Diyar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Saatlik Koma: Tahrik, Fantezi... Yok Yok Teyyare

Her şey önce 30 saat ile başladı. Sonra... biraz kafa karışıklığı girdi devreye. Uykuda sorun çekerken bir yandan da bir türlü gecenin olmayışı, sürekli bir gündüz yaşamak... Tekrar bir kafa karışıklığı... Teyyareye binmiş olduğunu unutmak ve kendini trende gibi hissetmek... Sonra sürekli uyumak ve uyumak... Hostes'in gelip seni dürtmesi ve "we just arrived M'am" demesi. Hostes mi dedim hemşire...Teyyare dediğim ise hastane.
Hostes fantazisi yaygın bir durum sanıyorum, hemşire fantezisinde olduğu gibi (kimse alınmasın valla, bana öyle söylendi ki gayet de normal). Bu durum ancak sürekli hemşire ya da hosteslere maruz kalınca değişebiliyor. Geçenlerde hastanede çalışan bir arkadaşımla konuşuyordum. Dedi ki "Yeminle bıktım Diyar hemşire görmekten. Her gün aynı kıyafetler, aynı yüz ifadesi, aynı tip saç..." Sonra ekledi, "hasbelkader bir kaç değişik tip çıkıyor içlerinden. Onlara karşı fantezilerimiz hala sürüyor ama diğerleri..." Aynı durum hostesler için de geçerli bence. Havaalanında çalışıyorsanız ya da pilotsanız bile prototip insan görmekten sıkılırsınız. Hostes hatunların kıyafetleri tamamen aynı... Saçlar benzer... Makyaj şekli benzer... Yüzlerinde o yalan güleç ifade ile "günaydın, nasılsınız, ne alırdınız?" soruları... Mekanik bütün bunlar.
Fantezi garip bir durum... Bir gün varken yarın yok olabiliyor. Bkz. Doktor oldunuz, hava alanında çalışmaya başladınız, yok efendim pilot oldunuz... Her gün aynı tip hatunları götür götür nereye kadar. Ya da her gün aynı tiplere bakmaktan yıkılır artık fantezileriniz. Katılıyorum. Bir kere göz zevkine hitap etmemeye başlıyor. Aynı durum kadınlarda da vardır eminim ama şu anda nedense kafam pek kadınların tahrik olabileceği ya da fantezi objesi haline getirebileceği erkek görüntüsüne çalışmıyor.
Tekrar bir kafa karışıklığı... Yorgunluk... Kadınların tahrik olacağı durumlar? Bir saniye... Bir sigara yakmam gerekiyor. Beklemeniz gerekecek... 30 saatlik uçuş... Hiç sigara içemediğini hatırlamak. Bu garip ülkede her şey yasak anasını satayım.. Erkekler konuşurken iki adım geri atıyorlar, dava açılır alimallah, evdekine nasıl hesap veririz sonra diye korktuklarından.. Neyse evet... tahrik ve kadın ve sigara...
Hiçbir zaman üniforma takıntım olmadı. Asker ya da general ya da astsubay, ot bok ilgimi çekmedi. Salt tahrik olmaysa amaç sanırım en çok ilgimi çeken durum basit bir t-shirt giymiş erkeğin kol kasları ile kürek kemikleri ve sırtı oluyor... Pehh... Ne saçma diyorsun sanırım. Ama öyle.. Sevişirken mesela karşımdaki insanın kaslarını gördüğüm anda daha fazla tahrik olduğumu söyleyebilirim. (Burada bahsettiğim kas ölçütü kesinlikle body'e gidilerek yapılan değil. Basketbol, yüzme ve bilumum spor dallarımızı edebiyle yapan bir erkek dururken niye 50 kilo kaldırılarak aynaya bakan bir erkekle yatayım. Yok yatmam) Düzenli spor yapan bir erkek gibisi yok.... Hmm evet tahrik... Geçenlerde eski erkek arkadaşımla konuşuyordum kameradan doğru. Kendisi bir ecnebi... Kamerayı açtığım anda karşımda belden yukarısı çıplak eski erkek arkadaşımı görünce sanırım gözlerim fal taşı gibi açılmış (buna uzun bir süredir düzenli seks yaşamım olmamasını da eklersek gözlerimin ne kadar açıldığını tahmin edebilirsiniz):
-Senin yaptığın haksızlık ama. Ne bu böyle çıplak bir şekilde karşımdasın.
+Eşitlik istiyorsan sen de çıkarabilirsin Diyar?
Cybersex insanı pek olmadım. Bana göre değil. Karşımda bir insan düşünemiyorum ki bana komut versin:
-Hadi şimdi de o göğüslerini görmek istiyorum.
(Ve Diyar açar)
- Hmmm evet çok güzel... Peki, kendinle oynar mısın... Sesini duymak istiyorum...
(Diyar oynar)
Yok böyle bir şey. Yapay olan şeylere karşıyım sanırım. Anlık gelişmeler olabilir. Telefondan doğru dirty talk olabilir. Bunlar bir yere kadar kabulüm evet ama karşıda bir adam, fiziksel olarak ortamda yok ve tatmin etmeye çalışıyorsun. Tekrar söyleyeyim yok böyle bir şey.
Uykum geliyor yavaş yavaş... Neydi? Uçakta bir rüya gördüm. Uçak değil teyyare. Sigarayı da söndürdüm. Tatmin, tahrik, sigara ve erkekler... Evet şimdi hatırladım...Rüyayı ben görmedim başkası gördü. Ben sadece o rüyanın içindeydim. Kafam karıştı... 30 saatlik teyyare demiş miydim?
Uçakta bir adam. Rüyasında da uçakta. Sonra battaniye istiyor üstünü örtmek için. Rüyada istiyor. Uçak da buz gibiydi... Kıçım dondu. Neyse... Adamın yanında ben varım. Battaniyenin altına giriyorum. Biraz oynaşma... Sanırım oral seks yapıyorum adama... Emin değilim, ona sormanız lazım. Hatırlamıyorum. Hostes geliyor: "Pardon ama bunu yapamazsınız" diye azarlıyor... Battaniyenin altından kafamı çıkartıp "herkes kendi işine baksın" diyorum. Ve tekrar kapatıyorum üstümü... Evet böyle oluyor... Ya da oluyormuş... Tam emin değilim. 30 saat ve bir teyyare ve tatmin... Uçak fantezisi gerçekleşmiş oluyor rüyada... Bunu anlatan bir erkek. Artık tanımıyorum. Anlattığında tanıyordum. nefret dolu olduğum bir insan. İnsan mı dedim... Yok teyyare.
Günlerden cuma... Bilmediğim bir sokakta yürüyorum... Sokaktaki bir satıcı laf atıyor:
-How you doin sweety?
Bakmıyorum...yürümeye devam ediyorum...Tekrar:
- Ohh come on! It is a lovely day today! It is Friday. Put just a little bit of smile on your face!!
İster istemez gülümsüyorum.. Fark ediyor:
-Here it is! Here it is! It is that easy...
Karşıya geçtiğim anda uyanıyorum. Her şey 30 saatlik koma ile başladı. Sonra... biraz kafa karışıklığı girdi devreye. Koma mı dedim yok yok teyyare.

Read more...

hamile miyim yoksa?

Buradayım... Merak edip e-mail ortamında soranlara ya da sormayıp "nerde len bu diyar hatun" diyenlere sesleniyorum...
Hala her gece içiyorum ve gündüzleri iş başındayım... Gerçi dün ve bir önceki gece hamile olduğumdan emin olduğum için tek bir bira içerek işleri geciktirğimi saymıyorum. Yaa evet, Evli'ye bundan bir ay kadar önce durumumu ve şüphemi söylemiştim. Gerçi kendisi bana baya kızdığı için cevap olarak "tabii, tamam haklısın hiçbir halt yok, abartıyorum" diyerek de geçiştirdiğimi geçmeyelim...
Bütün bunların dışında birlikte olduğum adamın tepkisini de yazmam gerekiyor:
-Sanırım hamileyim.. İki test yaptım. İlki pozitif çıktı. Yok artık diyerek ikincisini yaptım, negatifti.
-Tamam Diyar, sakin ol ve işlerine yoğunlaş... Şu önünde olan işi bir an önce bitir. Her şeyin bir çözümü var...
Diyar'ın bu konudaki görüşü şu olmuştu: Ya.. evet kürtaj.. Çözüm mü? Çözüm... Zaten 5 ay'a şu ülkeden yine kurtulacağım. En mantıklı çözüm de bu. (iç ses: a.q... aklın neredeydi be adam beni düzerken?? Çözümmüş... Aldırmayayım çocuğu da gör!!) Evet evet aynen bunu düşündüm. Aldırmazsam ne olacak? Türkiye koşullarıymış, aileymiş, akraba, arkadaşlarmış... Tey tey... Olm hamileyim! Başlarım millete....
Bazen her şeyi düşünüyorsunuz... Benim son bir haftadır rüyalarım dahil dünyevi hayatımda sürekli aklımda tek bir şey olduğu gibi... Ya hamileysem???
Küçükken bunu daha farklı düşünürdüm... Eh işte bilmediğin için anlamıyorsun. Sanki ne yaparsan yap ortamda bir erkek olsun olmasın hamile kalabilirsin gibi geliyordu. Hele de Güzin Abla vari yazıları okursanız bu garantidir: " Yavrum demek gittiğin otelde kullandığın havlu sonucunda hamile kaldın?" Güzin Abla hasta mısın? Bu kadar mı anatomik yapıdan haberin yok...
Evet benim haberim var ama ne oldu? İşin aslı eğer hamile olduğunuzu bir kere kendinize inandırırsanız o zaman bütün semptomları gösteriyorsunuz.. Psikolojik bir durum ( Güzin ablacım selam ederim sana, okuyorsundur). Bende oluşan semptomlar şuydu:
  • Bayılma ile başladı. Bir kez direk bayıldım, diğerinde duvara tutundum. İlk bayıldığım zaman birlikte olduğum ve daha sonra hamileyim sanırım dediğim adam odada uyuyordu... Sabah kalktım, su içtim. Başım dönmeye başladı. Yüzümü yıkayım dedim ve bitti... Her şey dümdüz... (Bu arada ben bayılarak geçici hafıza kaybına uğramış bir insanım. Küçümsemeyelim. Seneler önce idi ama oldu. Hala o günü hatırlamıyorum.) Kendime geldiğimde ismini haykırdım, yardım et dedim. Yazık adama, sabahın körü uykusundan uyandı... Geldi... Yerdeyim.. Kımıldayamıyorum... Kolonya... Soğuk su... Anında gözlerim açıldı... Korktu çok fazla... Hatta öyle bir korktu ki sesi titriyordu.... İkinci bayılma aşamam ise geçen cuma oldu... Önemsiz, çünkü bayılmadım...
  • Kokuya duyarlılık: Üç dört gün boyunca her şey burnuma koktu... Ehh yemek kokuyor diye bazı yerlere girmedim.. Evde pencereleri açıp durdum... Her girdiğimde rezil bir koku... Diyar abartıyorsun a.q bir bok yok dedi arkadaşlar, yok yok hamileyim ben dedim içimden...
  • Regl gecikmesi: Eee o kadar kasmışım hamileyim diye tabii ki de reglim gecikecek... Bir de daha önceden deneyimim var... Yabancı bir arkadaşı kürtaj'a götürmüşüm... Nasıl korkuyorum... Kızın baygın halde "this is a crime" dediğini biliyorum... Ama n'aparsın, adam demiş bir kere her şeyin çözümü var...
Ve evet hamile olmadığımı bugün kan testi ile kanıtladım... Mutlu mu oldum? Tam değil... Bazen gerçekten bir insanla hayatını geçirmek istiyor insan.. İster aldatsın, ister gecenin körü eve gelsin, isterse de her gün içsin... Umurunda olmuyor... Ve benim de değildi... Hala değil... Hamile değilim ama adamın bana attığı mesajı yanlış yorumladığımı dün öğrendim... Hamileysem bebeği aldırmak isteMEdiğini ve her şeyin bir çözümü olduğunu söylediğinde aslında bebeği istediğini daha yeni öğrendim....
Ve bugün hamile olmadığımı öğrendiğimde.... Aslında hamile olmak ile olmamak arasında gidip geldiğimi... Olmak istediğimi ama bu yükün altından nasıl kalkacağımı bilmediğimi... Olmamam gerektiğini ve planlanmış geleceğime bakmam gerektiğini... Hamileysem mutlu olacağımı... ama geleceğimden de olacağımı... Hepsini sorguladım.....
Ve son olarak duymam gereken tek bir şeyi duydum bu insandan:
-Diyar, bugün yine içki ve sigaraya kendini vermişsin. Eğer hamileysen bütün bunları bırakman lazım. Lütfen biraz olsun dene...
İki gün denedim... Sonuç: Hamile değilmişim...
Peki bu iyi mi kötü mü? Bilmem, düzenli bir hayat istiyor insan...

Read more...

Bodyguard'lar Üzerine

-Yes, Ma'am
-As you wish Ma'am
Geçen gün dünyada gidilmeyecek bir kaç yerden birine gitme şerefine nail oldum. Gitmekle kalmadım bir de 10 gün orada yaşadım. Şurada anket yapsam eminim %93ünüz "manyak mısın be Diyar ne işin vardı da gittin?" dersiniz. Emin olun. Neyse efendim, gittik gördük... Erkeklerini süzdük. Gidilen ülkenin erkeklerinde hiç iş yoktu. Hepsi kaytan bıyıklı, "türk kasına" sahip modellerdi. Ama gel gör ki kaldığım alandaki Amerikalılar yok mu? Ah o Amerikalılar...Yerim hepsini...
Bulunduğum yerdeki Amerikalılar, iş icabı ne göt ne de göbek salma lüksüne sahipler.. Düzenli şekilde spor yapmaları gerekiyor. Genel boy ortalaması 1.80-1.90 arası...Yüz hatlarının keskin ve duruşlarının dik olması en önemli kıstaslardan. Keskin yüz ifadesine sahip erkekleri çekici bulacağımı da hiç düşünmemiştim. Hatta bu konu üzerine düşünmemiştim bile. Ancak sert bakışlı 30 erkeği aynı anda görünce, korkmak yerine tam tersi kendimi güvende bile hissettim.
Meleklerim benim. Yerim sizi.
İçlerinden 10 tanesi ben ve benimle birlikte olan iki yabancı arkadaşımın korumasıydı. O 10 keskin bakışlı erkeğin içinden de gözüme en hoşunu kestirdim tabii. Steven... Kendisi korumam olduğu için aynı arabada yolculuk ederek gözüme de şölen yaptım. The Bodyguard adlı filme atıfta bulunacağımı da ömrübillah düşünmezdim... Ama sanırsınız ki ben Whitney Houston'ın beyaz, daha dolgun göğüslü hali; Steven ise Kevin Costner'ın genç, daha iri ve diri vücutlu hali... Ben Whitney gibi kıçı kalkık iş kadını (şarkıcı değilim efendim)... Mevki, para pul, artizlikler, ne ararsan hepsi bende... (Dışarıdan bakınca bu şekilde gözüküyor)
Nasıl kıçım kalkmasın? Korumalar arabamın kapısını açıyor "here you are Ma'am" diyor.
Are you ok Ma'am, would you like to read newspapers Ma'am? Ot Ma'am, bok Ma'am...O noktada anladım ki kadın dediğin güçlü bir pozisyonda olacak (yanlış anlama hemen, mevki anlamında diyorum). Korumalarla aynı mevkide olmayı bırak aramızda hiyerarşik sınıflandırma dahi vardı. Benimle aynı masada oturamama, koruma görevini dikkatli yerine getirme, üstüme yürümekte olan kaytan bıyıklı halkı kollarıyla savurma... Ben mevki anlamında güçlüyüm evet ama korumalar da "use of force" anlamında güçlüydü.
Neyse...
Steven ile bir gece aynı otelde kaldık.. Sigara'ya çıktığım bir ara yanımda bir korumanın durması gerektiği için, kendisi bana eşlik etti. Orada da her cümlesinde Ma'am demesi ayrı bir hoşluktu tabii...Ertesi gün biraz çakırkeyif evimin yolunu bulurken de karşılaşınca "ben size eşlik edeyim" dedi garibim... Sonrasında da bir açıldı bir açıldı... Başladı anlatmaya...
-Aslında dün gece odanı(zı)n kapısını çalacaktım...
-Öyle mi? Niye çalmadın?
-Nasıl tepki vereceğini(zi) bilemedim. konuşmak istiyordum ama olmadı. (Meali aynı otelde kaldık, belki dedim bir yolunu bulur sokulurum yanına)
-Şimdi konuşuyoruz işte.
- Evet. Türkiye'ye geleceğim Haziranda. Belki görüşmek istersin(iz)? Tatile gideriz belki ya da geziniriz İstanbul'da.. Olmaz mı?
Anlık olan hoşlanmalar güzeldir. Candır. Ancak karşı taraf işi sonradan görüşmeye çevirirse orada bir durmanız gerekir. Sanki 5 senelik kalkınma planı yapıyor gibi konuşuyordu Steven... Ben de o noktada durdum. Adam iyi, hoş, muhabbeti güzel, keskin bakışlı, dik duruşlu, uzun boylu, hoş bir yüz hattına sahip...Tamam, daha ne isterim?
Yok, istemedim. (Meali: Korumasıyla yattı bu zilli Türk kızı diye ismim çıkacağından korktum)
Son gece evimin bahçesinde kendisine filtre kahve yaptım.. Biraz daha sohbet ettik. Ayrılırken sarıldı... Ne bir öpüşme ne bir ten teması. Hiçbir şey yok. Olsa olurdu...
Yok, istemedim. (Meali: Çok cool bir insanım. İstesem tey tey...)
Ama anladım ki özel koruma ayrı bir şey. Kendini prenses gibi hissediyorsun, söyleyeyim.

Read more...

Kadın-Erkek Algı Farkı

Biz kadınların arada kaldığı bazı durumlar vardır... Ne yapsam da şu adamı etkilesem ya da acaba bu adam benden hoşlanıyor mu, gibi sorular kafamızda milyon kez oluşur. Bu tip durumlarda beynimizdeki dikkat hücreciğinin genişlediğini düşünüyorum. Yaşça biraz genç iseniz de maalesef erkeklerin tavırlarını çözmek için çok çaba sarf etmeniz gerekecektir.
"Bana geçen sefer verdiği kupayı, bir sonraki evine gittiğimde kendisi kullanıyordu.. " gibi sözler sadece bir kadının ağzından çıkabilir mesela. Adam muhtemelen o gece sizin ne giydiğinizi bile hatırlamazken, hangi kupadan kahve içtiğinizi nasıl hatırlasın... Üniversite yıllarıydı, aynı hataya düşmüştüm. Sonradan uzun yıllar birlikte olduğum erkek arkadaşıma, bir arkadaş ortamında kahve hazırlarken kahveyi kalpli kupaya koymuştum. Sonra da fark ettiğini düşünmüştüm... Tabii etmedi. Daha sonra üzerine konuştuğumuzda da "hadi yaa... kalpli kupa mı? Diyar inanmıyorum sana; hiç dikkatimi çekmedi" şeklinde yorum yapmıştı. Evet efendim, biz biraz salağız... Erkek-kadın algısının aynı olduğundan yola çıkarak çıkarımlarda bulunuyoruz.
Biz salak olabiliriz bu konuda ama erkekler de mal! Kızdan hoşlanıyorsan eğer ufak şeylere dikkat et yahu... Bütün gece gözünün içine bakıp ondan sonra da hadi iyi geceler deyip gitme mümkünse. Bunu yapanlar da var.
Daha önce de dediğim gibi bir adam sizden hoşlanıyorsa anlarsınız. Anlamıyorsanız ya da içinizde şüpheleriniz varsa o iş yaştır, ben size söyleyeyim. Yok efendim şöyle güldü, ben konuşurken elini omzuma doğru attı, canım cicim dedi gibi laflar sizin kendinizi kandırmanız. Adam güldü de ne oldu? İnsan bu, güler. Elini omzuna attı da ne yaptı? Açık bir icraat ortada yoksa- icraat derken seks anlamında değil ama o olursa zaten sorgulama artık, yumul adama- kendini kandırmaktan vazgeç be kadın. Deli ettin beni! Harekete geçmeyen adam ya gaydir ya da sizden hoşlanmıyordur... (Bir kaç istisna olabilir)
Erkek ve kadın arasında algı farkı olduğu gibi kadın-kadın arasında da algı farkı olabiliyor bazen. Bu tip durumlarda yanınızdaki arkadaşınıza dönüp "kızım bu adam senden hoşlanmıyor... Resmen asker arkadaşı gibi davranıyor sana yahu" diyesiniz geliyor... Denmiyor. Algılıyoruz da n'oluyor sanki...
Bakın güzel bir örneğim var bu konuda:
Bugün İtalyan bir adamla tanıştım. Bir haftadır Ankara'daymış. Telefon ve hat almak istiyordu, bizim de İngilizce konuştuğumuzu duyunca yardım istedi. Anlaşamamış Turkcell ile. İyi dedik biz de.. Eli yüzü düzgün, aslında fazlasıyla düzgün. Gözlük kullanıyor... Çerçevesiz. Uzun boylu... İri yapılı değil. Siyah spor ayakkabı giymiş. Bir İtalyan havasıyla İngilizce konuşuyor... Evet ben bunlara dikkat ettim. Yanımdaki diğer iki hatun kişi ise adamın elinde yüzük olup olmadığına dikkat etmiş. Aradaki farka bakın? Bunun üzerine kendi algım ve parmaktaki yüzük dinamiğinde iki farklı çıkarımda bulundum:
1- Yüzüğe bakmadım çünkü: Adamın evli olup olmadığı umurumda değil. Evli olsa kaç yazar. Sanki Cenk ile birlikte olan ben değildim? Şuna bak Diyar; resmen amoral bir insan oldun çıktın... Ar, namus cık cık...
2- Yüzüğe bakmadım çünkü: Adamın sohbeti ilgimi çekti.. Evet evet.. Ondan bakmadım. Bana ne adam evli mi değil mi? N'apacağım sanki? Sohbet ediyoruz; adama da telefon alıyoruz. Ar,namus, aferin...
Hangi nedenin doğru olduğunu bilmiyorum. Kadınlar bu konuda felaket dikkatlidirler... Erkek insanı parmağındaki yüzüğü çıkarsa bile kadın yüzük izini kırk yıllık detektif gibi fark eder. Hele uzun süre evli kalmışsan ve hep o yüzüğü takıyorsan parmakta oluşan deformasyonu düzeltemezsin. Kadın onu mu fark edecek, demekten vazgeç be adam. Deli ettin beni! (Sana diyorum ki biz üstündeki kıyafetten, kahveyi neye koyduğuna kadar bakan insanlarız.)
Ancak ben (mallığımdan) sanırım şu ana kadar kimsede yüzük var mı diye bakmamışım. Kaldı ki evli olup yüzük takmayan yüksek bir kesim de var. Yok efendim parmağı şişiyormuş, yok efendim içine sabun kaçıyormuş, yok efendim saçını yaparken takılıyormuş. Babamın mesela yüzüğe alerjisi var. Adamın parmaklarında egzema oluşuyor. Senelerdir de vardır. Ancak annem, X Files'daki Scully gibi bir hatun olduğu için egzema falan dinlemeyip "iyi o zaman altın takma sende" diyerek kendisine yeni yüzük almış bir insandır.
Biz saçma şeylere dikkat ediyoruz işte, kabul. Ama dikkat edilen bazı noktalar ise gerçekten önemlidir: Mesela adam formları doldururken ev adresine dikkat ettiğim, doğum tarihine baktığımı kabul ediyorum.
Son kertede İtalyanım civanım'ın işini hallettik. Eğer vaktiniz varsa size bir şeyler ısmarlayayım, yardımınız karşılığında dedi... Arkadaşım bana baktı. Yok anlamında kafamı salladım. Ar, namus mu üstümdeydi, yoksa bir an önce eve gidip duş almak mı istiyordum? Bilmiyorum. Ardından yanımdaki gevurun "şöyle yapalım: ben de yabancı olduğum için biliyorum, ilk zamanlar zor geçer. Eğer şehri gezmek istersen haber ver bize. Biz de sana katılalım. Bir de kahve içeriz" demesi ile adamın süper demesi bir oldu. Elinde telefon numarası yazılı olan kartı bana uzattı. İşte bu benim numaram, kaydeder misin? Bir kaç saate açılacakmış, mesaj atarsan seninkini de öğrenirim dedi.
Evet, adamın yüzüğü olup olmadığını kontrol etmek için tek bir yol var. O da mesaj atmak.

Read more...

Orgazm: "Geldin mi?"

Evet geldim...
Yok az kaldı... Devam et...
Gelmek de nedir? Bana sorarsanız ecnebinin koyduğu lafı biz devşirmişiz. Film ya da dizilerde hiç dikkat etmediğim "i am comming" lafı ilk kez karşıma üç sene önce çıktı. İlk duyduğumda "Aaa demek ki sadece biz Türkler kullanmıyoruz bu kelimeyi seks sırasında" gibi bir düşünceye hasıl olunca da sevişme modumun kaçtığını hatırlıyorum. Zaten kaçıp kaçmamasının da pek bir önemi yoktu, karşımdaki bir dakikaya kalmaz geleceğini bildirmişti... Laf ağızdan bir kez çıkar hesabı da dediğini yapmıştı.
Erkekler boşalmadan önce neden "geliyorum" der? (Hepiniz değil tamam, cengaver olup sinire kesmeyin hemen) Bence:
1- i am comming, prepare yourself: Geleceksen elini çabuk tut; yok gelmeyeceksen beni kasma.
2- i am comminggg. Inside or out?: Geliyorum... içeri gelsem sorun olur mu? (İyi de zaten kondom icat olmuş, doğum kontrol hapları var... İçerisi dışarısı, gerisi berisi, fark eder mi?)
3- i am comming, just for you to know: Hani ben edeyim de lafımı, sonra yok efendim niye geldin...niye sormadın diye çıkma. (Çok korkutuyoruz erkekleri, yazıktır günahtır. Niye çıkışayım? Bir dahaki sefere daha geç gelirsin olur biter, anlaşırız.)
Konu nereden nereye "geldi"... Dur biraz daha "gelsin"...
Gerçekten niye "geliyorum" dersiniz? Soru cümlesi dahi değil... Hadi, "geleyim mi" diye sorsanız daha devam edebileceğinizi anlarım. Bence kısaca denilen şu: Beğen ya da beğenme sonuç ortada... Bir iki saniye, bilemedin bir on saniyeye de o sonuçla karşılaşacaksın.
Ana konuya doğru "geleyim" mi?
İş biter, karşıdaki adamın yüzünde bir gülümseme oluşur. Rahatlamıştır... Kasıklarındaki ağrı, baskı, her ne ise dinmiştir... Sıra yeni bir şey söylemeye gelir:
"Geldin mi?"
Ne gariptir ki seksin bitimine beş dakika kala ile bitmesinden beş dakika sonra adamın aklı hala "gelmek" sözcüğündedir. Bu sefer sizi merak etmiştir. Oysa ki "geldin mi?" sorusuna cevap vermek bütün kadınlar için kolay değildir. Erkeğin sorduğu bu soru, kadın vajinal orgazm olmuyorsa daha da anlamsızlaşır. Sizin hareketinizden ya da istemsiz kasılmanızdan bir şeyler çıkartabilirler, yine de merak ederek sorarlar: "Diyar geldin mi?"
Küfür etmeyi sevmem. Yakıştırmam da kendime... Hoşuma da gitmez. Efendim izninizle:
"Gelmedim a.q."
Maalesef yurdum erkeği de yurdumdan olmayan erkek de gelip gelmediğimize takılmıştır. Bu konuda farklı tip bir kaç erkekle tanıştım aslında. Bir tanesine orgazm olsam da uzun süre olmadım dedim. En son sevişmemizde aynı soru ile yine karşıma çıktı.
-Diyar, geldin mi?
-Evet.
-Gerçekten mi?
-Evvvet...
-Sevindim. Sen orgazm olmadığın için kendimi yetersiz hissediyordum.
- .... (Biz acımasız olabiliyoruz. Ya da şöyle söyleyeyim "ben acımasız olabiliyorum". Adama orgazm olduğum halde söylemezsem yetersiz hisseder kendini.)
Yine de, geldin mi sorusu artık kabusum haline gelmeye başladığı bir sırada başka bir erkekten de aynı lafı duyunca artık isyan bayraklarını çektim. Seks bitmiş, uzun sürmüş... Gereksiz konuşmalara girilmemiş... Erkek insanı üç beş kere "bebeğim çok güzelsin... diyar canımsın" gibi laflar etmiş. Ama saçma laflarla seksin doğasını bölmemiş. Her şey bitmiş içeri salona geçmişim. Bir sigara yakıp güzel bir şarkı açmışım:
-Bir şey soracağım sana ama doğruyu söyleyeceksin?
+ Peki. (Bu sırada içimden iki soru geçti. Eğer bunları sorarsa nasıl cevap vereceğim dedim kendi kendime. Yalan söylemeyi beceremeyen bir insanım, en fazla kıvırabiliyorum.)
-Sen orgazm oldun mu? (İçimden: Yürü be sonunda geldin mi demedi birisi de dedim..)
+Nasıl yani? Niye sordun ki? (Ne kadar kötüyüm. Zaten adam ıkınmış sorarken; ben ise cevap vermek yerine üsteliyorum. Biz kadınlara laf kalabalığı sever misin diyin, ohoo bayılırız.)
- Dün orgazm oldun, fark ettim ama bugün fark etmedim. Dinamiğini anlamak istiyorum...
Erkeğin işi de zor... Sonuçta onlar gibi anlık boşalma yaşamıyoruz. Doğal olarak da adam orgazm olup olmadığımızı ya da kaç kere olduğumuzu anlamıyor. Bir arkadaşıma sordum geçenlerde, sen orgazm olduğunda vücut tepkin ne oluyor diye: Kızın verdiği cevap hiçbir şekilde genelleştirilebilecek bir şey değildi:
"I feel kind of numbness starting from my left leg; and then it goes all over my body 'till my stomach. But only my left side."
Her kadında farklı bir his mi oluşuyor gerçekten? Kimi kasılırken, kimi titrer mi? Hiç belli etmeyeni var mıdır?
Peki, bir önceki gün "gelmiş" miydim?
Affınıza ikinci kez sığınarak:
"Gelmedim a.q."
Yazının sonuna "geldim"(!)

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP