediliyor, takma dişlerini kenara koyup seks yapan ihtiyar delikanlılar. Yok, öveyim ya da yereyim diye yazmıyorum, ilginç geldiği için yazıyorum. Eğer seks, o yaşta hala bir ihtiyaçsa, bu adamların bu ihtiyacı başka bir şekilde giderme yolu var mı? Yok. Ya kendisiyle oynayacak, ya da bu kızları çağıracaklar.

#
Bunu sıklıkla duymaya, hatta ilk ağızdan şahit olmaya başladım bu aralar: buluğ çağına gelmiş oğluna eskort ayarlayan babalar var. Ciddiyim. 14-15 yaşındaki genç erkeklere babaları eskort kız ayarlıyor. Sizin kulağınıza nasıl geliyor bilmiyorum da, bence çok tehlikeli, gereksiz ve riskli bir iş yaptıkları. Düşe kalka da olsa, erken de olsa, geç de olsa, her erkek bence normal olanı yaşamalı önce. Düşünsenize, bir tarafta profesyonel olarak bu işi yapan bir kadın var, diğer tarafta henüz ilk tecrübesini yaşayacak genç bir erkek. Hatun dalga geçse, hayatı kayar çocuğun.

Şu veya bu sebepten ilkini henüz yaşamamış, aklı başı yerinde bir erkeğin eskortlara gitmesini anlarım, hatta normal karşılarım, ama bu, abes.

#
Fiziken özrü olan, bacağı veya bacakları olmayan bir müşterisinden bahsetti. Normal mi? Hem de son derece.

#
Bunu çok duyuyordum kızlardan ama, pek yaygın olduğunu düşünmüyordum. Normal bir hetero gibi davrandığı ve seks yaptığı halde, anal olarak uyarılmaktan hoşlanan erkek sayısı benim tahminimden daha fazla galiba. Parmağa veya vibratöre prezervatifi geçirip müşteriye anal seks yapıyorlar. Sadece bunu yaptıranlar da varmış. Bunu isteyenler de gene, tahmin edebileceğiniz gibi çoğunluğu evli adamlar. Eşcinsellikle ilgili herhangi bir tabum yok kafamda, bana uymaz derim en fazla kişisel olarak. Gene, ilginç geldiği için yazıyorum. Aslında değişik hikayeler var bildiğim bununla ilgili ama, şimdilik girmeyeyim.

#
Türk erkeğinin, tabiri caizse "götçü" olduğuna artık kanaat getirdim. Benim de yapmadığım iş değil, seyrek de olsa arada bir yaparım, hatununa göre, duruma göre. Bu genel eğilimin niyesine, sebebine girmeyeceğim. Zevk meselesi deyip geçeyim.

#
Sünnetli mi daha iyi yoksa sünnetsiz mi diye arada tartışılıyor bazen. 5posta'da bununla ilgili yorumlar, Fenasi'nin yazdığı yazılar vardı. Hatun açısından bakılırsa, sünnetsiz daha hijyen ve sorunsuz gözüküyor. Bilemiyorum, ben hatunun yalancısyım. Sünnetsiz olmanın da nasıl bir etkisi olduğunu tecrübe etme şansımı küçükken kaybettim.

#
Bu kızlar bazen mamalarını değiştiriyorlar. Bazı mamalar despot, kızların nerede olduğunu, kendi başlarına iş yapıp yapmadıklarını kontrol ediyor. Kız müşteriye gitmeyi reddederse, ceza kesiyor, hastayım, yorgunum  dinlemiyor. Kimisi de var, kızlarını düzenli olarak sağlık kontrolüne gönderiyor. Mama değiştirme durumunda şöyle birşey oluyormuş; yeni gelen kız eğer bir arkadaşı vasıtasıyla geldiyse, kızı getirene 1000 dolar veriliyor, yeni gelen kız da mamaya 1000 dolar borçlanıyor. Artık çalışarak mı ödüyor, yoksa nakit mi veriyor sormadım. Kızların müşteriden aldığı paranın yarısını mama alıyor. 1000 doları geri ödemek için gerekli hesabı siz yapın artık.

Bu kızlar niye kendi başlarına değil de -malum internette kolaylıkla kendi reklamlarını yapabilirler- mamalarla çalışıyor derseniz cevap şu; çalıştıkları mamaların çok büyük bir çoğunluğu geniş bir müşteri networküne sahip. Videodaki kızın maması 17-18 yaşındayken Türkiye'ye gelmiş, eskortluk yapmış, oturma iznine sahip 30'lu yaşlarında bir hatun.

#
Yeni nesilde bir sorun mu var, yoksa hatun anlatırken mi abarttı bilmiyorum. Genç erkeklerin bir kısmının seks yapmak yerine, bakarak mastürbasyon yaptığından bahsetti. Okşama var, öpüşme var, ama sıra sekse gelince mastürbasyon yapmadan dikilemeyen, boşalamayan erkekler. Fazla porno izleyip 31'e vurmanın etkisi midir, yoksa başka birşey mi emin değilim.

#
17-21. dakikalar arasında biraz bana yağ çekiyor, biraz da müşterilerin anlattıklarından bahsediyor. Kimlerin bu kızlara ne için gittiğini ben yargılamam ama, anlaşılan epey bir müşteri karılarını şikayet ediyor bu kızlara.

#
Türk erkeğinin ortalama penis boyunu sınıflandıramadı. Çok büyükler de var, çok küçükler de var diyor. Ruslarla karşılaştırınca standart sapmamız yüksek sanırım.

#
Bu kızlar sevgili de ediniyor. Bunu da defalarca duydum. Sevgili olan erkekler, kızların ne yaptığını biliyor. Bir beleşçilik durumu gibi geliyor bana. Hatunun ettiği laflardan biri "türk erkek çok yalancı".

#
İlginç yerlerden biri de, fantazi için bu kızları çağıran çiftler üzerineydi. "Türk kadın önce istiyor, sonra kızıyor, sonra kıskanıyor". Seks hayatını renklendirmek isteyenin ne yapacağını ben bilemem elbette ama, aranıza bir eskort kız/erkek alacaksanız, bu insanların bu işi profesyonel olarak yaptığını unutmamakta fayda var. Misal, bu kızların çoğu, prezervatifi ellerini kullanmadan penise takabilir.



Bu hatunla 4 saatlik bir seans yaptık. Uzuna yakın boylu, biraz da kaslı bir hatundur. Daha önce de dediğim gibi, iyi anlaşırız kendisiyle.

Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.


Read more...

questionnaire



* evliadam

Read more...

arkası yarın

Read more...

sms

ilkbahar 2010 yeni koleksiyon geldi, degisik modelleri var. bize ugrayin. deneyin. saygillar. marinmoda

3 gün önce telefonuma gelen sms. Kelime hataları ve cümle yapısı gönderene ait, değiştirmedim. Gönderen kadının adı Marina. Kendisi, müşteri portföyünün epey geniş olduğunu tahmin ettiğim mamalardan. Gene de, işler kesat olmalı ya da yeterince açık değil herhalde ki, kendisini hatırlatıyor. Daha önce kurban bayramında da mesaj attı, arada bir de kandil kutlar kendisi. Son derece usturuplu mesajlarla kutlar bayram ve kandilleri, rus olduğunu düşününce, insan duygulanıyor. Bir seferinde de "yeni turlarımız var, bakmadan geçmeyin, marintur" gibilerinden bir mesaj göndermişti. Şahane kızları vardı eskiden, şimdi tek tük kaldı o iyilerden, aradığımda "şu burada mı, bu burada mı" sorularıma "yok" cevabı aldığımda kız istemiyorum genelde. 2 sene öncesinde kızlarına istediği rakam iki saat için 200$ idi, şimdilerde 150$'a düşürdü. Eskiden eskortluk yapıyormuş bu da.

İlginç bir durum aslında bu, bir işi biliyorsunuz, ya da bildiğinizi düşünüyorsunuz, "neden kendi işimi kurmayayım" sorusu düşüyor insanın aklına. Kimisi beceriyor bunu, kimisi  beceremiyor. İş planı önemli. Ben de benzer bir kararı aldım alıyorum kaç zamandır, yapacaklarım bitemediğinden yarım bırakıp gidemiyorum. İş planı hazır aslında. Yer mi? Bence yer. Kime hitap edeceksiniz, servisiniz nasıl olacak, müşteri profiliniz ne olacak, hedeflediğiniz kitleye hitap edebilecek donanımınız var mı, sunduğunuz hizmette farklılaşma yaratabilecek misiniz, bunu nasıl yapacaksınız, bir sene sonra nerede olmayı planlıyorsunuz, para kazanmadan ne kadar dayanabilirsiniz, nakit akışını ayarlayabilecek misiniz, aylık işletme sermayeniz ne kadar olacak, rakiplerinizin konumu ne, bir swot analizi yapsanız sonucu ne çıkar. Çok önemli sorular bunlar işinizi kurarken. Bir işi iyi biliyor olmak tek başına yetmez, planınız da olmalı. İşi biliyor olmak başka şey, o işi döndürebilmek başka şey. Ayrı donanımlar istiyor. Swissair vardı bir dönem, onca varlığına rağmen nakit akışını ayarlayamadığı için bir haftada iflas bayrağını çekti. "Benim filomun büyüklüğü şu kadar". Yemez. Uçağını kaldıracak yakıta nakit para veremiyorsan, batarsın.  İş mevzusu uzun. Bu konular bitince, -bitmez de, sıklığı azalınca- naçizane yazmayı düşünüyorum.
...

Kontak bilgilerini ben kesinlikle telefonuma, kullandığım bilgisayarlara kaydetmem. Daha önce yazdığım postalarda önerilerde bulunmuştum. Dileyen bir göz atsın. [1], [2], [3].  Yazılı çizili elimde birşey bulundurmam.  Bazı kontakların bilgilerini ezbere bilsem de, kendime bir mail atarım. İhtiyaç duyduğumda da açar bakarım. Gene de, gönderilen bu sms'lerin yaratıcılığı fena değil. Okurlardan biri de "yeni modellerimiz gelmiştir, test sürüşüne bekleriz" gibilerinden bir başka örnek vermişti zamanında. Beni takip eden hanımlar! Kocanızın, sevgilinizin telefonuna böyle mesajlar gelirse işkillenebilirsiniz.

İş dedim de, Marina'ya sormak isterim; senin servis kalitenin bir standardı var mı? Kime hitap ediyorsun? Bir iş planın var  mı, yoksa haybeye mi gönderiyorsun bu mesajları. Müşterinin azmış olma ihtimali üzerine olur mu bu iş? Oturup telefon mu bekleyeceksin? Kadın, nihayetinde kadın, hizmetini farklılaştıracak birşeyler düşünüyor musun? Misal, bir striptizi standart hizmete dahil etsen, en sonunda da bir blowjob seansı yaptırsan kızlara, şimdikinden daha iyi bir customer loyalty yaratabilirsin. Yoksa iş kıza kalır ki, onun da iyisi var, kötüsü var.

Marina'nın hatun kaynağı iyi. Yıllardır onunla birlikte çalışan hatunların yanısıra düzenli bir sirkülasyonu da var. Yani, kızlarının bir kısmı aralıklarla değişiyor. Kimi kızları var ki, yüzlerine bakmaya doyum olmaz. Kozmos baba resmen ayrı mesai harcamış bunları yaratırken. Müşteriyi, harcayabileceği tahmini paraya göre segmente etse, misal ikiye bölse; daha iyi servis için daha fazla para harcayabilecekler ve diğerleri şeklinde. Her iki gruba göndereceği kızları ayırsa, her grup için detaylı bir sop yazsa, harcayacak parası olanın prosedürüne katma değeri! yüksek hizmetler koysa, bence şimdikinden daha iyi durumda olur. Tabii, kızların bu sop'lere uyup uymadığını arasıra kontrol edebileceği metodları da geliştirmeli.

Ben bu aralar gene iş planım üzerinde çalışıyorum da, ben olsam ne yapardım diye kendi kendime konuşuyorum. Aranızda pezevenk olmayı düşünenler varsa, danışmanlık yapabilirim.

Read more...

the Oksana

- Hatun iyi diyorsun yani?
- İyi dedik ya be kardeşim.
- Eminsin?
- Son üç aydır sadece bu hatuna takılıyorum diyeyim sana.
- İyi peki, ücret?
- 2 saatine 250 € ister bu hatun.
- Oha! Kim kimi sikiyor peki?
- İstersen ötekilerden dene. Seçim sana kalmış Evli!
- Ulan bak memnun kalmazsam, gelir ensende boza pişiririm!

...

Benim, kadınlarla aram hep iyi oldu. İyi oldu derken, reddedildiğim durumlar da vaki elbette. Hele, erkekliğe yeni adım attığım dönemler tam bir faciaydı. Güzel bulduğum kızlara aniden ve süratle aşık oluyor, daha da hızlı bir süratte, yüz bulamıyordum. Öyle ki, yüz bulursam nasıl karşılık vereceğim konusuna hiç kafa yormadım. Tabii bunda, yaşımdan hızlı giden boyumu dolduramayıp, geçici bir süre garip bir görünüşe bürünmüş olmamın ve yatılı okulun üstüme yapıştırdığı zibidi-serseri karışımı duruşun da etkisi vardı.

Sonraları bu durum değişti. Her yaz gittiğimiz tatilde bir "alamancı" kız, gece kumsalda beni öyle bir muameleye tabi tuttu ki, ben, neye uğradığımı şaşırdım. O güne kadar teoride kalan bilgilerimin pratiğini de birlikte yaptık. Daha çok o yaptı, ben, doğaçlama yeteneğimin yüksek olduğunun farkına vardım. Döndüğümde kendimi "lady killer" gibi hissediyordum. Sonrasında, gene yüz bulamadığım durumlar olsa da, bunun sıklığı zaman geçtikçe azaldı. Yaşımdan hızlı giden boyumu doldurdum, elim ayağım düzeldi. Üstüne, bir miktar karizma ekledim, bir miktar da laf edebilme yeteneği. O dönemler, genç, yakışıklı, potansiyel karizmatik bir erkek olarak maymun olduğum durumlar olsa da, üstüme alınmadım. Takıldığım, asıldığım, yüz bulduğum, bulamadığım her kadından birşeyler öğrendim. Bu kısım uzayacak. Burada keseyim. Falan...

Aynı anda iki sevgilim olmadı hiç ama, bir sevgilim varken kırdığım cevizleri toplasam, bir torbayı doldururum herhalde. Kadınları çok sevsem de, bugüne kadar iki kez aşık oldum. İkincisiyle evliyim. Evlenmeden önceki son bir sene, benim ömrü hayatımda en aktif olduğum dönemdi. Yok, o dönemki sevgilim, şimdiki karımla değil sadece. Tanıdığım, aklıma takılan hatunları ziyaret ettim, hal hatır sordum. Yenilerini tanıdım, hal hatır sordum. O dönemde, karımla ayrı şehirlerde yaşıyor olmanın avantajını epey kullandım.

Evlendikten sonra, eşimden başka bir kadınla birlikte olmamayı düşündüm. Buna da uydum uzun bir süre. Arada, evli olduğumu bildiği halde kuyruk sallayanlara kılıç çekmek istesem de, çekmedim. Kaçamak yapmadım. Canım çekmediğinden değil, yapmamayı seçtiğimden. Yaklaşık 5 sene kadar.
...

- Otel tavsiyen var mı?
- Ben, bizim garsoniyere atıyorum hatunları, keyfine göre seç işte bildik otellerden birini. Ucubik bir yer de olmasın, hatun biraz havalı, gelmeyebilir.
- Sorun çıkmasın?
- Birşey olmaz, merak etme. Sen hatuna oda numaranı söyle sadece.

Aşağı yukarı bu minvalde dönen bir konuşma. Ben, henüz bu işlere fiilen hiç bulaşmamışım. Konuştuğum adamsa, üniversite yıllarından tanıdığım, katmerli bir zampara.

Maçka parkının tam karşısında, önceden birkaç kez kaldığım butik bir otelden yer ayırttım. Abartısız, fakat rahat bir yer. Odanın duvarında büyük, hakikaten büyük aynalar var, tavandan yere kadar. Randevulaştığım hatun, ortalama fiyatlar 100$ civarında iken neredeyse iki katı para isteyen, ama çok övülen, Oksana nam bir rus kızı. Ben de hayatımda ilk kez, para vererek seks satın alacağım.

Akşamüstü erken sayılabilecek bir saatte, otelin kapısından girdim. Odaya çıkıp, üzerimdeki takım elbiseden kurtuldum. Rus kızının gelmesine bir saat vardı daha. Duş aldım. Yanımda getirdiğim kıyafeti geçirdim üstüme, viski bardağını yarısına kadar doldurup, üzerine su ekledim. Koltuğa kaykılarak oturup, beklemeye başladım.

Kapıyı açtığımda gördüğüm hatun, beklediğimden daha sade ama daha şık, her halinden işini iyi yaptığı belli olan, ama bu profesyonelliğini yumuşak gülüşüyle örtmeyi becerebilen, yaratılıştan torpilli bir kadındı.

- merhaba, ben Oksana
- Evli!

Tokalaştık.

Boynunda sahte mi değil mi anlayamadığım inci bir kolye,  hafiften duyduğum coco kokusu, iş kadını tarzındaki eteğinin üstünden belli olan abartısız ama güzel kalçaları, zarif ayakkabısı, siyah çorapları ve elinde çantasıyla önümden süzülüp diğer koltuğa oturdu.

- Birşey içer misin?
- Ben çok içmem, ama sana eşlik ederim.
- Viski?
- Olur. Bol buz koyar mısın?

Buz yoktu, oda servisinden istedim.

- Arkadaşın, sana özel ilgi göstermemi söyledi bana.


Türkçesi düzgün. Oksana'yı dışarıda görsem, süzerim uzun uzun, para karşılığı hizmet veren bir kadın olduğunu tahmin etmek zor. Giydikleri, konuşmaları, davranışları çok dozunda. Abartısı yok. Ama kadınsılık akıyor üstünden. Ücretini, üzerine biraz daha koyarak uzattım. Havadan sudan bahsettik.

Oturduğum koltuğu aynanın karşısına sürükledi Oksana, boynumla yüzüm arasında bir yerden, eğilerek öptü, yüzü aynaya dönük halde, dans etmeye başladı. Aynadan gözlerimi buldu. İşveyle güldü. Elimde içki bardağı, üstündekileri yavaş yavaş çıkarışını izledim. Sadece ayakkabısı ve iç çamaşırıyla kaldığında, üstü de tamamen çıplakken, benimle ilgilenmeye başladı. O iki saat, sadece koltuk ve ayna karşısında vakit geçirdik. Yatağı kullanmadık. Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.

- Hoşuna gitti mi?

Koltukta çıplak, arkama yaslanmış, edep yerimde bir havlu varken, kafa salladım. Kız, iyiydi. Numara yaptığı yerler olduysa da, bunu bana farkettirmeyecek kadar iyiydi.

- Tanıştığıma çok memnun oldum Evli.
- Ben de Oksana.
- Görüşmek istersen, başka kız arkadaşlarım da var.
- Bakalım.

Oksana'yı ve efradını, beş ya da altı kez daha gördüm sonra. Onun üstünden tanıdığım her kız, güzeldi.

Duş aldım. Giyindim. Koltuğa tekrar oturmadan önce, bardağın yarısını doldurdum.
Su, eklemedim.

Read more...

Şaplak

Nerde lan benim klavyem!

Yazasım geldi a.q.

Ufak ufak haberlerini almaya başladım senin cemaat, afferim, yavaş yavaş hizaya geliyorsun. Lan o'lum şu dünyaya bir kere geliyoruz zaten, onun da tadını çıkarmak lazım de mi. Biri mail atmış Evli abime, "zina günahtır" demiş, ben de sordum "abi cehennemlik miyiz biz hakkaten" diye. "Cennet cehennem yoksa, biz öldüğümüzde zaten bunun farkında olmayacağız, o yüzden sorun yok, yok varsa ve cehennemliksek, bütün keyif ehli orada olacağından keyfe devam ederiz, haliyle gene sorun yok, yok hepimiz cennete gideceksek, göt korkusuyla dünyada kendine eziyet edip nefsine hakim olanlarla daşşak geçeriz, sen keyfine bak Cevat'cığım" dedi. "Abi emin misin, bak siki tutmayalım sonra" dedim, "sen onu boşver de köftenin marinasyonuna bir dahakine daha az balsamik koyalım" dedi. Ben ne diyorum, o ne diyor.

Geçen akşam bir ziyaret edeyim dedim aksaray'ı, biraz gözümüz gönlümüz açılsın, bayramlaşırız, belki harçlık veririm falan diye. Kızlar bildiğin gibi gözüm, ellerinden öper hepsi. Hatun seçiminde de sana önerilerim olacak demiştim daha önce, onu arzedeyim yeri gelmişken. Bir kere çok süslü, aşırı frapan, çok havalı tiplere bulaşma gözüm. Tamam ambalaj önemlidir de, bunların bir kısmı sadece ambalajdan ibarettir. Hızlı hızlı "davay davay" diye diye seks yaparlar. Hiç tadı tuzu olmaz onun da. Ben sana, kendini çok gözüne gözüne sokmayan hatunlara bakmanı öneririm. Asıl potansiyel bunlardadır. Gerçek hayatta da öyle gözüm, bakıyorsun hatunun giyime kuşama endama, diyorsun bu canavar gibidir, çıkıyor tıs. Böyle kendi halinde takılan ne cevherler var.

Bunca yılın zamparasıyım, ben bile bazen yanılıyorum gözüm. Geçen Sasha'ya soruyorum, o var mı bu var mı diye, yok dedi gene hiçbirine, tam başkasını arayayım diye düşünürken "ben sana fıstık gibi bir hatun göndericem Cevat, yeni geldi" dedi.

Hatun geldi, hayret, gayet güzel giyinmiş, hiç rüküşlüğü yok, mini etek yok, ama böyle şık bir tek parça elbise giymiş, makyaj abartılmamış. Yüz, vücut yerinde, deep french kiss felan çok hevesli, bir de striptize başladı ki sorma. Öyle her hatun yapmaz bunu kendiliğinden, kalite düştü zaten son zamanlarda iyice. Dedim "ulan Cevat yaşadın, ne güreş tutulur bununla". Hatun tam oral çalışmalara başlayacak, geçirdi kapşonu bana, dedim ulan iki öpeceksin seveceksin şunun şurasında kapşona daha var, nuh dedi peygamber demedi. E benim de prensiplerim var gözüm, gönderdik mecburen. Hevesim nasıl kursağımda kaldı bir bilsen cemaat! O saatte başka hatun da kalmamış, herkes yapmış rezervasyonunu, el elde kaldık böyle bayrak direği gibi.

Sen sen ol dış görünüşe çok aldanma gözüm.

Yazarken aklıma geldi şimdi, epey oluyor, böyle büyük, güzel popolu bir hatunla halvet haldeyiz. Pozisyonlardan doggy. İstim üstündeyim, önümde böyle süt gibi, yuvarlak bir popoyu bulunca veriyorum şaplağı veriyorum şaplağı. Canı yandı herhalde, tam kendimi kaptırmış giderken hatun döndü tokadı aşketti suratıma.

Çok abartmamak lazım bu şaplak işini cemaat.

Read more...

Tutku

Kırklı yaşlarının başında evli bir adam. Evlendikten sonra uzun bir süre vukuatı olmamış bildiğim kadarıyla. Sonra bir açıldı, pir açıldı. Aksaray'da girip çıkmadığı kulüp kalmadı. "Görerek" seçmeyi tercih edenlerden.

Ne kadar mama tanırsanız tanıyın, sevgili mamanız sizin zevkinizi bilse bile, gelen kız -eğer daha önceden tanıdığınız birini çağırmadıysanız- biraz şansınızadır. "Blind date" diye tarif ediyor ecnebi bu durumu. Yani görmeden buluşuyorsunuz, kızdan belki hoşlanacaksınız, belki de hoşlanmayacaksınız. Çok da yerinde bi tabirdir, özellikle hatun  sirkülasyonunun yüksek olduğu zamanlarda, gelen kızın haline tavrına bakıp hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu durumda en iyi yol, taksi ücretini verip kızı geri göndermektir. Eskiden -ortalamada- daha güzel hatunlar olurdu, servis de, karşılığında istenen ücret de daha iyiydi. Çok değil 4-5 sene öncesinde, 100$ civarında bir para  karşılığında 5-6 saat geçirebilirdiniz. Geçti o devirler.

Muhterem, Ankara'ya mezun olduğu okulun gününe gitmiş. Gecenin ilerleyen saatlerinde alkolün de etkisiyle kendi döneminden bir hanımla "anlattığı kadarıyla" ateşli saatler geçirmiş kaldığı otelde. Kadın evli ya da boşanmış, o da tam emin değil.

Anlatmayı seven adamlardan;
"O kadar mekanik seksten sonra acayip güzel geldi" diye yazdı ilk mesajında. Sonra kadın smsle telefonla birkaç kez yoklamış elemanı. Rahatsız olsa da en başta, sonrasında tekrar Ankara'ya gidip bir kez daha birlikte olmaya karar verdi hatunla.

Evli adamlar için eskortların avantajları çoktur, başınıza bela olmazlar, siz aramadıkça sizi aramazlar. Duygusal işler girmez araya. Temizdir. Lakin aldığınız hizmetin kalitesi gelen hatuna çok bağlıdır. Ödediğiniz rakamlar benzer olsa bile, birinden çok memnun kalmışken diğerinden hiç memnun kalmayabilirsiniz. Satın aldığınız hizmete seksi seven, anlaşabildiğiniz bir hatun denk gelirse memnun kalırsınız, gelmezse, vaktinize ve paranıza acırsınız. İlk kez yapacaksanız beklentilerinizi ona göre ayarlayın, eskortların hepsi seks uzmanı süper profesyonel insanlar değildir. Gerçi sizin libidonuz ve şehvetiniz yerindeyse bunu ne kadar takarsınız orası da ayrı mevzu'.

İşini bilen, seksi seven bir eskort sizi uçurur, en kötü ihtimalle pişman olmazsınız. Ama ne yaparsanız yapın tutkulu bir sevişmeyi biraz zor satın alırsınız. Onca kadın arasında bu kategoriye sokabildiğim hatun sayısı 4, bilemediniz 5'tir. Kötü bir rakam değil tecrübeme göre, ama "tutku", parasını ödeyip satın alabileceğiniz birşey değil.

Bu arkadaşı da cezbeden, zannımca, sadece budur. Aklı yerine zekeriyle düşünen adam profiline de pay vermek gerek.

Çok şey söylenir aslında ama, sonrasına bırakalım, bu tür ateşli sevişmelerin arkasından gelen smsler, telefonlar pek hayra alamet değil.

"Aranıyorsun" diye cevap yazdım.

Read more...

Talisker

Ben içerim. Küp gibi değil, ama içerim. Severim de içmeyi. Sarhoş olup kendimi kaybettiğimi hatırlamıyorum hiç, olduysa da, kimse bana birşey demediğinden ben bilmiyorum. Çok neşelendiğim ya da kelimeleri nizami dizemediğim zamanlar sayılıdır, ağzımla içiyorum genelde. Adamını ya içki masasında ya da seyahatte tanırsın derler. Son derece doğru bir laf.

İyi sohbete zaten iyi gider alkol. Hele dostlar arasındaysanız, süper olur. Neşenizi bulursunuz. Alkol aldıkça mı sohbet açılır, yoksa sohbet açıldıkça mı alkol alınmaya başlanır emin değilim. Çok da farketmez, birlikte iyi gider.

İş yemeklerinde size kesinlikle dozunuzu bilmenizi öneririm. Yemektir, samimi oluyoruz, kaynaşıyoruz şunun şurasında ne var ki demeyin asla. İş, her zaman iştir. İşte size not verecek olanlar, bir de alkollüyken görmek isterler bazen. Kendinizi kaybedip kaybetmediğinize bakılır kesinlikle. Eğer 2-3 kadehle kafayı buluyor, saçmalamaya başlıyorsanız, sınırınızı bilin, ve ona göre davranın. Umut vaad eden yetenekli bir çalışan bile olsanız, içki masasında kendisini dağıtıyorsanız madara olursunuz, notunuz verilir, gelebileceğiniz yere karar verilir. Naçizane, aklınızda bulunsun.

Ben her içkiyi içerim, çok ayırmam, favorilerim var elbette, ama sadesini severim. Kadınlar da hedef kitleye dahil olunca değişik değişik şeyler çıkmaya başladı. Kavunlu votkalar, çilekli falanlar. Pazarlama hilesi gibi geliyor bana daha çok. İçilebilsin diye tadını değiştirecekseniz ya da seyreltecekseniz başka şeyler deneyin bence. Asıl tadı bozmamak, önemlidir.

Kokteyller var mesela, bence kişilikli içkinin kendisine hakarettir. İki elim kanda olsa içmem. İçene karışmam ama, bence yanlış. Hem bir defa, alkolle tatlılı şeyler olmaz zinhar -ki kokteyllerin çoğu tatlıdır- kafayı çabuk bulursunuz. Acı geldiğinden içemiyorsanız, bir miktar tatlandırılabilir, ama eser miktarda olmasına dikkat etmek gerekir. Alkolün tadı tatlı değildir, doğasına uygun içmek lazım gelir.

Viski severim. Votka severim. Şarap severim. Aydın Boysan'ın dediği gibi, bütün içkiler metresimdir, asıl nikahlı karım rakıdır. Rakıya burun kıvırıyor bazı kendini bilmezler. Rakı, içkilerin şahıdır. Avam bulanlar var. "Hadi ordan" deyip geçeyim. Rakının bir tek eksiği varsa o da muhabbetsiz gitmediğidir. Rakı, sarhoş olmak için içilmez, ya muhabbet içindir, ya da demlenmek için. Tek başına da demlenilebilir bazen. İkisi de olmayacaksa diğer içkileri tercih ederim.

Öyle şekilsel şeylere pek takılmam ben, rakıyı çay bardağında da içerim, farketmez, ama adabı nedir öğrenip ona göre içmeye çalışmalı herşeyi. Amaç demlenmek olmalı, tadını kaçırıp rezil olmak değil. İçkili yemeklerde sıklıkla görüyorum kendini kaybedenleri, önce bir neşeleniyorlar, sonra ses tonları yükselip neredeyse bağırarak konuşmaya başlıyorlar, sonrasında da rezillik. İnsan kendini bu kadar kaybetmemeli dışarıda.

Viskiye votkaya redbull misali şeyler karıştırıp içmek pek bir moda uzun süredir, hadi gelen kızlar neyse, onlar bilmiyorlar diyelim, herkes mi böyle içer. Meyve suyu vs. koymadan içmiyor kimse, özellikle de kadınlar. Ne büyük sorumsuzluk! Viskiye normal şartlarda sadece su eklenir, üçte bir kadar, ya da en fazla yarısı kadar diyelim. Ve oda sıcaklığında içilir. Çoğu viskinin tadı kendine özgüdür, damıtıldığı derenin suyuna göre, bekletildiği fıçıya göre, dinlendirme süresine göre değişkenlik gösterir. İyi bir viskiden bir yudum aldığınızda, yudumun geçtiği yerleri tek tek, santim santim hissedersiniz. Mideye vardığında hissetiğiniz tat, bütün vücudunuza yayılır, ısınırsınız birden. Keseye zararı karaciğere zararından fazla olan talisker ve lagavulin takdire şayandır. Harcayacak çok param olduğundan değil, bir şekilde dolaylı yollardan müşterimiz olduklarından arasıra gelirdi, kimselere bırakmazdım. Patron hariç, ona dişim geçebilemiyor.



 
 Şarapta güzeldir. Benim doğduğum yerde neredeyse herkes kendi şarabını kendisi yapardı. Eskisi kadar olmasa da bu alışkanlık halen devam ediyor. Şarabı bazıları bir ukalalık malzemesi olarak kullanıyor, uzmanıymış gibi davranıyor, sinir oluyorum. Kardeşim şarapta tadı belirleyen, kullanılan üzüm veya üzümlerin cinsidir. Bitti. Rekoltesine göre, üreticisine göre tad biraz değişse de, aynı üzümden yapılan şarabın tadı aşağı yukarı hep aynıdır. Dolayısıyla markadan ziyade, hangi üzümün şarabını sevdiğinizi aklınızda tutmanız yeterlidir. Aynı üzüm her yörede aynı tadı vermez, o yüzden menşeini de dikkate almak gerekebilir, onu da bilmek pek kolay değil malesef. Güzel şarap size göre kalecik karasıdır, bana göre çal karası. O da damak tadı artık. Bir de "yıllanmış şarap gibi" bir deyim var ama, her şarap yıllanmaya gelmez.

Şarabı açar açmaz içmemek gerekir, bir 10-15 dakika mümkünse ağzı daha geniş bir şaraplıkta havalanırsa daha güzel olur. İçtiğiniz şarap sizde başağrısı yapıyorsa - ki bu içer içmez değil, ya ertesi sabah ya da 4-5 saat sonra ortaya çıkar - aynı üzümün farklı üreticisini de deneyin derim. Başağrısı genelde kükürtten kaynaklanır, o da şıranın sirkeye dönüşmemesi için gerekli bir malzeme. Eğer şarabı kendiniz yapıyorsanız ve çabuk tüketecekseniz kükürte hiç gerek kalmayabilir.

Yeri gelmişken, bir de rakıya buzu direkt atanlar var; yapmayın, nimete saygısızlık ediyorsunuz. Tadını bozarsınız. İlla ki buz koyacaksanız bari su ekledikten sonra koyun. Olga -ki sıkı içen hatunlardan biridir bugüne kadar gördüğüm- bana votkayla birlikte çay içmenin adet olduğundan bahsetmişti. Şekersiz çay tabiki. Daha çok içilebiliyormuş o zaman. Denemedim hiç.

Takıldığım yerlerde uzun süredir pek göz önünde değilim, çok sesim çıkmıyor artık. Kafa dengi olanlarla da muhabbeti çoktan başka ortamlara taşırmış durumdayız zaten. Hiç tanımadığım kişilere referans olmam asla, ya yüzyüze tanıyacağım, ya da yazdıkları, kelamı güven verecek.

İyi hoşbeş ettiğimiz bir adama referans oldum en son. 4 ay kadar önceydi. Yüzünü görmesem de, yazdıklarına güven duyup iki eskortun telefonunu verdim. İsmimi vererek hatunlardan biriyle birlikte olmuş. Seans son derece keyifsiz geçmiş. Adam kıza şiddet uygulamış. Epey bir darp etmiş kızı. Bir iki kadeh içelim diyerek başlayan keyif dayakla neticelenmiş. Kız beni arayıp epey bir saydırmıştı rusça. Anlamasam da, pek iyi şeyler söylemedi sanırım. Hatunu o günden beri aramadım ama, arasam da bana hizmet vereceği şüpheli. Adam da yazdığım hiçbir mesaja cevap vermedi.

Şişede durduğu gibi durmuyor bu meret. Kararında içiniz.

Read more...

Natalya- the most...

-En ilginç müşterini anlatsana Natalya?

-Evli bir çifte gitmiştim. Kadın oturup kocasıyla sevişmemi izledi.

Kadın sadece izlemiş, hiç bir harekette bulunmamış. Konuşmamış bile.

"Başka?" diye sordum, "daha bitmedi" dedi. Aynı çifte bir süre sonra tekrar gitmiş. Bu sefer önce ayrı ayrı ikili, sonra da grup seks yapmışlar, kadın aktifmiş, strapon kullanmış. Adam da bunları izlemiş bir süre. "Karısı daha iyi sevişiyordu" diye de not verdi gülerek.

- Sık sık oluyor mu böyle evli çiftlere gittiğin?

Gittiği bir başka çiftte de, kadına nasıl seviştiğini göstermiş, oraldan anala uygulamalı bir seks dersi olmuş anladığım kadarıyla. Adamla daha önceden de bir kez birlikte olmuşmuş.

-Peki başka?

Bir seferinde de, adamın karısı veya sevgilisi bunları halvet haldeyken basmış. Kadın, bir adama bir natalya'ya uzun uzun bakıp birşey demeden çıkıp gitmiş.

Read more...

Buddha

Ey cemaat!

Ulan Evli abim de alıyor sazı eline, bırakmak bilmiyor a.q. Yok pişmanlık, yok 31'in tarihçesi falan. Yemek tarifi bile verdi a.q. Oldu olacak bir de şiir yaz, uzun hava koy en içli tarafından, tam olsun a.q! Ben de olmasam tekkeye döndürecek burasını.

Ey cemaat, sana daha önce cesaret aşısı yaptım, bu sefer de şurup vericem. Daha da olmazsa sokarım iğneyi münasip yerine. Çok şey kaçırıyorsun, haberin yok lan!

Senin hallerini sen benden iyi bilirsin de, ben gene de hatırlatayım sana. Senden önce kim kalkıyor lan sabahları? Haa? Bildin. Zekerin kalkıyor. Seninkisi ulan seninkisi, küçük cemaat! Hiç açıp da baktın mı "ne diyor bu herif" diye? Halini hatırını sordun mu? "Sen niye benden önce dikiliyorsun arkadaş  her sabah her sabah" dedin mi hiç? Herif sana her gün, her sabah bıkmadan usanmadan gövde gösterisi yapıyor. Niye diye bir sordun mu  cemaat? Ulan bizim önce zekerimizi yaratmış gurban olduğum, sonra etrafına bizi monte etmiş. Konuş onunla, öyle tokat atıp geçme, bir dinle, belki sana hayatın sırrını verecek? Ne biliyorsun vermeyeceğini?  Belki senden iyi biliyordur a.q.

Görüyorsun değil mi hatunları, seni sınıflandıra sınıflandıra bitiremediler. Erkek, yok öyle olurmuş, yok böyle olurmuş. Hem gentilmen olacak, hem koruyup kollayacak, hem kibar olacak, hem düşünceli olacak, hem geniş omuzlu olacak, hem esprili olacak, hem zeki olacak, hem... Ohhooooo o! Skerim lan böyle aşkın ızdırabını! İyi hadi hepsine tamam dedik diyelim a.q., eee, yatağa gelince n'apıyor bu hatunlar? Elde edene kadar o cilve senin bu cilve benim, numaranın bini bir para, ambalaj süper, geçiyor altı ay başlıyor başları ağrımaya, yok çok yoruluyorlarmış işte, yok öyleymiş, yok böyleymiş. Sanki biz işe gittiğimizde daşşak kebabı yapıyoruz a.q.

Ondan sonra da işlerine gelince "sen erkeksin". Lan! Böyle erkeklik mi olur a.q., soğan erkeği misin sen cemaat? O'lum bak, sana veriyorlar gazı veriyorlar gazı inceden, sen de yiyorsun gözüm. Bütün angaryaları yıkıyorlar sana, sesini çıkartacak olsan yok düşüncesizsin, yok anlayışsızsın, yok beni anlamıyor oluyorsun. İki kedi bakışı bakıveriyorlar, sen de yumuşuyorsun a.q. Lan bir de bu beni anlamıyorsun ziki var. Peki, anlamıyoruz diyelim, soruyoruz derdin ne, anlat diye, tırı vırı, ne söyleyeceklerini de bilmiyorlar, laf geveliyorlar a.q. Hem anlatmayı beceremiyorlar, hem de beceremedikleri şeyi anlamamızı bekliyorlar. Manyak ulan bunlar!

Kırk yılda bir güreş tutarsın. O da grekoromen a.q. Ulan güreş dedin mi yağlı güreş olur, ecdad usulü olur, yaka paça dalarsın. Greko ne ulan!

Ey cemaat!

Lafımı unuttum a.q.

Sana bir anımı anlatayım. Oku da, neler kaçırıyorsun bil diye anlatıyorum. Geçen aylarda tavsiye üzerine çekik gözlü bir hatunu çağırdım. Öyle Kazak felan değil gözüm, bildiğin uzakdoğulu. Gündüzleri normal bir işte çalışıp ekstradan da arasıra böyle takılan bir hatunmuş. Hatun geldi şimdi gözüm, şekil şemali ben pek birşeye benzetemedim en başta, yolun başındayken göndereyim diye düşündüm önce. Hatun da dilli mübarek, konuşuyoruz felan. Budistmiş. E dedim anlat nasıl oluyor bu buda işi, sağdan soldan soruyorum falan. Komple vejetaryenmiş, hayvansal hiçbir şey yemiyormuş, et yok, süt yok, yumurta yok. Dedi ki, havyanlar öldürülürken bilmem ne hormonları salgılarmış, onlar da zararlıymış falan filan. Vücuduna da iyi bakacakmışsın, alkol yok, sigara yok, kahve yok. Dedim ulan skerim buda'sını, ben şimdi capcaplıyken keyif almayacaksam alkolden şundan bundan, öyle inanışın ta a.q!

Erken a.q. demişim cemaat! Çok detaylı anlatmıyim, Evli abi skertir beni, şöyle bir pozisyon getir gözünün önüne gözüm. Isınma turları bitmiş, klasik cow girldeyiz, ben altta sırtüstü yatıyorum, hatun da üstümde. Ben minimal hareket ediyorum. Hatun da öyle, hafif bir kıpırdanıyor falan. Ulan! Hatun kukusuyla bir masaja başladı üstümdeyken...oha lan! Sanırsın elleriyle yapıyor. Yok böyle birşey. Bayılttı resmen beni. İstese beni içinden çıkartmayacak neredeyse, öyle güçlü sıkıyor. Acayip bişey. Kuku kaslarını kullananı gördüm de, böylesini hiç görmedim. İş bittikten sonra üstüne bir de normal masaj yaptı, pelte gibi oldum a.q. Sen durma debelen greko yapacağım diye ey cemaat!

Soruyorum, nasıl oluyor bu kuku bu kadar güçlü diye? Küçüklükten öğrenirlermiş hareketleri, hergün düzenli olarak yaparlarmış. "Ben hergün yapmıyorum ama, iyi yapan kukusuyla ceviz bile kırabilir" dedi. "Oha a.q." dedim.

Çok şey kaçırıyorsun çoook.
Müziği de çalmadan geçme, sonuna kadar dinle. Sesi aç. AAAAAAÇÇ!
Hayda bre cemaat!

Read more...

Pişman Adam

İstanbul'da fazla bir çevrem olduğunu söyleyemem. İşi kastetmiyorum, o tonla. Var olan eş dost, yıllar öncesinden genelde. Çoğunlukla da üniversiteden ve yatılı okul dönemimden.


Yenilerini edinebilmek, hele ki istanbul gibi bir telaşe kazanında, neredeyse namümkün. Bu blogun ve takıldığım diğer yerlerin bana en büyük faydası, sözü dinlenir, muhabbeti çekilir, kafa dengi insanları tanımama fırsat vermiş olmasıdır. Yazı yazıyı, söz sözü, muhabbet muhabbeti, insan insanı çekiyor. Bazılarıyla henüz hiç görüşmemiş olsak da, ya da görüşmüş olsak da, memnunum bu durumdan.

Kırk yılda bir, ama düzenli olarak yaptığımız buluşma günlerimiz var bu eski dostlarla. Kadınlar günü gibi birşey. Kurallarımızı baştan koyduk, mazaretsiz herkes gelecek, eş veya sevgili getirmek yasak. Katılmamak yasak. O gün hasta olmak, trafiğe takılmak yasak. Herkes ona göre ayarlıyor kendini. Hepi topu sekiz on kişiyiz zaten.

Vardır sizin de, bilirsiniz, sanki daha dün görmüşsünüz gibi, kaldığınız yerden konuşmaya devam edebildiğiniz insanlar. Evlimiz var, bekarımız var, dulumuz var. Muhabbet elbette hep kadın eksenli değil, ama konu sık sık buna gelir, sonra da evliliğe. Örnekler verilir, olaylar anlatılır, geyiğin dibine vurulur. Evli olanlarımızın  büyük çoğunluğunun en az bir vukuatı var. Büyük kısmı da, aynen benim gibi, başka bir kadınla ilişki yaşamaz, kaçınır bundan, paralı ya da günübirlik takılır. Hiç vukuatsızlara hepimiz birden bazen yükleniriz, dalga geçeriz, kışkırtırız ama tadında bırakırız.

Keyifli bir masada, vukuatlı evliler olarak kendi aramızda son kızlarla ilgili görüş alışverişinde bulunurken -ki bu da öyle zannettiğiniz gibi şöyle becerdim, şu kadar posta gittim tarzı bir muhabbet değildir her zaman- hiç vukuatsızlardan biri "ben de yapıcam lan!" dedi birden. Bütün  başlar ona döndü, sessizlik oldu. "Emin misin o'lum" dedik önce, "afferim ülen doğru yolu buldun sonunda" deyip sırtına pat pat vurduk. Geyiğe döktük hemen. Zaten içiyorduk ama, cesaret şurubu niyetine bir şişe güzel şarap açtık, yeterince cesareti gelmemiştir belki diye bittiğinde yeni bir şişe daha açtık. Arkadaş arkadaşın pezevengidir. Plan yapıyoruz.

Kulüplerden birine gidelim önerisi pek taraftar bulmadı, mamadan ya da serbest çalışan eskortlardan birini çağırmaya karar verdik. Arkadaşın "nasıl bir hatun istiyorsun" sorusuna verdiği cevabe istinaden portföyden uygun olanların isimleri çıkarıldı, hatun seçimi yapıldı. Telefonlar edildi, saatler ayarlandı. Plan kusursuz.

Yeterince uzun süredir evliyseniz ya da ilişkiniz varsa, başka bir kadınla seks yapmayı düşünmeyen, aklından geçirmeyen bir erkek olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Ama gene de "yapmamak" gibi bir opsiyon, her zaman için mevcut. Yapmamak derken, korktuğu için yapamayanları kastetmiyorum, yapmamayı seçenleri kastediyorum. Bunu seçenlere bir lafım yok, ne olumlu, ne olumsuz. Siz bilirsiniz.

İlk seferi yaptığınızda gerisi gelir bu işin. 99,99999999999999999%  bir daha yaparsınız. Belki kırk yıl sonra yaparsınız bir dahakini. Ama yaparsınız. Dövme yaptırmayı uzun süre düşünüp, günün birinde yaptırıvermek gibi, hoşunuza gider, bir tane daha yaptırsınız.

Arkadaşı ertesi gün aradım, hepimiz aramışız. "Hoşuma gitmedi Evli" dedi, kız mı  kötüydü sorusuna "hayır" cevabını verdi. Seks iyiymiş, ama kendisini rahatsız hissediyormuş, "Pişmanım" dedi.

"Bir kez daha yap, geçer" diyecektim. Demedim. Benden bulmasın.

Read more...

Sasha

Sasha, tanıdığım en eski mama, Rus olduğundan jargona uysun diye mamuşka da diyebiliriz. Hafızam beni yanıltmıyorsa dört ya da beş yıldır tanıyorum. Bazen şu veya bu kanaldan bir mamanın telefonu geçer elime, çoğunlukla tanıdık diğer evli adamlardan gelir kontak bilgisi. Çoğunluğunun ömrü 1-2 sene kadardır, daha doğrusu bu sürenin sonunda mevcut telefonlarından kendilerine ulaşılamaz olur. Artık enselenirler mi ya da başka birşey mi olur çok da emin değilim.

Sasha elbette gerçek adı değil, ama kullandığı nickname bu. Adı belki Alexandra olabilir, çünkü Sasha ismi Alexandra ya da Alexander'ın yerine kullanılır genelde. Bu nicknameler de ilginç bazen, kızların çoğu gerçek isimlerini kullanmazlar, bir isim seçerler kendilerine, o isimle çalışırlar.

Tanıdığım mamaların çoğunluğunun kadın olduğunu daha önce de söylemiştim. Sasha, bunların arasında tavrı ve tarzıyla en taşşaklı olanlardan biri. Anlatayım.

Sasha daha önce eskort olarak çalışmış bir hatun. Uzun süre eskortluk yaptıktan sonra bir şekilde türk vatandaşı olmuş, sonrada mamalığa başlamış. Otuzlu yaşlarda, ince, esmer, güzel bir kadınmış dediklerine göre. Ses tonu bunun biraz aksini düşündürse de - hiç bir mamayla yüzyüze görüşmedim, bütün iş telefon ve mesaj üzerinden yürür - aynı tarifi birkaç farklı kızından birden duydum. Sert, despot bir hatun profili çiziyor kızların anlattığına bakılırsa.

Sasha'nın yaptığı iş pezevenklik olsa da ciddi bir iş modeli var. Bir kere networkü, yani müşteri ağı, son derece iyi. Kelalaka yerlerden ve kişilerden defalarca karşıma çıktı kontak bilgisi. Internet üzerinde herhangi bir reklamına, bilgisine falan rastlamadım. Referans usulüyle çalışıyor, yani tesadüfen numarısını bir yerden bulmuş olsanız bile, aradığınızda size telefonunu kimden aldığınızı soruyor. Eğer verdiğiniz cevaptan tatmin olmazsa size hizmet falan vermez.

Network, iş yapmak, para kazanmak için en önemli şartlardan biri. Yaptığınız işi çok iyi yapıyor olabilirsiniz, fakat müşteriye ulaşamıyor, müşteri bulamıyorsanız yaptığınız işin bir kıymeti kalmaz, para kazanamazsınız. Sasha'nın müşteri portföyünün en az birkaç bin seviyesinde olduğunu zannediyorum.

Sasha'nın ikinci güçlü yanı tedariği, yani elinin altındaki hatun sayısının çeşitliliği. Haberlerde çıkar bazen, ve de kısmen doğrudur, zorla çalıştırılan, elinden pasaportları alınan, kendi rızaları dışında çalıştırılan kızların haberleri. Daha önce de söylemiştim, bu işte zorla güzellik olmaz, uzun süreli iş yapacaksanız bunu kaba kuvvetle yapamazsınız, kolluk gücü kolayca enseler sizi. Üstelik zorla yaptırılan işin hizmet kalitesi düşüktür, bir kez deneyen müşteri bir daha gelmez. Sasha bunu, yani çalıştırdığı kızları kendisine bağlamayı, biraz farklı yollarla yapıyor.

Kızların bu işi zevk değil para için yaptıkları temel gerçek. Seksten hoşlanır hoşlanmaz, ayrı mesele, temel amaç para kazanmaktır. Kendi ülkesinde bir ay çalışşa 300-400 dolar kazanamayacak kızlar aynı parayı burada bir haftada kazanıyor. Buna, kızların genç olmasını da eklerseniz kolay! paranın cazibesi yüksek. Gelen kızların büyük çoğunluğunun telefonu benimkimden iyidir, son gelenlerin elinden iphone düşmüyordu.

Eskortluk yapmaya niyetlenen doğu avrupalı kızlar bir şekilde Sasha'yı buluyor. "Nereden tanıyorsun" sorusunu kime sorsam aldığım cevap genellikle "bir arkadaşımdan", "bir tanıdıktan" oluyor. Sonsuz bir tedarik kaynağı, üstelik zorlama yok, kızlar neredeyse kendi istekleriyle geliyor.

İlk defa yabancı bir ülkeye geliyorsunuz, yol yordam bilmiyorsunuz, sınırlı vizeniz var, tanıdığınız yok. Buna karşılık size para kazanabilmeniz için müşteri bulan, kalacak yer sağlayan birileri var. Sasha, her gelen yeni kızdan bir miktar para alıyor başlangıçta, daha hiçbir iş yapmadan. Sonra kıza müşteri buluyor, müşteriden alınan paranın yarısı kıza, diğer yarısı da  kendisine kalıyor.

Sasha, kızların kaldıkları evler için kendilerinden kira bedeli de alıyor. Türk vatandaşı olmanın nimetlerinden fazlasıyla faydalanıyor. Her evde ortalama 3-4 kız, her kızdan aylık 400-500$ kira bedeli.  Eğer arada para ödemek zorunda kaldığı "ara adamlar" yoksa paraya para demiyordur.

Sasha'nın standart tarifesi 150$. Bu ücret 2 saat için geçerli. Kız, geldiğinde Sasha'yı arar, "geldim" der, saat işlemeye başlar. Ayrıca taksi parası da müşteriye aittir. Bir de ceza sistemi var, eğer kız müşteriye gitmeyi reddederse 100$ ceza kesiyormuş. Hesaplaşmayı haftanın belirli bir gününde kızların evine gelerek elden yapıyormuş.

Pezevenk deyip geçmeyin, bu hatun artık excel mi kullanıyor yoksa başka birşey mi bilmiyorum, tüm müşterilerinin seceresini tutuyor. Kim hangi kızları almış, kaçar defa almış, ortalama ne kadar sürede bir kız istiyor, neyden hoşlanıyor, huyu suyu ne, hangi kızları popüler, biliyor. Geçenlerde Sasha'yı tanıyan bir arkadaşımla konuşurken, bana Sasha'nın kendisini aradığını - ki normalde hiç bir mama müşterisini aramaz - uzun zamandır aramadığını söyleyip hal hatır sorduğunu anlattı. Hatun resmen crm yapıyor. Müşteri azalmış olmalı, yoksa burnundan kıl aldırmaz.

Yeri geldiğinde bonkör; yurtdışından gelen bir grup müşteri için aynı gün 5 kız isteyince 1 tane de bonus göndermişti.

Kendime göre seçiciyim, gelen kızı beğenmezsem -taksi parasını verip- geri gönderirim. Her seferinde yeni bir kız olmasındansa eski bildik iyileri tekrar  çağırmayı tercih ederim. Bir seferinde telefonda, Sasha'nın bildiğim tüm iyi kızlarını saydım "burada mı" diye, hepsi için "memleketinde" dedi. "Sen gelsene" dedim, "senin bana paran yetmez" dedi.

Read more...

Companion

Arasıra yurtdışına çıkan veya tek başına tatil yapma fırsatı bulabilen evlilerdenseniz size bir de eskortla gitmenizi öneririm. Bir kez deneyin. Bu, yani seçtiğiniz eskortun size seyahatinizde eşlik etmesi veya sizinle tatile çıkması, 2-3 saatlik maceralardan biraz farklıdır. Ve genellikle memnuniyet 100% garantilidir.

Internet'te aradığınızda bu servisi alabileceğiniz birçok site bulabilirsiniz rahatlıkla. Benim ve tanıdığım bir kaç evli adamın kullandığı sitelerden biri burada. İnceleyin şöyle bir. Sistem basittir ve hatunların resimlerinden tutun, review'larına kadar genellikle hepsi de doğrudur. Benim pek alışkanlığım değil, ama bu sitede nick'lerinden türk olduğunu düşündüğüm adamların görüşleri de mevcut. Sistem basit dedim; gidiş dönüş biletini elektronik olarak satın alır, hatuna bilgilerini geçersiniz, sizden bunun haricince belki bir ön ödeme daha istenebilir, o kadar. Üçkağıt pek yoktur, ya da bana hiç denk gelmedi ve de duymadım. Tabii, 'hizmet bedeli' haricinde de, hatunun tüm yeme içme kalma masrafları size aittir. Çok pahalı gibi görünebilir, ucuz da değildir, ama keyif garantilidir diyebilirim.

Bir kere, beğendiğiniz hatunla birkaç gün geçirmek, 2-3 saat içinde arka arkaya birkaç kez seks yapmaktan daha fazlasını içeriyor. Gezer, tozar, yemek yer , sohbet edersiniz. Eğer her anlamda kafa dengiliğiniz de tutarsa "pain-free" bir tatil geçirsiniz. Böyle dedim çünkü benzer kaçamakları, 'ücretsiz gibi gözüken' freebie'lerle ya da sevgilileriyle geçiren tanıdığım adamlar da var.

Freebie'ler o kadar da free değildir, aynı uçak masrafını, aynı yeme içme, gezme tozma masrafını bunlar için de yapmak zorunda kalırsınız, üstüne size bir de 'alışveriş listesi', 'oraya da gidelim bunu da görelim' masrafı ve eziyeti çıkar. Ha, diğer zamanlarda arada bir görür, keyfime bakarım, masrafı da az olur diye düşünüyorsanız siz bilirsiniz. Hesabınız yanlış, tekrar yapın derim.

Bu kızlar, mamaların kızlarından da, bağımsız birçok eskorttan da farklıdır. Çoğunun eğitim seviyesi yüksektir, birden fazla dili bilir, nispeten kültürlüdür, oturup birşeyler konuşma, keyif alma şansınız çok daha yüksektir. Masrafını karşıladığınız sürece bulunduğunuz her yere gelirler. Gittiğim yerlerin lokal güzelliklerini keşfetmeyi genellikle tercih ediyor olsam da, iki kez bu hizmeti denedim. Her ikisinde de çok memnun kaldım. Gittiğiniz şehri bölgeyi tanıyan bilen, iyi bir kız seçerseniz rehberlik ücretinden de kurtulursunuz. Güzel yerlere gider, barlara takılır, içki içer, yemek yer, 'sizi mutlu etmeyi' hedefleyen kaprissiz güzel bir kadınla keyif çatarsınız.

Ben az sayıda denediğim için ne kadar doğru bilemiyorum, fakat aynı kızla birkaç seyahete çıkmış bir dostum, ücretlerde ciddi indirimler aldığını söylemişti. Varsa seyahate gitmeyi düşündüğünüz bir sevgiliniz ya da freebie'niz, bir kez daha düşünün.

Yakında pek seyahat gözükmüyor şimdilik, hatta it gibi çalışma sezonunu açtık sanırım, olursa, bu hatunu ya da bunu gözüme kestirdim. Renkler ve zevkler tartışılmaz mı diyorsunuz? Hadi canım ordan.

Read more...

Lika

Lika, yirmili yaşlarının ortasında, esmer bir Tatar kızı. Çok güzel bir kız değil. Kasığında ve göbeğinde kırmızı doğum lekeleri var, göğüslerinin küçüklüğüne takıntılı. Yolda görseniz yabancı olduğunu anlamanız mümkün değil, ortalama bir türk görünümünde. Fakat çok neşeli ve konuşkan. İşte milyon bir adamla ipe sapa gelmez yüzlerce şeyi konuşmaktan sıkıldığımdan özel hayatımda sessizliği, sakinliği tercih ediyorum genelde.

İlk seferinde "harika" dediğim bir kız neredeyse olmadı. Lika, bunu bozan ilk kızdı. Seks, biraz elektrik, biraz alışkanlık, biraz hayvanlık, biraz uyum ve biraz daha hayvanlık istiyor. Hayvanlıktan kasıt seksi sevmek, içinizde yoksa yoktur, oyunlar cilveler pornolar içinizde var olanı ateşler, yoksa ne yapacaksınız? Hayat zaten yeterince zor, fingirdemeyi, sevişmeyi, yapılacaklar listesinin başlarına yerleştirmek lazım. Yoksa kuruyup gideceğiz, haberimiz olmayacak.

Tabii makina değiliz, arzuyu şehveti uyandırmanın yollarını bulmak lazım. Aramaya üşendim, gerçekliği de tartışılır, her gün belli bir saatte buluşup sevişen ve bunu kural olarak 1 sene boyunca uygulayan evli bir çiftin haberi vardı. "Süper oldu, tavsiye ederiz" gibi birşey kalmış aklımda. Çok mümkün gibi gelmiyor, hele de kuralsa. Aynı gün birden fazla seviştiğim çok zaman olmuştur eşimle, sevişmek için fırsat kollayıp milleti evden fışfışlamışlığımız vardır. Hatta, evdeki çoluk çocuk ve kalabalığı bir süre def edemeyeceğimizi anlayınca dayanamayıp otele gittiğimizi hatırlarım. Size de tavsiye ederim.

Dağıtmayayım...

Lika, çok uzun bir süre 'the escort in town' idi benim için. Daha ilk seferinde harika bir seks, muhteşem bir uyum. "Seks ikizi" diye bir şey uydursam kıçımdan, Lika benim için o olurdu. Seksi seven eskort olur mu olur, hem de ne biçim olur. Gerçi Lika'yı tavsiye ettiğim evli adamlardan "dediğin kadar yok" diyenler de oldu. Herkes aynı değil, normal buluyorum. Ten uyumu, ya da elektrik diyelim, önemli. Lika'yı ilk, Lilliana lakaplı hem eskort hem de mama namzeti bir hatun üzerinden buldum. Hırslı insanları seviyorum genelde, Lika tam bir hırs küpü. Parayı ve paranın satın alabileceği herşeyi fazlasıyla seviyor. Para, benim şahsi hırslarım arasında değil, çok seveni kişilik olarak itici bulurum, ama lazım, onsuz da olmuyor. Çok uyanık bir kız, yeterli çevre edinene ve ilk kez geldiği türkiye'de neyin nasıl olduğunu anlayana kadar mamayla çalışmaya devam etti. Fiyatı ortalamanın üzerinde bir rakamdı.

Paranın çok oluşu size iyi seksi garanti etmez her zaman, ama belli bir standardı tutturduğunu gösterebilir. Pahalı bir mama, iyi müşteri olmanıza rağmen indirime burun kıvırıyorsa sürümden değil, hizmet kalitesinden kazanmayı istiyordur. Bu da orta uzun vadede iyi bir strateji. Lika, çevresini genişletip ortamı anladığına kanaat getirdiğinde mamasını bıraktı, tabii bir miktar parasını içeride bırakmayı göze alarak. İyi ve kaliteli bir eskort kendisine müşteri kolay bulur, eğer pazarı da anladıysa iyi para kazanır. Bir seferinde merak edip sormuştum, benden çok kazanıyordu.

Hafta içi bir akşam buluşmasının sonunda otel de Lika'yla birlikte kalmaya karar verdim, 1 veya 2 kez yapmışımdır bugüne kadar. Maçka parkının yakınlarında, odalarında büyük aynalar bulunan güzel bir butik otel. Hayvanlık demiştim, abartmış olmalıyız, resepsiyondan kibarca uyardılar çok fazla gürültü yapmamamız konusunda. Kısa sevişmeleri sevmiyorum, kendimi tutmaya çalışırım, sürekli gir çık tarzında sevişiyorsanız, heyecanın büyüklüğüne göre, görece kısa sürede gelmeniz kaçınılmazdır, araya parmakları, yüzü, dili sokup tansiyonu tepe noktasına gelmeden indirmek lazım bazen. Gecenin performansının üstüne sabah uyandığımda Lika benimkiyle meşguldü, yapmak zorunda değil, parasını aldı çoktan. İşe yetişeceğim, duş almam lazım. Kısa kestiğim için bana kızdı. Kimin kime para vermesi lazım belli değil. Lika ile belki 10 belki de daha fazla sayıda görüştük. Bir yerden sonra bana arkadaşlarını önermeye başladı, bir kaç tanesini de denedim. Mama olmaya çalıştı, para hırsı fazla diline vurup itici olmaya başladığından, hizmet kalitesini de tutturamadığından, beceremedi.

İlginç bulmuyorum ama gene de yazayım, Lika, geçen sene ramazanda türkiye'de kaldı. Gündüzleri oruç tutup geceleri işe çıkıyordu. Bu sene kalmadı. Ramazan bittiğinde dönecektir diye tahmin ediyorum. Yakında "nasılsın?" diye mesajı geçer.

Bekliyorum.

Read more...

Aksaray for Dummies

Cemaat!

Nassın? Beni soracak olursan, fine elhamdülillah.

Lan cemaat, senin ciğerini biliyorum, camın arkasından bakıyor, bekliyorsun. Senin bütün işlerin gizli saklı ve de saman altından, ama attın mı da mangalda kül bırakmıyorsun. Halbuki bak hatunlara, ağzıma sıçıyorlar topyekün. Gene de severim seni cemaat, ne de olsa ben de sendenim a.q.

Cemaat, aranızda şaşkınlarınız var, damla mı gideceğim diye soranınız var. Lan! Damla çıkacaksın olm, ne gitmesinden bahsediyorsun. Şaşırma! Videoyu gördün gözüm, ne hatunlar var dünyada. İç çekeceğine sen de git bir gör dünya gözüyle. Ölmeden önce her erkeğin en az bir kez gitmesi gerekir, pişman olursun sonra, demedi deme.

Haritada güvenli ve nispeten iyi olan kulüpleri işaretledim senin için. Sana hepsini tek tek anlatacak değilim, genel teamülü ve kuralları söyleyeceğim. Aksaray, çok tekin olmayabilir bazen gözüm, çakalı, iti kopuğu çoktur. Bilmediğin yerlere çok gözü kara girip çıkmanı önermem. Dikkat et kendine!

En önemli kural, seni bazen kolundan bile tutup çekiştiren, "abi eğlence var, "abi çok güzel kadınlar var" diyen hiçbir adamın peşinden zinhar gitmeyeceksin. Gidersen yandığının resmidir, en iyi ihtimal söğüşlerler seni. Keyif alacağım derken cüzdandan olma. İçkili sarhoş iyi kafayla gitmeyesin sakın, içeride de kendini kaybedip dağıtmayasın. Ne rezillikler gördü bu gözler, eğleneceğiz sadece, unutma. Bokunu çıkarmaya hiç gerek yok.

İlk defa yapıyorsan bile, korkma gözüm, o kadar da abartılacak bir durum yok, ben sadece kulağına küpe niyetine yapıyorum uyarılarımı. Aksaray'dan Yeni Kapı'ya doğru inen bir yol var, feribota doğru. Arabayla geliyorsan oralarda güvenli bir otoparka parket. Gezeceğiz biraz seninle. Polis karakoluna gelmeden kafayı kaldırdınmı görürsün zaten sağda Bacardi'nin ışıklı tabelasını. Çekinme, gir. Aşşağıya doğru ineceksin. Kapıda seni 2-3 tane siyahlı adam karşılar, güvenlik. Öyle çam yarması değiller, şöyle bir üstünü başını arayacaklar sadece. Bıçak mıçak çatapat falan varsa diye. Temizsen içeriye girebilirsin. Girişte para ödemek yok. 1 kat daha aşşağıya ineceksin. Müziğe doğru yürü.

Voilà!

Cennete hoşgeldin gözüm! Rus ve Slav ırkının en nadide, en uzun bacaklı, en bir içim su, en bir sütun hatunları dans ediyor pistte! Girişte garson seni karşılayacaktır, tamamen teslim etme kendini, oturacağın yeri kendin seçmeye çalış. Mekan çok kalabalık ve sen tek kişiysen öyle ön masalara oturtmazlar ama adamı, bara da takılabilirsin istersen. Masaya oturdun mu! Ne içersine "bi bira" de, yumuşak başlayalım. Bira, yanında mevye tabağıyla ve çerezle birlikte gelir. "Meyve istememiştim ben" falan deme, istesen de istemesen de o meyve gelecek. İtiraz etme, hepsi ilk biranın fiyatına dahil, endişelenme. Her birayla gelmez, ilkinde sadece. Otur keyfine bak, bi fırt çek biradan.

Pistteki hatunları izle, endamları gözünle takip et, genel havayı bir hisset önce içinde. Arada bir cozutanlar olsa da, herkes masasında paşa paşa oturur, hatunları gözler. Aleni sarkıntılık falan olmaz, belediye otobüsünden güvenlidir hatunlar için. Tüm kulüpler için söylüyorum, mekana giriş saatin önemlidir. Saat 10-11'den önce gitmeni önermem. Hafta sonları kalabalık olur. En civcivli saatler genellikle 12-1 arasıdır. Hatunun çeşidi artar, müşterinin sayısı da. Her kulübün tarzında ufak nüans farklılıkları olabilir.

Bacardi'de hatunla temas kurmanın 2 yolu var; ya masana çağıracaksın, ki garsonlar bunu senin yerine yapıyor ve bazen bahşiş alıyordu -eskiden-, ya da piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşacaksın. Bardaysan, oradaki beğendiğin hatunlarla da konuşabilirsin. Masana çağırdın diyelim, son gittiğimde millet kendisi davet ediyordu, garsondan isteyenler de vardı. Hatunun ilk oturuşunda garson tepende biter bir kere, yapacak birşey yok, şampanyayı direkt dayamazlar öyle, ne içersine hatun ne cevap verdiyse ondan gelir.

Zorla şampanya söyletme olmaz gözüm, "istemiyorum getirme" dersen ısrarcı olmazlar. Ama sen pasif kalır, gıkın çıkmazsa şampanyayı da yanar döneri de dayayabilirler haberin olsun. Öyle mekan sahibiyle çakallığa giren kızlar yok, nedir, bir bira, votka vişne suyu istiyorlar. Her beğendiğin kızı masana çağırma, önce göz teması kur, karşılıklı bir gülüş, kes hatunu uzaktan uzaktan. Ben sana piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşmanı öneririm. Daha az masraflıdır, dilediğin an vazgeçmek senin insiyatifinde olur. Hatun seçimini şimdilik sana bırakıyorum, ama bununla ilgili de önerilerim olacak sana ileride. Beğendiğin hatunu senden önce kapan olursa çok üzülme, aynı hatunu ertesi gün gene orada bulursun.

Bacardi diğer kulüplere göre biraz daha pahalıdır. İlk biraya 30 ya da 40 verirsin, mevsimine göre fiyatlarda ufak oynamalar olabilir. Ben bir biraya 40, 3 biraya 70 saydım son iki seferki gidişimde. Başka şeyler içmek istersen, votka rakı falan, onun da kadehine bir 10-15 kağıt toka edersin. Yediğin içtiğin senin olsun gözüm, biz hatunlara dönelim. Hatunların istedikleri paralar değişkendir, ne kadar süreyle istediğine ve hatununa göre değişir. Ama ortalama olarak 150-200$ arası bir fiyat isterler 2 saat için, daha çok 200$ diyelim biz ona. Bu süreye genellikle tabancayı iki kere patlatmak dahildir. Bunun daha azını ya da daha çoğunu isteyen de olur elbet. Çingen pazarlığı yapma hatunlarla, ama ufak bir indirim istemende elbette bir sakınca yok. Pazarlık ve hatunla ne yapacağın sana kalmış, hatuna açık açık sor ne istiyorsan.

Balance, son zamanlarda birkaç kez gidip takıldığım bir yer. Az yerleri geniş olsaymış daha güzel olacakmış. Daha düzenli ve rahat buldum eskiye göre. Girişte seni takım elbiseli 1-2 abi karşılar, eli ayağı düzgün çocuklar. Üst baş araması standart uygulama. Giriş ücreti olarak 30 tl'yi takdim edersin, ama ilk içkin ücretsiz gelir. Burası biraz daha "relax" Bacardi'ye göre. Bacardi'de illa ki oturacaksın, ya masada ya da barda. Ayakta durmanı pek istemezler. Burası biraz daha rahattır o açıdan. Hatunun yanına piste git, ya da masana davet et, hangisini istersen. Çok karıştırmam ben, ama bira da içsen votka da içsen klasik bir 10 liranı alıyorlar peşinen. Bu kulüplerin çoğunda belli bir saatte -1 gibi- dansöz çıkar, iki göbek atar. Herkes masasına çekilir, izler.

O kadar hatun varken dansöz ne ayak derseniz, walla ben de bilmiyorum cemaat. Buradaki hatunların ortalama fiyatları da benzerdir. Fakat pazarlık türlü türlü gözüm, 1 atımlık istersen başka tüm gece için istersen başkadır. Hatta hatunu önceden tanıyorsan daha bir başka olabilir. Pazarlığı da ben mi yapacağım, git kendin yap!

Hatunların istedikleri rakamların detayına başka zaman da gireriz, Aksaray'daki kulüplerin ortalaması budur gözüm. Hatunu aldık. Nereye gideceğiz?

Kulüp hatunlarının çoğu mekandan çok fazla uzaklaşmak istemez, saat müsaitse bir sonraki müşteri için kulübe geri dönerler çünkü. Misal Balance'tan aldığın hatun hemen üstündeki otele yönlendirir seni. Hiç dışarıya çıkmadan aradaki merdivenlerden otele çıkıverirsin. Çok pratiktir. Otel senden 80-90 tl alır, bir süre kısıtı koymaz 2 saatte çık demez otel sana, ama odayı terkettikten sonra 2.ci bir hatunla tekrar dönersen tekrar para isteyebilir, hepsi böyle değil ama yapanı var bildiğim kadarıyla. Aksaray'da bu işi yapan otellerin uygulaması standarttır. Resepsiyon senden, genellikle hatundan da, bir kimlik alır, fotokopi çeker, anahtarı bir eleman alır, sizi odaya çıkarır, elemena 5-10 tip verilir, içecek birşeyler ısmarlanır, yoksa prezervatif istenir. Gördüğün gibi yan maliyetler bitmiyor gözüm. Benden buraya kadar cemaat. Artık o iki saat nasıl geçer, ne olur, kim yapar, nasıl yapar başka postaların konusu.

Bilmiyordun, öğrendin. Haydi göreyim seni!

Cemaat!

View Aksaray Gece Kulüpleri büyük harita için tıkla gözüm

Read more...

Cevat K.

Read more...

İş Modeli

Nastya.

Hatun irisi. Neredeyse 1.80, büyük kalçalar, büyük gögüsler. Herşeyin büyüğünden var, güzel, yuvarlak figürlü. Balık eti denir ya, balık etinin irisi bir kız. 20'li yaşların ortalarında bir Beyaz Rus. Çelimsiz, çıt kırıldım hatunlardan sonra çekici gelmiş olmalı, 2 saatlik seansı mamuşkasını arayarak 4 saate çıkardım.

Müşteri trafiği uygun herhalde ki, "olur" dedi maması. Formumdayım, 3. tur yenice bitmiş, saat başı bir tur. Rakamlara takılmayın, tamamen hormonal, dönemsel. İşemeden işemeye gördüğüm zamanlar da çoktur kendisini.

Dinlenirken konuşuyoruz.

- Umarım Sasha bugün beni başka bir müşteriye daha göndermez!
- Gitmezsin olur biter. - Ceza keser!
- Ne cezası?

Sasha dediği, mamuşkası, diğer tüm tanıdığım mamalar gibi, yüzyüze görmüşlüğüm yok. Ya telefon konuşması ya da mesajla hallediyoruz tüm işimizi. Sasha, bildiğim mamaların en despotlarından. Sert bir hatun, ya da öyle gözükmek istiyor, bilmiyorum. Adamı aradığına pişman eder soğukluğuyla. Her arayışımda "buyur canım" diye açar, kısa kesmeye çalışır, hiç yüz göz olmaz. Ben de inadına "nasılsın Sasha", "hayat nasıl gidiyor", "senin için çok güzel kadın diyorlar" diye uzattıkça uzatırım. Bana sinirleniyor, biliyorum. İyi müşterisi olduğumdan sesini çıkarmıyor.

Kesin istatistik sahibi değilim, ama normal bir günde ortalama 2-3 müşteriye gidiyormuş kızlar. Her biri için 2 saat deseniz, günde ortalama 4-6 saat. Zor iş. Kız müşteriye gitmezse ceza kesiyor Sasha. Ceza, 100$. 2 saatlik bir seansın yarı ücretinden çok Sasha'nın kızları için.

- Ödemezsin, zorla alacak değil ya.
- O zaman bana iş vermez, daha kötü olur.

Bazı mamaların çalışma modelleri ilginç. Bazılarının iyi bir planlamacı, yönetici, finansçı olduğunu düşünüyorum. Bizim şirkette iyi bir pozisyon versen, ortalığın tozunu attırır Sasha. Büyük küçük farketmez, yönetici olmak duygusallığı kaldırmaz. Duygusal davranır, ipin ucunu kaçırırsanız sizin başınız belaya girer. Ben de, dönem dönem çalışan elemanların anasını skiyorum. Ama böylesi. Beni aşar.

- 4. tura geçelim mi Nastya?

Read more...

Natalya

Natalya çok uzun süredir İstanbul'da, ben 3 yıldır tanıyorum. Bir mamayla birlikte çalışıyor. Çalıştığı mama daha önce eskortluk yapanlardan, araları pek yok, niyesini bilmiyorum, sormadım, gene de başka bir mamaya gitmedi uzun süredir.

Yolun yarısını geçmiş olsa da, çok güzel bir kadın. Kızıl saçları, soğuk mavi gözleri var, uzuna yakın boylu. Takıları seviyor, ayak bileğinde, göbek deliğinde ve burnunda her zaman birşeyler var. Yaşına göre çok düzgün bir vücudu var. Kızıl bir afet. Kızıl bir afet derken, kızıl bir afet demek istiyorum.



Her görüşmemizde, kapıyı açar açmaz bacaklarını belime, kollarını boynuma dolayarak üstüme atlar, dudaklarıma yapışır. Sahte veya değil, hoşuma gidiyor.

Yıllardır aynı işi yapmaktan artık içselleştirdiği davranışları var. Hiç yüzü asıkken görmedim, görür gibi olduğumda da hep deliliğe vurdu, kahkaha patlattı. İçkiye dayanıklı, viskiye redbull, soda koymayıp sadece biraz buz koyan ender kadınlardan, sıkı içici.

Anlatmaktan çok hoşlanmıyor, erken yaşta evlenmiş, erken yaşta çocuk sahibi olmuş, erken yaşta boşanmış. 13-14 yaşlarında bir kızı var; İrina. Resmini gördüm, annesine benziyor.

İrina'yı özel bir okula vermiş, Kiev'de, yatılı okuyor. Hafta sonları kız kardeşi ve annesi göz kulak oluyormuş. "Ne kadar veriyorsun okula" dedim, "Çok" dedi. Çalışıp yeterli para kazanacak iş sayısı fazla olmadığı için kızının dil öğrenmesine çok önem veriyor. Okulda Fransızca ve İngilizce öğreniyormuş İrina. Beni az buçuk adam yerine koyduğundan olsa gerek, fikrimi sordu, Fransızca'yı boşvermesini, yapabiliyorsa Çince öğrenmesini, Avrupa'daki iyi okulların öğrenci değişim programlarına başvurmasını, yurtdışına yaz okullarına gitmesini önerdim.

Dil, dönem dönem fetişi olduğum şeylerden biri. Kızından bahsederken "İrinka" dedi, "İrina değil miydi" dedim. Türkçe'deki "cik", "cık" yumuşatması gibi, İrinacık yerine İrinka, ya da, İrinişka diyor özlemi diline vurursa. Vurgulu dillerin fonetiğine bayılıyorum bazen, sırf Mayakovski'yi kendi dilinden okumak için Rusça bilmeyi isterdim.


Şişli'de bir apartman dairesinde diğer 3 kız arkadaşıyla birlikte oturuyor. Birlikte kaldığı kızlar ve sayısı zaman zaman değişiyor. Çok kırık dökük olmayan, fakat biraz dağınık öğrenci evleri gibi evi.

Müsait bir günün uzunca seansından sonra evine bıraktım geç vakit. "Birer kadeh içelim mi" teklifine "hayır" demedim.

- Soda mı su mu?
- Varsa soda. Birazda buz.
- Nazdrovya Natalya

Seyreltmeden içemiyorum, alışamadım.

Bir kadeh oldu iki, iki oldu üç, sabaha karşı şişenin dibini gördük. Nadiren kendimi serbest bırakırım. Bazen olur ya, muhabbete kendinizi kaptırır, alkolün de etkisiyle rahatlar, deli danalar gibi güler, gevşersiniz. Gözümden yaşlar gelerek gülüp dağıttığım, bağıra çağıra konuştuğum keyifli bir geceydi.

"Görüşelim mi" diye mesaj attım bir ara.
"Memlekete gidiyorum" diye cevap yazdı, tatil yapacakmış kızıyla.
"İrinka'ya selam söyle" dedim.

Bu yazdıklarımda isimler sahte, yaşanan gerçektir.

Read more...

Eskorlar 101 - III

Cemaat! Ne iş?
Hamdolsun, ben de iyiyim. Nerde kaldıydık cemaat!

Mamaların kızlarını bitiremedik gitti a.q. Tamam geçelim şimdilik, nasılsa mamalardan bahsederken tekrar dokunduracağız.

Lan cemaat! Bana bak, dikkatli oku yazdıklarımı, sınav edeceğim seni. Sonraki postalarda cahil cahil yorumlar görürsem çarparım ağzına, demedi deme sonra.

Bağımsız eskortlar, zampara adamın bilmesi, takip etmesi gereken bir hatun grubudur. Esaslı mamalardan bile iyidir bu hatunlar bazen, hele iyisini bulur da networküne girersen... Yeme de yanında yat cemaat! Bağımsız, adı üstünde bağımsız, müşterisiyle doğrudan muhatap olan hatundur, müşteriden aldığı para kendisine kalır. Ha, ilk seferde bazen müşteriyi getiren eskort arkadaşına ufak bir sakal atabilir, racondandır. Ama sonrasında, aldığı para tamamen kendisine kalır. Mamaların kızları, tahmin edeceğin üzere cemaat, mamaya pay verir. Neyse, bu para pul muhabbetlerine sonra gireceğiz.

Hanımlar! Kendi aranızda konuşup gürültü yapmayın, konudan konuya atlıyorum, size de atlayacağım.

Bağımsız derken, Internet'te ilan veripte şu gün şu oteldeyim, randevularınızı alın, yoksa benimle halvet olamazsınız diyen hatunları kastetmiyorum, bu hatunlar bazen iyidir, ama gereksiz pahalıdır. Hatta Aksaray'a takılanları da kastetmiyorum cemaat. Ne dediydik hatırlayın, bağımsız eskort, iyi müşterinin getirdiği iyi müşteriyle yolunu bulur. Çevresi geniş iyi bir bağımsız öyle Aksaray'da falan biraz zor bulunur. Aksaray takımı! Sana söylüyorum gözüm. Aç kulağını, beni iyi dinle.

"Peki nereden bulacağız bu bağımsızları Cevat" dediğini duyar gibiyim cemaat! Öyle gugıla "eskort telefonları aksaray" diyerek bulamazsın cemaat. Hanginiz yazdı lan bunu? Lan olm bak, gözüm üstünde, her hareketini takip ediyorum. Madem soruyorsun gugıla, mantıklı seç kelimelerini. Cemaat, iyi bağımsızlar ancak tanıdık aracılığıyla bulunur, ya sen adamını tanıyacaksın, ya da iyi bir bağımsızı. Bunun ilk seferi nasıl olurun cevabı muhteliftir. Misal buraya bir göz at, hiçbir şey yazmasan bile milletin yazdığını takip et, sabırlı ol. Kimse sana kıymetli kontaklarını şak diye vermez. Bazen harlanır, bazen durulur, mevsim yazdır, az konuşanlara dikkat et, adamın odur!

Şanslıysan bu bağımsızlardan bazılarını Aksaray'da da bulabilirsin. Ama öyle diskolarda kulüplerde biraz zor gözüm, ya da şans diyelim. Kulüplerin müdavimi kızların çoğu vermez sana telefonunu, hatta oteline ve evine de gelmez. Kendi bildiği otellere gider, mekandan çok uzaklaşmaz. İçerisi potansiyel müşteri kaynarken, sen olsan gider misin uzaklara cemaat? Gene de sen dene bir şansını, belki rastgelir. İstanbul kulüp memleketi, Bebek'te, Ulus'ta, Ortaköy'de de bulursun bağımsızları, 5 yıldızlı bildik otellerin barlarına da göz atabilirsin. Ama oralara daha çok freebie bulmak için takıl cemaat, odağını çok dağıtma. Sana bir tüyo daha vereyim cemaat, Bacardi'nin karşısındaki sokağı bildin mi? Bilmiyorsan da öğren a.q. Gerçi sana Bacardi'yi tanıtırken harita bile vereceğim, sırf kaybolma diye. Götünü Bacardi'ye ver, yolun karşısına geç, gir sokağa. Irmak diyorlar, Melodi diyorlar. Restoranımsı. Akşamüstleri takıl arada, hatta akşamları. Değişik hatunlar geliyor bazen, ummadık taş baş yarıyor, dene şansını. Fiyatlar makul, beğendiğin hatun olursa hemen öyle masana çağırma dangoz gibi. Bir ölç biç hatunu uzaktan, kesiş bir süre, elense çekebilir misin, sırtını yere getirebilir misin, kündeye gelir mi bir tart. Gözün keserse çağırırsın, bir bira ısmarlarsın artık öküz değilsen. Bağımsız eskort sana telefonunu zaten kendisi verecektir, eğer havyan gibi davranıp hatunun canını yakmadıysan. Kibar ol biraz. Para veriyorum diye öküzlük etme, patron da bana para veriyor her ay başı, ama kibar adam. Söz dinle. Hatunun iyisini seçmeye çalış, nasıl dersen, endişelenme, zamanla malın gözünü tanırsın sen de. Herşeyi bir anda bekleme.

Mamaların telefonunu cebe kaydet, yanına işyerinden Ayfer yaz gitsin dediydim ya cemaat, bağımsız eskortlarda bence bunu pek yapma gözüm, riskli. Niyesi şöyle cemaat; bu hatunlar eskiden giderlerdi memleketlerine, 4-5 gün kalır geri dönerlerdi. Şimdi TC izin vermiyormuş her ülke hatununa, mecburen bir süre kalmaları gerekiyor. Hatun gidip kalıyor 3 ay, döndüğünde "ben geldim" diye mesaj atıyor sana. Gerçi bunlar da hayatta aramaz sen aramadan, ama mesaj atıyorlar gözüm. Üstelik pis alışkanlık edinenleri var; telefon numaralarını değiştiriyorlar a.q. Sonra da "yeni numaram bu Cevat" diye haber veriyorlar sana.

Tedbirli ol gözüm, kimselere vermediğin bir telefon numarası edin, işlerini bu numaradan hallet, gerekmedikçe bu numarayı telefonuna takma, hatunların telefonlarını telefonuna ya da bilgisayarına asla ve kata kaydetme. Gönder kendine bir mail, artık hotmail gmail keyfine kalmış. Gerektikçe açar okursun mailini. Olmadı ezberle numaraları gözüm, sor bana söyleyeyim mesela . Hay a.q . Bu yazı da bitmiyor. Selametle. Cemaat!


 




  Hafta sonu bunun esmerini yemeyi düşünüyorum!

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP