iyi günlerde ...
12 Eylül 1980 darbesinin olduğu dönemde, yani bencileyin henüz küçük bir çocukken, radyo ve televizyonda sürekli duymamızın etkisiyle olacak, favori oyunlarımızdan biri "mahkemecilik" oynamaktı. Amcaoğlunun hakim, teyzeoğlunun savcı, benim sanık, mahalleden bir kısım çocuğun da seyirci olarak bulunduğu mahkemenin sonucunda, bencileyin idama mahkum edildim. Cezam, evimizin bulunduğu kocaman bahçenin içindeki ceviz ağacına asılmam suretiyle infaz edildi. Beni astıkları ip boynumu çapraz kesmiş ve kopmuş, devamında bayılmışım. Ya da önce bayılmışım sonra ip kesmiş ve kopmuş, tam hatırlayamıyorum. Bu olayın dayağını hastaneden çıktıktan sonra yedim. Amcaoğlu ve teyzeoğlu ise, yedikleri "efsane" dayağın neticesi olacak, üniversitede hukuğu tercih etmediler.
Çok benzer bir zamanda, bu sefer sadece amcaoğluyla, komşulardan birinin bahçesine şimdi hangisiydi tam hatırlamıyorum ama muhtemelen erik veya elma çalmak üzere, izinsiz girdik. ( O zamanlar bizim bahçede yok yok idi.) Adamın elinde sopayla bizi kovalaması neticesi bizim panikle duvardan atlamamız, atlarken benim elimin duvardaki brikete takılması sonucu elimi kurtaramayarak yere ters düşmem, akabinde briketin duvardan ayrılarak tam gögsüme düşmesi sebebiyle yaklaşık 3 dakika kadar nefes alamadım.
Sünneti, amcaoğlu ve teyzeoğluyla birlikte olduk. Son ana kadar "aslanız biz, kaplanız biz" diye birbirimize cesaret veriyorken, sünnetçinin elindeki "v" şeklindeki makası görünce bende şafak attı. O dönem öyle uyuşturma anestezi falan da yok, basbaya canlı canlı kestirdik. Bacaklarımdan ikişer, kollarımdan ve başımdan birer olmak üzere cem'an 7 kişinin beni sıkı sıkıya tutmasına rağmen, herhalde ya ben hareket ettim, ya sünnetçinin beceriksizliği, kesmemesi gereken bir damarı azıcık kesti. Daha da kötüsü, azıcık kesilen damarın atar damar olduğu, her kalp atışıyla bir miktar kan kaybettiğim, bir süre sonra pansuman amacıyla yatağım açıldığında ortalığın kan gölüne dönmüş olmasıyla ortaya çıktı. 2 saat mesafedeki devlet hastanesinde acil tarafından ameliyata alınmak üzere arabaya bindirildim. Ertesi gün hastane yatağında gözlerimi açtığımda, babam sevincinden ağladı.
(Aç parantez; sünnetçi sadece damarı kesmekle kalmadı, düzgün kesmesi gerekeni düzgün de kesemedi. Cesametinden ve işlevinden yana sıkıntım yok ama, düz olması gerekirken tam düz değil, ucuna doğru sola çekiyor. Kapa parantez.)
Tüm kabiliyetsizliğimle su kayağı öğrenirken, kayaklardan önce biri, sonra diğeri ayağımdan çıktı, birkaç yalpa vurarak suya gömüldüm. Sudan başımı çıkardığımda arkadan hızla gelen kayaklardan biri şiddetli bir şekilde yüzüme çarptı. Kendimden geçmiş dibe doğru gidiyorken, kurtarıldım.
Bunların yanısıra düşmek ve çarpmak suretiyle diye özetleyebileceğim, esasen kızlara hava atmak fikriyle yaptığım birkaç aktivite sonucunda muhtelif yerlerimi de birkaç kez kırdım.
Özetle, hasbelkader yaşıyorum.
Oğlumu, doğduktan iki gün sonra sünnet ettirmeye doktoru tarafından ikna edildim. Acı çekmeyeceği, çok çabuk iyileşeceği, olabilecek muhtemel pipi kaynaklı çocuk sorunları yaşamayacağı gibi geçerli argümanlar karşısında, "peki" dedim.
Tüysüz bir battaniyeye sarılı vaziyette ve ağzında emzikle ameliyathanenin kapısında doktora teslim ettim. Endişem yüzüme yansımış olacak, niye sünnet ettirmem ve niye endişe etmemem gerektiği konusunda bir "lecture" daha aldım. Beklerken hastanenin önünde 1 saatte bir paket sigara içtim.
Oğlanı mışıl mışıl uyurken, yanında yarım biberon dolusu papatya çayıyla birlikte teslim aldım. Yarım biberon papatyayı "çekince", acı da hissetmemiş. (Papatya çayı sedatifmiş, o gün öğrendim.)
Doktora "herhangi bir sorun yok değil mi" diye sorunca, "endişelenecek bir durum yok, 4-5 güne kadar tamamen iyileşir, iyi günlerde kullansın" dedi gülerek.
Teşekkür ettim.
Önceki hayatınızda kedi olma ihtimalinizi düşündünüz mü hiç ? not şarkı hızlanıncaya kadar olan bölümde nedense Şebnem Ferahın mayın tarlası şarkısını hatırlattı garip bir şekilde..
Biraz daha yaz
O sola çekme yanlışlıktan dolayı değil. Fenni sünnetçide kestiren herkesin alet bi tarafa meyil veriyor.
Neyse ki sünnet olayından uzağız.. stresli bir deneyim olsa gerek. En güzeli bebekken yaptırmak..
iyi günlerde kullansın oğlunuz; babası gibi:)))