hamile miyim yoksa?

Buradayım... Merak edip e-mail ortamında soranlara ya da sormayıp "nerde len bu diyar hatun" diyenlere sesleniyorum...
Hala her gece içiyorum ve gündüzleri iş başındayım... Gerçi dün ve bir önceki gece hamile olduğumdan emin olduğum için tek bir bira içerek işleri geciktirğimi saymıyorum. Yaa evet, Evli'ye bundan bir ay kadar önce durumumu ve şüphemi söylemiştim. Gerçi kendisi bana baya kızdığı için cevap olarak "tabii, tamam haklısın hiçbir halt yok, abartıyorum" diyerek de geçiştirdiğimi geçmeyelim...
Bütün bunların dışında birlikte olduğum adamın tepkisini de yazmam gerekiyor:
-Sanırım hamileyim.. İki test yaptım. İlki pozitif çıktı. Yok artık diyerek ikincisini yaptım, negatifti.
-Tamam Diyar, sakin ol ve işlerine yoğunlaş... Şu önünde olan işi bir an önce bitir. Her şeyin bir çözümü var...
Diyar'ın bu konudaki görüşü şu olmuştu: Ya.. evet kürtaj.. Çözüm mü? Çözüm... Zaten 5 ay'a şu ülkeden yine kurtulacağım. En mantıklı çözüm de bu. (iç ses: a.q... aklın neredeydi be adam beni düzerken?? Çözümmüş... Aldırmayayım çocuğu da gör!!) Evet evet aynen bunu düşündüm. Aldırmazsam ne olacak? Türkiye koşullarıymış, aileymiş, akraba, arkadaşlarmış... Tey tey... Olm hamileyim! Başlarım millete....
Bazen her şeyi düşünüyorsunuz... Benim son bir haftadır rüyalarım dahil dünyevi hayatımda sürekli aklımda tek bir şey olduğu gibi... Ya hamileysem???
Küçükken bunu daha farklı düşünürdüm... Eh işte bilmediğin için anlamıyorsun. Sanki ne yaparsan yap ortamda bir erkek olsun olmasın hamile kalabilirsin gibi geliyordu. Hele de Güzin Abla vari yazıları okursanız bu garantidir: " Yavrum demek gittiğin otelde kullandığın havlu sonucunda hamile kaldın?" Güzin Abla hasta mısın? Bu kadar mı anatomik yapıdan haberin yok...
Evet benim haberim var ama ne oldu? İşin aslı eğer hamile olduğunuzu bir kere kendinize inandırırsanız o zaman bütün semptomları gösteriyorsunuz.. Psikolojik bir durum ( Güzin ablacım selam ederim sana, okuyorsundur). Bende oluşan semptomlar şuydu:
  • Bayılma ile başladı. Bir kez direk bayıldım, diğerinde duvara tutundum. İlk bayıldığım zaman birlikte olduğum ve daha sonra hamileyim sanırım dediğim adam odada uyuyordu... Sabah kalktım, su içtim. Başım dönmeye başladı. Yüzümü yıkayım dedim ve bitti... Her şey dümdüz... (Bu arada ben bayılarak geçici hafıza kaybına uğramış bir insanım. Küçümsemeyelim. Seneler önce idi ama oldu. Hala o günü hatırlamıyorum.) Kendime geldiğimde ismini haykırdım, yardım et dedim. Yazık adama, sabahın körü uykusundan uyandı... Geldi... Yerdeyim.. Kımıldayamıyorum... Kolonya... Soğuk su... Anında gözlerim açıldı... Korktu çok fazla... Hatta öyle bir korktu ki sesi titriyordu.... İkinci bayılma aşamam ise geçen cuma oldu... Önemsiz, çünkü bayılmadım...
  • Kokuya duyarlılık: Üç dört gün boyunca her şey burnuma koktu... Ehh yemek kokuyor diye bazı yerlere girmedim.. Evde pencereleri açıp durdum... Her girdiğimde rezil bir koku... Diyar abartıyorsun a.q bir bok yok dedi arkadaşlar, yok yok hamileyim ben dedim içimden...
  • Regl gecikmesi: Eee o kadar kasmışım hamileyim diye tabii ki de reglim gecikecek... Bir de daha önceden deneyimim var... Yabancı bir arkadaşı kürtaj'a götürmüşüm... Nasıl korkuyorum... Kızın baygın halde "this is a crime" dediğini biliyorum... Ama n'aparsın, adam demiş bir kere her şeyin çözümü var...
Ve evet hamile olmadığımı bugün kan testi ile kanıtladım... Mutlu mu oldum? Tam değil... Bazen gerçekten bir insanla hayatını geçirmek istiyor insan.. İster aldatsın, ister gecenin körü eve gelsin, isterse de her gün içsin... Umurunda olmuyor... Ve benim de değildi... Hala değil... Hamile değilim ama adamın bana attığı mesajı yanlış yorumladığımı dün öğrendim... Hamileysem bebeği aldırmak isteMEdiğini ve her şeyin bir çözümü olduğunu söylediğinde aslında bebeği istediğini daha yeni öğrendim....
Ve bugün hamile olmadığımı öğrendiğimde.... Aslında hamile olmak ile olmamak arasında gidip geldiğimi... Olmak istediğimi ama bu yükün altından nasıl kalkacağımı bilmediğimi... Olmamam gerektiğini ve planlanmış geleceğime bakmam gerektiğini... Hamileysem mutlu olacağımı... ama geleceğimden de olacağımı... Hepsini sorguladım.....
Ve son olarak duymam gereken tek bir şeyi duydum bu insandan:
-Diyar, bugün yine içki ve sigaraya kendini vermişsin. Eğer hamileysen bütün bunları bırakman lazım. Lütfen biraz olsun dene...
İki gün denedim... Sonuç: Hamile değilmişim...
Peki bu iyi mi kötü mü? Bilmem, düzenli bir hayat istiyor insan...

Read more...

questionnaire...

Bu, benim yaptığım üçüncü kayıt aslında. İlk ikisini, kızların son andaki istekleri üzerine sildim. Gayet iyi başlamıştı her ikisi de, sonra sorular çetrefilleşmeye başlayınca rahatsız oldular, silmemi istediler. Ben de sildim.

Bir tanesi Lika ileydi; ülkesinde bir adamla normal bir birlikteliğe başlamış, evlenmek üzerelermiş, sonra adam bir şekilde onun Türkiye'de bu işi yaptığını öğrenmiş, ayrılmışlar. Türk erkeğinin genel performansını kahkahalar atarak anlatıyorken,  sıra, "ilk seferinde ne hissettin" sorusuna cevap vermeye gelince, o neşesi gitti. Ramazanda oruç tutardı bu kız. Gündüz oruç tutup, gece işe giderdi. Kendine göre bir dini inancı vardı yani. Gene de bu işi yapmaktan geri kalmadı. "İyi yaşamayı" sever -hangimiz sevmeyiz ki- kendine bir araba almak istiyordu, aldı, süs, giyim kuşam istiyordu, aldı. Bir günlük bir yakın yer kaçamağı için arabayla giderken, çalan müziği sonuna kadar açıp kendinden geçerek şarkı söylediğini hatırlıyorum arabada. "Daha hızlı git, daha hızlı!". Direksiyon onda olsaydı, muhtemelen meftaydım. Seksi de çok sever. "İlk seferinde ne hissettin" sorusunu sormasaydım, benzer bir videoyu daha önce koyacaktım.

Kaydettiklerimi ne yapacağımı kızlara anlattım öncesinde. Burayı açıp gösterdim, anlattığım şeylerden, gösterilen tepkilerden, yaklaşımlardan bahsettim. İlginç geldi onlara da. Kaydettiğim bu son kızla daha öncesinde, beş ya da altı kez görüştük sanıyorum. İki yıldır tanırım. İyi anlaşırız kendisiyle. Öyle olmasaydı böyle bir kaydı yapmama muhtemelen izin vermezdi. Yalan söylediği yerler olduğunu pek sanmıyorum. Sonlara doğru, biraz da alkolün verdiği rahatlıkla, "aç, anlatacağım" diyordu. Bu konuyla ilgili bir kitap ya da senaryo yazacağından bahseden bir arkadaş için röportaj yapmayı da kabul etti.

...
Ben seksi severim, peki tamam, biraz fazla severim, ama gene de ekstrem fantazileri olmayan bir adamım. Benim için bu iş daha çok ritüel; biraz uyum, biraz şiddet, biraz can yakma, biraz hayvanlık, şehvet, kadını izlemekten zevk alma durumu. Penisi çileğe bulayıp hatunun boğazına dayanmak tamam, ya da, etek sıyırıp kafayı aynaya, yatağa, duvara yan bastırarak izlemek tamam, ufak tefek oyuncaklar da kabul, peki, arada bir de ffm üçlü yapalım, ama çok fazla ötesi yok. O kadar. Karşımdakinin sınırlarına da saygı gösteririm. Zorlarım, ama saygı gösteririm.

Ama merak ediyorum, başka insanlar ne yapıyor? Bu kızlar, ne tür durumlarla karşılaşıyorlar, neleri görüyorlar, hangi durumlara şahit oluyorlar. Merak ediyorum. Soruyorum. Bloga başlamadan önce de sorardım. Kişisel bir merak bir nevi.


Önceki kayıtlardaki tecrübeme dayanarak, "ilk sefer nasıl oldu" sorusunu bu defa en başta sordum. Bu işi yapan bir arkadaşının yardımıyla, gayet bilinçli olarak başlamış. Para kazanmak için. Biraz, iyi para kazanmak için. 3 senedir bu işi yaptığını söylüyor. Kazandığı parayla kendine bir ev almış. 17 yaşında evlenmiş, 10 yıl evli kalmış, boşanmış, genç yaşta bir çocuğu var.

Daha önce hiç görmediği bir insanla -müşterileri arasında kadınlar da var bu kızların- seks yapmanın nasıl birşey olduğunu sordum: İlk kez gidiyorsa, müşterinin "sapık" veya "şiddet eğilimli" olmasından her zaman korktuğunu, ama müşteri normalse, bazen zevk aldığını, bazen arka arkaya çok iş olduğunda numara yaptığını, bazen de orgazm olduğunu anlattı. "Müşterisine göre" diyor.

Çalıştığı mamanın zor kullanıp kullanmadığını, tehdit edip etmediğini,  yeni kızların nasıl geldiğini anlatmasını istedim. Kızlar, kendi istekleriyle geliyorlar, daha çok tanıdıkları, arkadaşları aracılığıyla geliyorlar. Geri dönmek isteyeni kimse zorla tutmuyor. Başladıktan bir hafta sonra ağlayarak geri dönenler olduğu gibi, kazancına bakıp devam edenler de var. Vize süresi biten gidiyor, sonra tekrar geri geliyorlar. Amaç hepsi için aynı, para kazanmak. Ülkesinde bir ay çalışıp 300 dolar kazanmaktansa, bu işi yapmayı tercih etmişler. Bu durum sadece yabancı uyruklu kızlar için geçerli değil, bu işi yapan herkes için geçerli.

Bu işteki ortalama fiyatlar bellidir, aksaray ve normal mamaların normal kızları 150-200 dolar ya da lira alır. Ama bunun yanında, parası olan kitleye hitap etmeye çalışan hatunlar da vardır. İndirim yapmazlar, sürümden değil, değişik istekleri karşılamaktan, servis kalitesinden kazanırlar. 4-5 saatlik, oyuncaklı, fantazili bir seans için 500-600 öroyu gözden çıkaracak çok adam olduğu gibi, bu parayı kazanmak isteyen kadın da çok.

Zorla çalıştırılan kızlar meselesi var bu dünyayı bilmeyenlerin kafasında. Ben hiç rastlamadım açıkcası. Varsa da, kolluk gücü buna izin vermez. Defalarca yazdım, bir kez daha yazsam elim aşınmaz, bu işte zorla güzellik olmaz. Zor şartlarda çalışan olabilir, bu başka birşey. Ama zorla çalıştırmaya rastlamadım. Bu iş, tamamen bir "iş". Piyasa, arz, talep, fiyat, katma değeri yüksek servis... Bir iş yaparken neler geçerliyse, bu işte de aynen öyle.

#
Müşterileri çoğunlukla evli adamlar bu kızların. Bildiğiniz, normal, evli adamlar. Kimisi kırk yılda bir, kimisi sıklıkla yapıyor. Bana da bazen soran oluyor, yazdıklarıma bakıp "sıklıkla" bu kızlara gittiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Belli bir frekansım yok, bazen ayda 5-6, bazen 2-3 ay boyunca hiç. Maddi ve hormonal durumlara bağlı.

Evli adamların haricinde, biraz farklı olan müşteriler de var: videoda izlediyseniz, 75-80 yaşında adamlardan bahsediliyor, takma dişlerini kenara koyup seks yapan ihtiyar delikanlılar. Yok, öveyim ya da yereyim diye yazmıyorum, ilginç geldiği için yazıyorum. Eğer seks, o yaşta hala bir ihtiyaçsa, bu adamların bu ihtiyacı başka bir şekilde giderme yolu var mı? Yok. Ya kendisiyle oynayacak, ya da bu kızları çağıracaklar.

#
Bunu sıklıkla duymaya, hatta ilk ağızdan şahit olmaya başladım bu aralar: buluğ çağına gelmiş oğluna eskort ayarlayan babalar var. Ciddiyim. 14-15 yaşındaki genç erkeklere babaları eskort kız ayarlıyor. Sizin kulağınıza nasıl geliyor bilmiyorum da, bence çok tehlikeli, gereksiz ve riskli bir iş yaptıkları. Düşe kalka da olsa, erken de olsa, geç de olsa, her erkek bence normal olanı yaşamalı önce. Düşünsenize, bir tarafta profesyonel olarak bu işi yapan bir kadın var, diğer tarafta henüz ilk tecrübesini yaşayacak genç bir erkek. Hatun dalga geçse, hayatı kayar çocuğun.

Şu veya bu sebepten ilkini henüz yaşamamış, aklı başı yerinde bir erkeğin eskortlara gitmesini anlarım, hatta normal karşılarım, ama bu, abes.

#
Fiziken özrü olan, bacağı veya bacakları olmayan bir müşterisinden bahsetti. Normal mi? Hem de son derece.

#
Bunu çok duyuyordum kızlardan ama, pek yaygın olduğunu düşünmüyordum. Normal bir hetero gibi davrandığı ve seks yaptığı halde, anal olarak uyarılmaktan hoşlanan erkek sayısı benim tahminimden daha fazla galiba. Parmağa veya vibratöre prezervatifi geçirip müşteriye anal seks yapıyorlar. Sadece bunu yaptıranlar da varmış. Bunu isteyenler de gene, tahmin edebileceğiniz gibi çoğunluğu evli adamlar. Eşcinsellikle ilgili herhangi bir tabum yok kafamda, bana uymaz derim en fazla kişisel olarak. Gene, ilginç geldiği için yazıyorum. Aslında değişik hikayeler var bildiğim bununla ilgili ama, şimdilik girmeyeyim.

#
Türk erkeğinin, tabiri caizse "götçü" olduğuna artık kanaat getirdim. Benim de yapmadığım iş değil, seyrek de olsa arada bir yaparım, hatununa göre, duruma göre. Bu genel eğilimin niyesine, sebebine girmeyeceğim. Zevk meselesi deyip geçeyim.

#
Sünnetli mi daha iyi yoksa sünnetsiz mi diye arada tartışılıyor bazen. 5posta'da bununla ilgili yorumlar, Fenasi'nin yazdığı yazılar vardı. Hatun açısından bakılırsa, sünnetsiz daha hijyen ve sorunsuz gözüküyor. Bilemiyorum, ben hatunun yalancısyım. Sünnetsiz olmanın da nasıl bir etkisi olduğunu tecrübe etme şansımı küçükken kaybettim.

#
Bu kızlar bazen mamalarını değiştiriyorlar. Bazı mamalar despot, kızların nerede olduğunu, kendi başlarına iş yapıp yapmadıklarını kontrol ediyor. Kız müşteriye gitmeyi reddederse, ceza kesiyor, hastayım, yorgunum  dinlemiyor. Kimisi de var, kızlarını düzenli olarak sağlık kontrolüne gönderiyor. Mama değiştirme durumunda şöyle birşey oluyormuş; yeni gelen kız eğer bir arkadaşı vasıtasıyla geldiyse, kızı getirene 1000 dolar veriliyor, yeni gelen kız da mamaya 1000 dolar borçlanıyor. Artık çalışarak mı ödüyor, yoksa nakit mi veriyor sormadım. Kızların müşteriden aldığı paranın yarısını mama alıyor. 1000 doları geri ödemek için gerekli hesabı siz yapın artık.

Bu kızlar niye kendi başlarına değil de -malum internette kolaylıkla kendi reklamlarını yapabilirler- mamalarla çalışıyor derseniz cevap şu; çalıştıkları mamaların çok büyük bir çoğunluğu geniş bir müşteri networküne sahip. Videodaki kızın maması 17-18 yaşındayken Türkiye'ye gelmiş, eskortluk yapmış, oturma iznine sahip 30'lu yaşlarında bir hatun.

#
Yeni nesilde bir sorun mu var, yoksa hatun anlatırken mi abarttı bilmiyorum. Genç erkeklerin bir kısmının seks yapmak yerine, bakarak mastürbasyon yaptığından bahsetti. Okşama var, öpüşme var, ama sıra sekse gelince mastürbasyon yapmadan dikilemeyen, boşalamayan erkekler. Fazla porno izleyip 31'e vurmanın etkisi midir, yoksa başka birşey mi emin değilim.

#
17-21. dakikalar arasında biraz bana yağ çekiyor, biraz da müşterilerin anlattıklarından bahsediyor. Kimlerin bu kızlara ne için gittiğini ben yargılamam ama, anlaşılan epey bir müşteri karılarını şikayet ediyor bu kızlara.

#
Türk erkeğinin ortalama penis boyunu sınıflandıramadı. Çok büyükler de var, çok küçükler de var diyor. Ruslarla karşılaştırınca standart sapmamız yüksek sanırım.

#
Bu kızlar sevgili de ediniyor. Bunu da defalarca duydum. Sevgili olan erkekler, kızların ne yaptığını biliyor. Bir beleşçilik durumu gibi geliyor bana. Hatunun ettiği laflardan biri "türk erkek çok yalancı".

#
İlginç yerlerden biri de, fantazi için bu kızları çağıran çiftler üzerineydi. "Türk kadın önce istiyor, sonra kızıyor, sonra kıskanıyor". Seks hayatını renklendirmek isteyenin ne yapacağını ben bilemem elbette ama, aranıza bir eskort kız/erkek alacaksanız, bu insanların bu işi profesyonel olarak yaptığını unutmamakta fayda var. Misal, bu kızların çoğu, prezervatifi ellerini kullanmadan penise takabilir.



Bu hatunla 4 saatlik bir seans yaptık. Uzuna yakın boylu, biraz da kaslı bir hatundur. Daha önce de dediğim gibi, iyi anlaşırız kendisiyle.

Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.


Read more...

questionnaire



* evliadam

Read more...

arkası yarın

Read more...

Bodyguard'lar Üzerine

-Yes, Ma'am
-As you wish Ma'am
Geçen gün dünyada gidilmeyecek bir kaç yerden birine gitme şerefine nail oldum. Gitmekle kalmadım bir de 10 gün orada yaşadım. Şurada anket yapsam eminim %93ünüz "manyak mısın be Diyar ne işin vardı da gittin?" dersiniz. Emin olun. Neyse efendim, gittik gördük... Erkeklerini süzdük. Gidilen ülkenin erkeklerinde hiç iş yoktu. Hepsi kaytan bıyıklı, "türk kasına" sahip modellerdi. Ama gel gör ki kaldığım alandaki Amerikalılar yok mu? Ah o Amerikalılar...Yerim hepsini...
Bulunduğum yerdeki Amerikalılar, iş icabı ne göt ne de göbek salma lüksüne sahipler.. Düzenli şekilde spor yapmaları gerekiyor. Genel boy ortalaması 1.80-1.90 arası...Yüz hatlarının keskin ve duruşlarının dik olması en önemli kıstaslardan. Keskin yüz ifadesine sahip erkekleri çekici bulacağımı da hiç düşünmemiştim. Hatta bu konu üzerine düşünmemiştim bile. Ancak sert bakışlı 30 erkeği aynı anda görünce, korkmak yerine tam tersi kendimi güvende bile hissettim.
Meleklerim benim. Yerim sizi.
İçlerinden 10 tanesi ben ve benimle birlikte olan iki yabancı arkadaşımın korumasıydı. O 10 keskin bakışlı erkeğin içinden de gözüme en hoşunu kestirdim tabii. Steven... Kendisi korumam olduğu için aynı arabada yolculuk ederek gözüme de şölen yaptım. The Bodyguard adlı filme atıfta bulunacağımı da ömrübillah düşünmezdim... Ama sanırsınız ki ben Whitney Houston'ın beyaz, daha dolgun göğüslü hali; Steven ise Kevin Costner'ın genç, daha iri ve diri vücutlu hali... Ben Whitney gibi kıçı kalkık iş kadını (şarkıcı değilim efendim)... Mevki, para pul, artizlikler, ne ararsan hepsi bende... (Dışarıdan bakınca bu şekilde gözüküyor)
Nasıl kıçım kalkmasın? Korumalar arabamın kapısını açıyor "here you are Ma'am" diyor.
Are you ok Ma'am, would you like to read newspapers Ma'am? Ot Ma'am, bok Ma'am...O noktada anladım ki kadın dediğin güçlü bir pozisyonda olacak (yanlış anlama hemen, mevki anlamında diyorum). Korumalarla aynı mevkide olmayı bırak aramızda hiyerarşik sınıflandırma dahi vardı. Benimle aynı masada oturamama, koruma görevini dikkatli yerine getirme, üstüme yürümekte olan kaytan bıyıklı halkı kollarıyla savurma... Ben mevki anlamında güçlüyüm evet ama korumalar da "use of force" anlamında güçlüydü.
Neyse...
Steven ile bir gece aynı otelde kaldık.. Sigara'ya çıktığım bir ara yanımda bir korumanın durması gerektiği için, kendisi bana eşlik etti. Orada da her cümlesinde Ma'am demesi ayrı bir hoşluktu tabii...Ertesi gün biraz çakırkeyif evimin yolunu bulurken de karşılaşınca "ben size eşlik edeyim" dedi garibim... Sonrasında da bir açıldı bir açıldı... Başladı anlatmaya...
-Aslında dün gece odanı(zı)n kapısını çalacaktım...
-Öyle mi? Niye çalmadın?
-Nasıl tepki vereceğini(zi) bilemedim. konuşmak istiyordum ama olmadı. (Meali aynı otelde kaldık, belki dedim bir yolunu bulur sokulurum yanına)
-Şimdi konuşuyoruz işte.
- Evet. Türkiye'ye geleceğim Haziranda. Belki görüşmek istersin(iz)? Tatile gideriz belki ya da geziniriz İstanbul'da.. Olmaz mı?
Anlık olan hoşlanmalar güzeldir. Candır. Ancak karşı taraf işi sonradan görüşmeye çevirirse orada bir durmanız gerekir. Sanki 5 senelik kalkınma planı yapıyor gibi konuşuyordu Steven... Ben de o noktada durdum. Adam iyi, hoş, muhabbeti güzel, keskin bakışlı, dik duruşlu, uzun boylu, hoş bir yüz hattına sahip...Tamam, daha ne isterim?
Yok, istemedim. (Meali: Korumasıyla yattı bu zilli Türk kızı diye ismim çıkacağından korktum)
Son gece evimin bahçesinde kendisine filtre kahve yaptım.. Biraz daha sohbet ettik. Ayrılırken sarıldı... Ne bir öpüşme ne bir ten teması. Hiçbir şey yok. Olsa olurdu...
Yok, istemedim. (Meali: Çok cool bir insanım. İstesem tey tey...)
Ama anladım ki özel koruma ayrı bir şey. Kendini prenses gibi hissediyorsun, söyleyeyim.

Read more...

sürmeli

Sevgili Hatun,

Nasılsın? Ben sana çok bozuğum, haberin olsun. Hiç arayıp sorduğun yok a.q. İnsan bir merak eder, nerede bu Cevat diye. Demek, ölsek hiç sikinde umurunda olmayacak. Halbuki ben seni ne çok seviyorum bir bilsen!

İki gözüm Hatun, senin şu süslenme işine aklım ermiyor benim bazen. Hadi saçını başını geçtim. Boya küpüne düşmüş gibi dolaşanlarınız var lan ortalıkta, üstelik de çoğu genç bunların a.q. Ulan, hiç mi sadelik diye birşeyden haberiniz yok. Sürüyor cart kırmızıyı, sürüyor yaldızlı lipglossları, palyaço gibi dolaşıyor senin bir kısmın. Göz zevkim bozuluyor resmen. Hiç sevmiyorum. Güzel görüneceğim derken abartma, maymuna döndürme kendini.

Tamam, karşı değilim süse bakıma da, seninkisi de manyaklık be gülüm. Geçen, traş losyonu alıcam diye girdim bir yere, iki tane de genç kız var benden başka, tezgahtar yaymış önlerine bir sürü şeyi, anlatıyor; bu gözenekleri kapatır, bu siyah noktalara iyi gelir, bu göz altı kremi, bu kırışıklıklar için. Yok selülit kremi, yok sıkılaştırma kremi... Afakanlar bastı içimi resmen. Bu kadar da olur mu lan, hani yarıyor deseler, afedersin b.ku bile sürecekler kendilerine.

Neyse... Sinirlenmiyeyim.

Bence senin en dikkat etmen gereken, nasıl yapıldığını öğrenmen gereken makyaj, göz, kaş, kirpik üçgeninde gülüm. Gözleri kudretten sürmeli ve büyük gözlü hatunların hastasıyım şahsen. Benim sende en sevdiğim, ilk baktığım yerin, gözlerin Hatun. Tamam, arasıra ilk olarak popona baktığım da olur ama, ille de göz. Manalı bakanın da iki kere hastasıyım.

Bak geçen hafta müşteriler falan var yurtdışından, yedirip içirmek lazım diye bir restorana gittik. Karşı masada bir tane hatun, muhtemelen iranlı, başında saçlarının yarısını örten koyu renk bir eşarp, gözleri sürmeli, kaşları kalem, burnunda küçük bir hızma. Daha oturur oturmaz takıldım hatuna, kısa bir süre yakaladım gözlerini, baktım içine. Haspa, bir havası olduğunun farkında, hiç umrunda değilmiş gibi kaçırdı gözlerini, arada baktığımı da bal gibi biliyor ama, bilmezden geliyor. Bakmadığımı düşündüğü zamanlarda bana kaçamak bakış atıyor. Kadının tatlı kaşığıyla bir tatlı yiyişi vardı Hatun, söylemesi ayıp, oturduğum yerde çadır kurdum valla. İzlendiğinin o kadar farkında ki, bilerek yaptığından eminim. Senin bazıların var ya Hatun, mahvediyor beni. Birgün yakacağım gemileri, uluorta atlayacağım böyle hatunlara.

Neyse gülüm, meramımı anladın sen. Süslen, süslen de, gözünü seveyim bilerek yap şu işi. Abartma. Kendine yakışanı bil. Sadelik her zaman güzeldir. Bak senin için bir blog bile buldum, fena değil sanki.  Site sahibi hatun da konuşmasıyla, haliyle çok tatlı bir hanım bence. Önce kaşları düzeltelim;


İp ile kaş şekillendirme from Makyaj Günlüğü on Vimeo.

Sonra da güzel bir makyaj yapalım. Bu yapılan resmen fotoşop yalnız. Gene de fena olmadı bence.

Inglot {Gel eyeliner} from Makyaj Günlüğü on Vimeo.


Bir de, ben sana öneride bulunayım Hatun. Bilmem biliyor musun, sperm, cilde iyi gelir. Söyle seninkine, tıs tıs içeri gelmesin, öyle popoya göbeğe saçıp ziyan etmesin. Yüzüne yay, artık yayarken aleti mi kullanırsın yoksa elini mi, sen karar ver. Biraz kalsın yüzünde. Çok değil, beş seans düzenli kullanımdan sonra göreceksin, cildin parlayacak. Dene ve gör.

Ense kökünden öperim.

Seni seven, Cevat.

Read more...

sms

ilkbahar 2010 yeni koleksiyon geldi, degisik modelleri var. bize ugrayin. deneyin. saygillar. marinmoda

3 gün önce telefonuma gelen sms. Kelime hataları ve cümle yapısı gönderene ait, değiştirmedim. Gönderen kadının adı Marina. Kendisi, müşteri portföyünün epey geniş olduğunu tahmin ettiğim mamalardan. Gene de, işler kesat olmalı ya da yeterince açık değil herhalde ki, kendisini hatırlatıyor. Daha önce kurban bayramında da mesaj attı, arada bir de kandil kutlar kendisi. Son derece usturuplu mesajlarla kutlar bayram ve kandilleri, rus olduğunu düşününce, insan duygulanıyor. Bir seferinde de "yeni turlarımız var, bakmadan geçmeyin, marintur" gibilerinden bir mesaj göndermişti. Şahane kızları vardı eskiden, şimdi tek tük kaldı o iyilerden, aradığımda "şu burada mı, bu burada mı" sorularıma "yok" cevabı aldığımda kız istemiyorum genelde. 2 sene öncesinde kızlarına istediği rakam iki saat için 200$ idi, şimdilerde 150$'a düşürdü. Eskiden eskortluk yapıyormuş bu da.

İlginç bir durum aslında bu, bir işi biliyorsunuz, ya da bildiğinizi düşünüyorsunuz, "neden kendi işimi kurmayayım" sorusu düşüyor insanın aklına. Kimisi beceriyor bunu, kimisi  beceremiyor. İş planı önemli. Ben de benzer bir kararı aldım alıyorum kaç zamandır, yapacaklarım bitemediğinden yarım bırakıp gidemiyorum. İş planı hazır aslında. Yer mi? Bence yer. Kime hitap edeceksiniz, servisiniz nasıl olacak, müşteri profiliniz ne olacak, hedeflediğiniz kitleye hitap edebilecek donanımınız var mı, sunduğunuz hizmette farklılaşma yaratabilecek misiniz, bunu nasıl yapacaksınız, bir sene sonra nerede olmayı planlıyorsunuz, para kazanmadan ne kadar dayanabilirsiniz, nakit akışını ayarlayabilecek misiniz, aylık işletme sermayeniz ne kadar olacak, rakiplerinizin konumu ne, bir swot analizi yapsanız sonucu ne çıkar. Çok önemli sorular bunlar işinizi kurarken. Bir işi iyi biliyor olmak tek başına yetmez, planınız da olmalı. İşi biliyor olmak başka şey, o işi döndürebilmek başka şey. Ayrı donanımlar istiyor. Swissair vardı bir dönem, onca varlığına rağmen nakit akışını ayarlayamadığı için bir haftada iflas bayrağını çekti. "Benim filomun büyüklüğü şu kadar". Yemez. Uçağını kaldıracak yakıta nakit para veremiyorsan, batarsın.  İş mevzusu uzun. Bu konular bitince, -bitmez de, sıklığı azalınca- naçizane yazmayı düşünüyorum.
...

Kontak bilgilerini ben kesinlikle telefonuma, kullandığım bilgisayarlara kaydetmem. Daha önce yazdığım postalarda önerilerde bulunmuştum. Dileyen bir göz atsın. [1], [2], [3].  Yazılı çizili elimde birşey bulundurmam.  Bazı kontakların bilgilerini ezbere bilsem de, kendime bir mail atarım. İhtiyaç duyduğumda da açar bakarım. Gene de, gönderilen bu sms'lerin yaratıcılığı fena değil. Okurlardan biri de "yeni modellerimiz gelmiştir, test sürüşüne bekleriz" gibilerinden bir başka örnek vermişti zamanında. Beni takip eden hanımlar! Kocanızın, sevgilinizin telefonuna böyle mesajlar gelirse işkillenebilirsiniz.

İş dedim de, Marina'ya sormak isterim; senin servis kalitenin bir standardı var mı? Kime hitap ediyorsun? Bir iş planın var  mı, yoksa haybeye mi gönderiyorsun bu mesajları. Müşterinin azmış olma ihtimali üzerine olur mu bu iş? Oturup telefon mu bekleyeceksin? Kadın, nihayetinde kadın, hizmetini farklılaştıracak birşeyler düşünüyor musun? Misal, bir striptizi standart hizmete dahil etsen, en sonunda da bir blowjob seansı yaptırsan kızlara, şimdikinden daha iyi bir customer loyalty yaratabilirsin. Yoksa iş kıza kalır ki, onun da iyisi var, kötüsü var.

Marina'nın hatun kaynağı iyi. Yıllardır onunla birlikte çalışan hatunların yanısıra düzenli bir sirkülasyonu da var. Yani, kızlarının bir kısmı aralıklarla değişiyor. Kimi kızları var ki, yüzlerine bakmaya doyum olmaz. Kozmos baba resmen ayrı mesai harcamış bunları yaratırken. Müşteriyi, harcayabileceği tahmini paraya göre segmente etse, misal ikiye bölse; daha iyi servis için daha fazla para harcayabilecekler ve diğerleri şeklinde. Her iki gruba göndereceği kızları ayırsa, her grup için detaylı bir sop yazsa, harcayacak parası olanın prosedürüne katma değeri! yüksek hizmetler koysa, bence şimdikinden daha iyi durumda olur. Tabii, kızların bu sop'lere uyup uymadığını arasıra kontrol edebileceği metodları da geliştirmeli.

Ben bu aralar gene iş planım üzerinde çalışıyorum da, ben olsam ne yapardım diye kendi kendime konuşuyorum. Aranızda pezevenk olmayı düşünenler varsa, danışmanlık yapabilirim.

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP