Kadın Kokusu

Çok okuyan bir adam değilim, düzelteyim, okumaya artık zaman ayırabilen bir adam değilim. "Gençlik yıllarımda" -a.k.a sorumluluk yok, zaman bol, takıl kafana göre yılları- ne okuduysam, onun üstüne pek fazla birşey koyabildiğimi söyleyemem. Okuyorumdan çok "yutuyorum" desem daha doğru; bir konu, ya da birşey ilgimi çekiyor, sömürürcesine, ilgili olan "okunabilir uzunlukta" tüm yazıları bir çırpıda bulup okuyor, kaynakları hızlıca tarıyor, merakımı tatmin olmuş hissettiğim anda gerisini bırakıyorum. Sevmiyorum bu durumu ama, yapacak fazla da birşeyim yok. Parça parça okumayı becerebilmek gibi bir yetenek geliştiremediğimden, şöyle sindire sindire bir kitap okuyamıyorum uzun süredir. Özledim.

Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde'sinin ilk kitabı olan Swann'ların Tarafı'nda tasvir ettiği bir bölüm var; çaya batırılan madeleinenin kokusu, proust'un geçmiş anılarını hatırlamasına yol açar, öyle ki, o anlar sanki yeniden aynısını yaşıyormuş gibi tekrar gözünün önüne gelir. Kokuyla hafıza arasındaki bu ilişki üzerine, ki "proust fenomeni" denmiş, çalışmalar yapılmış. Kokuyla birlikte hatırlanan anıların duygusal yoğunluğunun diğer tüm hatırlatıcılardan daha yüksek olduğu bulunmuş birçok çalışmada. Bana sorsalardı direkt söylerdim öyle olduğunu -hiç araştırmaya gerek kalmadan-, milletin vakti bol.

Ben bu adamın bu eserinin tamamını okumayı beceremedim, 4 ya da 5. romanda kaldım, -toplam 7 tane- ilk paragrafı da bu yüzden yazdım. Kardeşim bu kadar uzun yazılır mı, işimiz gücümüz var ulan!

Girizgah bitti.

Daha yazı başlamadı ama.

Şakır şakır bir yağmurun ardından burnunuza gelen toprağın kokusu, yanan odun kokusu, bebek kokusu, çocukluğunuzda yediğiniz ama artık benzerini bile bulamadığınız bir yemeğin kokusu, yenice sulanmış ıtırların kokusu, taze çilek kokusu, eşinizle seviştikten sonra odayı dolduran intim kokusu, meme kokusu, boyun kokusu, kuku kokusu. Sizi bilmem ama -burnum av köpeği gibi olmasa da- yüzlerce kadını gözü kapalı koklasam, aralarından eski sevgililerimi ve karımı şıp diye bulurum.

Parfüm kullanmadıkları sürece tabii.

Ben mühendislik eğitimi almış bir adamım, dolayısıyla analitiğe olan inancım yüksektir. Siz istediğiniz kadar falanca konuda ahkam kesebilirsiniz, eğer ciddi bir çalışma sonucu ortaya çıkan rakamlar aksini söylüyorsa, ben rakamların dediğine meylederim. İnsan yalan söyler, değiştirir, işine geldiği gibi açıklar, ama rakamların yalan söyleme kabiliyeti yoktur. Yeter ki modeliniz ipe sapa gelir birşey olsun, açık noktası fazla olmasın.

Böyle desem de, bazı şeyleri beynim alsa da hafsalam almıyor. Misal; benim nevi şahsına münhasır mantığıma göre uçaklar, uçamaması gereken büyüklükte nesneler olduğundan, uçabiliyor olmalarına hayret ediyorum. Havalandıktan sonra uçabilir olmalarını bir miktar anlayabiliyorum, nihayetinde nedir, kanatları var, hava akımının gücü, kaldırma kuvveti. Falan. Ama nasıl havalanıyorlar anlamıyorum. Demir ulan bu, hiç uçar mı? Aynı şekilde, koca koca tankerlerin de denizde yüzmelerini hiç inandırıcı bulmuyorum, kendimi sahilde "bunlar nasıl yüzüyor" diye defalarca yakalamışlığım vardır. Demir ulan bu, hiç yüzer mi? Ahşap sandallar ve kağıt uçaklar ise aklıma yatıyor.

Yazı daha başlamadı.

Ne diyordum, evet; analitik çalışma. Gene, sizi bilmem ama diyeceğim, ben, yaratılıştan gelen özelliklerimizin sandığımızdan daha önemli olduğunu, biz farketmesek de davranışlarımızı, ruh halimizi yönlendirdiğini düşünüyorum. Kurban olduğum kurmuş düzeneği, bir miktar da "akıl" vermiş, geçmiş karşımıza bizi seyrediyor. Çok eğlendiğine eminim.

İyi bir eğitim aldınız, iki kitap okudunuz, ağzınız kelimeleri ahenkli dizmekte zorlanmıyor, tipiniz idare eder, karizmanız yerinde; karşı cinse çekici gelmemek için bir sebeb yok. Mu dersiniz? Size öyle geliyor, kokunuz çekici değilse, kuş kondursanız nafile. Hem kadın hem de erkek için geçerli, kokunuz karşınızdakine itici geliyorsa şansınız bir yere kadar. Buluşur, konuşur iyi vakit geçirirsiniz belki ama, ilk sevişmeden sonra tepiği yersiniz kıçınıza.

Hem erkeğin hem de kadının salgıladığı kokular var, "feromon" deniyor, karşı cinsle aranızdaki kimyasal elektriğin çekiciliğini veya iticiliğini belirliyor. Siz farketmeseniz de, karşınızdakine nasıl davrandığınızı bile etkileyebiliyorlar. Kabaca, karşı cinsi cinsel anlamda etkileyebilen  kokulu moleküller diyelim. Ararsanız çok kaynak bulursunuz.

Pis olmaktan bahsetmiyorum, ama "temiz" bir ter kokusunda, boyunda, koltuk altlarında ve kasıklarda bu feromonlardan mevcut. Ve yaradılışımızın gereği bunlara tepki veriyoruz. Erkek kokusundan bahsetmeyeceğime göre kadınlardan devam edelim; amerikada lap dancer'larla ilgili (kucak dansı yapan şu seksi hatunlar var ya, işte onlar) bir çalışma yapılmış. Biraz ön bilgi; kucak dansında hatuna dokunamazsınız, orasını burasını mıncıklamak yasaktır, sonrasında cinsel ilişki - en azında aynı mekan içinde- na mümkün. Hatun size sürtünür, önünüzde danseder, tahrik eder, siz de eli kolu bağlı oturursunuz. Bahşiş serbest; stratejik bulduğunuz bölgelere gönlünüzden kopanı sıkıştırırsınız. Hatunlar da bu "tip" lerden kazanır çoğunlukla.

Yapılan bu çalışmada, kucak dansı yapan kadınların ovülasyon dönemlerinde daha çok bahşiş kazandıkları ortaya çıkmış. Yumurtlama dönemindeki kadınlar bir vardiyada ortalama $335 dolar kazanırken, aynı kadınlar adet dönemlerinde $185 dolar kazanmışlar. İkisinin arasındaki dönemde de $260 dolar kazanmışlar. Ben çok ilginç buldum açıkçası. Hamile kalmaya en uygun zamanda kadınlar bir şekilde erkeklerin dokunmasa bile algılayabildiği bir koku salgılıyor, ve bu da lap dancer'ların aldıkları bahşişi etkiliyor. Aradaki fark neredeyse iki misli.

İkna olmadınız mı?

Peki.

Bir başka çalışmada, kadınlara iki farklı dönemde tişörtler giydiriliyor. Biri, yumurtlama döneminde arka arkaya 3 gün, bir diğeri de diğer zamanlarda. Tişörtleri koklayan erkekler, kadınların yumurtlama dönemlerinde giydiklerini diğer dönemde giydiklerine göre açık ara "çekici ve seksi" buluyor. Üstelik, giyilen tişörtler 1 hafta boyunca oda sıcaklığında bekletilse bile  bu açık ara öndelik değişmiyor. Yumurtlama dönemindeki bu kokuyu sadece ter olarak algılamayın. Kuku salgıları bu dönemde "copulin" denen bir feromen içeriyormuş. Yani kukunuz o dönemde reklam yapmaya, davetkar olmaya programlanmış hanımlar, bir nevi "sev beni" propagandası.

Sonuç; kadınlar üremeye en elverişli oldukları zamanları kokularıyla erkeğe söylüyor, ve de erkek bunu çekici buluyor. Kadınlara önerim -eğer sevgili arıyorsanız- yumurtlama döneminizde parfüm kullanmadan şöyle bir ortalıkta salının, gözünüze kestirdiğiniz kişinin dikkatini  çekme şansınız daha yüksek bu dönemde.

Yazı başlayacak birazdan.

Feromonlara geri dönelim. Her insan bu feromonları yaysa da, herkes herkesin feromonundan hoşlanmayabilir. Yapılan bir başka çalışmada -linkini kaydetmiştim, bulamadım yazarken- heteroseksüel erkeklerin eşcinsel erkeklerin kokusunu itici bulduğu -tersi de aynı şekilde- ortaya çıkmış. Hetero erkekler, yumurtlama dönemindeki hatunların feromonlarını kokladığında beyinlerindeki hipotalamus bölgesi - ki kendisi birçok işinin yanısıra aganigi işlere de bakmakla mükelleftir - ışıl ışıl yanıyormuş. Bu ışıldama durumu PET cihazıyla görüntülenmiş. İlginç sonuçlardan biri, lezbiyen kadınlar hem heteroseksüel erkeklerin hem de lezbiyen kadınların feromonlarını çekici bulmuş. Buradan da, her lezbiyenin potansiyel bir straight olduğu sonucu çıkartılabilir belki, yeter ki sevmesini bilen feromonu münasip bir hetero bulsunlar.

Konu cinsel cezbedicilik olunca, ki bu da istisnasız her erkeğin ve kadının ilgisini çektiğinden, devreye kapitalizm de giriyor haliyle. Bir feromen olmayan fakat benzer kokan bir sentetik molekül icat etmiş gavur; iso E Super. Hem kadının hem de erkeğin "hoş" bulduğu, çiçeğimsi, amberimsi kokan bir molekül. Parfümlerde ve sabunlarda sıklıkla kullanılıyor. Eklendiği diğer kokulardaki çiçeğimsi notaların altını çizen, parfümün "kadifemsiliğini" arttıran bir madde.

Bir dönemin meşhur -ben pek tutmazdım- fahrenheit'ında, lancome'nin tresor'unda, cartier'in deklaration'ında, shisedo'nun feminite'sinde yüksek oranlarda bulunuyormuş. Bir de adamın biri tamemen iso E super'den oluşan bir parfüm çıkarmış "Molecule 01" diye. Internet'ten aradığımda unisex bir parfüm olduğunu anlıyorum, kullanan varsa fikrini beyan etse de ne menem birşey olduğu konusunda fikrimiz olsa.

Yazı başladı.

Yukarıdakilerin hepsini atlayıp buradan okumaya başlasanız da olur aslında, merak ettiğim ve bulduğum bilgileri paylaşayım istedim. "Buradan başlasanız da olur"u bilmek için buraya kadar okumak gerekiyor gerçi ama n'apalım. O da sizin sorununuz, beni bağlamıyor.

Ben parfüm kullanmıyorum normalde, bir tek yazın, o da sıcaklarla aram pek iyi olmadığından hafif bir koku sürünüyoruz işte. Kadınlar kozmetik konusunda genellikle ipin ucunu kaçırmakta pek mahirler. Çiçekli ve belli belirsiz kokan parfümlerden hoşlanıyorum genellikle, ama bu "belli belirsiz" noktasını geçen hiçbir parfüm bana çekici gelmiyor. Hatta itici buluyorum. "Belli belirsizin" ölçüsü ne derseniz, belli belirsiz işte. Vücut ısınıza göre bazen duyuluyor, bazen duyulmuyor.

Hadi kokusunu beğenip bir parfümü kullanıyorsunuz diyelim, cazibenizi arttıracaksınız, sabahları birlikte uyanınca ne yapacağız? Ya da banyodan sonra? Ya da sevişirken? Buram buram parfüm kokan bir kadınla sevişmekten hiç hazzetmiyorum açıkçası. Yakınında bile olmak istemem. Temiz bir ter kokusunu, sabun kokusunu tercih ederim kesinlikle. "O senin zevkin" diyebilirsiniz, haklısınız, ama hiçbir erkeğin "ağır" parfüm kokulu bir kadınla halvet olmaktan hoşlanacağını zannetmiyorum. Sonunda sevişme ihtimali bulunan bir gece geçiriyorsanız, kesinlikle parfüm kullanmayın derim. Erkeğe de kadına da önerim budur. Karşınızdakinin vücut kokusundan hoşlanmama ihtimali varsa bunu ortaya çıkarmanın en kolay yolu hiçbir parfüm kullanmamak. Ama ya o koku hoşunuza giderse? O zaman kimse tutmasın bizi. Güzel kokulu bir boyun, güzel kokulu bir meme, güzel kokulu bir kuku. Öp hepsini koklaya koklaya, sonra dön bir daha öp. Öpme eyleminin çeşidi ve şiddeti size kalmış artık.

Kişiden kişiye göre değişiyordur belki, bilemeyeceğim, ama bir kadının kendine özel kokusunun en yoğun hissedildiği yer bence memeleri. Memelerin tam da vücutla birleştiği alt "kenarları" özellikle. Bir de uçları. Kokuya bir de "tadı" katmak lazım aslında, o da tamamlayıcısı çünkü. "Tat" konusunu pas geçeyim yoksa hakikaten bitemeyecek bu yazı. İkinci sırada da boynu var, kulak arkasından köprücük kemiklerine kadar olan kısımda her kadın kendi kokusunu salıyor. Eğer hoşa gittiyse, bu iki bölgede uzun zaman geçirmek gayet keyifli bir aktivite.

Kuku, yukarıda da yazdığım gibi, bazen kendi reklamını yaptığından, benim listemde üçüncü sırada geliyor. Tabii bundan, "daha az ihtimam gösterilebilir" gibi naif bir anlam çıkartmayın. Sadece, kadının özgün kokusu gögüste ve boyunda daha yoğundur diyorum.

Milyon çeşit koku var, benim favorilerimse lavanta ve sedir ağacı kokusu. Bu ikisinin kokusunu belli belirsiz duymaktan her zaman hoşlanıyorum. Bir de ıtır kokusu çok güzel geliyor bana, o da çocukluğumun hafızasından kalma herhalde.

Kadın kokusu isimli bir postada "Kadın Kokusu" filmini zikretmezsem çarpılırım. Orijinal adıyla "Scent of a Woman", görüp görebileceğiniz en güzel filmlerden biridir. İzlemediyseniz derhal bulup buluşturup izleyin. Dönüp ara ara izlemekten sıkılmadığım, harika diyalogları olan müthiş bir filmdir. Kör ve emekli bir askeri canlandıran Al Pacino tek oskarını bu filmdeki rolüyle kazandı. Al Pacino'yu tek oskarla geçiştiren zihniyeti kim takar orası da ayrı mevzu. Her neyse.

Konusunu hiç anlatmıyayım, belki izlememiş olanlarınız vardır, bulun ve izleyin. İzlediyseniz bir kez daha izleyin.

Tango sahnesi filmin en güzel bölümlerinden biri.



Çalan parça "Por una cabeza", at yarışı tutkusunu kadın tutkusuyla karşılaştıran bir kumarbazı anlatır. İspanyolca, "kafa farkıyla" demekmiş.

Bitti.

S  – (15 Aralık 2009 09:53)  

ben de sevmem parfum. kullanmam da. sadece dustan cikinca vanilyali vucut losyonu surerim tenime, bu siralar onu da biraktim. bebe yagi kullaniyorum. cok belli belirsiz onlarin kokusu gelir. onun disinda kendi kokumdur. sevgilim de pek bir sever. o da senin gibi en cok boynumdaki ve memelerimdeki kokuyu sever, fazlaca ilgilenir onlarla. o yuzden hep derim, parfum kullanmamali insan diye.

ben de misal, en cok limon kokusunu severim. sevgilimin kokusu. sekerli limon gibidir. o kadar guzeldir ki. o kadar hafif ve guzel.

koku guzeldir. en cok kokuyu ozlerim ben bir insanda. annemde, ablamda, kardesimde de oyle.

bir de, ilk sevgilim gelir aklima koku deyince. giderken bana, paristen aldigi bir tshirtini vermisti. 3 gun boyunca hep ustumdeydi o tshirt. hap onu koklamistim.

salak liseli kizdim iste o zamanlar :)

isin komigi, simdi de pek bir sey degismemis.

hafif abi  – (15 Aralık 2009 09:56)  

Güzel yazan enginarların çoğalmasını can-ı gönülden diliyorum. Sadece güzel yazmak değil tabii, zekâ ve görgü de çok önemli. Sizi niye sevdiğimi buldum; kalite insansınız vesselam. "Kafa adam" da diyorlar. Kısaca "adam" desek de olur.

Jazzetta'nın kapıları kilitli olmasaydı bir yazımın linkini vermek isterdim size ama uzunca bir süre açmayacağım orayı. Kısmet, belki sonra...

Saygılar, selamlar.

evli adam  – (15 Aralık 2009 13:27)  

Hafif Abi,

Götüm kalktı diyorlar ya, ondan oldum. Sizin gibi üslup sahibi bir adamdan duyunca kalkmasın da ne yapsın zaten. Göt bu.

Kafa adam tabirini ben size çoktaaan yapıştırdım. Bir rakı içsek mi? Ben ısmarlıycam. Vallahi olmaz.

Jazzettanın kilidi sizdeyse arka kapıdan gösterirsiniz belki.

evli adam  – (15 Aralık 2009 13:37)  

feyk engıl

şimdi bu tutkulu sevişme diyorlar ya, tamam, kafan uyacak, anlaşacak, seveceksin falan ama koku ve tat çok etkili bu tutkuda. Tada girmedim, onu da yemek ve sevişme üzerine bir yazı şeyettirirsem keyifli bir zamanımda, yazmayı düşünüyorum.

Sen de hiç geyik yapmıyorsun, bozuluyorum bak.

Adsız –   – (15 Aralık 2009 16:09)  

Akıllı , zeki bir erkeğin hoş bir koku ile bir kadına yaptıramayacağı hiç bir şey olmadığına inanıyorum...

Ve benim içinde boyun bölgesi çok hassas.Hem kendimde hem erkekte...

Şimdi başını koyup o bölgede ^^yapılacakları^^ düşünmek bile tahrik etmeye yetiyor

ROSE

bezis –   – (15 Aralık 2009 16:18)  

Ben en çok "yazının daha başlamadığı" yerlerde güldüm sanırım. Demir ulan bu hiç uçar mı ve yüzer mi tabirlerin gün içinde ortaya çıkan tek gülümsememi sağladı. Gayet gudubet bir moddaydım halbuki..

Vee erkeklerin duş sonrası vücut losyonu sürmeleri iyidir,güzeldir, her eve öyle bir adam gerekir. Dediğin gibi parfümden (yaz-kış) uzak durulmalıdır, yapaydır.

Akşam bir daha okurum ben bu yazıyı,tekrar gülmek için.

evli adam  – (15 Aralık 2009 19:00)  

Rose
Şimdi kadını hiç soymadan, ya da minimal soyarak, koklayarak ve biraz da dudak takviyesiyle heyecanladırmak mümkün. Kokusu ve tadı güzelse her erkek bunu zevkle yapar.

O yapılacaklar listesini dillendirmeye bizde Cevat bakıyor, ben birşey diyemeyeceğim.

akasya –   – (15 Aralık 2009 19:02)  

Hmm.. Feromonlardan haberdardım da, şu tat işini merak ettim. Burda çok şey öğreneceğim =)

evli adam  – (15 Aralık 2009 19:06)  

beziş,

biz burada ciddi ciddi yazı yazıyoruz, sen gülüyorsun demek.

evli adam  – (15 Aralık 2009 19:12)  

akasya

öğretme iddiası yok burasının, kişisel görüş ve tecrübemizi yazıyoruz. "tat", yemek zevkiyle de birleştirilerek yazılmalı gibi bir düşüncem olduğundan keyfimin gelmesini bekliyorum. onu da kahyası bilir artık.

Akasya  – (15 Aralık 2009 19:16)  

O zaman şöyle diyeyim, ben bu konularda tecrübeli değilim. Feyz alıcam siz(ler)den.

evli adam  – (15 Aralık 2009 19:20)  

bol bol sevişin canınızın çektiğiyle diyeyim o zaman size, pratik yapmak gibisi yoktur.

Akasya  – (15 Aralık 2009 19:26)  

pratik yapmak için ilkimi yaşamam lazım tabi önce =). benim feromonlar pek revaçta değil.

bezis –   – (15 Aralık 2009 20:23)  

Evli,
Gülüyorum tabi... Hatta okudum şimdi de güldüm... Çok akademik bir çalışma olmuş bu koku konusu. Verdiğin linkleri bile açıp okudum. Linklerde yazanlara gülmedim ama gayet ciddi okudum.

EKMEKÇİKIZ  – (15 Aralık 2009 22:31)  

Bilemedim, ciddi kelam mı edeyim, geyik mi yapayım?
Evliliğim sürerken, günün birinde farkettim ki, kocamın alışık olduğum kokusu değişmişti. Aradan bir zaman geçtikten sonra öğrendim ki, kocamın hayatında başka bir kadın varmış. Şimdi bu birbirini kokusuyla da var eden ilişki tanımına bakarsak, bizim ilişkinin hapı yuttuğunu önce vücut kimyam anlamış. Akıl en son kabul etmişti, o kesin de, kimyaya bakarak duygular da epey geç hissetmişti.
Ciddi oldu di mi?
Peki, bir de geyik, o zaman.
Bizim evin misafir kedisi genç bir erkek.
Beyefendinin kucakta barınma şekli, tırmanıp, kafasını boynuma gömmek şeklinde oluyor.
Baksanıza, kediler bile...

evli adam  – (16 Aralık 2009 01:09)  

Ekmekçikız Hanım,

Ben yazılarımı kendi samimiyetimi bilerek yazıyorum, öyle olmasa keyif almam, o zaman da yazamam. Ama bazen de sizin gibi okuyuculara muhtemel nahoş şeyleri hatırlattığıma üzülüyorum. Bu üzüntümde de ciddi olduğumu söylemek isterim.

Lakin yapacak başka birşeyim de yok. Hayat bu, ben de bildiğim haliyle yazıyorum işte.

EKMEKÇİKIZ  – (16 Aralık 2009 07:33)  

Evli Bey,
Ne yazarsak yazalım, başka birine hiç kastedetmediğimiz bir şeyleri anımsatmak ihtimalimiz hep var. Kokuyla ilgili Proust fenomeni, sadece kokuyla bağlantılı anımsamalarda olmamalı. Bir görüntü, bir ses, bir ışık... Herşey bir zinciri tetikleyebilir.
Ben sizin içtenliğinize inanıyorum, yoksa gelip burada laflamam.
Kaldı ki, üzülecek şeyler yaşandı bitti. Ve evet, hayat bu! :)

Talisman  – (16 Aralık 2009 15:39)  

Koku ve tadın yanında tenlerle ilgili olan ve o tanımlanamayan şeyi de unutmamak gerek bence. Sırf koku, sırf tat değil de o tenle ilgili garip şey. O en önemlisi sanki.

evli adam  – (16 Aralık 2009 16:15)  

o kadar açık yazmışsın ki böyle şıp diye ne demek istediğin anlaşılıveriyor. daha okur okumaz anladık ki o kadar anlaşılır.

Talisman  – (16 Aralık 2009 17:51)  

Anlamamış olamazsın, yani şöyle diyim mesela koku da başrolde olan şey burnun, burnun hoşlanıyo bu kokudan. Tatta da ağzın işte tat alma duyuların..Bir de tüm teninin, karşıdaki tene dokunmaktan hissettiği memnuniyet var böyle tüm vücudun, tüm teninle algıladığın.
Gene mi olmadı a.q.?

evli adam  – (16 Aralık 2009 18:01)  

oldu mu a.q.?

o dediğin diğerleri iyi olunca ortaya çıkan sonuç olmasın. sende epeydir tık yok galiba talis. çağır gelsin seninkini, unutmuşsun, diline vurmuş.

Akasya  – (16 Aralık 2009 18:15)  

Talisman, sanırım evli de o 'dokunma memnuniyeti'nin alınan kokular(feromon) sayesinde hissedildiğini söylüyo.

Talisman  – (16 Aralık 2009 18:32)  

Hayır lan diğerleri iyi olunca ortaya çıkan sonuç değil işte. Burnun koku almasa da, o sırada malum şahsı yiyor olmasan da hissedersin.
Whatever.
Ten olayını anlamayan nesle aşina değiliz.

evli adam  – (16 Aralık 2009 18:38)  

sen bu işleri bilmiyosun di mi talis. itiraf et de kurtul artık.

senin iyice ağzın bozuldu buraya bulaşalı.

bezis –   – (17 Aralık 2009 10:29)  

Konuyu falan geçiyorum, Talisman'ın son yazdıkları ve ona gelen yorumlardan fazlasıyla eğlendim...

Talisman: "hissedilen ama tanımlanamayan şey"... Ne absürd/komik/anlamsız VE güzel bir tarif şeklidir bu (bugünün ilk gülüşünü sağlayan sözdür benim için..)

JoA  – (17 Aralık 2009 20:57)  

talis'e haksızlık etmeyin. başka bir şey vardır kokunun ötesinde. burnumun hemen hemen hiç koku almamasına karşın comandante'nin tenini bu kadar özlememin, bu kadar sevmemin açıklamasıdır o da. hatta evli barklım, senin bahsettin o "intim" koku da odur bence, kokuyla sınırlı bir şey değildir. ama ben müyendiz değilim tabii, feromon, pokemon filan anlamam:)

bir de azizim, çok güzel ama çok uzun bu yazı yahu. acı bize:)

Talisman  – (18 Aralık 2009 09:33)  

Oh bee anlayan birisi çıktı.
Joa' cım benim..

Talisman  – (18 Aralık 2009 15:41)  

Joa nın gene bu sitede, benim yazdığım birşeye katılmadığını hatırlatırım Evli. Şu patronunun eski karısı ile ilgili.
Yani, alakası yok :)

evli adam  – (18 Aralık 2009 16:20)  

o başka bu başka. sana katılan insan sayısı baya bir yerlerde geziniyor farkındaysan. acıdı Joa sana, el vereyim dedi zaar.

JoA  – (18 Aralık 2009 16:26)  

aaaa ayıp ama evli, neden benim adıma konuşuyorsun ki? el vereyim filan demedim. talis'imin ihtiyacı mı var el verilmesine? haklı buldum, söyledim.

ayrıca talis'e katılan insan sayısı demişsin de, genel anlamda talis'le senin anlaşamadığınız konuda fikir beyan eden 2 kişi var zaten yanılmıyorsam. yani abartmayalım lütfen:)

evli adam  – (18 Aralık 2009 16:33)  

talismanı nerede bulsam sıkıştırmak bir hobi halini aldı Joa, bozmasaydın keşke :) ne olurdu yani "evet dayanıştım" deyiversen. zaten sıkıntıdan patlıyoruz şurada.

JoA  – (18 Aralık 2009 16:34)  

vah, kıyamam:) ama haklı yerden sıkıştır sıkıştıracaksan da azizim.

Talisman  – (18 Aralık 2009 16:44)  

Ayrıca neden o başka bu başka imiş?
Kafadan saçmalıyorsun.

evli adam  – (18 Aralık 2009 16:57)  

o yazı -patronun karısı- gayet açık ve anlaşılır.

sen burada demek istediğini diyememişsin bile. madem bu kadar önemli birşey, tanımlayabiliyor olman lazım, o garip şey ne, o tanımlanamayan şey ne. böyle açıklama mı olur. hangi devirdeyiz.

biz burada ispatlı analitik konuşuyoruz, sen iki satır yazıyorsun onun da ne olduğu belli değil.

Talisman  – (18 Aralık 2009 17:19)  

İspatlı analitik filan çok itici.
Sen batılı ben doğulu olayım, bana uyar.

evli adam  – (18 Aralık 2009 17:25)  

peki talisman. daha fazla üstüme gelme diyorsun, anladım.

nefes  – (20 Aralık 2009 03:28)  

lezzetli olmuş,elinize sağlık

-morkeci

CoşkuN ArslaN  – (20 Aralık 2009 11:06)  

Koku konusunda bende hassasım biraz ama her koku her tene uyum sağlamıyor.Bu iki cins içinde geçerli sanırım..

evli adam  – (20 Aralık 2009 13:15)  

@morkeci

teşekkür, hoşgeldiniz.

@prof
hoşgeldiniz. koku konusunda hassas olmayan yok herhalde. önemli mevzuu.

annebakblogyazdım  – (28 Mayıs 2012 12:59)  

Kayıp zamanın izinde'yi yeniden yazacaksın sandım. Mevzuyu tafsilatıyla anlatmışsın eksik olma...akşamdan kalma sevişilmiş oda kokusu da var mesela, burası seks kokuyo dedirten. zaten en güçlü hafıza, koku hafızası ya, elli yıl, proust da böyle çıkıyor ya yola...

Amaan, güzel yazı imiş, güzel blog imiş, o karını sev, lazım olur!

aymakx  – (11 Mayıs 2014 16:21)  

Koku ve tad belkide sexin yüzde ellisidir.Diline değen ..kiş tadı ve kokusu beyni uçuruyor..En önemli afarodizyak belki bu..

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP