Bodyguard'lar Üzerine

-Yes, Ma'am
-As you wish Ma'am
Geçen gün dünyada gidilmeyecek bir kaç yerden birine gitme şerefine nail oldum. Gitmekle kalmadım bir de 10 gün orada yaşadım. Şurada anket yapsam eminim %93ünüz "manyak mısın be Diyar ne işin vardı da gittin?" dersiniz. Emin olun. Neyse efendim, gittik gördük... Erkeklerini süzdük. Gidilen ülkenin erkeklerinde hiç iş yoktu. Hepsi kaytan bıyıklı, "türk kasına" sahip modellerdi. Ama gel gör ki kaldığım alandaki Amerikalılar yok mu? Ah o Amerikalılar...Yerim hepsini...
Bulunduğum yerdeki Amerikalılar, iş icabı ne göt ne de göbek salma lüksüne sahipler.. Düzenli şekilde spor yapmaları gerekiyor. Genel boy ortalaması 1.80-1.90 arası...Yüz hatlarının keskin ve duruşlarının dik olması en önemli kıstaslardan. Keskin yüz ifadesine sahip erkekleri çekici bulacağımı da hiç düşünmemiştim. Hatta bu konu üzerine düşünmemiştim bile. Ancak sert bakışlı 30 erkeği aynı anda görünce, korkmak yerine tam tersi kendimi güvende bile hissettim.
Meleklerim benim. Yerim sizi.
İçlerinden 10 tanesi ben ve benimle birlikte olan iki yabancı arkadaşımın korumasıydı. O 10 keskin bakışlı erkeğin içinden de gözüme en hoşunu kestirdim tabii. Steven... Kendisi korumam olduğu için aynı arabada yolculuk ederek gözüme de şölen yaptım. The Bodyguard adlı filme atıfta bulunacağımı da ömrübillah düşünmezdim... Ama sanırsınız ki ben Whitney Houston'ın beyaz, daha dolgun göğüslü hali; Steven ise Kevin Costner'ın genç, daha iri ve diri vücutlu hali... Ben Whitney gibi kıçı kalkık iş kadını (şarkıcı değilim efendim)... Mevki, para pul, artizlikler, ne ararsan hepsi bende... (Dışarıdan bakınca bu şekilde gözüküyor)
Nasıl kıçım kalkmasın? Korumalar arabamın kapısını açıyor "here you are Ma'am" diyor.
Are you ok Ma'am, would you like to read newspapers Ma'am? Ot Ma'am, bok Ma'am...O noktada anladım ki kadın dediğin güçlü bir pozisyonda olacak (yanlış anlama hemen, mevki anlamında diyorum). Korumalarla aynı mevkide olmayı bırak aramızda hiyerarşik sınıflandırma dahi vardı. Benimle aynı masada oturamama, koruma görevini dikkatli yerine getirme, üstüme yürümekte olan kaytan bıyıklı halkı kollarıyla savurma... Ben mevki anlamında güçlüyüm evet ama korumalar da "use of force" anlamında güçlüydü.
Neyse...
Steven ile bir gece aynı otelde kaldık.. Sigara'ya çıktığım bir ara yanımda bir korumanın durması gerektiği için, kendisi bana eşlik etti. Orada da her cümlesinde Ma'am demesi ayrı bir hoşluktu tabii...Ertesi gün biraz çakırkeyif evimin yolunu bulurken de karşılaşınca "ben size eşlik edeyim" dedi garibim... Sonrasında da bir açıldı bir açıldı... Başladı anlatmaya...
-Aslında dün gece odanı(zı)n kapısını çalacaktım...
-Öyle mi? Niye çalmadın?
-Nasıl tepki vereceğini(zi) bilemedim. konuşmak istiyordum ama olmadı. (Meali aynı otelde kaldık, belki dedim bir yolunu bulur sokulurum yanına)
-Şimdi konuşuyoruz işte.
- Evet. Türkiye'ye geleceğim Haziranda. Belki görüşmek istersin(iz)? Tatile gideriz belki ya da geziniriz İstanbul'da.. Olmaz mı?
Anlık olan hoşlanmalar güzeldir. Candır. Ancak karşı taraf işi sonradan görüşmeye çevirirse orada bir durmanız gerekir. Sanki 5 senelik kalkınma planı yapıyor gibi konuşuyordu Steven... Ben de o noktada durdum. Adam iyi, hoş, muhabbeti güzel, keskin bakışlı, dik duruşlu, uzun boylu, hoş bir yüz hattına sahip...Tamam, daha ne isterim?
Yok, istemedim. (Meali: Korumasıyla yattı bu zilli Türk kızı diye ismim çıkacağından korktum)
Son gece evimin bahçesinde kendisine filtre kahve yaptım.. Biraz daha sohbet ettik. Ayrılırken sarıldı... Ne bir öpüşme ne bir ten teması. Hiçbir şey yok. Olsa olurdu...
Yok, istemedim. (Meali: Çok cool bir insanım. İstesem tey tey...)
Ama anladım ki özel koruma ayrı bir şey. Kendini prenses gibi hissediyorsun, söyleyeyim.

serap –   – (13 Mart 2010 23:49)  

oyy oyy
ne iş yapıyosun allassen sen.ya böyle acaip mevkiler içün ne okumak gerekiyor vallahi anlamadım.ben bu yazıda daha çok "sana" takıldım diyar.
ps: sonunda hoşgeldin
:)

evli adam  – (14 Mart 2010 00:46)  

biz burada merak ve endişe içinde beklerken sen coni korumaları kesiyordun demek. iki gün atladın yapman gerekeni, soracağıma sordum ben de. yapma bir daha diyar. pataklarım bak.

Adsız –   – (14 Mart 2010 01:32)  

serap,
Mesleği pas geçelim olmaz mı? :)
burada anlattığım kadarıyım, ne fazlası ne de eksiği...
Teşekkür ederim yorumunuz için. Siz de hoş geldiniz.

Adsız –   – (14 Mart 2010 01:34)  

Evli,
seni merakta bırakmayı hiç istemezdim ama internet bazen zorda bıraktı beni... Hele de dönmeden iki gün önceye kadar dış dünya ile bağlantım yoktu. İyi ettin soracağına sormakla... Zaten o da bana sordu "sözünü niye tutmuyorsun, niye söz veriyorsun madem" diye...

Pataklamak için yer aramayalım :p

aayla  – (14 Mart 2010 21:29)  

özel korumalar bir süre sonra sıkar hayatım. birkaç gün prenses gibi hissetmen normal. ama süre uzadıkça korunmadığını özgürlüğünün kısıtlandığını anlarsın.

Adsız –   – (15 Mart 2010 02:49)  

ben diyar'ı sevmedim. samimi değil.

Adsız –   – (16 Mart 2010 00:15)  

Adsiz,
Bugun zaten sinirim tepemde sizden bilirim her şeyi.. Samimi olmak için korumamla mı yatmam gerekiyordu acaba?
Ve...
Neden sevmediniz efendim? Cevabı isim ile istiyorum... Eğer yine "adsiz" olacaksa bu size son cevabımdır... Bilginize...

Korhan Korman  – (16 Mart 2010 19:43)  

İşte bir Türk olarak gurur duyduğum an.. Bu adi amerikalılar koskoca türk başbakanlarına 20 koruma veriyor.Madonna,britney gibi Dünya starları 1 ila 4 koruma kullanıyor. Bizim aslan Türk kızı ve arkadaşlarına ordu eşlik ediyor. Hem de bizim korumalar daha özel.En dandik güvenlik okulunda bile ilk eğitimde korunan kişiye "sen" diye bile hitap edilmemesi öğretilirken gavurun koruması bi de "tatile çıkalım,odanıza gelecektim" diyor ve ayrılırken sarılıyor. Sokaklara çıkıp konvoy yapsak yeridir..hoşgeldiniz memlekete :)

cipim  – (17 Mart 2010 08:44)  

bu korumalar niçin verildi size? nereye gittiniz ve hangi sıfatla gittiniz. kabile savaşlarının çok fazla yaşandığı afrika ülkelerine gidildiğinde bile koruma ordusu verilmez. şaşırtıcı olmuş. bu durumda kendinizi prenses gibi hissetmeniz normal.

seval –   – (17 Mart 2010 12:37)  

ben de adsıza katılıyorum. nedenlerimiz aynı mıdır bilemem tabi ama kendi blogu olsa açıp okuyacağımı sanmıyorum, burada yazdığı için arada okunuyor.

donya –   – (17 Mart 2010 13:08)  

yazinin tamamini okumadim, yarida biraktim. sikici buldum. evli adam'in hallerini okumaya geldim, bir kadinin kendini agirdan satma triplerini okumaya basladim. hos olmadi. evli adam daha fazla yazsin.

Adsız –   – (17 Mart 2010 13:13)  

Cipim,
Maalesef nereye gittiğimi söyleyemiyorum efendim ama gittim... Kötü bir yer diyelim. Milyar dolarlar verseler ömrümü geçirmeyeceğim bir yer...

Adsız –   – (17 Mart 2010 13:18)  

Seval,
İsterseniz okumayın efendim.. Arada okunması için ya da beğenmeniz için yazmıyorum; yaşadığımı yazıyorum.

Donya,
Ben bu blogta uzun süredir yazıyorum. Evli Adam zaten blogun asıl sahibidir. Ondan fazla yazdığımı da düşünmüyorum. Ağırdan satma tripleri mi? İlahi siz..

gezgin –   – (17 Mart 2010 13:19)  

Evli Adam, kusura bakma ama bu Diyar karakteri hiç olmamış, becerememişsin! Bence sen vazgeç bu Diyar karakterinden. Diğer karakter Cevat abimiz, sulu bir abimiz olmasına rağmen yazdıkları hiç rahatsız etmedi. Onu pek sevdik, beğendik, gönlümüzü verdik! Bu karakter de içtenlik bulamadım. Okumak iyi gelmiyor.

Adsız –   – (17 Mart 2010 13:21)  

Korhan,
Hoşbulduk :)

gezgin –   – (17 Mart 2010 13:30)  

Diyar gerçekmiş meğer! Bu daha fena, arkama bakmadan kaçıyorum.

Cevat,

mutluluk, esenlik dolu bir zamparalık hayatı geçirmeniz dileğiyle. elveda..

aayla  – (17 Mart 2010 16:05)  

Diyar'ın ilk yazılarında bende daha az tat almıştım ama gittikçe alıştım. Ben bekliyorum yazmasını gerçekten. Nedense bende Cevat ı sevemedim. Ama okumadığım manasına gelmez. ' böcekte yazsın bence, çiçekte yazsın.
( neden kim yazsın kim yazmasın mevzusuna geldi onuda anlayamadım)

cipim  – (17 Mart 2010 16:32)  

Şimdi daha fazla merak ettim ama söyleyemediğine göre haklı bir neden vardır. Kötü bir yerden geldiğine göre geçmiş olsun diyorum bende sana.

seval –   – (17 Mart 2010 17:37)  

diyar bir blog açıp yaşadıklarınızı oraya yazsanız da evliyi okumaya gelenler size maruz kalmasa?

p@ndora –   – (17 Mart 2010 20:47)  

blogger da account mu tukendi de bu blogda yazıyo .bir iki yazısını okudum. yorumlarımı yayınlamadı bile .bi kendini beğenmişlik burnu havadalık var sanki .demek bu iticiliği bir ben hissetmemişim.
(bakalım yorum yayınlanacak mı )

mihr –   – (17 Mart 2010 22:50)  

burasi evli adam'in blogu degil mi? bekar kadin nerden cikti? burayi uzun zamandir okuyorum, ilk defa yorum hakkimi kullaniyorum. diyar'in yazilari tat vermiyor.

evli adam  – (17 Mart 2010 23:05)  

p@andora

yorumları yayınlama benim yaptığım birşey, diyar'ın buna yetkisi teknik olarak yok. yayınlamadığım bir yorum da çok uzun süredir olmadı. yanlışlık olmasın? gönderdim derken göndermemiş olabilirsin belki.

evli adam  – (17 Mart 2010 23:08)  

ha bir de, diyar kendi kendine buraya gelip yazmaya başlamış değil. ben davet ettiğim için geldi.

Adsız –   – (18 Mart 2010 01:27)  

Aylar sonra diyar niye burda yazıyor, gitsin başka yerde yazsın gibi yorumlar alıyoruz sanırım. Karşıt görüşe her zaman açık bir insanım. İlk yazılarımda da beğenenler ve de beğenmeyenler olmuştu; bu yüzden de herkesin söylediğine saygılıyım.

Ancak, haddi aşarak cümleler sarf etmek pek hoş olmuyor sanırım.

Pandora,
Evli'nin yukarıda belirttiği gibi ben yorumları yayınlama ve yayınlamama kıskına bakmıyorum. Kaldı ki negatif olan her yoruma da cevap vermeye çalışıyorum. Burnu havadalık ve iticilik dediğiniz konu belki de sizin beni yanlış algılamanızdan kaynaklıdır. Bir daha düşünün isterseniz.

Seval,
Kimsenin bir şeye maruz kaldığı yok efendim. Beğenmiyorsanız benim yazılarımı pas geçersiniz. Olur biter. Bu çok zor bir şey değildir.Alışamazsanız en iyi önerim okumamanızdır.

Mihr,
Burayı uzun süredir okuyorsanız Evli'nin daha önce de bu tip girişimleri olduğunu fark etmiş olmanız gerekir. Evli ve bekar kadınlar buraya yazar olarak geldi. Bu yüzden de evli adamın blogu değil mi genellemeniz, maalesef tutmuyor.

Aayla,
Bu konuya neden girildiğini anlayabilmiş değilim. Katılıyorum. Yeniçeri kazan kaldırır, o hesap oldu sanırım.

Cipim,
Teşekkür ederim. Ve evet efendim haklı nedenlerim var... Yoksa "aman şu ülkeye gitmeyin kurda kuşa yem olursunuz diye duyururdum valla avaz avaz :)

Evli,
Diyecek sözüm yok :)

Adsız –   – (18 Mart 2010 01:48)  

ehehe.. insan kendini böyle out eder mi.. Afganistan'a giden bayan gazetecimiz.. keh keh.. :)

Adsız –   – (18 Mart 2010 11:01)  

diyar iyi diyar. en azından imlası fena değil. yav bu arada yeni gördüm reklamını yapmışız işte sözlükte daha ne be hacı evli abi peh...

catharsis –   – (18 Mart 2010 19:32)  

kardesim yazi elestiriyorsaniz neden elestirdiginizi yazinda herkes anlasin.

bende elestirmistim ama siraladim sebepleri diyarda saolsun gayet ciddiye aldi.

olmamis demek en siradan sey neden olmamış niçin olmamış vs..

ps: kesin bunlar siteyi takip eden diger kadinlardir ve hizip cikarmaya gelmislerdir :P

-catharsis

memo –   – (18 Mart 2010 21:06)  

Ayşe Özyılmazel'in kalemi kadar sıkıcı Diyar. Ne güldürüyor ne de düşündürüyor. İlginç, çekici sivri bir tarafı yok. Yaşadıkları benim ilgimi çekmiyor. Amerikaliların just plain boring dedikleri olay.

Adsız –   – (19 Mart 2010 02:19)  

ya kardeşim niye bu kadar diyar'ın üstüne varıyosunuz ki yazının başında kimin yazdığı belirtilmiş eğer istemezsen okumazsın, evli adamın yazısını beklersin nedir yani?

cipim  – (19 Mart 2010 08:01)  

bencede adsızın dediği doğru. İstemeyen okumasın. Ortak yazılan bloglarda her yazarın farklı kalemi, farklı okuyucusu var. bence abartmaya gerek yok.
Bizim blogda da 2 kişi yazıyoruz. İsteyen beni okur isteyen Küfkedisini. Tabiki isteyende istediği yorumu yazar o da ayrı. Ama yazmasın gibi bir fikir belirtmek saçma bence.

seval –   – (19 Mart 2010 08:43)  

söyleyeyim nedenini de belki bizi de ciddiye alır:)
diyarın ilgi çekici bir yanı yok. evli bey için olabilir ya da başka amaçlarına blogunu alet ediyordur o kadarını bilemiyoruz:) kalemi kuvvetli değil, 3. cümlede sıkıyor. kadının kadını çekememesi durumu da değil bu. evli bey kıysın paraya transfer etsin nastenkayı bak nasıl bayılıyor hem erkeği hem kadını.

evli adam  – (19 Mart 2010 12:47)  

fesat olma seval, fesat olma.

nastenka değil de, barbarella yı düşünürdüm. üslup önemli.

heidegger –   – (19 Mart 2010 15:50)  

bence de Diyar not good, ama ben digerleri kadar dert etmiyorum.. onun adini gorunce geldigim gibi gidiyorum.. arada surda escort kizlar yazsa bi de onlarin agzinda dinlesek yasananlari fena olmaz!

inwood –   – (19 Mart 2010 15:54)  

Evli Adam,

Evli insanlar ne sıklıkla seks yapıyorlar, bu konuda bir yazı yazdınız mı?

Adsız –   – (27 Kasım 2010 03:05)  

Arkadaş burada hiç çekilmiyor şu zenginim filan halleri.. İşçiyim asgari ücretten biraz hallice çalışıyorum belirtmek istemedim ama özel güvenliğim.. Evli Abi yine kalbur üstü birisi görünsede gözümüze batmıyor.. Seviyoruz onu.. Evli Abi algılarımızı açıyor, bir şeyler öğretiyor ama bu kadın okuduğum tüz yazılarından sonra self kasıntı.. Evli Abi duy bu sesi...

evli adam  – (30 Kasım 2010 00:01)  

biraz yanlış okuyorsunuz yazıları. yazı dili, biraz farklı algılanabiliyor bazen. doğaldır. uzatırım, ama uzatmayayım, kasıntılık yok, hava atmak yok. ben bu hatunu gördüm. biliyorum.. anlamaya çalışın. ben bir başkasının bloguna yazıytor olsaydım zorlanırddım. rica ettim. kırmadı. öyle oku.

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP