hamile miyim yoksa?

Buradayım... Merak edip e-mail ortamında soranlara ya da sormayıp "nerde len bu diyar hatun" diyenlere sesleniyorum...
Hala her gece içiyorum ve gündüzleri iş başındayım... Gerçi dün ve bir önceki gece hamile olduğumdan emin olduğum için tek bir bira içerek işleri geciktirğimi saymıyorum. Yaa evet, Evli'ye bundan bir ay kadar önce durumumu ve şüphemi söylemiştim. Gerçi kendisi bana baya kızdığı için cevap olarak "tabii, tamam haklısın hiçbir halt yok, abartıyorum" diyerek de geçiştirdiğimi geçmeyelim...
Bütün bunların dışında birlikte olduğum adamın tepkisini de yazmam gerekiyor:
-Sanırım hamileyim.. İki test yaptım. İlki pozitif çıktı. Yok artık diyerek ikincisini yaptım, negatifti.
-Tamam Diyar, sakin ol ve işlerine yoğunlaş... Şu önünde olan işi bir an önce bitir. Her şeyin bir çözümü var...
Diyar'ın bu konudaki görüşü şu olmuştu: Ya.. evet kürtaj.. Çözüm mü? Çözüm... Zaten 5 ay'a şu ülkeden yine kurtulacağım. En mantıklı çözüm de bu. (iç ses: a.q... aklın neredeydi be adam beni düzerken?? Çözümmüş... Aldırmayayım çocuğu da gör!!) Evet evet aynen bunu düşündüm. Aldırmazsam ne olacak? Türkiye koşullarıymış, aileymiş, akraba, arkadaşlarmış... Tey tey... Olm hamileyim! Başlarım millete....
Bazen her şeyi düşünüyorsunuz... Benim son bir haftadır rüyalarım dahil dünyevi hayatımda sürekli aklımda tek bir şey olduğu gibi... Ya hamileysem???
Küçükken bunu daha farklı düşünürdüm... Eh işte bilmediğin için anlamıyorsun. Sanki ne yaparsan yap ortamda bir erkek olsun olmasın hamile kalabilirsin gibi geliyordu. Hele de Güzin Abla vari yazıları okursanız bu garantidir: " Yavrum demek gittiğin otelde kullandığın havlu sonucunda hamile kaldın?" Güzin Abla hasta mısın? Bu kadar mı anatomik yapıdan haberin yok...
Evet benim haberim var ama ne oldu? İşin aslı eğer hamile olduğunuzu bir kere kendinize inandırırsanız o zaman bütün semptomları gösteriyorsunuz.. Psikolojik bir durum ( Güzin ablacım selam ederim sana, okuyorsundur). Bende oluşan semptomlar şuydu:
  • Bayılma ile başladı. Bir kez direk bayıldım, diğerinde duvara tutundum. İlk bayıldığım zaman birlikte olduğum ve daha sonra hamileyim sanırım dediğim adam odada uyuyordu... Sabah kalktım, su içtim. Başım dönmeye başladı. Yüzümü yıkayım dedim ve bitti... Her şey dümdüz... (Bu arada ben bayılarak geçici hafıza kaybına uğramış bir insanım. Küçümsemeyelim. Seneler önce idi ama oldu. Hala o günü hatırlamıyorum.) Kendime geldiğimde ismini haykırdım, yardım et dedim. Yazık adama, sabahın körü uykusundan uyandı... Geldi... Yerdeyim.. Kımıldayamıyorum... Kolonya... Soğuk su... Anında gözlerim açıldı... Korktu çok fazla... Hatta öyle bir korktu ki sesi titriyordu.... İkinci bayılma aşamam ise geçen cuma oldu... Önemsiz, çünkü bayılmadım...
  • Kokuya duyarlılık: Üç dört gün boyunca her şey burnuma koktu... Ehh yemek kokuyor diye bazı yerlere girmedim.. Evde pencereleri açıp durdum... Her girdiğimde rezil bir koku... Diyar abartıyorsun a.q bir bok yok dedi arkadaşlar, yok yok hamileyim ben dedim içimden...
  • Regl gecikmesi: Eee o kadar kasmışım hamileyim diye tabii ki de reglim gecikecek... Bir de daha önceden deneyimim var... Yabancı bir arkadaşı kürtaj'a götürmüşüm... Nasıl korkuyorum... Kızın baygın halde "this is a crime" dediğini biliyorum... Ama n'aparsın, adam demiş bir kere her şeyin çözümü var...
Ve evet hamile olmadığımı bugün kan testi ile kanıtladım... Mutlu mu oldum? Tam değil... Bazen gerçekten bir insanla hayatını geçirmek istiyor insan.. İster aldatsın, ister gecenin körü eve gelsin, isterse de her gün içsin... Umurunda olmuyor... Ve benim de değildi... Hala değil... Hamile değilim ama adamın bana attığı mesajı yanlış yorumladığımı dün öğrendim... Hamileysem bebeği aldırmak isteMEdiğini ve her şeyin bir çözümü olduğunu söylediğinde aslında bebeği istediğini daha yeni öğrendim....
Ve bugün hamile olmadığımı öğrendiğimde.... Aslında hamile olmak ile olmamak arasında gidip geldiğimi... Olmak istediğimi ama bu yükün altından nasıl kalkacağımı bilmediğimi... Olmamam gerektiğini ve planlanmış geleceğime bakmam gerektiğini... Hamileysem mutlu olacağımı... ama geleceğimden de olacağımı... Hepsini sorguladım.....
Ve son olarak duymam gereken tek bir şeyi duydum bu insandan:
-Diyar, bugün yine içki ve sigaraya kendini vermişsin. Eğer hamileysen bütün bunları bırakman lazım. Lütfen biraz olsun dene...
İki gün denedim... Sonuç: Hamile değilmişim...
Peki bu iyi mi kötü mü? Bilmem, düzenli bir hayat istiyor insan...

Adsız –   – (31 Mart 2010 04:06)  

huh. Hamileysen doğur diyecektim ki hamile değilmişsin. Olsun sen yine de özenmişsin, çok düşünmemek doğurmak lazım. Düşüne düşüne, o ne der, yok gelecek ne olur, ne yaparım ne ederim derken zaman geçmekte. Sonsuz ömrümüz yok ki.
-Peh konuşana bak- Öpüyorum.

aayla  – (31 Mart 2010 08:41)  

hayatımda bir defa yaşadım bu hamile miyim değil miyim durumunu, felaket bir şey. üstelik o ara ayrılmışız adamla. söylememkte direndim barışmaya çalışıyormuşum gibi olmasın diye. 5 yıllık bir ilişki ve hamileyim diye barışmasını istemiyorum benimle. 2 hafta kıvrandım söyleme konuusnda. en son dayanamadım bir sabah telefon ettim. konuşalım bunu, doktora gidelim yarın, bir kontrolden geç dedi. ben öğlende regl oldum. tutamadım çenemi. keşke sabretseydim. barıştık sonradan ama hep dalga geçti benimle.
emin olamamak çok zor bir durum. benim tavsiyem emin olmadığın zamanlar ertesi gün hapı kullan. gerçi sık sık kullanmazsın ama yinede kurtarıcı oluyor. hamile olmak zannederimki şahanedir. ama evlenmeden zor bir durum.

Akasya  – (31 Mart 2010 20:26)  

sarılasım geldi sana, çok samimi yazmışsın..

evli adam  – (1 Nisan 2010 00:56)  

kızınca kaçamak cevap vereceksen, bir dahakine kızmadan önce düşünürüm o zaman. o dediğin düzenli hayatı sen bir 4-5 yıl kadar ertele. nedir ki, sayılı gün. yap kariyerini, kafala herifi, doğur çocuğu sonra, triple keyif yap. gelmeyecek bu fırsatlar sonra.

sevgili müşteşar yardımcısı, gaz vermeyelim lütfen.

KuzeyGüney  – (2 Nisan 2010 04:27)  

Evli'ye katılmamak işten değil. Aşık olduğun birisi olsaydı ben de hiç düşünme, doğur derdim. Ama bu adam pek öyle diil gibi geldi bana. İsabet olmuş.

Adsız –   – (2 Nisan 2010 16:12)  

Berfu,
Teşekkür ederim yorumunuz için. Ancak belki de aşık olduğum birisidir, öyle değil mi? Ben kolay aşık olan bir insanım sanırım.

Hoşgeldiniz efendim.

Adsız –   – (2 Nisan 2010 16:14)  

Eva,
Ya evet özendim sanırım. Millet kıyafete, takıya, gezmeye tozmaya özenir benim özendiğim şeye bak... Asıl bana peh :)

sibel –   – (2 Nisan 2010 16:33)  

aynı korkuları kaygıları yaşadım. baba olmayı hiiç haketmeyen biriyle.. sonuç: doğurdum. 3 yaşında. dünyanın en mutlu insanıyım. çocuk annenindir. ama nacizane görüşüm (sert gelebilir, şimdiden özür dilerim) senden anne olmaz. çok özveri, sıfır bencillik. sana pek uygun gibi gelmiyor bana. bir de babasıyla beraber olduğun çocuk var ya. vicdanında işte anne olduğun zaman aklamayacaksın o durumu.

kida –   – (2 Nisan 2010 17:35)  

diyar, kaç yaşındasınız?

gezgin –   – (2 Nisan 2010 22:14)  

sibel tamamen aynı şeyleri düşünmüşüz

sarya  – (2 Nisan 2010 22:40)  

Diyar bu yazdığım onuncu yorum ama her defasında hata mesajı veriyor inat ettim yazıcam bi taraftanda yoruldum hevesimde kaçtı umarım toparlarım.

Kimin iyi kimin kötü anne olacağını kim bilebilir bunu önceden söylemek kimin haddine.
Anne olmak kelimelerle ifade edilecek duygu değil. Bunu sende yaşamalısın Diyarcım. Doğru zamanı seç ve anne ol. Sevgiler...

Bu son denemem. :)

Adsız –   – (3 Nisan 2010 04:21)  

Sevgili Sibel ve Gezgin,

Benden anne olmayacağını çok özveri ve sıfır bencillik ile bağlamışsınız... Aslında düşününce olmayabilir tabii ama ben son bir buçuk haftada nelerden vazgeçiyordum bilemezsiniz. Belki Evli'nin yorumuna bakarak bunu çıkartabilirsiniz. Umurumda değildi... Bencillikse eğer?? En olmayacak insandan çocuk doğuracak, çoğu insan tarafından yargılanacaktım... umurumda değildi... Test ilk pozitif çıktıktan sonra elim karnımda gezdim her gün... Yoldan geçerken atlamamam gerektiğini düşündüm... Benim aklım sadece tek bir şeyde idi..

Ama anne değilim bilemem.. Sadece olmamama rağmen hissettim. Ve paylaşmak istedim. Teşekkürler yorumunuz için.

Adsız –   – (3 Nisan 2010 04:28)  

Sarya,
Azmedip onuncu da olsa yorumu yayınlattığınız için teşekkür ederim. Bence kötü anne diye bir şeyin olması imkansızdır zaten.. İster babasıyla ayrıl,ister adam gitsin başkasıyla yatsın...

Ben hep aileme şunu söylerim: Benim bir çocuğum olsun istiyorum ama babasını ne yapacağım... Hamile olmayı çok isterdim ama değilim... Kötü anne, iyi anne? Kime göre ya da neye göre? Herkes prototip çocuk mu yetiştiriyor onu sorgulamak lazım...

Sevindim bana katılmanıza :)

Adsız –   – (3 Nisan 2010 04:31)  

Kida,
Yirmilerin ortasını maalesef çoktan geçtim, otuza doğru tavan yapacağım :)
Ve hoşgeldiniz..

Adsız –   – (3 Nisan 2010 04:36)  

Akasya,
İçtendi evet :( Ama olmadı... Adamın da umurunda değil zaten, demek ki olmaması gerekiyordu...
Ama sarıl yine de :)

Adsız –   – (3 Nisan 2010 04:40)  

Aayla,
Evlenmeden hamile kalabilirsin.. Tek gereken adamın sana sahip çıkması. Aile ya da toplumun sen evlendikten sonra söyleyebileceği hiçbir durum kalmıyor. İster 5 ay sonra çocuk doğur, ne diyecekler, zaten evlisin... (Hah işte bunu da düşündüm o arada).

Bir de ertesi gün hapına güvenmeyin efendim.

sarya  – (3 Nisan 2010 14:42)  

Diyarcım, biz kadınlar birbirimize karşı çok acımasız davranırız, bilirsin. oysa biz kadınlar birbirimizi anlayamazsak bizi kim anlar?...
Haklısın elbette, iyi anne, kötü anne, kime göre ya da neye göre! güzel bir çocuk yetiştirceğinden şüphem yok. henüz çok gençsin. akasyanın duygularını bende paylaşıyorum dün gece yorumları okumadan yazıyı bitirdiğimde sana ben de sarılmak istedim :)

estetik masraf –   – (3 Nisan 2010 15:52)  

hadi arkadaşşlar sevabına bi el atın da Akasya gebe kalsın kampanyası mı başladı
ne bu yaa:))aha aha akasyalar solmasın meme de verebilsinler nay nay nay

wi yar dı vörld Diyar dı çıldırın lenn

estetik masraflı –   – (3 Nisan 2010 15:55)  

pardonnn akasya değil aayıla mış :))
hangisine denk gelirse artık ahaha

mia –   – (3 Nisan 2010 21:30)  

sevgiliden ayrılıp ertesi gün hamile olduğumu öğrenmiştim.böyle şeyler başına gelmez sanıyor insan ne garip...
ultrasonda görene kadar,benim için anlamı yoktu.
varmış oysa...
kürtajdan bir gece önceydi,elim karnımda uyudum...
şimdi dönüp baktığımda pişmanmıyım diye,hayır değilim.ama yine de acaba demeden edemiyor insan...

bu arada Diyar haklı,ertesi gün hapına güvenmeyin.

aayla  – (4 Nisan 2010 10:19)  

estetik masraflı; istersen postu ve yorumları yeniden oku. konumuz benim hamile kalmam değil. sanırım anlamakta sorun yaşamışsın. olmadı hayrına sen el atarsın.

cevat  – (4 Nisan 2010 23:37)  

şu blogun hatun ziyaretçileriyle doğru dürüst atışabilecek erkek okur yok mu lan burada. yediniz rejecti gene a.q. lafı lafla alt etmeyi beceremeyecekseniz ikileyin gözüm.

T.İ. –   – (6 Nisan 2010 15:14)  

senin çocuğu isteyip istememenden çok,o çocuğun senin gibi bi anneye sahip olmak isteyip istemeyeceğini düşündümde?

'insan düzenli bi hayat istiyor-muş bazen'
peh!!!
düzenli hayat seni bozar güzelim.
gerçi daha ne kadar bozulabilirsin o da ayrı bi konu???

sibel –   – (7 Nisan 2010 11:03)  

kötü anne diye bişeyin olması imkansız mıdır?
sana annemi anlatmak isterdim ama uzun sürer. senin gibi bir kadındı diyelim geçelim.

cipim  – (7 Nisan 2010 13:23)  

T.İ ; şaşırttın beni yukarıdaki yorumunla. biraz sert olmuş gibi.

catharsis –   – (7 Nisan 2010 16:18)  

bunlar nasıl yorumlar yaaa okuyunca dehşete düştüm...

eskiden bu blogun yorumlarında bir kalite olurdu şimdi neler yazılıyor doğmayan çocuk konuşturuluyor, her insanın en doğal hakkı olan annelik olma duygusu yargılanıyor gerçekten bu millete fırsat verilirse haddini aşma konusunda en önde gider. Kimi neye göre yargılıyorsunuz?

ek not: T.İ. sen blogu olan kişiysen senin bakış açınla yazdıklarının %10 gerçekse bırak senden baba olmayı senden adam olmaz.


-catharsis

p@ndora –   – (7 Nisan 2010 23:52)  

evli adam , çok uzun zamandır yazmıyosun ,bıraktın mı yazmayı ?
cevat bari yazsın :)

evli adam  – (8 Nisan 2010 03:44)  

diyar'a gelen olumsuz yorumlara cevap yazmamaya özen gösteriyorum, savunmama ihtiyacı olmasa da, savunur durumda gözükmemek için. eleştirmek istediğimde de, buraya yazmak yerine kendisine söylemeyi seçiyorum. blogun sahibi olmam yazmama biraz engel oluyor. bu sefer sessiz kalmakta zorlandım. bir okur olarak ben de yorum yazabilirim;

yazıyı beğenmezsen okumazsın, sıkıcı bulursun, takip etmezsin, olabilir doğal, hatta dalga geçersin, ti'ye alırsın. tamam.

ama nedir kardeşim sizin derdiniz? çok mu heveslisiniz hakaret etmeye, küçültmeye? anlamakta zorlanıyorum hakikaten. başkalarını acımasızca sınıflandırmadan önce durup bir düşünüyor musunuz kendi içinizde kendinizi? kendi durumlarınız ne diyor size? yoksa etiketi yapıştırıvermenin dayanılmaz kolaycılığı mı cezbediyor sizi?

bu kızı tanıyan birisi olarak bir şey diyeyim mi size; bu kızdan iyi anne olur mu ben bilemem, bunu değerlendirecek olan kişi de ben değilim, ama çocuğuna iyi annelik yapmaya çalışacağından eminim. becerir, beceremez, onu da bilemem, ama olmaya çalışacağını biliyorum.

aynı bakış açısının değerlendirmesine maruz kalmamak için bir sürü kadın buraya yorum yazmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyor.

kem söz sahibine aittir, haddinizi bilin.

evli adam  – (8 Nisan 2010 04:06)  

catharsis,

daha önce kapatmıştım adsız yorumlara blogu, sonradan açtım. faydası var; blogistanda kayıtlı olan, fakat blogun konsepti nedeniyle belki, kendi kayıtlı isimleriyle değil de bir başka isimle yorum yazmak isteyenler rahatça gelip yorum bırakabiliyorlar. yazanların yarısının "kim" olduğunu bilmek mümkün değil, sadece bir isim var, misal, catharsis deyip yorum yazılıyor. güzel.

diğer taraftan, isimler aynı olduğunda kişiler de aynı mı emin olamıyorsun. gene misal, birisi catharsis diye yazıp yorum bıraksa, ben hangi catharsis bunu yazan, emin olamam. hatta bazen farklı isimlerle yazılan yorumların aynı elden çıktığı hissine de kapılabiliyorum. beni ırgalamaz gerçi, ama böyle de bir durum her zaman mümkün.

cevat  – (8 Nisan 2010 04:15)  

p@ndora hatun,
ne demek cevat bari yazsın! çok üzdün beni, kalbimi kırdın. ben ki, buranın esas çocuğuyum hatun.

John Katmandu  – (8 Nisan 2010 10:10)  

doğru söylüyorsun evli abicim bundan sonra johnkatmandu isimli seksi nickimle catharsis olarak yorumlarıma devam edeceğim.

ps1: üstteki yorum bana tamamen bana ait
ps2: bence böyle akıldan yoksun yorumları evli abicim yayınlama şuraya iki eglenelim diye giriyorduk sinirimiz bozulmaya başladı.

T.I  – (12 Nisan 2010 10:03)  

Önemlidir.

Yukarıda T.İ diye yazmış kişi ben değilimdir. Asla ve kat'a böyle birşey yazmam elbette ki.

Adsız –   – (13 Nisan 2010 01:52)  

T.İ. (Has ve Öz olan ve blogunu takip ettiğim insan...) Yukarıdaki yorumun sizden gelmeyeceğini ilk okuduğumda da düşündüm...

Mia, garip bir halet-i ruhiye oluyor sanırım... Hoşgeldiniz.

John Katmandu, ben catharsis'i beğeniyorum. Aynen devam..

Diyar'dan Nota:
Bundan sonra saygı çerçevesinde olan yorumlara cevap vereceğimi de buradan bildiririm! Herkes yerini yurdunu, ettiği lafı, ettiği lafın nereye gittiğini bilsin lütfen.

Sakin bir insanımdır, hakaret etmem ve edeni de sevmem.. Düzeyli yorum yaparsanız düzeyli cevap alacaksınızdır.

Diyar.

Adsız –   – (13 Nisan 2010 08:37)  

aslına bakarsan çocuk doğurmak için evlenilmesi mi gerekiyor? Bence bu bir saçmalık benim tanıdığım bir çok insan var sırf hamile kaldı diye evlendi ve şimdi mutsuzlar. Yurtdışındada tanıdığım bir çok insan var evlenmeden çok rahat mutlu şekilde yaşabiliyor. Keşke onlar gibi olabilse toplumumuz. Ben evli bir erkeğim baba olmak isterim ama maalesef eşimden istemediğimden olamıyorum. Boşanmak için cesaretim yok...

aayla  – (13 Nisan 2010 13:50)  

Evli bir erkek nasıl eşinden çocuk istemezki? Eşimi istiyorum ama onun çocuğumun annesi olsun istemiyorum mu? , yoksa onu istemiyorum ama kaderime boyun eğiyorum mu?

Adsız –   – (13 Nisan 2010 14:06)  

Adsız,

Yaşınızı merak ettim, eğer bir sorun teşkil etmiyorsa söyler misiniz? Maalesef ilişkinin bitmesine rağmen devam eden evlilikler Türkiye'de çok fazla.. Sanırım sizinki de ondan biri.

Bir de adsız olarak yazmayı tercih etseniz dahi yorumlarınızın altına da olsa "takma ad" bulur musunuz? Böylece daha sonra yorum yaparsanız kim olduğunuzu hatırlayabilirim.

Adsız –   – (13 Nisan 2010 14:09)  

Aayla,

Evli bir kadın nasıl eşinden çocuk istemezse erkek de aynı nedenden istemez sanırım:)

Evli olan arkadaşlarımda karşılaştığım genel şey aradan uzun bir süre geçtikten sonra ki bu 10-12 sene arası bir zaman, ayrılmaya cesaretiniz kalmıyor. Ortada bir de çocuk varsa daha da beter oluyor her şey...

Bir arkadaşım mesela 10 senedir evli ve başka bir kadına aşık... Eşi de biliyor durumu ama ayrılmıyorlar.

aayla  – (13 Nisan 2010 14:29)  

ben hiç evlenmedimki o yüzden atıp tutarken "bekara karı boşamak kolaydır" lafının hakkını veriyorum sanırım. :))
şaka bir yana ben sadece o durumu merak ettim. tenkit sorusu değildi. boşanın gitsim kardeşim diye düşündüğüm için anlayamıyorum zorunlulukları.

Nilay –   – (14 Nisan 2010 13:52)  

Evet boşanamıyor insan..zor bir karar, cesareti olmadıgı için insanın o kadar cok bahane buluyor ki kendisine..Sanırım elinden gelen tek sey olan cocuk yapmamayı tercih ediyor bu durumda..
birisinin iyi anne olup olmayacagını bilmek, evlenecegin kişinin dogru kişi olup olmadıgını evlenmeden önce bilemeyecegin gibi birşey..
kısaca bu işler belli olmaz..
Ben hamile oldugumu ogrendigimde hayatımın en kötü haberini almıştım sanki, aylar boyunca mutsuzluk icinde gecti, dogduktan sonra neredeyse 15 gun hicbirşey hissetmedim desem yalan soylemiş sayılmam. Şimdi kızım 3 yasında, kimse benim icin kötü anne demez etrafımda, iyiyim çünkü :))
Olmasaydı iyiydi ama oldu.O var ve sevilmeyi iyiliği tabii ki hakediyor, babası var veya yok, iyi veya kötü bir insan ne önemi var..O var ve benim, benim sevgimi ve daha da fazlasını o hakediyor.

Nilay

evli adam  – (15 Nisan 2010 11:23)  

nilay,
söylediklerine pek katılamıyorum, "çocuk için boşanmıyoruma" getiriyorsanız bence daha kötü bir iş yapıyorsunuz. çocuk çocuk olabilir ama "aptal" değil. anne babanın arasında ne olup ne olmadıgını gayet iyi anlar. kötü bir ebeveyn ilişkisini yıllar boyunca seyretmek, ayrılmış fakat medeni ilişkisini devam ettirebilen boşanmış bir çiftin çocuğu olmaya göre uzun vadede daha kötü olur gibime geliyor. belki başlangıçta bunun sıkıntısını yaşayabilir ama ötekisi daha kötü olacaktır.

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP