Being Analytic

Temel kuraldır, bir aksiyon almadan önce konuyu, problemi, artık her neyse, doğru tanımlayacaksınız. Matematik problemi mi çözüyorsunuz, önce soruyu anlamanız lazım, anlamadan çözemezsiniz. Bir yatırım mı yapacaksınız, ne için yaptığınızı doğru tanımlamanız lazım, sonra fizibilitesini yapar, değişik senaryolar altında test eder, en uygun olanı seçersiniz. Problemi doğru anladıysanız doğru çözüme ulaşmaya bir adım atmışsınız demektir.

Aynı anda size kur yapan iki tane sevgili / eş adayı mı var, hangisini seçeceğinize karar mı veremiyorsunuz; alacaksınız kağıdı önünüze yazacaksınız isimleri, kriterlerleri listeleyeceksiniz, her kritere kendi değerlendirmenize göre bir puan vereceksiniz, ben 0-1 üstünden verdim, kriterlere verdiğiniz puanların toplamı 1 yapmalı. Sonra adaylara, belirlediğiniz kriterler üstünden puan vereceksiniz. En sonunda da adayların aldığı ağırlıklı puanı hesaplayacaksınız.

Buradaki kritik nokta, doğru kriterleri çıkartıp bunlara kendi içlerinde doğru ağırlıklı puanlar vermektir. Verilecek puanlar kişiye göre değişse de, topluluğun ya da grubun genel bir ortalamasını aldığımızda belli bir trend çıkıyorsa, ortada bir "gerçeklikten" bahsediyor olabiliriz. Tabi bu gerçeklik mutlak değildir, probleme zaman boyutunu da kattığınızda, 5 sene sonra aynı konu hakkında grup ya da kişilerin farklı bir karar verdiğini görebilirsiniz. Normaldir. Hayat değişkendir. Ya da biz değişiriz.

Nereye geleceğim.

Parayla seks satın alıyorsunuz. Ya da, size bir kere vermeye hazır bir hatun arakladınız, hatunu da bir daha görmeyeceksiniz. Hatunu götürecek miyiz? Soru bu. Erkeklerin bu noktadaki kriteri belli; - Eşimin haberi olacak mı? Cevap "hayır olmayacak" ise diğer tüm kriterlerin ağırlığı "0" dır. Sonuç; o hatun her halükarda götürülür. Bunu, erkek grubunun tamamına uyguladığınızda aynı sonuca varacağımızdan ortada bir "gerçeklikten" bahsedebiliriz.

Devam edelim.

Durum aynı, paralı seks ya da bir kere vermeye hazır bir hatun var. Ama soru bu sefer, bu yaptığımızın adını koymak; zamparalık mı yapıyoruz yoksa aldatıyor muyuz? Erkeğin kriteri gene bellidir; aksiyona skimiz mi karar veriyor yoksa beynimiz mi? Cevap skimiz ise sonuç "zamparalık yapıyoruz" olacaktır. Gruba uyguladığımızda, ortada bir gerçeklik olduğundan bahsedebiliriz.

Simple analytics.

Read more...

Retro

Cemaat!

Eskiyi yadedelim seninle azıcık. Sana, seni anlatayım biraz gözüm. Seni yolda, çarşıda, sağda solda görüyorum bazen. Elinde migros poşeti, omuzların çökmüş, gözlerinin feri kaçmış, senin hatunun arkasından seyirtip duruyorsun, hani bir tasman eksik diyeceğim, bozulma diye, demiyorum. Oturduğunda başını ellerinin arasına alıp düşünüyorsun, bokunu yemiş tavuk gibi. "Skerim lan böyle hayatı" diyorsun zaar. Küfür et gözüm, küfür et. Küfür, ruhuna yelpazedir. Açılır, ferahlarsın.

Çocukluğunu hatırla gözüm. Al bak fotoğraf albümünü önüne, çüklü daşşaklı fotoğrafların vardır mutlaka. Annen seni "pipini yerim" diye sevmiştir belki, ya da halan, teyzen illa ki bir kere tutmuştur seninkini, sıkıştırmıştır seni komşu ablalar. Anladın ki çükün önemli, ve dahi talebi var, sevimli buluyorlar senin kamışı. Hayat güzel, ha cemaat!


Sünnetini hatırla gözüm, maşallahı geçirmişler, başında tacın, elinde asan, padişahlar gibisin. Erkek oluşunu kutlamaya gelmiş cümle alem, akranın kızlar meraklı, kikirdiyorlar. Korkmuşsundur belki, boru değil, ucunu kesiyor, pilava katıyorlar. Gelen hediyelerle avunuyorsun, "erkek oldun artık" diyorlar. Artık kapçıksızsın, ip gibi işeyebiliyorsun, senin pipi artık "sik" oldu gözüm.

Ergenliğini hatırla cemaat, sivilceler basmış seni, yüzün tüyleniyor. Görüyorum bazen genç ergen sapları, çenesinin ucunda ve favorilerinde iki kılımsı, yüz domates tarlası gibi, konuşurken sesi değişiveriyor bazen istemsiz, bozuluyor. İçimden "korkma, geçecek bunlar, sen de yakışıklı bir erkek olacaksın" diyorum. Normal gelişimininde seyrediyorsan, çavuş tokatlamada uzman olmuşsundur, çektiğin kolun kas yapmıştır, beline kuvvet. Çok yapma, sivilce çıkartır!

Yeni nesil şanslı cemaat, ama benim yaşlarımdaysan hatırlarsın mutlaka, "3 film birden"ler vardı. Okulu kırar, illa ki de gruplar halinde giderdin, araya "parça atılmasını" beklerdin sabırsızlıkla. Yer gösteren ibne ışıkçılar olurdu bazen, en heyecanlı yerinde ışık tutardı sana bu a.q. çocukları. Kartal Pendik Gittik Geldik 'i hatırladın mı, ya da Behçet abiyi, nam-ı diğer Parçala Behçet'i, Zerrin ablamla Kazım abiyi'de unutma. Kazım abi kuyruğu titretmiş çoktan, üzüldüm. Daha "the Hedgehog" Ceremi abimizi, lama Rocco'yu tanımıyoruz o dönem. Bir nesil "şak şak şak" sesleriyle alkışladı Zerrin ablamın, Dilberay bacımın resimlerini. O güzelim selülitli bacakları, baygın eşşek ölüsü gözleri, değirmen taşı gibi götleri unutmak mümkün mü gözüm? Kazım abinin alttan beyaz donu gözükse de cowgirldeyken, güzeldi be cemaat. Hatırlayınca gülüyor insan.

Yahu cemaat, yeni nesil hakikaten çok şanslı. Biz bir deydireceğiz diye elimiz skimizde anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geldi 16-17'sine kadar. Varsa yoksa kesiş, elele tutuş. Bizim ski kim tutacak hiç soran yoktu gözüm. Şimdiki gençler bırak tokuşturmayı, pozisyonların anasını ağlatıyorlar. Erman, Şansal gelse habire düdük çalar a.q, "böyle de girilir mi" diye.

Hangisi daha sevişgen onu bilemiyorum yalnız cemaat, kızların maşşallahı var, at gibi hepsi, erkekler desen oha a.q. Nazar değmesin gençlere. Ellemeyin sevişsinler. Sen kendine bak cemaat! Ulan eşşek kadar "erkek" olmuşsun, ayakta cima etmek günahtır deyip pozisyon zenginliğini elinden alan, seni yukarıya havale eden "din ve ahlak bilgisi" hocaların vardı be. Sigortaları yakmadıysan o dönemde, seni tebrik ederim cemaat. Hem cima etmek ne demek lan, skişmek desene sen şuna herkes anlasın be a.koduğumun hocası!

Kala kala ne kaldı cemaat? Gitme şansın olduysa üniversite kaldı a.q, ne kalacak. Bak benimki fena değildi gene, azıcık yol yordam öğrendik, görgümüz, kültürümüz arttı. Şimdi neresi olduğunu söylemiyeyim, elinle koymuş gibi bulursun beni bunca yazıdan sonra, erasmus ayağına bir iki yere de gittik ki tadı hala damağımdadır cemaat. Memleket toprağında doğduğuma ilk kez hayıflandım. Cemaat! Senin akıllı olanlarının bu dönemde kırdığı cevizlerin haddi hesabı yok. Daha da akıllı olanlarınız belki hiç evlenmemiştir, ya da bir hatunun peşinde ömrünü çürütmüyordur diyeceğim ama onun da güzel yanları var.

Seni bazen görüyorum sağda solda cemaat. Elinde migros poşeti, hayatın kaymış, yüzünden belli, hindi gibi düşünüyorsun. Küfür et gözüm, küfür et.

Daşşakların serinlesin.

Read more...

Nefes

Cümle vücud içre baktı. Zatından zatına muhabbet eyledi. Aşka geldi. Ol dem nefesinden nefes verdi... Sual olunmadı: "Buğday mı nefes mi?" diye. Evvel ahir nefesindi. Nefes alındı; la mekandan mekana gelindi. Nefes verildi, alındı, verildi... dem be dem... Çünkü her dem bu demdir, dem bu dem. İlk alınandır nefes. Her dem alınıp verilendir nefes. Son verilendir nefes. İlk an, son an. Bir "nefes"






Bu gece, uzun süredir fırsat bulamadığım bir şey yapıyorum, "demleniyorum." Sesi açın.
Sağlığınıza.

Read more...

Huy

Oksana benim favori kızlarımdan. Dı. Uzun süredir gelmiyor.

- Sen hep böyle sakin misin Evli?
- Genelde.
- Çok inatsın ama
- Ne yapayım. Huy'um kurusun.

Kahkaha patlattı bu.

- Öyle deme bir daha!
- Neden?

Huy, Rusça "penis" anlamına geliyormuş. Büyüğüne de "huyaka" diyorlarmış.

- Hassiktir!
dedim.

Read more...

Gotan Project Man

- Sağlığına Evli'ciğim
- Sağlığınıza hocam

Kırklı yaşlarının sonlarında evli bir adam. Zevk ve keyif sahibi, birden fazla dil konuşuyor. İlginç bir işi var. İlgi alanındaki konularda saatlerce konuşsa ses çıkarmadan dinlenebilecek kadar muhabbet erbabı. İnsanı sıkmadan, usturuplu konuşabilen adamları seviyorum

Yaklaşık bir yıl, sadece yazı ve yorumlardan gelen bir tanışıklık. Ortak hobilerimizin ortaya çıkması ve kafa dengi zevzevliklerin sonunda "Görüşelim" dedik. Hiç düşündünüz mü? Sittin sene mürekkep yalamışsınız, cemiyet içinde iyi kötü bir konuma sahipsiniz ve "karı kız" muhabbetinden tanışıp daha önce hiç görmediğiniz bir adamla dostluk kuruyorsunuz. Rezillik mi dediniz? Bir daha düşünün.

- Ben çok geç başladım bu işe Evli
- Kaç senelik evlisiniz hocam?
- 2. dalyayı diyeceğiz yakında.

Bu evli adamın da görebildiğim kadarıyla huzurlu bir evliliği var. Boyunca çocuğu hakkında konuşurken gözleri parlıyor. Arada bir kaçamak yapıyor. Son görüşmemizde, ortak bir zevkimiz üzerine ufak bir seyahat yapmaya karar verdik. Tanıdığımız ortak bir mamanın yeni kızlarıyla ilgili de irice bir geyiği boynuzlarından tutup yere yıktık. Adamın yaşına bakıp orta yaş bunalımı falan demeyin. İlgisi yok. Evlendikten sonra uzun bir süre uzak durmuş, hiç kaçamak yapmamış. "Yeter" deyip arada bir takılmaya başlamış birkaç sene önce. Bu adamı, bir yerlerde duyduğunuzdan, okuduğunuzdan veya gördüğünüzden eminim. Bu adama, madem "aldatıyorsun" hala niye evlisin diye bir soru sormak mantıklı mı? Saçmalamayın.



Gotan Project'ten bir şarkı koyacaktım, üsttekini daha çok sevdim. Sözlerini merak ettiyseniz burada.

Read more...

Aksaray for Dummies

Cemaat!

Nassın? Beni soracak olursan, fine elhamdülillah.

Lan cemaat, senin ciğerini biliyorum, camın arkasından bakıyor, bekliyorsun. Senin bütün işlerin gizli saklı ve de saman altından, ama attın mı da mangalda kül bırakmıyorsun. Halbuki bak hatunlara, ağzıma sıçıyorlar topyekün. Gene de severim seni cemaat, ne de olsa ben de sendenim a.q.

Cemaat, aranızda şaşkınlarınız var, damla mı gideceğim diye soranınız var. Lan! Damla çıkacaksın olm, ne gitmesinden bahsediyorsun. Şaşırma! Videoyu gördün gözüm, ne hatunlar var dünyada. İç çekeceğine sen de git bir gör dünya gözüyle. Ölmeden önce her erkeğin en az bir kez gitmesi gerekir, pişman olursun sonra, demedi deme.

Haritada güvenli ve nispeten iyi olan kulüpleri işaretledim senin için. Sana hepsini tek tek anlatacak değilim, genel teamülü ve kuralları söyleyeceğim. Aksaray, çok tekin olmayabilir bazen gözüm, çakalı, iti kopuğu çoktur. Bilmediğin yerlere çok gözü kara girip çıkmanı önermem. Dikkat et kendine!

En önemli kural, seni bazen kolundan bile tutup çekiştiren, "abi eğlence var, "abi çok güzel kadınlar var" diyen hiçbir adamın peşinden zinhar gitmeyeceksin. Gidersen yandığının resmidir, en iyi ihtimal söğüşlerler seni. Keyif alacağım derken cüzdandan olma. İçkili sarhoş iyi kafayla gitmeyesin sakın, içeride de kendini kaybedip dağıtmayasın. Ne rezillikler gördü bu gözler, eğleneceğiz sadece, unutma. Bokunu çıkarmaya hiç gerek yok.

İlk defa yapıyorsan bile, korkma gözüm, o kadar da abartılacak bir durum yok, ben sadece kulağına küpe niyetine yapıyorum uyarılarımı. Aksaray'dan Yeni Kapı'ya doğru inen bir yol var, feribota doğru. Arabayla geliyorsan oralarda güvenli bir otoparka parket. Gezeceğiz biraz seninle. Polis karakoluna gelmeden kafayı kaldırdınmı görürsün zaten sağda Bacardi'nin ışıklı tabelasını. Çekinme, gir. Aşşağıya doğru ineceksin. Kapıda seni 2-3 tane siyahlı adam karşılar, güvenlik. Öyle çam yarması değiller, şöyle bir üstünü başını arayacaklar sadece. Bıçak mıçak çatapat falan varsa diye. Temizsen içeriye girebilirsin. Girişte para ödemek yok. 1 kat daha aşşağıya ineceksin. Müziğe doğru yürü.

Voilà!

Cennete hoşgeldin gözüm! Rus ve Slav ırkının en nadide, en uzun bacaklı, en bir içim su, en bir sütun hatunları dans ediyor pistte! Girişte garson seni karşılayacaktır, tamamen teslim etme kendini, oturacağın yeri kendin seçmeye çalış. Mekan çok kalabalık ve sen tek kişiysen öyle ön masalara oturtmazlar ama adamı, bara da takılabilirsin istersen. Masaya oturdun mu! Ne içersine "bi bira" de, yumuşak başlayalım. Bira, yanında mevye tabağıyla ve çerezle birlikte gelir. "Meyve istememiştim ben" falan deme, istesen de istemesen de o meyve gelecek. İtiraz etme, hepsi ilk biranın fiyatına dahil, endişelenme. Her birayla gelmez, ilkinde sadece. Otur keyfine bak, bi fırt çek biradan.

Pistteki hatunları izle, endamları gözünle takip et, genel havayı bir hisset önce içinde. Arada bir cozutanlar olsa da, herkes masasında paşa paşa oturur, hatunları gözler. Aleni sarkıntılık falan olmaz, belediye otobüsünden güvenlidir hatunlar için. Tüm kulüpler için söylüyorum, mekana giriş saatin önemlidir. Saat 10-11'den önce gitmeni önermem. Hafta sonları kalabalık olur. En civcivli saatler genellikle 12-1 arasıdır. Hatunun çeşidi artar, müşterinin sayısı da. Her kulübün tarzında ufak nüans farklılıkları olabilir.

Bacardi'de hatunla temas kurmanın 2 yolu var; ya masana çağıracaksın, ki garsonlar bunu senin yerine yapıyor ve bazen bahşiş alıyordu -eskiden-, ya da piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşacaksın. Bardaysan, oradaki beğendiğin hatunlarla da konuşabilirsin. Masana çağırdın diyelim, son gittiğimde millet kendisi davet ediyordu, garsondan isteyenler de vardı. Hatunun ilk oturuşunda garson tepende biter bir kere, yapacak birşey yok, şampanyayı direkt dayamazlar öyle, ne içersine hatun ne cevap verdiyse ondan gelir.

Zorla şampanya söyletme olmaz gözüm, "istemiyorum getirme" dersen ısrarcı olmazlar. Ama sen pasif kalır, gıkın çıkmazsa şampanyayı da yanar döneri de dayayabilirler haberin olsun. Öyle mekan sahibiyle çakallığa giren kızlar yok, nedir, bir bira, votka vişne suyu istiyorlar. Her beğendiğin kızı masana çağırma, önce göz teması kur, karşılıklı bir gülüş, kes hatunu uzaktan uzaktan. Ben sana piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşmanı öneririm. Daha az masraflıdır, dilediğin an vazgeçmek senin insiyatifinde olur. Hatun seçimini şimdilik sana bırakıyorum, ama bununla ilgili de önerilerim olacak sana ileride. Beğendiğin hatunu senden önce kapan olursa çok üzülme, aynı hatunu ertesi gün gene orada bulursun.

Bacardi diğer kulüplere göre biraz daha pahalıdır. İlk biraya 30 ya da 40 verirsin, mevsimine göre fiyatlarda ufak oynamalar olabilir. Ben bir biraya 40, 3 biraya 70 saydım son iki seferki gidişimde. Başka şeyler içmek istersen, votka rakı falan, onun da kadehine bir 10-15 kağıt toka edersin. Yediğin içtiğin senin olsun gözüm, biz hatunlara dönelim. Hatunların istedikleri paralar değişkendir, ne kadar süreyle istediğine ve hatununa göre değişir. Ama ortalama olarak 150-200$ arası bir fiyat isterler 2 saat için, daha çok 200$ diyelim biz ona. Bu süreye genellikle tabancayı iki kere patlatmak dahildir. Bunun daha azını ya da daha çoğunu isteyen de olur elbet. Çingen pazarlığı yapma hatunlarla, ama ufak bir indirim istemende elbette bir sakınca yok. Pazarlık ve hatunla ne yapacağın sana kalmış, hatuna açık açık sor ne istiyorsan.

Balance, son zamanlarda birkaç kez gidip takıldığım bir yer. Az yerleri geniş olsaymış daha güzel olacakmış. Daha düzenli ve rahat buldum eskiye göre. Girişte seni takım elbiseli 1-2 abi karşılar, eli ayağı düzgün çocuklar. Üst baş araması standart uygulama. Giriş ücreti olarak 30 tl'yi takdim edersin, ama ilk içkin ücretsiz gelir. Burası biraz daha "relax" Bacardi'ye göre. Bacardi'de illa ki oturacaksın, ya masada ya da barda. Ayakta durmanı pek istemezler. Burası biraz daha rahattır o açıdan. Hatunun yanına piste git, ya da masana davet et, hangisini istersen. Çok karıştırmam ben, ama bira da içsen votka da içsen klasik bir 10 liranı alıyorlar peşinen. Bu kulüplerin çoğunda belli bir saatte -1 gibi- dansöz çıkar, iki göbek atar. Herkes masasına çekilir, izler.

O kadar hatun varken dansöz ne ayak derseniz, walla ben de bilmiyorum cemaat. Buradaki hatunların ortalama fiyatları da benzerdir. Fakat pazarlık türlü türlü gözüm, 1 atımlık istersen başka tüm gece için istersen başkadır. Hatta hatunu önceden tanıyorsan daha bir başka olabilir. Pazarlığı da ben mi yapacağım, git kendin yap!

Hatunların istedikleri rakamların detayına başka zaman da gireriz, Aksaray'daki kulüplerin ortalaması budur gözüm. Hatunu aldık. Nereye gideceğiz?

Kulüp hatunlarının çoğu mekandan çok fazla uzaklaşmak istemez, saat müsaitse bir sonraki müşteri için kulübe geri dönerler çünkü. Misal Balance'tan aldığın hatun hemen üstündeki otele yönlendirir seni. Hiç dışarıya çıkmadan aradaki merdivenlerden otele çıkıverirsin. Çok pratiktir. Otel senden 80-90 tl alır, bir süre kısıtı koymaz 2 saatte çık demez otel sana, ama odayı terkettikten sonra 2.ci bir hatunla tekrar dönersen tekrar para isteyebilir, hepsi böyle değil ama yapanı var bildiğim kadarıyla. Aksaray'da bu işi yapan otellerin uygulaması standarttır. Resepsiyon senden, genellikle hatundan da, bir kimlik alır, fotokopi çeker, anahtarı bir eleman alır, sizi odaya çıkarır, elemena 5-10 tip verilir, içecek birşeyler ısmarlanır, yoksa prezervatif istenir. Gördüğün gibi yan maliyetler bitmiyor gözüm. Benden buraya kadar cemaat. Artık o iki saat nasıl geçer, ne olur, kim yapar, nasıl yapar başka postaların konusu.

Bilmiyordun, öğrendin. Haydi göreyim seni!

Cemaat!

View Aksaray Gece Kulüpleri büyük harita için tıkla gözüm

Read more...

Cevat K.

Read more...

Demografi

Yatılı okul deyince aklıma ilk gelen, kamışına su yürüyeli çok olmamış, 3 numara traşlı, yatağına, gündüz giydiği kıyafetin altına geçirdiği çizgili pijamayla giren tıkır kafalı oğlan çocukları. Bir de etütler.

Numune niyetine koca okulda 3-5 tane kız. Bari numuneler iyi olsa, kara kurular, kürdan gibi hepsi. Lisede biraz daha düzeldi bu durum. Hiç değilse gündüzlü gelen kızlar daha güzeldi, seçenek bollaştı. Ders aralarında bahçede kolkola yürüyen kızlar. Arkalarında onları belli bir mesafeden takip eden bir erkek sürüsü.

Üniversite. Memleketin doğusundan batısından güneyinden kuzeyinden envai çeşit hatun. Cennet ulan!

Yıl başına 1,6 hatun. O güne kadar ki ortalamamın 2 katı. Çoğuyla badanadan öteye gidemedik, elleş, yiyiş, ama iş oraya gelince, nein, no, non, nej, niet, hayır. Zonklayan taşşaklar, çavuşa atılan tokatlar, kuku yüzü göremeden üstüne sifon çekilen çocuklar.

Hatun kişilerin davranış ve alışkanlıkları yetiştikleri yerin toprağına, havasına, suyuna göre değişiyor. Memleketin bazı köşelerinin toprağına saygıyla yüz sürmek gerek. "Veren" ilk sevgilim Trakyalı'ydı. Türk'ün Rus olanı. Açık buğday bir ten, sarı saçlar, mavi yeşil karışımı gözler, rahat tavırlar, sonrasında epey düzeltse de insanı gülümseten bir şive. Henüz "iyi içici" sınıfında olmasam da hatunun içmesini takdir edebilecek kadar içici sayılırım. Kapı gıcırtısına bile ritim tutup oynayacak kadar neşeli bir kişilik. Arkadaş evlerinde "piizlenip" herşeyin dibine vuruşlar. Ulan "malaka". Sen ne güzel kızdın.

Veren ikinci sevgilim "kıprıslıydı". Şivesini az çok bilirsiniz belki . Soru eki kullanmak yerine sona vurgu yaparak sorarlar, "yaptın mı" demez "yaptın" der. İki "kıprıslının" kendi aralarındaki konuşmayı anlamak için kelimelere tek tek takılmamak gerekir, takılırsanız, kaçırırsınız. Konuşmanın bütününü "intuitively" anlamaya çalışmanızı öneririm. Bunun, benim bildiğim başkaca pratik bir yolu yok. Kıprıslı, biraz kara kuru, esmer, zayıf, güzel değil ama çekici bir tip. İlk, yurttan yemekhaneye giden uzun ve o zaman henüz yeterince ışıklandırılmamış ara yola girerken karşılaştık. "Seninle gelebilir miyim?" sorusuna "Olur" dedim. Aklıma ilk gelen "beni beğendi, pas atıyor" idi. Sonradan anladım, kıprıslı kızlar da bir "değişik". Kıprıslının "ilki" değildim. Sevişmekten çok hoşlanıyor, "ahlaksızın" teki. Tanıdığım tüm kadınlar için libido konusunda bir sıralama yapsam ilk üçe girer. Kapattığım dükkanı bazen zorla açıyor. "İliğini kemiğini sömürmek" deyimi başka kimin için söylenir, bilmiyorum. İzini çoktan kaybettim, umarım keyfi yerindedir.

Veren son sevgilim, İzmirli. Gösterip, azdırıp, heyecanlandırıp, yalvarttıktan sonra vermekten garip bir kadınsı keyif alıyor. "İşveli" ,ama yerinde, "oyuncu", kaçıp kovalanmaktan, kıskandırmaktan hoşlanıyor. Şimdiki aklımla düşündüğümde, beni küçük parmağında çevirdiğini daha iyi farkediyorum, maymuna çevirmiş beni. Her erkek benim yaptığım maskaralıkları yapmış mıdır, yapmıştır herhalde. -Varsa- maskara olan genç erkek okuyucuma önerim, naçizane, üzülmeyin, yaptığınız maymunluklar size tecrübe olarak geri döner. Daha iyi tanımanı sağlar hatun ırkını, daha donanımlı olursun bir dahaki sefere.

Ey benim sevgili genç sap kardeşim! Trakyalı, Egeli, Kıprıslı kızlarla aşk yap. Çocukların olsun. Hiç değilse gelecek nesilleri kurtaralım a.q.


Yukarıdaki "karşılamayı" pas geçme. Sesi aç. Bir kadeh rakı doldur kendine. İcracıları tebrik et. Müsaitse, sevdiysen, göbek at. Olmadı, tempo tut ayağınla.

Read more...

İş Modeli

Nastya.

Hatun irisi. Neredeyse 1.80, büyük kalçalar, büyük gögüsler. Herşeyin büyüğünden var, güzel, yuvarlak figürlü. Balık eti denir ya, balık etinin irisi bir kız. 20'li yaşların ortalarında bir Beyaz Rus. Çelimsiz, çıt kırıldım hatunlardan sonra çekici gelmiş olmalı, 2 saatlik seansı mamuşkasını arayarak 4 saate çıkardım.

Müşteri trafiği uygun herhalde ki, "olur" dedi maması. Formumdayım, 3. tur yenice bitmiş, saat başı bir tur. Rakamlara takılmayın, tamamen hormonal, dönemsel. İşemeden işemeye gördüğüm zamanlar da çoktur kendisini.

Dinlenirken konuşuyoruz.

- Umarım Sasha bugün beni başka bir müşteriye daha göndermez!
- Gitmezsin olur biter. - Ceza keser!
- Ne cezası?

Sasha dediği, mamuşkası, diğer tüm tanıdığım mamalar gibi, yüzyüze görmüşlüğüm yok. Ya telefon konuşması ya da mesajla hallediyoruz tüm işimizi. Sasha, bildiğim mamaların en despotlarından. Sert bir hatun, ya da öyle gözükmek istiyor, bilmiyorum. Adamı aradığına pişman eder soğukluğuyla. Her arayışımda "buyur canım" diye açar, kısa kesmeye çalışır, hiç yüz göz olmaz. Ben de inadına "nasılsın Sasha", "hayat nasıl gidiyor", "senin için çok güzel kadın diyorlar" diye uzattıkça uzatırım. Bana sinirleniyor, biliyorum. İyi müşterisi olduğumdan sesini çıkarmıyor.

Kesin istatistik sahibi değilim, ama normal bir günde ortalama 2-3 müşteriye gidiyormuş kızlar. Her biri için 2 saat deseniz, günde ortalama 4-6 saat. Zor iş. Kız müşteriye gitmezse ceza kesiyor Sasha. Ceza, 100$. 2 saatlik bir seansın yarı ücretinden çok Sasha'nın kızları için.

- Ödemezsin, zorla alacak değil ya.
- O zaman bana iş vermez, daha kötü olur.

Bazı mamaların çalışma modelleri ilginç. Bazılarının iyi bir planlamacı, yönetici, finansçı olduğunu düşünüyorum. Bizim şirkette iyi bir pozisyon versen, ortalığın tozunu attırır Sasha. Büyük küçük farketmez, yönetici olmak duygusallığı kaldırmaz. Duygusal davranır, ipin ucunu kaçırırsanız sizin başınız belaya girer. Ben de, dönem dönem çalışan elemanların anasını skiyorum. Ama böylesi. Beni aşar.

- 4. tura geçelim mi Nastya?

Read more...

Natalya

Natalya çok uzun süredir İstanbul'da, ben 3 yıldır tanıyorum. Bir mamayla birlikte çalışıyor. Çalıştığı mama daha önce eskortluk yapanlardan, araları pek yok, niyesini bilmiyorum, sormadım, gene de başka bir mamaya gitmedi uzun süredir.

Yolun yarısını geçmiş olsa da, çok güzel bir kadın. Kızıl saçları, soğuk mavi gözleri var, uzuna yakın boylu. Takıları seviyor, ayak bileğinde, göbek deliğinde ve burnunda her zaman birşeyler var. Yaşına göre çok düzgün bir vücudu var. Kızıl bir afet. Kızıl bir afet derken, kızıl bir afet demek istiyorum.



Her görüşmemizde, kapıyı açar açmaz bacaklarını belime, kollarını boynuma dolayarak üstüme atlar, dudaklarıma yapışır. Sahte veya değil, hoşuma gidiyor.

Yıllardır aynı işi yapmaktan artık içselleştirdiği davranışları var. Hiç yüzü asıkken görmedim, görür gibi olduğumda da hep deliliğe vurdu, kahkaha patlattı. İçkiye dayanıklı, viskiye redbull, soda koymayıp sadece biraz buz koyan ender kadınlardan, sıkı içici.

Anlatmaktan çok hoşlanmıyor, erken yaşta evlenmiş, erken yaşta çocuk sahibi olmuş, erken yaşta boşanmış. 13-14 yaşlarında bir kızı var; İrina. Resmini gördüm, annesine benziyor.

İrina'yı özel bir okula vermiş, Kiev'de, yatılı okuyor. Hafta sonları kız kardeşi ve annesi göz kulak oluyormuş. "Ne kadar veriyorsun okula" dedim, "Çok" dedi. Çalışıp yeterli para kazanacak iş sayısı fazla olmadığı için kızının dil öğrenmesine çok önem veriyor. Okulda Fransızca ve İngilizce öğreniyormuş İrina. Beni az buçuk adam yerine koyduğundan olsa gerek, fikrimi sordu, Fransızca'yı boşvermesini, yapabiliyorsa Çince öğrenmesini, Avrupa'daki iyi okulların öğrenci değişim programlarına başvurmasını, yurtdışına yaz okullarına gitmesini önerdim.

Dil, dönem dönem fetişi olduğum şeylerden biri. Kızından bahsederken "İrinka" dedi, "İrina değil miydi" dedim. Türkçe'deki "cik", "cık" yumuşatması gibi, İrinacık yerine İrinka, ya da, İrinişka diyor özlemi diline vurursa. Vurgulu dillerin fonetiğine bayılıyorum bazen, sırf Mayakovski'yi kendi dilinden okumak için Rusça bilmeyi isterdim.


Şişli'de bir apartman dairesinde diğer 3 kız arkadaşıyla birlikte oturuyor. Birlikte kaldığı kızlar ve sayısı zaman zaman değişiyor. Çok kırık dökük olmayan, fakat biraz dağınık öğrenci evleri gibi evi.

Müsait bir günün uzunca seansından sonra evine bıraktım geç vakit. "Birer kadeh içelim mi" teklifine "hayır" demedim.

- Soda mı su mu?
- Varsa soda. Birazda buz.
- Nazdrovya Natalya

Seyreltmeden içemiyorum, alışamadım.

Bir kadeh oldu iki, iki oldu üç, sabaha karşı şişenin dibini gördük. Nadiren kendimi serbest bırakırım. Bazen olur ya, muhabbete kendinizi kaptırır, alkolün de etkisiyle rahatlar, deli danalar gibi güler, gevşersiniz. Gözümden yaşlar gelerek gülüp dağıttığım, bağıra çağıra konuştuğum keyifli bir geceydi.

"Görüşelim mi" diye mesaj attım bir ara.
"Memlekete gidiyorum" diye cevap yazdı, tatil yapacakmış kızıyla.
"İrinka'ya selam söyle" dedim.

Bu yazdıklarımda isimler sahte, yaşanan gerçektir.

Read more...

Eskorlar 101 - III

Cemaat! Ne iş?
Hamdolsun, ben de iyiyim. Nerde kaldıydık cemaat!

Mamaların kızlarını bitiremedik gitti a.q. Tamam geçelim şimdilik, nasılsa mamalardan bahsederken tekrar dokunduracağız.

Lan cemaat! Bana bak, dikkatli oku yazdıklarımı, sınav edeceğim seni. Sonraki postalarda cahil cahil yorumlar görürsem çarparım ağzına, demedi deme sonra.

Bağımsız eskortlar, zampara adamın bilmesi, takip etmesi gereken bir hatun grubudur. Esaslı mamalardan bile iyidir bu hatunlar bazen, hele iyisini bulur da networküne girersen... Yeme de yanında yat cemaat! Bağımsız, adı üstünde bağımsız, müşterisiyle doğrudan muhatap olan hatundur, müşteriden aldığı para kendisine kalır. Ha, ilk seferde bazen müşteriyi getiren eskort arkadaşına ufak bir sakal atabilir, racondandır. Ama sonrasında, aldığı para tamamen kendisine kalır. Mamaların kızları, tahmin edeceğin üzere cemaat, mamaya pay verir. Neyse, bu para pul muhabbetlerine sonra gireceğiz.

Hanımlar! Kendi aranızda konuşup gürültü yapmayın, konudan konuya atlıyorum, size de atlayacağım.

Bağımsız derken, Internet'te ilan veripte şu gün şu oteldeyim, randevularınızı alın, yoksa benimle halvet olamazsınız diyen hatunları kastetmiyorum, bu hatunlar bazen iyidir, ama gereksiz pahalıdır. Hatta Aksaray'a takılanları da kastetmiyorum cemaat. Ne dediydik hatırlayın, bağımsız eskort, iyi müşterinin getirdiği iyi müşteriyle yolunu bulur. Çevresi geniş iyi bir bağımsız öyle Aksaray'da falan biraz zor bulunur. Aksaray takımı! Sana söylüyorum gözüm. Aç kulağını, beni iyi dinle.

"Peki nereden bulacağız bu bağımsızları Cevat" dediğini duyar gibiyim cemaat! Öyle gugıla "eskort telefonları aksaray" diyerek bulamazsın cemaat. Hanginiz yazdı lan bunu? Lan olm bak, gözüm üstünde, her hareketini takip ediyorum. Madem soruyorsun gugıla, mantıklı seç kelimelerini. Cemaat, iyi bağımsızlar ancak tanıdık aracılığıyla bulunur, ya sen adamını tanıyacaksın, ya da iyi bir bağımsızı. Bunun ilk seferi nasıl olurun cevabı muhteliftir. Misal buraya bir göz at, hiçbir şey yazmasan bile milletin yazdığını takip et, sabırlı ol. Kimse sana kıymetli kontaklarını şak diye vermez. Bazen harlanır, bazen durulur, mevsim yazdır, az konuşanlara dikkat et, adamın odur!

Şanslıysan bu bağımsızlardan bazılarını Aksaray'da da bulabilirsin. Ama öyle diskolarda kulüplerde biraz zor gözüm, ya da şans diyelim. Kulüplerin müdavimi kızların çoğu vermez sana telefonunu, hatta oteline ve evine de gelmez. Kendi bildiği otellere gider, mekandan çok uzaklaşmaz. İçerisi potansiyel müşteri kaynarken, sen olsan gider misin uzaklara cemaat? Gene de sen dene bir şansını, belki rastgelir. İstanbul kulüp memleketi, Bebek'te, Ulus'ta, Ortaköy'de de bulursun bağımsızları, 5 yıldızlı bildik otellerin barlarına da göz atabilirsin. Ama oralara daha çok freebie bulmak için takıl cemaat, odağını çok dağıtma. Sana bir tüyo daha vereyim cemaat, Bacardi'nin karşısındaki sokağı bildin mi? Bilmiyorsan da öğren a.q. Gerçi sana Bacardi'yi tanıtırken harita bile vereceğim, sırf kaybolma diye. Götünü Bacardi'ye ver, yolun karşısına geç, gir sokağa. Irmak diyorlar, Melodi diyorlar. Restoranımsı. Akşamüstleri takıl arada, hatta akşamları. Değişik hatunlar geliyor bazen, ummadık taş baş yarıyor, dene şansını. Fiyatlar makul, beğendiğin hatun olursa hemen öyle masana çağırma dangoz gibi. Bir ölç biç hatunu uzaktan, kesiş bir süre, elense çekebilir misin, sırtını yere getirebilir misin, kündeye gelir mi bir tart. Gözün keserse çağırırsın, bir bira ısmarlarsın artık öküz değilsen. Bağımsız eskort sana telefonunu zaten kendisi verecektir, eğer havyan gibi davranıp hatunun canını yakmadıysan. Kibar ol biraz. Para veriyorum diye öküzlük etme, patron da bana para veriyor her ay başı, ama kibar adam. Söz dinle. Hatunun iyisini seçmeye çalış, nasıl dersen, endişelenme, zamanla malın gözünü tanırsın sen de. Herşeyi bir anda bekleme.

Mamaların telefonunu cebe kaydet, yanına işyerinden Ayfer yaz gitsin dediydim ya cemaat, bağımsız eskortlarda bence bunu pek yapma gözüm, riskli. Niyesi şöyle cemaat; bu hatunlar eskiden giderlerdi memleketlerine, 4-5 gün kalır geri dönerlerdi. Şimdi TC izin vermiyormuş her ülke hatununa, mecburen bir süre kalmaları gerekiyor. Hatun gidip kalıyor 3 ay, döndüğünde "ben geldim" diye mesaj atıyor sana. Gerçi bunlar da hayatta aramaz sen aramadan, ama mesaj atıyorlar gözüm. Üstelik pis alışkanlık edinenleri var; telefon numaralarını değiştiriyorlar a.q. Sonra da "yeni numaram bu Cevat" diye haber veriyorlar sana.

Tedbirli ol gözüm, kimselere vermediğin bir telefon numarası edin, işlerini bu numaradan hallet, gerekmedikçe bu numarayı telefonuna takma, hatunların telefonlarını telefonuna ya da bilgisayarına asla ve kata kaydetme. Gönder kendine bir mail, artık hotmail gmail keyfine kalmış. Gerektikçe açar okursun mailini. Olmadı ezberle numaraları gözüm, sor bana söyleyeyim mesela . Hay a.q . Bu yazı da bitmiyor. Selametle. Cemaat!


 




  Hafta sonu bunun esmerini yemeyi düşünüyorum!

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP