Aldatmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aldatmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

freebies

Howdy cemaat?

N'aber lan? Beni soracak olursan, so so gözüm! ... de, hiç sorduğun yok zaten. Bloga şöööyle bir baktım da, özledik diyen Evli abime özledim diyor, arada laf atan da gene Evli abime hal hatır soruyor. Çok bozuluyorum a.q.

Neyse işte, Evli abimin işinden gücünden vakit kalırsa keyfimize bakıcaz diye uğraşıp duruyoruz biz de. Adam aldı başını memleketin ortasına gitti önce, ortalığın dumanını attırıyoruz derkene, haydiii İstanbul'a geri döndü gene. Hayat çok acayip o'lum lan, güya plancı pragramcıyız, hiç daha yaptığımız bir plana uyabildiğimizi göremedim. Neyse ki asayiş berkemal ve de işler tıkırında. Tıkırında dedim diye öyle gel keyfim gel sanma cemaat! Gene it gibi çalışmaca, koşturmaca. Standart Evli abi modu yani. Laf aramızda, ben olmasam herifin dünyadan haberi olmayacak, haberi yok a.q! İşe git, işten gel, evde de çalış... Bildiğin ot hayatı anasını satayım!

Şimdi cemaat, sana epeeycene eskortlar dedim, anlattım, şöyle yap, böyle etme dedim, senin dinleyenin dinledi, dinlemeyenin dinlemedi. Dinlemeyenin canı sağolsun, dinleyene "efferim ülen", de diyemem, onun da canı sağolsun. Fakat benim diyeceğim daha bitmedi annem.

Şimdi evli bir adamsan, evinden de memnunsan, ve fakat "ulan evlendik ama öldük mü" diyorsan alternatiflerin çok da fazla değil gözüm. Eskort olayı her zaman cepte zaten, geçelim onu. İki çapkınlık yaparım, bardan partiden günübirlik hatun götürürüm olabilir, ama bu da, bara partiye gidecek vakit istiyor. Üstelik öyle çok da planlanabilir vakitler değil bunlar artık benim gibiler için. Evlisin, işin gücün var, nereye gidiyorsun öyle a.q. parti marti falan. Fakat planlanabilir kaçamaklar planlayabilirsin gözüm.

Şimdi bir kere şunu aklının bir kenarına, yok lan yok, orta yerine kalın harflerle yaz! Türk hatunlarla yapacağın her kaçamak risklidir. Ben çok gördüm a.q. fuckbuddy gibi başlayıp ondan sonra b.ka saran işleri. Sor Evli abime, anlatsın sana, iki kere direkten döndü. Akıllanmıştır artık herhalde.

Gerçi onun da bi suçu yok lan! Şimdi hiç çükü yokmuş gibi davrandığı halde bi tane hatun var işte, danışmanlık için gelen ensesi kalın şirketlerden birinin proje yöneticisi, resmen fingirdiyor Evli abime. Aynı hikayenin benzerini daha önce de yaşadık a.q. Bana kalsa, önümüze düşünce bilerek kıvırdığı o kalçalarındaki eteği sıyırıp saçlarından kavradığım gibi yaslarım toplantı masasına, ... da, neyse işte. Evli abim iyi dayanıyor walla, beni ateşler basıyor vallahi hatun fingirderken. Ortalıkta alenen çadırı kuracağım bir gün, rezillik çıkacak.

Sadede gelelim cemaat: Sana Internet'te kolaylıkla bulabileceğin ve işe yarar yerlerden bahsedeceğim. Bir kere türkiş sitelerin hepsini çöpe at. Beş para etmez hiç biri. Haa, benim işim gücüm yok, yalanın da bini bir para bende dersen iş çıkartabilirsin. İki eğleneceğiz diye yalan söyleyemem ben, bayar beni. Bana sorarsan sen de siktiret bu işleri!

Bü dünyada, iki gözüm, bizim Türk hatunlar gibi kasık olmayan, başa bela olmayacak, eğlenmeye gezmeye tozmaya hevesli binlerce ahu dudaklı, sütun bacaklı dilber var. Sorun, onları bulmakta. Nasıl mı bulacaksın, şöyle annem:

Neogen.ro, sentimente.ro ve travelgirls.com. Bu 3 siteye de üye ol, bir profil oluştur, eli ayağı düzgün bir resmini koy (o'lum öyle apaçi gibi, güneş gözlüklü abuk subuk resimler falan koyma, salak mı zannediyorsun sen hatunları!), hatunların profillerinden uygun olanları tara, mesaj gönder. Gerisi senin becerine kalmış, öyle doğrudan zikiş zokuş mevzularına girme, ağzından salyalar akıtma. Efendi ve cool ol o'lum biraz. Sendeki çükten herkeste var a.q., bir fark yaratman lazım. Şimdi ben, aynen sana dediğim gibi yaptım, listeye güzel 8-10 hatun ekledikten sonra da resmimi kaldırdım (sakın unutayım deme, enselenirsin bak, risk alma). İlk iki site bildiğin sosyalleşme sitesi, değişik profiller de var ama geneli normal tipler. Travelgirls paralı bir site ama arada bir birkaç günlüğüne üye olsan kafi.

Eğer arada bir seyehat ediyorsan, ya da seyahat yaratabiliyorsan, ya da şehir dışına bir iki günlüğüne kaçabiliyorsan çok ideal abicim bu siteler. Siteden bulduğun hatunun emailini alıp muhabbeti ilerletiyorsun, arada bir mailleşiyorsun, konuyu gezmeye tozmaya, yemeye içmeye falan getiriyorsun, hatunu ince ince işliyorsun, bir yerden sonra da davet ediyorsun, iş bitiyor. Ona göre de önceden kendi programını rahat rahat planlıyorsun. Zaman kısıtı yok, niye aramadın yok, telefon vermek yok, taciz yok. Fıstık gibi iş. Hatunların çok büyük bir kısmı, eğer senin manyak olmadığına kanilerse, ağzın da bir iki laf yapmayı beceriyorsa teklifi reddetmiyorlar. Nedir, en fazla uçak biletini alıyorsun, oteli ya da gideceğin yeri ayarlıyorsun, yemekleri ısmarlıyorsun. Onda da seçimler sana kalmış. Öyle lüks yerler olması şart değil. Hatunlar para yemeye değil, gezip tozmaya, iyi vakit geçirmeye geliyorlar. Arada elektrik de iyi olursa yeme de yanında yat. Hafif bir sponsorluk durumu var ama kesinlikle seks satın almak değil olay.

Şimdi bu travelgirls'e biraz ayrı bakmak lazım. Seyahat etmek, farklı yerler görmek isteyen hatunların takıldığı bir yer burası. Tabii, adam söğüşlemeye kaydolanlar da var ama sırf gezeyim göreyim, iyi vakit geçireyim diyeni daha çok. Fransa'ya iş gezin mi var abicim? Çağır işte hatunu! Antalya'da iki gün kafanı mı dinleyeceksin, davet et! Olmadı İstanbul'u gezdirirsin ! (bu tehlikeli yalnız bak, öyle çok ayak altında olmamak lazım) .


Geçen saydım, böyle böyle 5-6 tane hatun olmuş arada bir mailleştiğim. Bildiğin standart mail işte lan, hafif bir flörtözlük durumu var gerçi, ama yalan yok en azından. Ben çok kullanmıyorum ama arada bir msn neyinle de çetleşiyoruz. Listeden 2 tane hatunla arayı, olur da denk getirirsem diye daha sıcak tutuyorum. Biri 30'lu yaşlarında taş gibi bir milf, İngiliz, diğeri de tay mı desem, kısrak mı desem, ne desem bilemedim, sülün gibi birşey. Sülün nasıl oluru temaşa etmek istersin belki diye resmini de ekledim. Profil resimlerinden biri bu hatunun. Bana diyor ki, "İstanbul'u hiç görmedim Cevat". "Gösterelim anam" diyeceğim, de, fırsat yok anasını satayım. Evli abime müracaat ettim, türk turizmi, vatan hizmeti falan dedim, "hade len" dedi. Kendisinin bu ara durumu değişik biraz da, elini ayağını çekti bir süredir bu işlerden.


Gördün mü o'lum hatundaki bacakları? 1,5 metre yok mu? Kesin var, bakalım ölçeceğiz inşallah yakın zamanda. Sırf şu hatun bile bir yaradanın olduğunun kanıtı lan! O'lum böyle bir yaratığın, böyle bir nefasetin maymundan gelmiş olmasına imkan ve de ihtimal var mı gözüm? Evrim de neymiş, özene bezene yaratılmış  işte besbelli. Darwin'in de ayrıyeten a.q.

O'lum var ya, Evli abim bekar olsaydı benden kralı yoktu walla. Ayda bir değişik hurilerle günümü gün ederdim. Neyse, ben diyeceğimi dedim gözüm. Başka siteler de vardır muhakkak, benim bildiklerim ve iş çıkardıklarım bunlar. Bunları nereden öğreniyorsun Cevat diyesin varsa, yapanlardan bir şekilde öğreniyorum a.q.

Sen hala bastıbacak, kaprisli türkiş hatunların peşinde koşmaya devam et. Gözünü aç o'lum gözünü!  Beynelmilel çalış.

Hayırlı işler!

* dinlemeden geçme!

Read more...

questionnaire...

Bu, benim yaptığım üçüncü kayıt aslında. İlk ikisini, kızların son andaki istekleri üzerine sildim. Gayet iyi başlamıştı her ikisi de, sonra sorular çetrefilleşmeye başlayınca rahatsız oldular, silmemi istediler. Ben de sildim.

Bir tanesi Lika ileydi; ülkesinde bir adamla normal bir birlikteliğe başlamış, evlenmek üzerelermiş, sonra adam bir şekilde onun Türkiye'de bu işi yaptığını öğrenmiş, ayrılmışlar. Türk erkeğinin genel performansını kahkahalar atarak anlatıyorken,  sıra, "ilk seferinde ne hissettin" sorusuna cevap vermeye gelince, o neşesi gitti. Ramazanda oruç tutardı bu kız. Gündüz oruç tutup, gece işe giderdi. Kendine göre bir dini inancı vardı yani. Gene de bu işi yapmaktan geri kalmadı. "İyi yaşamayı" sever -hangimiz sevmeyiz ki- kendine bir araba almak istiyordu, aldı, süs, giyim kuşam istiyordu, aldı. Bir günlük bir yakın yer kaçamağı için arabayla giderken, çalan müziği sonuna kadar açıp kendinden geçerek şarkı söylediğini hatırlıyorum arabada. "Daha hızlı git, daha hızlı!". Direksiyon onda olsaydı, muhtemelen meftaydım. Seksi de çok sever. "İlk seferinde ne hissettin" sorusunu sormasaydım, benzer bir videoyu daha önce koyacaktım.

Kaydettiklerimi ne yapacağımı kızlara anlattım öncesinde. Burayı açıp gösterdim, anlattığım şeylerden, gösterilen tepkilerden, yaklaşımlardan bahsettim. İlginç geldi onlara da. Kaydettiğim bu son kızla daha öncesinde, beş ya da altı kez görüştük sanıyorum. İki yıldır tanırım. İyi anlaşırız kendisiyle. Öyle olmasaydı böyle bir kaydı yapmama muhtemelen izin vermezdi. Yalan söylediği yerler olduğunu pek sanmıyorum. Sonlara doğru, biraz da alkolün verdiği rahatlıkla, "aç, anlatacağım" diyordu. Bu konuyla ilgili bir kitap ya da senaryo yazacağından bahseden bir arkadaş için röportaj yapmayı da kabul etti.

...
Ben seksi severim, peki tamam, biraz fazla severim, ama gene de ekstrem fantazileri olmayan bir adamım. Benim için bu iş daha çok ritüel; biraz uyum, biraz şiddet, biraz can yakma, biraz hayvanlık, şehvet, kadını izlemekten zevk alma durumu. Penisi çileğe bulayıp hatunun boğazına dayanmak tamam, ya da, etek sıyırıp kafayı aynaya, yatağa, duvara yan bastırarak izlemek tamam, ufak tefek oyuncaklar da kabul, peki, arada bir de ffm üçlü yapalım, ama çok fazla ötesi yok. O kadar. Karşımdakinin sınırlarına da saygı gösteririm. Zorlarım, ama saygı gösteririm.

Ama merak ediyorum, başka insanlar ne yapıyor? Bu kızlar, ne tür durumlarla karşılaşıyorlar, neleri görüyorlar, hangi durumlara şahit oluyorlar. Merak ediyorum. Soruyorum. Bloga başlamadan önce de sorardım. Kişisel bir merak bir nevi.


Önceki kayıtlardaki tecrübeme dayanarak, "ilk sefer nasıl oldu" sorusunu bu defa en başta sordum. Bu işi yapan bir arkadaşının yardımıyla, gayet bilinçli olarak başlamış. Para kazanmak için. Biraz, iyi para kazanmak için. 3 senedir bu işi yaptığını söylüyor. Kazandığı parayla kendine bir ev almış. 17 yaşında evlenmiş, 10 yıl evli kalmış, boşanmış, genç yaşta bir çocuğu var.

Daha önce hiç görmediği bir insanla -müşterileri arasında kadınlar da var bu kızların- seks yapmanın nasıl birşey olduğunu sordum: İlk kez gidiyorsa, müşterinin "sapık" veya "şiddet eğilimli" olmasından her zaman korktuğunu, ama müşteri normalse, bazen zevk aldığını, bazen arka arkaya çok iş olduğunda numara yaptığını, bazen de orgazm olduğunu anlattı. "Müşterisine göre" diyor.

Çalıştığı mamanın zor kullanıp kullanmadığını, tehdit edip etmediğini,  yeni kızların nasıl geldiğini anlatmasını istedim. Kızlar, kendi istekleriyle geliyorlar, daha çok tanıdıkları, arkadaşları aracılığıyla geliyorlar. Geri dönmek isteyeni kimse zorla tutmuyor. Başladıktan bir hafta sonra ağlayarak geri dönenler olduğu gibi, kazancına bakıp devam edenler de var. Vize süresi biten gidiyor, sonra tekrar geri geliyorlar. Amaç hepsi için aynı, para kazanmak. Ülkesinde bir ay çalışıp 300 dolar kazanmaktansa, bu işi yapmayı tercih etmişler. Bu durum sadece yabancı uyruklu kızlar için geçerli değil, bu işi yapan herkes için geçerli.

Bu işteki ortalama fiyatlar bellidir, aksaray ve normal mamaların normal kızları 150-200 dolar ya da lira alır. Ama bunun yanında, parası olan kitleye hitap etmeye çalışan hatunlar da vardır. İndirim yapmazlar, sürümden değil, değişik istekleri karşılamaktan, servis kalitesinden kazanırlar. 4-5 saatlik, oyuncaklı, fantazili bir seans için 500-600 öroyu gözden çıkaracak çok adam olduğu gibi, bu parayı kazanmak isteyen kadın da çok.

Zorla çalıştırılan kızlar meselesi var bu dünyayı bilmeyenlerin kafasında. Ben hiç rastlamadım açıkcası. Varsa da, kolluk gücü buna izin vermez. Defalarca yazdım, bir kez daha yazsam elim aşınmaz, bu işte zorla güzellik olmaz. Zor şartlarda çalışan olabilir, bu başka birşey. Ama zorla çalıştırmaya rastlamadım. Bu iş, tamamen bir "iş". Piyasa, arz, talep, fiyat, katma değeri yüksek servis... Bir iş yaparken neler geçerliyse, bu işte de aynen öyle.

#
Müşterileri çoğunlukla evli adamlar bu kızların. Bildiğiniz, normal, evli adamlar. Kimisi kırk yılda bir, kimisi sıklıkla yapıyor. Bana da bazen soran oluyor, yazdıklarıma bakıp "sıklıkla" bu kızlara gittiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Belli bir frekansım yok, bazen ayda 5-6, bazen 2-3 ay boyunca hiç. Maddi ve hormonal durumlara bağlı.

Evli adamların haricinde, biraz farklı olan müşteriler de var: videoda izlediyseniz, 75-80 yaşında adamlardan bahsediliyor, takma dişlerini kenara koyup seks yapan ihtiyar delikanlılar. Yok, öveyim ya da yereyim diye yazmıyorum, ilginç geldiği için yazıyorum. Eğer seks, o yaşta hala bir ihtiyaçsa, bu adamların bu ihtiyacı başka bir şekilde giderme yolu var mı? Yok. Ya kendisiyle oynayacak, ya da bu kızları çağıracaklar.

#
Bunu sıklıkla duymaya, hatta ilk ağızdan şahit olmaya başladım bu aralar: buluğ çağına gelmiş oğluna eskort ayarlayan babalar var. Ciddiyim. 14-15 yaşındaki genç erkeklere babaları eskort kız ayarlıyor. Sizin kulağınıza nasıl geliyor bilmiyorum da, bence çok tehlikeli, gereksiz ve riskli bir iş yaptıkları. Düşe kalka da olsa, erken de olsa, geç de olsa, her erkek bence normal olanı yaşamalı önce. Düşünsenize, bir tarafta profesyonel olarak bu işi yapan bir kadın var, diğer tarafta henüz ilk tecrübesini yaşayacak genç bir erkek. Hatun dalga geçse, hayatı kayar çocuğun.

Şu veya bu sebepten ilkini henüz yaşamamış, aklı başı yerinde bir erkeğin eskortlara gitmesini anlarım, hatta normal karşılarım, ama bu, abes.

#
Fiziken özrü olan, bacağı veya bacakları olmayan bir müşterisinden bahsetti. Normal mi? Hem de son derece.

#
Bunu çok duyuyordum kızlardan ama, pek yaygın olduğunu düşünmüyordum. Normal bir hetero gibi davrandığı ve seks yaptığı halde, anal olarak uyarılmaktan hoşlanan erkek sayısı benim tahminimden daha fazla galiba. Parmağa veya vibratöre prezervatifi geçirip müşteriye anal seks yapıyorlar. Sadece bunu yaptıranlar da varmış. Bunu isteyenler de gene, tahmin edebileceğiniz gibi çoğunluğu evli adamlar. Eşcinsellikle ilgili herhangi bir tabum yok kafamda, bana uymaz derim en fazla kişisel olarak. Gene, ilginç geldiği için yazıyorum. Aslında değişik hikayeler var bildiğim bununla ilgili ama, şimdilik girmeyeyim.

#
Türk erkeğinin, tabiri caizse "götçü" olduğuna artık kanaat getirdim. Benim de yapmadığım iş değil, seyrek de olsa arada bir yaparım, hatununa göre, duruma göre. Bu genel eğilimin niyesine, sebebine girmeyeceğim. Zevk meselesi deyip geçeyim.

#
Sünnetli mi daha iyi yoksa sünnetsiz mi diye arada tartışılıyor bazen. 5posta'da bununla ilgili yorumlar, Fenasi'nin yazdığı yazılar vardı. Hatun açısından bakılırsa, sünnetsiz daha hijyen ve sorunsuz gözüküyor. Bilemiyorum, ben hatunun yalancısyım. Sünnetsiz olmanın da nasıl bir etkisi olduğunu tecrübe etme şansımı küçükken kaybettim.

#
Bu kızlar bazen mamalarını değiştiriyorlar. Bazı mamalar despot, kızların nerede olduğunu, kendi başlarına iş yapıp yapmadıklarını kontrol ediyor. Kız müşteriye gitmeyi reddederse, ceza kesiyor, hastayım, yorgunum  dinlemiyor. Kimisi de var, kızlarını düzenli olarak sağlık kontrolüne gönderiyor. Mama değiştirme durumunda şöyle birşey oluyormuş; yeni gelen kız eğer bir arkadaşı vasıtasıyla geldiyse, kızı getirene 1000 dolar veriliyor, yeni gelen kız da mamaya 1000 dolar borçlanıyor. Artık çalışarak mı ödüyor, yoksa nakit mi veriyor sormadım. Kızların müşteriden aldığı paranın yarısını mama alıyor. 1000 doları geri ödemek için gerekli hesabı siz yapın artık.

Bu kızlar niye kendi başlarına değil de -malum internette kolaylıkla kendi reklamlarını yapabilirler- mamalarla çalışıyor derseniz cevap şu; çalıştıkları mamaların çok büyük bir çoğunluğu geniş bir müşteri networküne sahip. Videodaki kızın maması 17-18 yaşındayken Türkiye'ye gelmiş, eskortluk yapmış, oturma iznine sahip 30'lu yaşlarında bir hatun.

#
Yeni nesilde bir sorun mu var, yoksa hatun anlatırken mi abarttı bilmiyorum. Genç erkeklerin bir kısmının seks yapmak yerine, bakarak mastürbasyon yaptığından bahsetti. Okşama var, öpüşme var, ama sıra sekse gelince mastürbasyon yapmadan dikilemeyen, boşalamayan erkekler. Fazla porno izleyip 31'e vurmanın etkisi midir, yoksa başka birşey mi emin değilim.

#
17-21. dakikalar arasında biraz bana yağ çekiyor, biraz da müşterilerin anlattıklarından bahsediyor. Kimlerin bu kızlara ne için gittiğini ben yargılamam ama, anlaşılan epey bir müşteri karılarını şikayet ediyor bu kızlara.

#
Türk erkeğinin ortalama penis boyunu sınıflandıramadı. Çok büyükler de var, çok küçükler de var diyor. Ruslarla karşılaştırınca standart sapmamız yüksek sanırım.

#
Bu kızlar sevgili de ediniyor. Bunu da defalarca duydum. Sevgili olan erkekler, kızların ne yaptığını biliyor. Bir beleşçilik durumu gibi geliyor bana. Hatunun ettiği laflardan biri "türk erkek çok yalancı".

#
İlginç yerlerden biri de, fantazi için bu kızları çağıran çiftler üzerineydi. "Türk kadın önce istiyor, sonra kızıyor, sonra kıskanıyor". Seks hayatını renklendirmek isteyenin ne yapacağını ben bilemem elbette ama, aranıza bir eskort kız/erkek alacaksanız, bu insanların bu işi profesyonel olarak yaptığını unutmamakta fayda var. Misal, bu kızların çoğu, prezervatifi ellerini kullanmadan penise takabilir.



Bu hatunla 4 saatlik bir seans yaptık. Uzuna yakın boylu, biraz da kaslı bir hatundur. Daha önce de dediğim gibi, iyi anlaşırız kendisiyle.

Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.


Read more...

questionnaire



* evliadam

Read more...

sms

ilkbahar 2010 yeni koleksiyon geldi, degisik modelleri var. bize ugrayin. deneyin. saygillar. marinmoda

3 gün önce telefonuma gelen sms. Kelime hataları ve cümle yapısı gönderene ait, değiştirmedim. Gönderen kadının adı Marina. Kendisi, müşteri portföyünün epey geniş olduğunu tahmin ettiğim mamalardan. Gene de, işler kesat olmalı ya da yeterince açık değil herhalde ki, kendisini hatırlatıyor. Daha önce kurban bayramında da mesaj attı, arada bir de kandil kutlar kendisi. Son derece usturuplu mesajlarla kutlar bayram ve kandilleri, rus olduğunu düşününce, insan duygulanıyor. Bir seferinde de "yeni turlarımız var, bakmadan geçmeyin, marintur" gibilerinden bir mesaj göndermişti. Şahane kızları vardı eskiden, şimdi tek tük kaldı o iyilerden, aradığımda "şu burada mı, bu burada mı" sorularıma "yok" cevabı aldığımda kız istemiyorum genelde. 2 sene öncesinde kızlarına istediği rakam iki saat için 200$ idi, şimdilerde 150$'a düşürdü. Eskiden eskortluk yapıyormuş bu da.

İlginç bir durum aslında bu, bir işi biliyorsunuz, ya da bildiğinizi düşünüyorsunuz, "neden kendi işimi kurmayayım" sorusu düşüyor insanın aklına. Kimisi beceriyor bunu, kimisi  beceremiyor. İş planı önemli. Ben de benzer bir kararı aldım alıyorum kaç zamandır, yapacaklarım bitemediğinden yarım bırakıp gidemiyorum. İş planı hazır aslında. Yer mi? Bence yer. Kime hitap edeceksiniz, servisiniz nasıl olacak, müşteri profiliniz ne olacak, hedeflediğiniz kitleye hitap edebilecek donanımınız var mı, sunduğunuz hizmette farklılaşma yaratabilecek misiniz, bunu nasıl yapacaksınız, bir sene sonra nerede olmayı planlıyorsunuz, para kazanmadan ne kadar dayanabilirsiniz, nakit akışını ayarlayabilecek misiniz, aylık işletme sermayeniz ne kadar olacak, rakiplerinizin konumu ne, bir swot analizi yapsanız sonucu ne çıkar. Çok önemli sorular bunlar işinizi kurarken. Bir işi iyi biliyor olmak tek başına yetmez, planınız da olmalı. İşi biliyor olmak başka şey, o işi döndürebilmek başka şey. Ayrı donanımlar istiyor. Swissair vardı bir dönem, onca varlığına rağmen nakit akışını ayarlayamadığı için bir haftada iflas bayrağını çekti. "Benim filomun büyüklüğü şu kadar". Yemez. Uçağını kaldıracak yakıta nakit para veremiyorsan, batarsın.  İş mevzusu uzun. Bu konular bitince, -bitmez de, sıklığı azalınca- naçizane yazmayı düşünüyorum.
...

Kontak bilgilerini ben kesinlikle telefonuma, kullandığım bilgisayarlara kaydetmem. Daha önce yazdığım postalarda önerilerde bulunmuştum. Dileyen bir göz atsın. [1], [2], [3].  Yazılı çizili elimde birşey bulundurmam.  Bazı kontakların bilgilerini ezbere bilsem de, kendime bir mail atarım. İhtiyaç duyduğumda da açar bakarım. Gene de, gönderilen bu sms'lerin yaratıcılığı fena değil. Okurlardan biri de "yeni modellerimiz gelmiştir, test sürüşüne bekleriz" gibilerinden bir başka örnek vermişti zamanında. Beni takip eden hanımlar! Kocanızın, sevgilinizin telefonuna böyle mesajlar gelirse işkillenebilirsiniz.

İş dedim de, Marina'ya sormak isterim; senin servis kalitenin bir standardı var mı? Kime hitap ediyorsun? Bir iş planın var  mı, yoksa haybeye mi gönderiyorsun bu mesajları. Müşterinin azmış olma ihtimali üzerine olur mu bu iş? Oturup telefon mu bekleyeceksin? Kadın, nihayetinde kadın, hizmetini farklılaştıracak birşeyler düşünüyor musun? Misal, bir striptizi standart hizmete dahil etsen, en sonunda da bir blowjob seansı yaptırsan kızlara, şimdikinden daha iyi bir customer loyalty yaratabilirsin. Yoksa iş kıza kalır ki, onun da iyisi var, kötüsü var.

Marina'nın hatun kaynağı iyi. Yıllardır onunla birlikte çalışan hatunların yanısıra düzenli bir sirkülasyonu da var. Yani, kızlarının bir kısmı aralıklarla değişiyor. Kimi kızları var ki, yüzlerine bakmaya doyum olmaz. Kozmos baba resmen ayrı mesai harcamış bunları yaratırken. Müşteriyi, harcayabileceği tahmini paraya göre segmente etse, misal ikiye bölse; daha iyi servis için daha fazla para harcayabilecekler ve diğerleri şeklinde. Her iki gruba göndereceği kızları ayırsa, her grup için detaylı bir sop yazsa, harcayacak parası olanın prosedürüne katma değeri! yüksek hizmetler koysa, bence şimdikinden daha iyi durumda olur. Tabii, kızların bu sop'lere uyup uymadığını arasıra kontrol edebileceği metodları da geliştirmeli.

Ben bu aralar gene iş planım üzerinde çalışıyorum da, ben olsam ne yapardım diye kendi kendime konuşuyorum. Aranızda pezevenk olmayı düşünenler varsa, danışmanlık yapabilirim.

Read more...

the Oksana

- Hatun iyi diyorsun yani?
- İyi dedik ya be kardeşim.
- Eminsin?
- Son üç aydır sadece bu hatuna takılıyorum diyeyim sana.
- İyi peki, ücret?
- 2 saatine 250 € ister bu hatun.
- Oha! Kim kimi sikiyor peki?
- İstersen ötekilerden dene. Seçim sana kalmış Evli!
- Ulan bak memnun kalmazsam, gelir ensende boza pişiririm!

...

Benim, kadınlarla aram hep iyi oldu. İyi oldu derken, reddedildiğim durumlar da vaki elbette. Hele, erkekliğe yeni adım attığım dönemler tam bir faciaydı. Güzel bulduğum kızlara aniden ve süratle aşık oluyor, daha da hızlı bir süratte, yüz bulamıyordum. Öyle ki, yüz bulursam nasıl karşılık vereceğim konusuna hiç kafa yormadım. Tabii bunda, yaşımdan hızlı giden boyumu dolduramayıp, geçici bir süre garip bir görünüşe bürünmüş olmamın ve yatılı okulun üstüme yapıştırdığı zibidi-serseri karışımı duruşun da etkisi vardı.

Sonraları bu durum değişti. Her yaz gittiğimiz tatilde bir "alamancı" kız, gece kumsalda beni öyle bir muameleye tabi tuttu ki, ben, neye uğradığımı şaşırdım. O güne kadar teoride kalan bilgilerimin pratiğini de birlikte yaptık. Daha çok o yaptı, ben, doğaçlama yeteneğimin yüksek olduğunun farkına vardım. Döndüğümde kendimi "lady killer" gibi hissediyordum. Sonrasında, gene yüz bulamadığım durumlar olsa da, bunun sıklığı zaman geçtikçe azaldı. Yaşımdan hızlı giden boyumu doldurdum, elim ayağım düzeldi. Üstüne, bir miktar karizma ekledim, bir miktar da laf edebilme yeteneği. O dönemler, genç, yakışıklı, potansiyel karizmatik bir erkek olarak maymun olduğum durumlar olsa da, üstüme alınmadım. Takıldığım, asıldığım, yüz bulduğum, bulamadığım her kadından birşeyler öğrendim. Bu kısım uzayacak. Burada keseyim. Falan...

Aynı anda iki sevgilim olmadı hiç ama, bir sevgilim varken kırdığım cevizleri toplasam, bir torbayı doldururum herhalde. Kadınları çok sevsem de, bugüne kadar iki kez aşık oldum. İkincisiyle evliyim. Evlenmeden önceki son bir sene, benim ömrü hayatımda en aktif olduğum dönemdi. Yok, o dönemki sevgilim, şimdiki karımla değil sadece. Tanıdığım, aklıma takılan hatunları ziyaret ettim, hal hatır sordum. Yenilerini tanıdım, hal hatır sordum. O dönemde, karımla ayrı şehirlerde yaşıyor olmanın avantajını epey kullandım.

Evlendikten sonra, eşimden başka bir kadınla birlikte olmamayı düşündüm. Buna da uydum uzun bir süre. Arada, evli olduğumu bildiği halde kuyruk sallayanlara kılıç çekmek istesem de, çekmedim. Kaçamak yapmadım. Canım çekmediğinden değil, yapmamayı seçtiğimden. Yaklaşık 5 sene kadar.
...

- Otel tavsiyen var mı?
- Ben, bizim garsoniyere atıyorum hatunları, keyfine göre seç işte bildik otellerden birini. Ucubik bir yer de olmasın, hatun biraz havalı, gelmeyebilir.
- Sorun çıkmasın?
- Birşey olmaz, merak etme. Sen hatuna oda numaranı söyle sadece.

Aşağı yukarı bu minvalde dönen bir konuşma. Ben, henüz bu işlere fiilen hiç bulaşmamışım. Konuştuğum adamsa, üniversite yıllarından tanıdığım, katmerli bir zampara.

Maçka parkının tam karşısında, önceden birkaç kez kaldığım butik bir otelden yer ayırttım. Abartısız, fakat rahat bir yer. Odanın duvarında büyük, hakikaten büyük aynalar var, tavandan yere kadar. Randevulaştığım hatun, ortalama fiyatlar 100$ civarında iken neredeyse iki katı para isteyen, ama çok övülen, Oksana nam bir rus kızı. Ben de hayatımda ilk kez, para vererek seks satın alacağım.

Akşamüstü erken sayılabilecek bir saatte, otelin kapısından girdim. Odaya çıkıp, üzerimdeki takım elbiseden kurtuldum. Rus kızının gelmesine bir saat vardı daha. Duş aldım. Yanımda getirdiğim kıyafeti geçirdim üstüme, viski bardağını yarısına kadar doldurup, üzerine su ekledim. Koltuğa kaykılarak oturup, beklemeye başladım.

Kapıyı açtığımda gördüğüm hatun, beklediğimden daha sade ama daha şık, her halinden işini iyi yaptığı belli olan, ama bu profesyonelliğini yumuşak gülüşüyle örtmeyi becerebilen, yaratılıştan torpilli bir kadındı.

- merhaba, ben Oksana
- Evli!

Tokalaştık.

Boynunda sahte mi değil mi anlayamadığım inci bir kolye,  hafiften duyduğum coco kokusu, iş kadını tarzındaki eteğinin üstünden belli olan abartısız ama güzel kalçaları, zarif ayakkabısı, siyah çorapları ve elinde çantasıyla önümden süzülüp diğer koltuğa oturdu.

- Birşey içer misin?
- Ben çok içmem, ama sana eşlik ederim.
- Viski?
- Olur. Bol buz koyar mısın?

Buz yoktu, oda servisinden istedim.

- Arkadaşın, sana özel ilgi göstermemi söyledi bana.


Türkçesi düzgün. Oksana'yı dışarıda görsem, süzerim uzun uzun, para karşılığı hizmet veren bir kadın olduğunu tahmin etmek zor. Giydikleri, konuşmaları, davranışları çok dozunda. Abartısı yok. Ama kadınsılık akıyor üstünden. Ücretini, üzerine biraz daha koyarak uzattım. Havadan sudan bahsettik.

Oturduğum koltuğu aynanın karşısına sürükledi Oksana, boynumla yüzüm arasında bir yerden, eğilerek öptü, yüzü aynaya dönük halde, dans etmeye başladı. Aynadan gözlerimi buldu. İşveyle güldü. Elimde içki bardağı, üstündekileri yavaş yavaş çıkarışını izledim. Sadece ayakkabısı ve iç çamaşırıyla kaldığında, üstü de tamamen çıplakken, benimle ilgilenmeye başladı. O iki saat, sadece koltuk ve ayna karşısında vakit geçirdik. Yatağı kullanmadık. Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.

- Hoşuna gitti mi?

Koltukta çıplak, arkama yaslanmış, edep yerimde bir havlu varken, kafa salladım. Kız, iyiydi. Numara yaptığı yerler olduysa da, bunu bana farkettirmeyecek kadar iyiydi.

- Tanıştığıma çok memnun oldum Evli.
- Ben de Oksana.
- Görüşmek istersen, başka kız arkadaşlarım da var.
- Bakalım.

Oksana'yı ve efradını, beş ya da altı kez daha gördüm sonra. Onun üstünden tanıdığım her kız, güzeldi.

Duş aldım. Giyindim. Koltuğa tekrar oturmadan önce, bardağın yarısını doldurdum.
Su, eklemedim.

Read more...

Tutku

Kırklı yaşlarının başında evli bir adam. Evlendikten sonra uzun bir süre vukuatı olmamış bildiğim kadarıyla. Sonra bir açıldı, pir açıldı. Aksaray'da girip çıkmadığı kulüp kalmadı. "Görerek" seçmeyi tercih edenlerden.

Ne kadar mama tanırsanız tanıyın, sevgili mamanız sizin zevkinizi bilse bile, gelen kız -eğer daha önceden tanıdığınız birini çağırmadıysanız- biraz şansınızadır. "Blind date" diye tarif ediyor ecnebi bu durumu. Yani görmeden buluşuyorsunuz, kızdan belki hoşlanacaksınız, belki de hoşlanmayacaksınız. Çok da yerinde bi tabirdir, özellikle hatun  sirkülasyonunun yüksek olduğu zamanlarda, gelen kızın haline tavrına bakıp hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu durumda en iyi yol, taksi ücretini verip kızı geri göndermektir. Eskiden -ortalamada- daha güzel hatunlar olurdu, servis de, karşılığında istenen ücret de daha iyiydi. Çok değil 4-5 sene öncesinde, 100$ civarında bir para  karşılığında 5-6 saat geçirebilirdiniz. Geçti o devirler.

Muhterem, Ankara'ya mezun olduğu okulun gününe gitmiş. Gecenin ilerleyen saatlerinde alkolün de etkisiyle kendi döneminden bir hanımla "anlattığı kadarıyla" ateşli saatler geçirmiş kaldığı otelde. Kadın evli ya da boşanmış, o da tam emin değil.

Anlatmayı seven adamlardan;
"O kadar mekanik seksten sonra acayip güzel geldi" diye yazdı ilk mesajında. Sonra kadın smsle telefonla birkaç kez yoklamış elemanı. Rahatsız olsa da en başta, sonrasında tekrar Ankara'ya gidip bir kez daha birlikte olmaya karar verdi hatunla.

Evli adamlar için eskortların avantajları çoktur, başınıza bela olmazlar, siz aramadıkça sizi aramazlar. Duygusal işler girmez araya. Temizdir. Lakin aldığınız hizmetin kalitesi gelen hatuna çok bağlıdır. Ödediğiniz rakamlar benzer olsa bile, birinden çok memnun kalmışken diğerinden hiç memnun kalmayabilirsiniz. Satın aldığınız hizmete seksi seven, anlaşabildiğiniz bir hatun denk gelirse memnun kalırsınız, gelmezse, vaktinize ve paranıza acırsınız. İlk kez yapacaksanız beklentilerinizi ona göre ayarlayın, eskortların hepsi seks uzmanı süper profesyonel insanlar değildir. Gerçi sizin libidonuz ve şehvetiniz yerindeyse bunu ne kadar takarsınız orası da ayrı mevzu'.

İşini bilen, seksi seven bir eskort sizi uçurur, en kötü ihtimalle pişman olmazsınız. Ama ne yaparsanız yapın tutkulu bir sevişmeyi biraz zor satın alırsınız. Onca kadın arasında bu kategoriye sokabildiğim hatun sayısı 4, bilemediniz 5'tir. Kötü bir rakam değil tecrübeme göre, ama "tutku", parasını ödeyip satın alabileceğiniz birşey değil.

Bu arkadaşı da cezbeden, zannımca, sadece budur. Aklı yerine zekeriyle düşünen adam profiline de pay vermek gerek.

Çok şey söylenir aslında ama, sonrasına bırakalım, bu tür ateşli sevişmelerin arkasından gelen smsler, telefonlar pek hayra alamet değil.

"Aranıyorsun" diye cevap yazdım.

Read more...

Natalya- the most...

-En ilginç müşterini anlatsana Natalya?

-Evli bir çifte gitmiştim. Kadın oturup kocasıyla sevişmemi izledi.

Kadın sadece izlemiş, hiç bir harekette bulunmamış. Konuşmamış bile.

"Başka?" diye sordum, "daha bitmedi" dedi. Aynı çifte bir süre sonra tekrar gitmiş. Bu sefer önce ayrı ayrı ikili, sonra da grup seks yapmışlar, kadın aktifmiş, strapon kullanmış. Adam da bunları izlemiş bir süre. "Karısı daha iyi sevişiyordu" diye de not verdi gülerek.

- Sık sık oluyor mu böyle evli çiftlere gittiğin?

Gittiği bir başka çiftte de, kadına nasıl seviştiğini göstermiş, oraldan anala uygulamalı bir seks dersi olmuş anladığım kadarıyla. Adamla daha önceden de bir kez birlikte olmuşmuş.

-Peki başka?

Bir seferinde de, adamın karısı veya sevgilisi bunları halvet haldeyken basmış. Kadın, bir adama bir natalya'ya uzun uzun bakıp birşey demeden çıkıp gitmiş.

Read more...

Buddha

Ey cemaat!

Ulan Evli abim de alıyor sazı eline, bırakmak bilmiyor a.q. Yok pişmanlık, yok 31'in tarihçesi falan. Yemek tarifi bile verdi a.q. Oldu olacak bir de şiir yaz, uzun hava koy en içli tarafından, tam olsun a.q! Ben de olmasam tekkeye döndürecek burasını.

Ey cemaat, sana daha önce cesaret aşısı yaptım, bu sefer de şurup vericem. Daha da olmazsa sokarım iğneyi münasip yerine. Çok şey kaçırıyorsun, haberin yok lan!

Senin hallerini sen benden iyi bilirsin de, ben gene de hatırlatayım sana. Senden önce kim kalkıyor lan sabahları? Haa? Bildin. Zekerin kalkıyor. Seninkisi ulan seninkisi, küçük cemaat! Hiç açıp da baktın mı "ne diyor bu herif" diye? Halini hatırını sordun mu? "Sen niye benden önce dikiliyorsun arkadaş  her sabah her sabah" dedin mi hiç? Herif sana her gün, her sabah bıkmadan usanmadan gövde gösterisi yapıyor. Niye diye bir sordun mu  cemaat? Ulan bizim önce zekerimizi yaratmış gurban olduğum, sonra etrafına bizi monte etmiş. Konuş onunla, öyle tokat atıp geçme, bir dinle, belki sana hayatın sırrını verecek? Ne biliyorsun vermeyeceğini?  Belki senden iyi biliyordur a.q.

Görüyorsun değil mi hatunları, seni sınıflandıra sınıflandıra bitiremediler. Erkek, yok öyle olurmuş, yok böyle olurmuş. Hem gentilmen olacak, hem koruyup kollayacak, hem kibar olacak, hem düşünceli olacak, hem geniş omuzlu olacak, hem esprili olacak, hem zeki olacak, hem... Ohhooooo o! Skerim lan böyle aşkın ızdırabını! İyi hadi hepsine tamam dedik diyelim a.q., eee, yatağa gelince n'apıyor bu hatunlar? Elde edene kadar o cilve senin bu cilve benim, numaranın bini bir para, ambalaj süper, geçiyor altı ay başlıyor başları ağrımaya, yok çok yoruluyorlarmış işte, yok öyleymiş, yok böyleymiş. Sanki biz işe gittiğimizde daşşak kebabı yapıyoruz a.q.

Ondan sonra da işlerine gelince "sen erkeksin". Lan! Böyle erkeklik mi olur a.q., soğan erkeği misin sen cemaat? O'lum bak, sana veriyorlar gazı veriyorlar gazı inceden, sen de yiyorsun gözüm. Bütün angaryaları yıkıyorlar sana, sesini çıkartacak olsan yok düşüncesizsin, yok anlayışsızsın, yok beni anlamıyor oluyorsun. İki kedi bakışı bakıveriyorlar, sen de yumuşuyorsun a.q. Lan bir de bu beni anlamıyorsun ziki var. Peki, anlamıyoruz diyelim, soruyoruz derdin ne, anlat diye, tırı vırı, ne söyleyeceklerini de bilmiyorlar, laf geveliyorlar a.q. Hem anlatmayı beceremiyorlar, hem de beceremedikleri şeyi anlamamızı bekliyorlar. Manyak ulan bunlar!

Kırk yılda bir güreş tutarsın. O da grekoromen a.q. Ulan güreş dedin mi yağlı güreş olur, ecdad usulü olur, yaka paça dalarsın. Greko ne ulan!

Ey cemaat!

Lafımı unuttum a.q.

Sana bir anımı anlatayım. Oku da, neler kaçırıyorsun bil diye anlatıyorum. Geçen aylarda tavsiye üzerine çekik gözlü bir hatunu çağırdım. Öyle Kazak felan değil gözüm, bildiğin uzakdoğulu. Gündüzleri normal bir işte çalışıp ekstradan da arasıra böyle takılan bir hatunmuş. Hatun geldi şimdi gözüm, şekil şemali ben pek birşeye benzetemedim en başta, yolun başındayken göndereyim diye düşündüm önce. Hatun da dilli mübarek, konuşuyoruz felan. Budistmiş. E dedim anlat nasıl oluyor bu buda işi, sağdan soldan soruyorum falan. Komple vejetaryenmiş, hayvansal hiçbir şey yemiyormuş, et yok, süt yok, yumurta yok. Dedi ki, havyanlar öldürülürken bilmem ne hormonları salgılarmış, onlar da zararlıymış falan filan. Vücuduna da iyi bakacakmışsın, alkol yok, sigara yok, kahve yok. Dedim ulan skerim buda'sını, ben şimdi capcaplıyken keyif almayacaksam alkolden şundan bundan, öyle inanışın ta a.q!

Erken a.q. demişim cemaat! Çok detaylı anlatmıyim, Evli abi skertir beni, şöyle bir pozisyon getir gözünün önüne gözüm. Isınma turları bitmiş, klasik cow girldeyiz, ben altta sırtüstü yatıyorum, hatun da üstümde. Ben minimal hareket ediyorum. Hatun da öyle, hafif bir kıpırdanıyor falan. Ulan! Hatun kukusuyla bir masaja başladı üstümdeyken...oha lan! Sanırsın elleriyle yapıyor. Yok böyle birşey. Bayılttı resmen beni. İstese beni içinden çıkartmayacak neredeyse, öyle güçlü sıkıyor. Acayip bişey. Kuku kaslarını kullananı gördüm de, böylesini hiç görmedim. İş bittikten sonra üstüne bir de normal masaj yaptı, pelte gibi oldum a.q. Sen durma debelen greko yapacağım diye ey cemaat!

Soruyorum, nasıl oluyor bu kuku bu kadar güçlü diye? Küçüklükten öğrenirlermiş hareketleri, hergün düzenli olarak yaparlarmış. "Ben hergün yapmıyorum ama, iyi yapan kukusuyla ceviz bile kırabilir" dedi. "Oha a.q." dedim.

Çok şey kaçırıyorsun çoook.
Müziği de çalmadan geçme, sonuna kadar dinle. Sesi aç. AAAAAAÇÇ!
Hayda bre cemaat!

Read more...

Pişman Adam

İstanbul'da fazla bir çevrem olduğunu söyleyemem. İşi kastetmiyorum, o tonla. Var olan eş dost, yıllar öncesinden genelde. Çoğunlukla da üniversiteden ve yatılı okul dönemimden.


Yenilerini edinebilmek, hele ki istanbul gibi bir telaşe kazanında, neredeyse namümkün. Bu blogun ve takıldığım diğer yerlerin bana en büyük faydası, sözü dinlenir, muhabbeti çekilir, kafa dengi insanları tanımama fırsat vermiş olmasıdır. Yazı yazıyı, söz sözü, muhabbet muhabbeti, insan insanı çekiyor. Bazılarıyla henüz hiç görüşmemiş olsak da, ya da görüşmüş olsak da, memnunum bu durumdan.

Kırk yılda bir, ama düzenli olarak yaptığımız buluşma günlerimiz var bu eski dostlarla. Kadınlar günü gibi birşey. Kurallarımızı baştan koyduk, mazaretsiz herkes gelecek, eş veya sevgili getirmek yasak. Katılmamak yasak. O gün hasta olmak, trafiğe takılmak yasak. Herkes ona göre ayarlıyor kendini. Hepi topu sekiz on kişiyiz zaten.

Vardır sizin de, bilirsiniz, sanki daha dün görmüşsünüz gibi, kaldığınız yerden konuşmaya devam edebildiğiniz insanlar. Evlimiz var, bekarımız var, dulumuz var. Muhabbet elbette hep kadın eksenli değil, ama konu sık sık buna gelir, sonra da evliliğe. Örnekler verilir, olaylar anlatılır, geyiğin dibine vurulur. Evli olanlarımızın  büyük çoğunluğunun en az bir vukuatı var. Büyük kısmı da, aynen benim gibi, başka bir kadınla ilişki yaşamaz, kaçınır bundan, paralı ya da günübirlik takılır. Hiç vukuatsızlara hepimiz birden bazen yükleniriz, dalga geçeriz, kışkırtırız ama tadında bırakırız.

Keyifli bir masada, vukuatlı evliler olarak kendi aramızda son kızlarla ilgili görüş alışverişinde bulunurken -ki bu da öyle zannettiğiniz gibi şöyle becerdim, şu kadar posta gittim tarzı bir muhabbet değildir her zaman- hiç vukuatsızlardan biri "ben de yapıcam lan!" dedi birden. Bütün  başlar ona döndü, sessizlik oldu. "Emin misin o'lum" dedik önce, "afferim ülen doğru yolu buldun sonunda" deyip sırtına pat pat vurduk. Geyiğe döktük hemen. Zaten içiyorduk ama, cesaret şurubu niyetine bir şişe güzel şarap açtık, yeterince cesareti gelmemiştir belki diye bittiğinde yeni bir şişe daha açtık. Arkadaş arkadaşın pezevengidir. Plan yapıyoruz.

Kulüplerden birine gidelim önerisi pek taraftar bulmadı, mamadan ya da serbest çalışan eskortlardan birini çağırmaya karar verdik. Arkadaşın "nasıl bir hatun istiyorsun" sorusuna verdiği cevabe istinaden portföyden uygun olanların isimleri çıkarıldı, hatun seçimi yapıldı. Telefonlar edildi, saatler ayarlandı. Plan kusursuz.

Yeterince uzun süredir evliyseniz ya da ilişkiniz varsa, başka bir kadınla seks yapmayı düşünmeyen, aklından geçirmeyen bir erkek olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Ama gene de "yapmamak" gibi bir opsiyon, her zaman için mevcut. Yapmamak derken, korktuğu için yapamayanları kastetmiyorum, yapmamayı seçenleri kastediyorum. Bunu seçenlere bir lafım yok, ne olumlu, ne olumsuz. Siz bilirsiniz.

İlk seferi yaptığınızda gerisi gelir bu işin. 99,99999999999999999%  bir daha yaparsınız. Belki kırk yıl sonra yaparsınız bir dahakini. Ama yaparsınız. Dövme yaptırmayı uzun süre düşünüp, günün birinde yaptırıvermek gibi, hoşunuza gider, bir tane daha yaptırsınız.

Arkadaşı ertesi gün aradım, hepimiz aramışız. "Hoşuma gitmedi Evli" dedi, kız mı  kötüydü sorusuna "hayır" cevabını verdi. Seks iyiymiş, ama kendisini rahatsız hissediyormuş, "Pişmanım" dedi.

"Bir kez daha yap, geçer" diyecektim. Demedim. Benden bulmasın.

Read more...

Atatürk diyor ki

"Atatürk diyor ki" demeden geçsem eksik kalacaktı yazılar. Mustafa filmini izlemişsinizdir sanırım. Ben film olarak pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim, ama anlatılmaya çalışılan atatürk'ün halini sevdiğimi söyleyebilirim. Uzun yıllar önce anıtkabiri dolaşmaya gittiğimde müzede gördüğüm kişisel eşyaların şıklığı karşısında hayret etmiştim. Janti adammış. Hem de ne janti. O ayaklabılar, pantolonlar, paltolar. Çok şık.

Şık giyinen adam kadınları da sever değil mi? Sevdiği aşikar da, kadınlar konusunda şansı pek yaver gitmemiş atamın. İlk aşkı kimdir bulamadım, hoşlandığı kızları istetmiş annesine, vermemişler.

Vals yaptığını, fransızcasını geliştirmek için fransız "hanımlardan" özel dersler aldığını okudum, üstüne bir de giyim kuşam, içki adabını yerleştirdiğimde çıkan profil çok net: Adam çapkın. Mamafih şansı yok. Bilmediğimiz kırıkları -öğrencilik, gençlik döneminde- mutlaka vardır. Tarihçiler el atsa da öğrensek diyeceğim, put halini gözümüze gözümüze sokmak resmi politika olduğundan bunu da yapacak bir babayiğit çıkmaz bu memlekette. Çıkarmazlar.

29 ekimde de pastanın içinden çıkarmışlar muhteremi, el sallatmışlar bir de, okuyunca asabım bozuldu, küfür ettim. Burada da edeyim içimde kalmasın. Hay sokayım böyle zihniyete be!

Tuttuğu günlükler var. Bir tanesi 1918 temmuzunda Karlsbad adlı yerde tuttuğu günlükler. Neler yazmış bir bakalım;

Yemekten sonra oturduğumuz salon, dans salonunun ittisalinde idi. Gayet zarif, latif bir kaç genç kadın simokinli erkeklerle dans ediyorlardı, iki salon arasındaki büyük camlı kapı köşede işgal ettiğimiz fotöylerden bu tekerrür ve temadi eden Vonstep'leri seyre pek müsaitti.

- Ne güzel, dedim. Dansı çok sevdiğimden ve ataşemiliterlik zamanımda birinci valsörlerden addedildiğimden bahsettim.

Hanımefendi de kızlık hayatında çok dans ettiğinden ve dansı sevdiğinden bahsetti ve sonra ilave etti...

- Bu hayatın bizde teessüsü ne kadar müşkül...
Gayet latif, zarif bir kaç genç kadın. Birinci valsörlük. Kullandığı kelimeler bunlar. Dedim size adam çapkın ve zevkli diye. Devam edelim;
Dedim ki, ben her vakit söylerim, burada da bu vesile ile arzedeyim benim elime büyük selâhiyet ve kudret geçerse, ben hayat-ı ictimâiyemizde arzu edilen inkılâbı bir anda bir "Coup" ile (darbe) tatbik edeceğimi zannederim. Zira ben, bazıları gibi efkâr-ı avamı, efkâr-ulemâyı yavaş yavaş benim tasavvuratım derecesinde tasavvur ve tefekkür etmeğe alıştırmak suretiyle bu işin yapılacağını kabul etmiyor ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Neden, ben, bu kadar senelik tahsil-i âli gördükten, hayat-ı medeniye ve ictimâiye-yi tetkik ve hürriyeti tezevvuk (zevk almak) için sarf-ı hayat ve evkat ettikten sonra, avam mertebesine ineyim . Onları kendi mertebeme çıkarayım, ben onlar gibi değil. Onlar benim gibi olsunlar. Mamafih bu meselede şâyân-ı tetkik bazı noktalar var. Bunları iyice takarrür (düşünüp taşınmadan) ettirmeden işe başlamak hata olur.
Elinde güç olsa bir darbe ile sorunu kökünden çözüverecek. "Bu kadar eğitimden, okumuşluktan, görmüşlükten sonra niye sıradanların seviyesine ineyim. Onlar benim seviyeme gelsin!" Bence de haklısın paşam, seve seve olmuyorsa, öpe öpe. Bazı işlerde despot olmak lazım.
Ben henüz mücerret (yalnız) bir adamım. Benimle, bir müteehhilin (evli) bu babtaki tarz-ı muhâkemâtı arasında arasında fark olabilir.
Haklısın paşam, evli ve bekar adamın düşünceleri biraz farklı. Son sözü sona bırakalım.
Mesela bizde iffet ve ismet pek büyük ve sıkı kuyûdaâta (kayıtlar) tabidir. Bir Avrupalı bu kuyûdu tanımıyor. Onun bizim nazarımızda tamamen ahlaksız, onlar nazarında biz tamamen vahşi.

Binâenaleyh iki felsefeden birini tercih etmek gerekiyor. Hal-i asli tabiîye avdet (doğal duruma geri dönme) fakat daha süslü, daha insanî erkek ve kadın tamamen hür ve müstakil madam-ül hayat (hayat sürdükçe) hiç bir muayyen rabıtaya tâbi (ilişkiye bağlı) olmayacak. Fakat idâme-i beşeriyet, temin-i refah-ı cemiyet, muhafaza-i intizam-ı umumiyet için kanunlar, kaideler olacak bunlara riayet edilecek.

Veyahut kemâle gelen her erkek ve kadın kendine her nokta-i nazardan küfüv (her açıdan denk) olan bir eş buluncaya kadar muhafaza-i nezahat edecek ve bulduktan sonra teşekkül edecek çift bir ocak vücuda getirecek. Tarafeyynden (taraflardan) biri ölünceye kadar, veyahut şimdiye kadar mer'i kavaid, ve kavanin-i şeriyenin mesağ gördüğü esbâb tahtında tantında iftirak edinceye kadar (yürürlükteki kuralların izin verdiği sebeplerle boşanana kadar) erkek karısına, kadın yalnız kocasına manen, fikren, maddeten hasr-ı mevcudiyet edecek.
Avrupalı ahlaksız bizim gözümüzde, biz de onlarınkinde vahşi...İki felsefeden biri, kadınların ve erkeklerin hiçbir ilişkiye kurala bağlı kalmaksızın serbestçe yaşaması, sadece toplum düzeni için belli kanun ve kaidelere uyulması. Diğeri de, kendine uygun bir eş bulana kadar, hem erkeğin hem de kadının saflığını koruması -vermek yok, almak yok-, evlendikten sonra da kadının ve erkeğin herşeylerini birbirine adaması. Boşanmazsanız tabii. Biraz naif buldum ikinciyi.
Zevceynde (karı koca), harice taşmak istidadında olan hissiyat ve temayülâtı boğmak için tedbir alalım: İslamiyette tatbik edilmekte olan tesettür, kadınların kocalarından başka erkekle kat'iyen temasa gelmemeleri ve hayal-ı hariciyeye mâlik olmamaları bir dereceye kadar kadınları tevkif eder, fakat erkekler için, bugünkü zemin-i medeniyette bir mania icat etmek müşkül. Vakıa onları ciddî ve sürekli mesaî içinde bulundurmak suretiyle meşgul etmek varid-i hatır olur
Bu kısım süper olmuş paşam! Dışarıda gözü olma ihtimali olan kadının elini kolunu zaten islami kurallar bağlıyor da, erkekleri nasıl tutacağız bilmem demeye getirmiş. Çözüm önerisi de ilginç; erkekleri sürekli çalıştırırsak, meşgul edecek birşeyler bulursak olur bu iş!

Gerçi devam ediyor sonra;
Pek güzel, o kadar ciddî ve yorucu meşagilden sonra, son asır terakki ve medeniyetin şuaatiyle (ışığıyla) ve dimağı tenevvür etmiş (aydınlanmış) bir erkek, işinden doğru evine gelüp, kapanmak suretiyle yarın için icab eden zevk ve kuvvet-i mesaiyi iktisab edebilir mi? Biraz hava, biraz musikî, biraz tiyatro, hülasa bir hayat arzu etmez mi? Bu icabat'ı tabiiye ve medeniyeyi tatbik ederken yanında karısı bulunmazsa, bu noksanı telâfi etmek lâzım gelmiyecek mi? Çünkü bir erkek için kadın huzurundan, kadın sözünden, kadın refakatinden mahrum bulunmak bir noksandır. Bu behemehal (mutlaka) tatmin olunur. Fakat evde erkeksiz kalacak kadın için erkek ihtiyacı aynıdır.
Aslında postayı burada bitirsem de olur. O kadar çalıştıktan sonra erkek, gezip tozmayı, eğlenmeyi istemeyecek mi? İsteyecek. Peki yanında karısı olmazsa ne olacak? "Huzur ve refakat" diye tanımlamış, ellemiyeyim ben de, bu eksiklik mutlaka giderilir. Aşkolsun paşam! Fakat ile başlayan cümleye takılmadım.

10-11 Temmuz için şöyle bir not düşmüş;
Bu iki günün suret-i güzerânını yazmayacağım. Birçok hatıratım gibi bunların da nisyâna karışmasında (unutulmasında) ne beis var. Yalnız şu kadar diyelim ki, insanlar hakikati daima gizlerler.
Bu arada bir vukuatı var gibi geldi bana. Sonunda da şöyle demiş çünkü;
Karlsbad'da geçen günlerimin hatıratını tamamen ve olduğu gibi bu defterlere tevdi'i edemedim. Bunun iki sebebi var, birincisi lüzumu kadar yazı yazmak için vakte mâlik olamadım; ikincisi her düşündüğümü, her yaptığımı yani bütün esrar-ı fikrîye ve hayatiyetimi bu deftere nasıl ehemmiyet edebilirdim Hattâ bu yazdıklarımı bile birgün, ihtimâl pek yakın bir günde mahvetmeyecek miyim.
Paşam kesin bir ceviz kırmış, ama yazamamış. Günlükteki madam'dan şüphelendim. Günahı boynuma artık.

Atatürk, latife isimli bir kadınla evlendi. Çok teferruata girmeyeyim, yazı bitmeyecek. Şirret, kıskanç ve terbiyesiz bir kadın olduğu yönünde çok yazı var ararsanız. Bir de "Fikriye" diye bir kız var. Öldürüldü mü yoksa intihar mı ettiği hala tartışma götüren güzel bir kadın. Hikaye ilginizi çekiyorsa arar bulursunuz artık.

Latife hanımın tavrından o kadar bezmiş ki şu lafı etmiş paşam;
hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. işte görüyorsunuz... ordular yönettim, meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama, bir kadını yönetemiyorum. okumuş da olsa, iyi aile kızı da olsa, sonunda kadın, kadındır!"

Bu da Fikriye. Gözleri çok güzel.

Read more...

Aldanmak




Aldatılmak aslında tek başına yapılan bir eylem değildir. İki değil, üç kişi gerektirir.Aslında aldatılırken ikinci kişi mi yoksa üçüncü kişi mi olduğunuz çokta önemli değildir. Sonuçta esas oğlan/kız hariç diğer iki kişinin payına aldanmak düşer.

Genelde cep telefonunu özenle karıştırmazsın ama aksilik bu ya birgün illa ki bir mesaj bulursun. Hele numarayı tanıyorsan ve numaranın sahibinin adı Ayşe olduğu halde bunun yerine Ahmet abi diye kaydedilmişse o kocaman göbekli , pala bıyıklı Ahmet abinin eşinin telefonuna sevgililer günü mesajı atması önce seni uzun süre güldürür. Ahmet abinin ibne olmuş olma ihtimali bile sana daha sevimli görünür. ''allaam noolur ahmet abi ibne olmuş olsun'' dersin ama numarayı tanıyorsun işte, cıx bu Ayşe dir..

Normal kadın hareketleri; cazgırlık etmek, bağırıp çağırmak dünyayı adama dar etmek olsa da sen meraklısındır işte, gerçeği öğrenmek istiyorsun. Eşin de muhtemelen ne derse desin tatmin olmayacaksın. Çünkü kimse aldatılan olmayı kendine yakıştıramaz hemen.

Benim gibi şanslıysan ve Ayşe'yle az da olsa bir hukukunuz varsa zaaflarını bilirsin. Erkekleri çok sevdiğini bilirsin mesela, ''olsunda çamurdan olsun'' mantığı güttüğünü bilirsin, yaralı bir ceylan gibi ortalarda gezinip nice aslanı pençesinde parçaladığına şahit olmuşsundur.

Günün 23 saatini pc başında geçiriyordur Ayşe..O zaman yapılacak şey bir erkek adıyla msn adresi almaktır. Sinsice yaklaşırsın Ayşe'ye. Önceleri'' ben şizo muyum? hiç yakışıyo mu bana'' dersin.''cıx cıx cıx evli kadın kendinden utanmalısın, hiç etik değil'' dersin. Sonra bir kadının bir kadınla asla paylaşmayacağı, genelde erkeklere açtığı bir dünyada olmaktan içten içe haz duyarsın.

Seninle yemekten, bulaşıktan, filmlerden, kocalarınızdan bahseden o kadının tango yaptığını öğrenirsin mesela. Gerçi sen de, bekarken gece klüplerinde grubunla beraber salsa yaptığını hiç söylememişsindir ona..Bişeyi farkedersin kadınlar erkeklere ışıl ışıl bir cennet gösterirler. Yalan söylemeseler de , kötü şeylerden bahsetmemek yalan sayılmaz ne de olsa?

Birkaç gün geçtikten sonra sana eşinden bahsetmeye başlamıştır; ama anlattığı adam senin eşin midir gerçekten? Yoksa Antonio Banderas'ın vücud bulmuş şekli mi?

Kocanı bir de ondan dinlersin.. En zor yanı budur.İçinde bişeyler olur. Sınavdan önce tutan karın ağrısı gibi. Nefes alamamak gibi, ağlamak isteyipte ağlayamamak gibi. Bu dönemi atlatabilirsen o sana kendi kocanı sana anlatırken ''anlıyorum canım seni'' diyebilirsen tamamdır, bitti sayılır.

Genelde kadınların garantili bir adamla evlenip serseri ruhlu adamlara aşık olduğunu en iyi bilen biri olarak en serseri erkek numarasını yapmalısın ki daha çabuk rahatlasın ve açılsın.

Kocanın senden nasıl bahsettiğini anlatır sana uzun uzun.. ''ben karımı seviyorum, ve hayatımda onun olmadığı bir an bile olmayacak '' sözü kazınır kafana.. İşin bitmiştir artık Ayşe'yle. Öğrenirsin, yeni başlayan bir kıvılcımdan öte değildir yaşanan herşey.

Önlem alınırsa kurtarılabilinir dersin kapatırsın oturumunu.

Ancak Ayşe için o kadar kolay değildir oturum kapatmak. Senin karşısına çıkan en hassas, kadın ruhundan anlayan erkek olduğunu zannetmektedir. Birkaç gün sadece herhangi bir erkek olarak yaklaşman bile yetmiştir senden etkilenmesine. Hiç aşk sevgi sözcükleri geçmese de. Çünkü O'nun en derinlerine inmek için oldukça dayanıklılık ,sabır ve özveri göstermişsindir .

Bir kadının ruhunu bir kadından daha iyi kim anlayabilir ki?

Sen artık neler olup bittiğinden emin, için rahat, evinle ve eşinle ilgilenirsin, çoğu yanlışları toparlamaya çalışarak. İçin çok rahattır çünkü herşeyi birinci ağızdan öğrenmişsindir, hemde evde hiç hır gür çıkmamıştır. Çünkü bilirsin ki evde huzursuzluk yaratmak sadece eşini senden uzaklaştırır. Hiç istifini bozmadan, hiç kocanın kalbini kırmadan halletmişsindir herşeyi, için rahattır.

Ancak Ayşe hemen bırakmayacaktır. Derin bir araştırma sürecine girer kaltak:P Öğrenir çok geçmeden, dedim ya tanışıyorsunuzdur. Pc de de çok iz bırakmışsındır, belki de hiç aklına gelmemiştir. Öğrenince de tuhaftır ki hemen eşine şikayet eder seni bir arsızlıkla, işte ogüne kadar hiç açılmamış ağzını açar, gözünü yumarsın.. Aslında Ayşe'ye acımışsındır, ya da duyduğun bir vijdan azabıdır. Ama genede bu ağzını açmana engel değildir çünkü aslolan sensindir:P ve inanılmaz egon. Eşin hayretler içinde dinler yaptıklarını, gözlerinde korku görürsün ilk kez. Onca şeyi nasıl bilipte hiç hissettirmediğine şaşırır. Tepkisizliğinden, rol yapma yeteneğinden korkar, artık sen de eskisi kadar saf değilsindir gözünde, ancak bi basamak daha yükselirsin. Ufak bir kıvılcımla herşeyi yakmadığın için sevinir, dinlediğin, araştırdığın için sevinir,ona değer verdiğin ve güvendiğin için sevinir.

Gökten üç elma düştü. Biri sana, biri bana, biri de, tüm aldatanların çüklerine:P

Read more...

Hürrem sultan,Anne Boleyn ve Modern Kölelik

*
Osmanlı'daki harem sisteminin yetiştirdiği en ihtiraslı , en tehlikeli kadınlardan biridir Hürrem sultan .Aslen slav ırkındandır. Buda ondan nefret etmek için yeterli bir sebeptir aslında :P
Harem sisteminde padişaha sunulacak en gözde cariyeler toplanır, onlara müzik, dans, yemek ,dikiş ve bir kadının bilmesi gereken her eğitimi verilir ve onlara özelliklerine göre çeşitli isimler takılırmış mesela Hürrem''neşeli'' anlamındaymış.
Hürrem sultan; Kanuni'nin kendinden önceki eşi, oğluyla birlikte şehzade eğitimi için gittiğinde yönetimi tümden ele almış ve Bir Osmanlı padişahıyla nikahla evlenmiş ilk kadın olma ayrıcalığını taşır..

Anne Boleyn ise Fransız sarayında aynı harem sistemine benzer bir eğitim alıp ülkesine Kraliçenin hareminde ona hizmet için dönmüş bir İngilizdir..
aynı zamanda krala İngiliz kilisesini kurdurtan kadındır.Kralın ilk boşanmayı gerçekleştirdiği kadın..Erkek varis doğuramadığı içinde idam edilen ilk kraliçedir.Aynı zamanda kral artık onunla ilşkiye girmediğinde onu kandırıp hamile kalmak için öz abisiyle ilişkiye girip sakat bir çocuk dünyaya getirdiği söylenir.

Hatta daha gerilere gidelim.:)
Ramses. Nefertari ile evliyken İset'ten bir varise sahip olmuş ve İset'le işi bitince onu yaşadıkları geceyi ömrü boyunca unutamayacağı bir saz kulübesini ibadethane yapmaya mahkum etmiştir..
Her sistemde de aynı şeyler var.Her kültürde aynı şeyler var. Padişah/krala sunulmak üzere özellikle yetiştirilen, bunun için eğitilmiş, bununla donatılan kadınlar, kralın/padişahın yatağına sokulunca mertebe atlatılan, çocuk doğurunca bir yükseğe ulaşan, erkek varis doğurduğunda ise görevini tamamlamış mutlu kraliçeler..
Biz kadınlara bu işleniyor, mükemmel olup bizi kraliçe yapmaları için hazırlanıyoruz.. ''aa böyle yapma seni alan olmaz'' lafını belki bin kere duymuşumdur annemden .
Sonra daha ihtiraslı oluyoruz, avken avcıya dönüşüyoruz. en iyi kral hangisi? kime verirsek daha iyi kraliçe oluruz ..
Hırslarımız,ihtiraslarımız,entrikalarımız ne Anne Boleyn'den nede Hürrem Sultan'dan farklı değil..
Sadece padişahlar/krallar; doktor,mühendis,zengin, isimlerini almış.
Ne sadece sevişebiliyoruz,nede isteklerimiz bitiyor.
Hepimiz Anne Boleyn ve Hürrem sultan kırmasıyız (kısa bacaklılar şişmanlar ve kıçı yere yakın olanlar hariç:P nede olsa Hürrem slav ırkıymış. :P)
Erkekler ise gene aynı. Herkes kendi ülkesinin kralı. En büyük çük kendilerinde zannederler:P Hepsi yatakta panter olduğunu düşünür,çoğu aslında tavan seyreden bir kadınla bile yatabilecek kadar necrofilik olduğunu farketmeden.
Eğer evli bir erkekse eşi Nefertari olur kendilerine bir İset bulurlar. yada eşleri Mahidevran sultan olur, birtanede Hürrem sultan bulurlar. yada Catherine'leri varsa bir Anne Boleyn ararlar..
Kadınların içine yerleştirilmiş bir anaçlık ve hizmet etme dürtüsü vardır bence. Bu (hemen tüm kadınlar itiraz edecek eminim) ellerinden alındığındaysa daha mutsuz olurlar. Çünkü içlerindeki o anaç yan alınmıştır. bir erkeğe hizmet etmekle onu memnun etmekle içimizde anaç dürtü aynıdır bence ve bu erkeği kral yapar.
Bakın modern toplumlara; daha feminist yaklaşım sahibi kadınlar daha mutsuz,doyumsuz, vede depresyona yatkındır .tespitlerimle can yakıyorum gene:P
En mantıklı erkek parası olduğu kadar- helede biraz eğitimi ve kültürü varsa azıcıkta karizması varsa -kral olduğunu bilen erkektir.
ve bunlar olduğu sürece kraldır.İstediği bir varisten ziyade sadece hareme pike dalışı yapmaktır:P
Kabul edelim yada etmeyelim yatakta fahişe mutfakta aşçı sokakta hanımefendi olalım diye yaratılmışız. Gerçi ben de sıralama daha değişiktir yatakta hizmetçi (çoğunlukla yatakta hizmet ederim:P)
sokakta aşçı (yemeği dışarda yemek en iyisidir) ve mutfakta fahişe (allaam nohut yemeğinin dibini tutturan kaç fahişe tanıyorsunuz:P)
Şimdi rahat olun gidin elinizin altındaki krala hizmet edin, rahatlayın ,özünüze karşı gelmeyin:P
Hatta çok avam, arabesk yada modası geçmiş hatta aşağılık bulsanızda o dışarıdan geldiğinde onu soyup ayak masajı yapın.. Süper dinlendirir her iki tarfıda.
yani al-ın ver-in sex hayatınıza can verin gibi iğrenç bi espriyle kapatmak istedim efendim:d

*Resme tıklayın derim kraliçe yakıyor:P

Read more...

Kabusname

Seks, yeni birşey olmadığından, benim de söyleyecek hiçbir şeyim yeni değil. Adem babamızla Havva annemizden bu yana çiftleşiyoruz. Meret, zevkli birşey olduğundan, üstüne yazılmış milyonlarca kitap, teknik, ritüel, sektör, kültür var. Uzakdoğulu bu işlere daha yatkın, daha işin keyfinde, felsefesinde. Umarım eçiş bücüş olmalarıyla seks kültürlerinin gelişmiş olması arasında bir bağlantı yoktur. Yoksa yan bastığımızın resmidir.

Adem babamız dedim de, aklıma takıldı, Havva'dan başka kadın yok, nasıl geçirdi acaba ömrünü? Havva anamızda, göğüsler küçüktüyse misal - Allah günahımı affetsin - hiç içinden geçirmiş midir acaba "şunları azıcık büyük yapsaydın be güzel allahım" diye. Bence geçirmiştir. Bir de, 31 çekerken kimi hayal ettiğini merak ediyorum, - çarpılacağım - bir cevap bulamıyorum. Yerinde olmak istemezdim. Esteğüzü billah himineş.....

Kabusname, - kötü rüya olan kabus şeklinde okumayın, Kabus bir isim - içinde birçok konuda tavsiyelerin bulunduğu bir öğüt kitabı, nasihatname. Geçmişten kalan bir sürü nasihatnameler, cinsel içerikli metinler, methiyeler var. Bazıları çok ilginç. Bir Zenanname var mesela, kadınlar kitabı diye geçiyor, al oku hayretlerin şaşsın. İşin daha da ilginci, zenannameyi yazan adam bir eşçinsel.

Kabusname, diğer nasihatnameler gibi, bablardan oluşuyor, her bap belli bir konuda tavsiyeler içeriyor. Kitaptaki baplardan biri "Cimada faidelisin ve ziyanlısın beyan eder" şeklinde; halvet olma üzerine tavsiyeler.

Diyor ki Keykavus - ismi de karizma -

Şöyle bilmiş ol ey oğul ki, cima etmek dünyanın lezzetlerinden bir ulu lezzettir. Amma bunun lezzetine aldanıp çok meşgul olma, ta ki temelin aşınıp göçmeye!’Çok cima etmenin ziyanı var amma az etmeğin dahi ziyanı var. Demek ki her nesne orta kararda iyidir. Ol dahi gayet arzu ile hoştur.

İtirazı olan? Yok.Nesine edeceğiz.

Seks isteği fazla olana da diyor ki;

Ve eğer kendini yenemesen bari sevdiğinle cima etme. Ta ki sevginin temeli aşınıp, göçmeye. Zira ki sevgi bir sıcak nesnedir ve cima bir soğuk harekettir. İster istemez bu soğukluk ol sıcağı bozar.

Adamımsın Keykavus. "Çok istiyorsan diğer kadınlarla yap" diyor adam. Aşkolsun!

Kadınlar, sevişmeye romantizmi katmak istemiyorlarmı bazen, çok saçma buluyorum. Mumlar, tütsüler yakılıyor, kokular sıkılıyor. Tamam, erkeklerde de bir miktar romantizm potansiyeli var, yok değil. Aşıkken mesela. Sevgiliyle el ele göz göze diz dize, sevgi sözcükleri fısıldanıyor kulağa. Güzel, kötü değil.

Bir de hatun araklarken "mecburen" bir romantik olma durumumuz var, çünkü kadınlar seviyor romantikleri, biz de "mişiz gibi" yapıyoruz. Bu yapıştırma romantikliğin sırıttığı erkekler hatunlar tarafından "öküz" diye nitelendirilse de, ben bu arkadaşları, niyetlerini doğrudan beyan etmeleri açısından samimi buluyorum. Bu sırıtan erkeklere önerim, eğer tipiniz çok yamuk yumuk değilse, ki bu da Allah vergisidir yapacak birşey yok, "karizmalarını" geliştirmeleridir. İki çift laf etmeyi bilmeleri, konuşulacak konuları doğru seçmeleri ve seçtikleri konuları iyi bilmeleri gerekir. Bunun üzerine bir de ayna karşısında yüz, mimik, göz teması, cool olma çalışması yaparlarsa belki bir şansları olabilir. Yapıştırma karizma da üstünüzde sırıtabilir, olabilir, ama burada önemli olan süredir. Hatunu araklamak için gerekli süreyi karşılayacak kadar bir karizma, işinizi görecektir.

Eğer bu da yoksa, size ben de yardımcı olamayacağım. Benden bu kadar.

Bir tek aşıkken gerçek romantik olabilme potansiyeline sahibiz. O da kimyadandır herhalde, yoksa durduk yerde neden değişelim. İncelenmesi gerekir.

Aşık olan erkekten bile romantizm belli bir noktaya kadar beklenebilir. El eleleydin, koklaşmaya başladın, dudaklara kondurdun öpücükleri, "seni seviyorum" dedin, "aşkım" dedin...

"Hatunun diline değdi dilin". Bu noktada artık bizim için romantizm bitmiştir, penis devreye girer, beyin, "kan gönder" emrini verir. İstemsiz bir hareket yani.  Kod bu şekilde çalışır. Artık bu andan itibaren bizden olaya sevgiyle yaklaşmamızın beklenmesi abestir. Konuşma sırası içgüdülerdedir. Tütsüydü mumdu falan, geçiniz. İçgüdülerinize ne kadar çok uyarsanız o kadar iyi sevişirsiniz. Bunun içinde de sevgi pek yoktur.

Keykavus'a devam...

Kafa şarapla dumanlı olursa ne cima ettiğin bilir kişi ve ne cimanın lezzetin. Amma çok çaresiz olunca bari mahmur cima etmek yeğdir ki sefasından haberdar ola.

Biraz alkol iyi gider seksle. Rahatlatır, olduğunuz gibi davranmanıza yardımcı olur. Çakırkeyif olmaya yakın bir nokta fena değildir. Yalnız, sadece sizin çakırkeyif olmanız bir işe yaramaz, asıl hatunun olması önemlidir. Sizin kafanız iyiyken hatun son derece bilinçliyse facia olabilir. Çok detayına girmeyelim.

Zira ki her ele girdiğince cima etmek hayvanlar işidir. Zira hayvanlar vakit ve bivakti bilmezler. Ne vakit ki eline girdi, işlemeğe başladı. Öyle ise adem olan, vaktin gözlemek gerek. Taki hayvan ile onun arasında fark ola. Biline ki bu ademdir ve de ol hayvandır.

Biraz bozulur gibi oldum bu hayvan lafına. Fakat hakkını teslim etmek lazım. Biline ki bu ademdir, ve de ol hayvandır. Seks esnasında biz buyuz, olması da iyidir. Sevişirken de beyefendi gibi davranan bir adam varsa, var mı?, o adamdan hayır gelmez.


Hadi bana inanmıyorsunuz, bu adama da mı inanmıyorsunuz? Adamın adı Keykavus diyorum

Read more...

Şaşkın Adam

Olay taze sayılır. Hafta sonu 1 günlüğüne "iş" bahanesiyle, yakın çevredeki bir sayfiye oteline keyif için gidilmiş. Azıcık yanmış olarak dönüldüğünde ne olacağını hesap etmesi biraz vakit almış arkadaşın. Başka bir ipucu bulunamamış olsa da "hanım" huylanmış. "Birlikte gidiyoruz" dediği arkadaşa telefon edilmiş, durum zar zor idare edilmiş. Edilmiş mi tam olarak belli değil. Arkadaş üç buçuk atıyormuş.

Read more...

Signore

2 ay önce kaydettiğim bir draft yazı vardı, Can Dündar'ın "40 yaş erkeği" yazısı üzerine. Bu yazıyı o dönemde yazmış olsaydım daha güzel olacaktı, farketmez, diyeceklerim pek değişmeyecekti gene. "Tribünlere oynuyor" diye not düşmüşüm. Can Dündar'la ta üniversite döneminde, doktorasını yapıyordu sanırım, bir kaç kez konuşmuşluğumuz, karşılaşmışlığımız var. Kalemi kötü dersem haksızlık yapmış olurum, aman aman da diyemem, kendi görüşümdür. Bir insanın kalemiyle hayatını kazanabiliyor olması takdir edilecek bir durum. Demek ki yazabiliyor, ve hatta bunun talebi var ki para kazanıyor.

Yazarlık herhalde dünyanın hem en kolay hem de en zor mesleği. Yazanına göre. Uzatmayayım. Kendisiyle ilgili şahsi hissiyatım hep "tribünlere oynuyor, kendisi olmaktansa ne olması gerektiğini anlatıyor" şeklindeydi. Ermiş misali bakışlar, bir örnek ve timsal adam sendromu. Yazdıklarıyla uyumlu bir davranış tarzı ve görünüş. Bildiğiyle, hissettiğiyle yazdığı arasında fark olan adamlardan hazzetmiyorum. Puştsan, ya da puştluğu biliyorsan, puşt gibi yaz, canımı ye. Kabul görmüş genel kural ve ahlak üzerinden hemfikir yazı yazmak dünyanın en kolay işi. Okunur mu, ben okumam. Ama tutar genelde, kelimelerle oynamakta iyiyseniz okur, hayran kitleniz büyüyüverir. CD'da bu adamlardan oldu hep. Ortada duran büyük kalabalığa yazı yazdı, kelimeleri evirip çevirme kabiliyetiyle bir tarz tutturdu, seveni çok.

Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor. Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından "Taşfırın"ına kadar böyle bu...Hele 40'ımızı geçmişsek...Hele cüzdanımızı şişirmişsek...Ve hele 40 yılı "boşa" geçirmişsek...
Ne kadar dokunaklı değil mi? Sevgilisiyle, eşiyle sorun yaşamış ya da yaşamaya aday her kadının sempatisini kazanır. Sanki kırkına kadarki dönemde erkek bambaşka bir yaratıktı, parayı bulunca değişti. Parasız işsiz adama kız veriyorlar mı? Yok. Parasız adamla evlenmeyi isteyen var mı? Yok. Çıkıyor musunuz? Yok. Veriyor musunuz? Yok. Eve bakmakla yükümlü daha çok kim diye değerlendiriliyor,ya da gösteriliyor; erkek. Eee...? Doğuştan zengin değilse erkeğin çalışmaktan başka yapabileceği birşey var mı? Yok. Bu ne o zaman? Tribüne oyna, okuru kap, sana da "adama bak, aşkolsun" desinler.
Sokağın çağrısını 40'larında işiten erkeğin "kaybolan yıllar" ağıtına, "televole" özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor. Evet, "alem gezip eğleniyor". Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır "çıtırlar" fink atıyor. O ise pijaması içinde "evi bekliyor". Oysa -40'lıkların yaman teşhisiyle- "Hayat hızla geçiyor" ve "Böyle mi öleceğiz?" sorusu beyni deşiyor. Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini...Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra'larla...
Demagojinin daniskasını yapmış. Bu cümlelerin "sansüre karşıyım ama" deyip "çocukların akıl sağlığı korunmalı", "zararlı! ve bölücü fikirler engellenmeli" diyen bir sansür karşıtının! mantığından pek farkı yok. Düz mantık. Genel ahlaka ve teamüle uygun. Karşı çıkması argüman ister. Süper lan!

CD, televizyonda gördüğü, herkesin görmekten artık kanıksadığı, normalmiş gibi gelen, empoze edilen, bir avuç insanın hayatını kelimelere döküvermiş. Altımızda araba, göbek içeri çekilmiş, çıtır peşinde koşuyoruz. Gazete, televizyon, medya vs her yerde çoğunluğu böyle adamlar ve kadınlar konuşuyor, yazıyor. Ağız ishali olmuş gibi laflar edip herşeyi biliveriyorlar. Sokayım hepsine.

"Sinyor" lakaplı Can Bartu ile tanışmasını yazmıştı bu abi. "Benim adım sizden dolayı Can konmuş" lafına Bartu, "evet var öyle çok" diye cevap vermiş. Dokunaklı bir yazı yazmıştı gene "ne olması gerektiği üzerine". Sanki ego sahibi bir tek sen vardın a.q.

Küçük emrahın entellektüel görünüşüyle "erdem" bastın, "olgun ve derin adam" pozları verdin, bir filmi, elindeki onca malzemeye rağmen çekmeyi beceremedin, olmamış diyene giydirdin, heryerde ders verdin, egonu şişirdin de şişirdin. Ne oldu şimdi söyle bakalım? Başka bir kadınla çekilmiş fotografları eline veriverdiler. Aynı tarzda cevaplar yetiştiriyorsun şimdi de, "özel hayatım" diyorsun, "karımdan başkasına hesap vermem" diyorsun, "sevdim" diyorsun. Hakkında yazdığın insanlar ve olaylar da öyleydi be Cancığım, herkesin herşeyin zaafını alıp kalemi batırdığını ne çabuk unuttun. Normal insanı doğal arızalarından çıkartıp "aslında olması gereken ahlakı" satman, bu saatten sonra zor artık. Yemez kimse. Zaafıyla, puştluğuyla adam gibi yazıp kalem oynatsaydın kimse gitmezdi senin üstüne bu kadar. Nedir, başka bir kadını sevdin görüştün öpüştün. Çok normal, de, senin yazılar kaldı milletin elinde müsvedde gibi. Ondan kızıyorlar sana. Ne diyordun, ne yaptın.

Neymiş, yiyemeyeceğin y.rrağın altına yatmayacakmışsın.

Read more...

Fa diyez

Hanımefendi komşum. Balkonlarımız karşılıklı sayılır, bir nevi balkondan balkona muhabbetimiz var. Bazen de bahçede ayaküstü iki çift laf ederiz. 3-4 cümleyi geçmez bu kısa sohbetlerimiz.

- Bugün nasılsınız efendim?
- Sağolun evladım. Yaşıyoruz.
- Torunlar her haftasonu sizde, ne güzel.
- Yalnız bırakmıyorlar beni.

Gülümsüyor bunları söylerken.

Yağmurun zembereğinden boşalmış gibi yağdığı geçen gece gene karşılaştık. Saat gece yarısını geçmiş.

- Ne güzel değil mi?
- Rahmet yağıyor.

Ahmak ıslatanı sevmiyorum. Normal yağarsa da sevmiyorum. İçim kararıyor sıklıkla. Güneş çocuğuyum. Ama bu yağan, maestrosunun deli gibi ellerini kaldırıp indirdiği bir senfoni gibi. Muhteşem. 2 saniye içinde burnunuzun ucundan ve kulaklarınızdan şıpır şıpır sular damlıyor. Damlaların düşerken havada oluşturduğu çizgileri bile görmek mümkün, izli mermi gibi sanki. Senfoniye kendimizi kaptırıyoruz hanımefendiyle.

Müzikle ilgilendim bir dönem, bir enstrüman çalmaya çalıştım. Farkettim ki iyi enstrüman çalmak uzun emek istiyor, hem de çok fazla. Üstelik "artık iyi çalıyorum, öğrendim" dediğiniz anda bırakırsanız gerilemeye başlarsınız, bastığınız sesler iyi çıkmamaya başlar, giderek körelirsiniz. Emek vermeye devam etmeniz lazım. Devam edemedim, şimdi sadece iyi bir dinleyici olmaya çalışıyorum.

Yağmur yavaşladı. Arındık. Yaşadığımızı hissettik. Yaşıyoruz. Çok şükür...


Hanımefendi bir süre önce eşini kaybetti. Çok sormadım, kanserden ölmüş anladığım kadarıyla. Kuru fakat içten bir başsağlığı diledik. Sıklıkla birlikte yürüyüşe çıktıklarını görürdüm. Hanımefendide bir hırka, ya da ince bir şal, mevsimine göre, beybabada topuzu figürlü bir baston. İhtiyacı yok aslında, yanında taşıyor sadece. Sakin, huzurlu, dingin insanlar. Belki görüp geçirdikleri, sindirdikleri için öyleler, belki de yapıları öyle olduğu için. Bilemiyorum.


Bu ihtiyar çiftin her görüşümde bende uyandırdığı en yoğun his "huzur". Emek harcanarak elde edilmiş bir huzur. Belki bazen alttan alarak, bazen sineye çekerek, bazen empati yaparak, bazen kavga ederek, bazen sevişerek, bazen konuşarak. İlla ki emek harcayarak.

Evlenmeden önceki benle şu anki ben arasında dağlar kadar fark var. Törpülendim. Sabırlı olmayı öğrendim. Kolay sinirlenmemeyi öğrendim. Sinirlendiğimde sesimin tonunu kulağımın duyması gerektiğini öğrendim. Eşim zıvanadan çıkmışsa sesimi çıkarmamayı, alttan almayı öğrendim. O benim huylarımı kaptı biraz, ben de onunkileri. Emek verdik birlikte yaşamayı öğrenmek için.

İşsiz kaldığım dönemler oldu ya da yeterli para kazanamadığım. Eşim baktı bize. Tersi de oldu. İyi kötü, yuvarlandık gittik. Ödenecek faturalar varken, çocuğun okul taksitleri dururken, telaşımızdan bazen ölerek yaşarken, birlikte yaşamayı, huzurlu yaşamayı becerebilmek çok kolay değil. Emek vereceksiniz. Her emeğin karşılığı olur mu, olmayabilir. Bu da dünyanın sonu değildir. Yapacak birşey yok.

Seks, benim evliliğimde hep biraz yarım kaldı, eksik kaldı. Bu çoklukla benden, biraz eşimden, biraz evliliğin getirdiği şu veya bu şartlardan oldu. Evlenmeden önce birlikte yaşarken de 3 aşağı 5 yukarı aynıydı. Biraz da bilerek evlendim. Eşim bana ayak uyduramadı, ben onu zorlamak istemedim. Ama seviyorum eşimi. Bu başka birşey.

Bu cümleleri "eşini suçluyor" diye okumayın. Bazen olmayınca "olabilemiyor". "Olsa bile" erkeğin etçilliği bile tek başına bir sebebtir. Geçerli bir sebeb.

Eksikliğini hissettiğim seksi nasıl karşıladığımı yazıyorum zaten, daha da yazacağım var. Doğru mu, ahlaki mi tartışmasını ben kendi içimde geçtim. Bu yazıdaki amacım da bunu tartışmak değil zaten.

Evlilikten, bırakın evliliği, hayattan beklentimi çok sormuşumdur kendime. Verdiğim cevaplar dönem dönem değişir gibi oldu, birşey eklendi, birşey çıktı. Ama "huzur" kısmı hiç değişmedi. Bundan sonra da artık değişmez sanırım.

Çalışalım, tamam... Para kazanalım, başarılı olalım, fırlamalık yapalım, tamam. İçelim, böğürerek kusalım, tamam. Bir enstrümanı güzel çalalım, zamparalık yapalım, tamam. Yağan yağmura gözümüzü dikip çok şükür diyelim, tamam. Eşşek şakası yapalım dostumuza.

Tamam.

Hayat, benim için, komşum hanımefendinin yüzünden okuduğum şey; bir parça huzur. Temiz basılmış bir fa diyez gibi. Emek verilmiş.

Gerisi, lafügüzaf

Read more...

MPs

Cemaat!

Şükür kavuşturana. Özledim lan seni. Baktım, gelen gidende azalma yok. Anladım, sen de beni seviyorsun! Eksik olma gözüm. 2 hafta tatil yaptık, kendimize geldik, yandık marsık gibi. Kayışı koparacaktık az daha gitmeseydik. Çalış çalış nereye kadar. Yaşamak için mi çalışıyoruz, yoksa çalışmak için mi yaşıyoruz belli değil a.q. Tatil notlarını ayrıyeten yazarım bir ara sana. Yalnız kötü tarafı şu cemaat, soyunuyorsun anadan üryan adem babamız gibi, siyah beyazsın a.q. Hayır slip mayo giyeceğim kontrast azalsın diye, o da bana uymaz, kıçımın arasına kaçar. Parmak arası terlik gibi birşey. Bozar adamı.

Cemaat! Hiç sevmediğim şey, bir işi yarım yamalak yapmak. Sırada masaj salonları var gözüm. Başlığa MPs dedim, massage parlours manasında, sırf ecnebinin icat ettiği jargona uyayım diye yapıyorum. Ben huylu adamım, öyle oramı buramı elletmekten çok hoşlanmam. Masaj dediğin benim için bir thai'lar yapar, bir de hamamda tellaklar, natırlar servis vermiyor bize, ne yaparsın memleket muhafazakar.

Masaj salonu dediğin yerlerde zikiş zokuş biraz zor gözüm, anca eline verirsin, nedir, oral muamele çekerler o kadar. Mekan içerisinde halvet olmayı pek bekleme. Pek keyifli de olmaz zaten. Ha düzenli müşteriysen belki ekstra hizmet olabilir. Salon dediğin yerlerin çoğu bildiğin standart evin biraz alengirlisi. Göt kadar odalar. Kıytırık bir duş. Masaj kremi mi arap sabunu mu belli değil birşeyler sürerler. Falan. Gene de bunların heveslisi var cemaat. Benim tarzım değil hiç. Anca şu olur, içerideki hatunun telefonunu alırsın, dışarıda daha ucuza işi pişirebilirsin. Sana kalmış. Kolluk gücü buraları arasıra yoklar, haberin olsun. Lafı çok uzatmayayım cemaat, Türkiye'de ben doğru dürüst servis veren bir masaj salonu görmedim gitmedim duymadım. Bilmiyorsam söyle bana, şurası var de. Biz de bilelim a.q. Sana buraları tavsiye etmiyorum gözüm, ha ucuzdur falan, 70-100 artı tip arası bir rakama azıcık heyecan yaşayayım diyorsan sen bilirsin. Hatunların kalitesi genelde pek iyi değildir. Ben diyeceğimi dedim, gerisini sen düşün.

Lakin cemaat şöyle de birşeyler yok değil; bu hanımı tavsiye üzerine denedim, çok memnun kaldım. Bir "caliente" masaj bu kadar güzel olur mu, olur. İşini bilen profesyonele her zaman teslim edeceksin kendini. Seks yok, oral dahi yok. Sadece masaj ama sonunda tabancayı patlatıyor hatun. Sana da tavsiye ederim. Yani demem o ki cemaat, masaj salonlarını falan ziktiret, ama iyi masaj yapan bulursan dene. Gevşer, pamuk gibi olursun. İlan çok ortalıkta, bulursun illaki. Bak bu hatun portföyü genişletmiş herhalde ki "üyelik" almaya başlamış. Merak ettiysen, ayır blogun adını, yaz yanına İstanbul'u sor gugıla. Diş telli bir ispanyol. Deliysen deliyim de bana cemaat, yorma beni. Sana bu bilgileri denemen için veriyorum. Sırf masajdan da korkacak halin yok herhalde. Hayatın tadını çıkar biraz.

Bayrağı dik tut gözüm!

Read more...

Being Analytic

Temel kuraldır, bir aksiyon almadan önce konuyu, problemi, artık her neyse, doğru tanımlayacaksınız. Matematik problemi mi çözüyorsunuz, önce soruyu anlamanız lazım, anlamadan çözemezsiniz. Bir yatırım mı yapacaksınız, ne için yaptığınızı doğru tanımlamanız lazım, sonra fizibilitesini yapar, değişik senaryolar altında test eder, en uygun olanı seçersiniz. Problemi doğru anladıysanız doğru çözüme ulaşmaya bir adım atmışsınız demektir.

Aynı anda size kur yapan iki tane sevgili / eş adayı mı var, hangisini seçeceğinize karar mı veremiyorsunuz; alacaksınız kağıdı önünüze yazacaksınız isimleri, kriterlerleri listeleyeceksiniz, her kritere kendi değerlendirmenize göre bir puan vereceksiniz, ben 0-1 üstünden verdim, kriterlere verdiğiniz puanların toplamı 1 yapmalı. Sonra adaylara, belirlediğiniz kriterler üstünden puan vereceksiniz. En sonunda da adayların aldığı ağırlıklı puanı hesaplayacaksınız.

Buradaki kritik nokta, doğru kriterleri çıkartıp bunlara kendi içlerinde doğru ağırlıklı puanlar vermektir. Verilecek puanlar kişiye göre değişse de, topluluğun ya da grubun genel bir ortalamasını aldığımızda belli bir trend çıkıyorsa, ortada bir "gerçeklikten" bahsediyor olabiliriz. Tabi bu gerçeklik mutlak değildir, probleme zaman boyutunu da kattığınızda, 5 sene sonra aynı konu hakkında grup ya da kişilerin farklı bir karar verdiğini görebilirsiniz. Normaldir. Hayat değişkendir. Ya da biz değişiriz.

Nereye geleceğim.

Parayla seks satın alıyorsunuz. Ya da, size bir kere vermeye hazır bir hatun arakladınız, hatunu da bir daha görmeyeceksiniz. Hatunu götürecek miyiz? Soru bu. Erkeklerin bu noktadaki kriteri belli; - Eşimin haberi olacak mı? Cevap "hayır olmayacak" ise diğer tüm kriterlerin ağırlığı "0" dır. Sonuç; o hatun her halükarda götürülür. Bunu, erkek grubunun tamamına uyguladığınızda aynı sonuca varacağımızdan ortada bir "gerçeklikten" bahsedebiliriz.

Devam edelim.

Durum aynı, paralı seks ya da bir kere vermeye hazır bir hatun var. Ama soru bu sefer, bu yaptığımızın adını koymak; zamparalık mı yapıyoruz yoksa aldatıyor muyuz? Erkeğin kriteri gene bellidir; aksiyona skimiz mi karar veriyor yoksa beynimiz mi? Cevap skimiz ise sonuç "zamparalık yapıyoruz" olacaktır. Gruba uyguladığımızda, ortada bir gerçeklik olduğundan bahsedebiliriz.

Simple analytics.

Read more...

Gotan Project Man

- Sağlığına Evli'ciğim
- Sağlığınıza hocam

Kırklı yaşlarının sonlarında evli bir adam. Zevk ve keyif sahibi, birden fazla dil konuşuyor. İlginç bir işi var. İlgi alanındaki konularda saatlerce konuşsa ses çıkarmadan dinlenebilecek kadar muhabbet erbabı. İnsanı sıkmadan, usturuplu konuşabilen adamları seviyorum

Yaklaşık bir yıl, sadece yazı ve yorumlardan gelen bir tanışıklık. Ortak hobilerimizin ortaya çıkması ve kafa dengi zevzevliklerin sonunda "Görüşelim" dedik. Hiç düşündünüz mü? Sittin sene mürekkep yalamışsınız, cemiyet içinde iyi kötü bir konuma sahipsiniz ve "karı kız" muhabbetinden tanışıp daha önce hiç görmediğiniz bir adamla dostluk kuruyorsunuz. Rezillik mi dediniz? Bir daha düşünün.

- Ben çok geç başladım bu işe Evli
- Kaç senelik evlisiniz hocam?
- 2. dalyayı diyeceğiz yakında.

Bu evli adamın da görebildiğim kadarıyla huzurlu bir evliliği var. Boyunca çocuğu hakkında konuşurken gözleri parlıyor. Arada bir kaçamak yapıyor. Son görüşmemizde, ortak bir zevkimiz üzerine ufak bir seyahat yapmaya karar verdik. Tanıdığımız ortak bir mamanın yeni kızlarıyla ilgili de irice bir geyiği boynuzlarından tutup yere yıktık. Adamın yaşına bakıp orta yaş bunalımı falan demeyin. İlgisi yok. Evlendikten sonra uzun bir süre uzak durmuş, hiç kaçamak yapmamış. "Yeter" deyip arada bir takılmaya başlamış birkaç sene önce. Bu adamı, bir yerlerde duyduğunuzdan, okuduğunuzdan veya gördüğünüzden eminim. Bu adama, madem "aldatıyorsun" hala niye evlisin diye bir soru sormak mantıklı mı? Saçmalamayın.



Gotan Project'ten bir şarkı koyacaktım, üsttekini daha çok sevdim. Sözlerini merak ettiyseniz burada.

Read more...

Aksaray for Dummies

Cemaat!

Nassın? Beni soracak olursan, fine elhamdülillah.

Lan cemaat, senin ciğerini biliyorum, camın arkasından bakıyor, bekliyorsun. Senin bütün işlerin gizli saklı ve de saman altından, ama attın mı da mangalda kül bırakmıyorsun. Halbuki bak hatunlara, ağzıma sıçıyorlar topyekün. Gene de severim seni cemaat, ne de olsa ben de sendenim a.q.

Cemaat, aranızda şaşkınlarınız var, damla mı gideceğim diye soranınız var. Lan! Damla çıkacaksın olm, ne gitmesinden bahsediyorsun. Şaşırma! Videoyu gördün gözüm, ne hatunlar var dünyada. İç çekeceğine sen de git bir gör dünya gözüyle. Ölmeden önce her erkeğin en az bir kez gitmesi gerekir, pişman olursun sonra, demedi deme.

Haritada güvenli ve nispeten iyi olan kulüpleri işaretledim senin için. Sana hepsini tek tek anlatacak değilim, genel teamülü ve kuralları söyleyeceğim. Aksaray, çok tekin olmayabilir bazen gözüm, çakalı, iti kopuğu çoktur. Bilmediğin yerlere çok gözü kara girip çıkmanı önermem. Dikkat et kendine!

En önemli kural, seni bazen kolundan bile tutup çekiştiren, "abi eğlence var, "abi çok güzel kadınlar var" diyen hiçbir adamın peşinden zinhar gitmeyeceksin. Gidersen yandığının resmidir, en iyi ihtimal söğüşlerler seni. Keyif alacağım derken cüzdandan olma. İçkili sarhoş iyi kafayla gitmeyesin sakın, içeride de kendini kaybedip dağıtmayasın. Ne rezillikler gördü bu gözler, eğleneceğiz sadece, unutma. Bokunu çıkarmaya hiç gerek yok.

İlk defa yapıyorsan bile, korkma gözüm, o kadar da abartılacak bir durum yok, ben sadece kulağına küpe niyetine yapıyorum uyarılarımı. Aksaray'dan Yeni Kapı'ya doğru inen bir yol var, feribota doğru. Arabayla geliyorsan oralarda güvenli bir otoparka parket. Gezeceğiz biraz seninle. Polis karakoluna gelmeden kafayı kaldırdınmı görürsün zaten sağda Bacardi'nin ışıklı tabelasını. Çekinme, gir. Aşşağıya doğru ineceksin. Kapıda seni 2-3 tane siyahlı adam karşılar, güvenlik. Öyle çam yarması değiller, şöyle bir üstünü başını arayacaklar sadece. Bıçak mıçak çatapat falan varsa diye. Temizsen içeriye girebilirsin. Girişte para ödemek yok. 1 kat daha aşşağıya ineceksin. Müziğe doğru yürü.

Voilà!

Cennete hoşgeldin gözüm! Rus ve Slav ırkının en nadide, en uzun bacaklı, en bir içim su, en bir sütun hatunları dans ediyor pistte! Girişte garson seni karşılayacaktır, tamamen teslim etme kendini, oturacağın yeri kendin seçmeye çalış. Mekan çok kalabalık ve sen tek kişiysen öyle ön masalara oturtmazlar ama adamı, bara da takılabilirsin istersen. Masaya oturdun mu! Ne içersine "bi bira" de, yumuşak başlayalım. Bira, yanında mevye tabağıyla ve çerezle birlikte gelir. "Meyve istememiştim ben" falan deme, istesen de istemesen de o meyve gelecek. İtiraz etme, hepsi ilk biranın fiyatına dahil, endişelenme. Her birayla gelmez, ilkinde sadece. Otur keyfine bak, bi fırt çek biradan.

Pistteki hatunları izle, endamları gözünle takip et, genel havayı bir hisset önce içinde. Arada bir cozutanlar olsa da, herkes masasında paşa paşa oturur, hatunları gözler. Aleni sarkıntılık falan olmaz, belediye otobüsünden güvenlidir hatunlar için. Tüm kulüpler için söylüyorum, mekana giriş saatin önemlidir. Saat 10-11'den önce gitmeni önermem. Hafta sonları kalabalık olur. En civcivli saatler genellikle 12-1 arasıdır. Hatunun çeşidi artar, müşterinin sayısı da. Her kulübün tarzında ufak nüans farklılıkları olabilir.

Bacardi'de hatunla temas kurmanın 2 yolu var; ya masana çağıracaksın, ki garsonlar bunu senin yerine yapıyor ve bazen bahşiş alıyordu -eskiden-, ya da piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşacaksın. Bardaysan, oradaki beğendiğin hatunlarla da konuşabilirsin. Masana çağırdın diyelim, son gittiğimde millet kendisi davet ediyordu, garsondan isteyenler de vardı. Hatunun ilk oturuşunda garson tepende biter bir kere, yapacak birşey yok, şampanyayı direkt dayamazlar öyle, ne içersine hatun ne cevap verdiyse ondan gelir.

Zorla şampanya söyletme olmaz gözüm, "istemiyorum getirme" dersen ısrarcı olmazlar. Ama sen pasif kalır, gıkın çıkmazsa şampanyayı da yanar döneri de dayayabilirler haberin olsun. Öyle mekan sahibiyle çakallığa giren kızlar yok, nedir, bir bira, votka vişne suyu istiyorlar. Her beğendiğin kızı masana çağırma, önce göz teması kur, karşılıklı bir gülüş, kes hatunu uzaktan uzaktan. Ben sana piste çıkıp beğendiğin hatuna yanaşmanı öneririm. Daha az masraflıdır, dilediğin an vazgeçmek senin insiyatifinde olur. Hatun seçimini şimdilik sana bırakıyorum, ama bununla ilgili de önerilerim olacak sana ileride. Beğendiğin hatunu senden önce kapan olursa çok üzülme, aynı hatunu ertesi gün gene orada bulursun.

Bacardi diğer kulüplere göre biraz daha pahalıdır. İlk biraya 30 ya da 40 verirsin, mevsimine göre fiyatlarda ufak oynamalar olabilir. Ben bir biraya 40, 3 biraya 70 saydım son iki seferki gidişimde. Başka şeyler içmek istersen, votka rakı falan, onun da kadehine bir 10-15 kağıt toka edersin. Yediğin içtiğin senin olsun gözüm, biz hatunlara dönelim. Hatunların istedikleri paralar değişkendir, ne kadar süreyle istediğine ve hatununa göre değişir. Ama ortalama olarak 150-200$ arası bir fiyat isterler 2 saat için, daha çok 200$ diyelim biz ona. Bu süreye genellikle tabancayı iki kere patlatmak dahildir. Bunun daha azını ya da daha çoğunu isteyen de olur elbet. Çingen pazarlığı yapma hatunlarla, ama ufak bir indirim istemende elbette bir sakınca yok. Pazarlık ve hatunla ne yapacağın sana kalmış, hatuna açık açık sor ne istiyorsan.

Balance, son zamanlarda birkaç kez gidip takıldığım bir yer. Az yerleri geniş olsaymış daha güzel olacakmış. Daha düzenli ve rahat buldum eskiye göre. Girişte seni takım elbiseli 1-2 abi karşılar, eli ayağı düzgün çocuklar. Üst baş araması standart uygulama. Giriş ücreti olarak 30 tl'yi takdim edersin, ama ilk içkin ücretsiz gelir. Burası biraz daha "relax" Bacardi'ye göre. Bacardi'de illa ki oturacaksın, ya masada ya da barda. Ayakta durmanı pek istemezler. Burası biraz daha rahattır o açıdan. Hatunun yanına piste git, ya da masana davet et, hangisini istersen. Çok karıştırmam ben, ama bira da içsen votka da içsen klasik bir 10 liranı alıyorlar peşinen. Bu kulüplerin çoğunda belli bir saatte -1 gibi- dansöz çıkar, iki göbek atar. Herkes masasına çekilir, izler.

O kadar hatun varken dansöz ne ayak derseniz, walla ben de bilmiyorum cemaat. Buradaki hatunların ortalama fiyatları da benzerdir. Fakat pazarlık türlü türlü gözüm, 1 atımlık istersen başka tüm gece için istersen başkadır. Hatta hatunu önceden tanıyorsan daha bir başka olabilir. Pazarlığı da ben mi yapacağım, git kendin yap!

Hatunların istedikleri rakamların detayına başka zaman da gireriz, Aksaray'daki kulüplerin ortalaması budur gözüm. Hatunu aldık. Nereye gideceğiz?

Kulüp hatunlarının çoğu mekandan çok fazla uzaklaşmak istemez, saat müsaitse bir sonraki müşteri için kulübe geri dönerler çünkü. Misal Balance'tan aldığın hatun hemen üstündeki otele yönlendirir seni. Hiç dışarıya çıkmadan aradaki merdivenlerden otele çıkıverirsin. Çok pratiktir. Otel senden 80-90 tl alır, bir süre kısıtı koymaz 2 saatte çık demez otel sana, ama odayı terkettikten sonra 2.ci bir hatunla tekrar dönersen tekrar para isteyebilir, hepsi böyle değil ama yapanı var bildiğim kadarıyla. Aksaray'da bu işi yapan otellerin uygulaması standarttır. Resepsiyon senden, genellikle hatundan da, bir kimlik alır, fotokopi çeker, anahtarı bir eleman alır, sizi odaya çıkarır, elemena 5-10 tip verilir, içecek birşeyler ısmarlanır, yoksa prezervatif istenir. Gördüğün gibi yan maliyetler bitmiyor gözüm. Benden buraya kadar cemaat. Artık o iki saat nasıl geçer, ne olur, kim yapar, nasıl yapar başka postaların konusu.

Bilmiyordun, öğrendin. Haydi göreyim seni!

Cemaat!

View Aksaray Gece Kulüpleri büyük harita için tıkla gözüm

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP