chill out

Fi tarihinde, Ankara'da Tunalı Hilmi'de, Kuğulu Park'ın tam karşısındaki bir yerde oturmuş, biralarımızı yudumluyoruz iki arkadaş. Okulu bitirdiğimiz belli olmuş, kaldığımız iki kişilik yurt odasındaki eşyalarımızı toplamış, ertesi gün Fethiye'ye gitme planlarını yapmış, kutlama niyetine keyif çatıyoruz. 20'li yaşlarının başında, yırtıklığımız ve serseriliğe yatkınlığımız muhtemelen yüzümüzden okunıyor ama, özünde iyi çocuklarız. Genciz. Yakışıklıyız. Tığ gibiyiz. Falan.

Tünediğimiz bar tezgahına bir dirseğimizi dayamış, arada bir etraftaki 7/10 ve üzeri hatunları kesiyor, bir yandan da tatilde olabilecek potansiyel durumlar üzerine mütevazi planlar yapıyoruz. Malum bölgeye İngilizler'in fazlaca rağbet ettiği  malumatı üzerine, planın genel hatlarını, sülün cinsinden ingiliz kızlarla temaşa etmek, kendilerini abazalardan korumak, gerektiğinde rehberlik etmek, akşamları da güreş tutmak üzerine kurduk. Türk insanını, peki, erkeğini diyelim, doğru tanımalarına katkımız olsun istiyoruz. Böylece memlekete de faydamız dokunacak. Daha fazla turist -sülün olanlarından- gelecek. Falan. Bir de, her gece köpekler gibi içmeye niyetimiz var. Kurduğumuz plan hoşumuza gitti, birer bira daha söyledik.

Keyifle biralarımızı yudumlarken, ikimiz de aynı anda, barın girişinde beliren iki hatuna çevirdik bakışlarımızı. İçeriye girmekle girmemek arasında bir kararsızlık yaşıyor gibiydiler. Arkadaşın, elindeki arjantin bardağı tezgaha bırakmasıyla kapıda bitmesi bir oldu. Fakat -benden usta olmasın- usta çocuk. Son sürat gitmesine rağmen, ürkütmeden kızların önünde durdu, sonra da bir şeyler konuşmaya başladılar. Bilmem söylemeye gerek var mı, bu tür durumlarda, hızlı olmanız lazım. Siz kapmazsanız, başkası kapar. Kalırsınız öyle. Benim olduğum tarafa bakarak beni işaret etti arkadaş, ben de, en canayakın gülümsememle gülerek karşılık verdim. Kızları ikna etmeyi başarmış olmalı -adamım benim- bara doğru yöneldiler.

- Bana bak ulan, kızlar alman, sağımdaki benim, haliyle diğeri de senin oluyor.

Diğeri dediğini hızlıca süzdüm. Fena değildi. Kızları birlikte oturmaya ikna eden taraf olarak seçme önceliğine sahip olmasını doğal karşılayıp, itiraz etmedim. Arkadaşın "benim" dediği hatunun İngilizcesi iyi, benimkininki çat pat. Olsun. Hayat hikayemizi anlatmayacağız nasılsa. Kızlar, şimdi tam hatırklayamadığım alman-türk bilmem nesi için bir haftalığına Ankara'ya gelmişler, otelde kalıyorlarmış. Misafirperverliğimizi göstermek için, adında "spor kulübü" geçen, fakat spordan başka her amaca hizmet eden yakınlardaki bir kulübe gittik. Yemek yedikten sonra biraz eğlenelim, dans edelim, müzik dinleyelim derken, gayet samimi bir hava oluştu aramızda.


Aç, ara nağme

Bardan, ya da benzer mekanlardan hatun kaldırmak, biraz pratik ve tecrübe işidir. Nasıl davranacağınızı, ne konuşacağınızı bilmeniz gerekir. Spontan, sizi akıllı ve karizmatikmiş gibi gösteren bir davranış tarzını öğrenmenizi öneririm. Gibi diyorum, çünkü akıllı ve karizmatik olmanız şart da değildir. "Mış gibi" davranabiliyor olmak, kafidir. Fakat bu mış gibi yapabilme durumunuz, minimumda, hatunları kaldırmak için gerekli süreyi karşılayacak düzeyde olmalıdır. Yok ben zaten hem akıllı, hem de karizmatiğim diyorsanız, bu nağmeyi okumanıza gerek yok. Pas geçin.

Kapat, ara nağme. 

Şimdi bu kadar laf ettikten sonra, kızları götürdük, güreş tuttuk, istiklal marşını öğrettik falan dememi bekliyorsanız, çok beklersiniz. Olayın geri kalanı şöyle oldu; o gece kızları atacak bir arkadaş evi bulamadık, cebimizdeki toplam para, bizi fethiye'ye götürüp getirecek benzin parasına ve tatilde harcama ihtimalimiz olan kısma anca yeteceğinden, otele de gidemedik. Kızlar birlikte kalıyor olduğundan, aynı odada samimi iki arkadaş olarak grup seksin bizi bozacağına kanaat getirip, kendi ellerimizle kızları götürüp otellerine bıraktık.

İnsanın basiretinin bağlandığı, akla aykırı bir şekilde -peki tamam, sizin dediğiniz gibi olsun- salakça kararlar aldığı durumlar olabiliyor bazen. Şu an bunları yazarken bile hissettiğim pişmanlığı doğru aksettirebilecek miyim bilmiyorum ama, ertesi gün arabada giderken, pişmanlığımızı anlatacak çok fazla kelimemiz yoktu.

- Biz şimdi kızları kendi ellerimizle mi bıraktın lan otellerine?

Tespit yerinde ki, diğerimizin verecek cevabı yok.

- Yani şimdi kızlara, "kızlar bize verir misiniz" dedik, onlar da "evet veririz" dedikleri halde mi bıraktık ulan otellerine? Kendi ellerimizle bıraktık hem de değil mi? Öyle mi yaptık ulan?

O dönem, kendi vatandaşımız olan sevgililerimiz de vardı. Arkadaşınkini bilmem, ama benimki bana vermiyordu. Badana ihtisası yapıyorduk anca.

- Tamam ulan ne olduysa oldu, uzatma artık. Kimseye de söyleme böyle yaptığımızı, tefe koyarlar bizi.

Neyse ki Fethiye'de, planımızın ana hatlarından fazlaca sapmamayı başarabildik de, olayın acısını çabuk unuttuk.

Bu talihsiz olayın diğer kahramanı olan arkadaş, bir süre önce İstanbul'a geldi kısa bir ziyaret için. Epeydir görüşemiyoruz, biraz hasret giderelim, aradaki zamanda neler olduğundan konuşalım, hasbuhal edelim dedik. Benim kaşık düşmanı yurtdışında olduğundan, oğlanla da bara girmemiz pek mümkün görünmediğinden, başka bir şekilde buluşmak icap etti. Son 2-3 senedir her yaz başı organize edilen, fena da grupların katılmadığı bir festivalde buluşmaya karar verdik. İster yemek ye, ister bir köşeye çekil muhabbet et, ister yayılarak müzik dinle. Biraz sohbet, biraz yemek, biraz 7/10 ve üzeri hatunları kesmek, biraz müzik derken epey iyi vakit geçirdik.

Aç, ikinci ara nağme

Biraz önceki nağmeye istinaden bir şeyler daha yazayım. İstanbul'daki hemen hemen her bar, eğlence mekanı, hatun kaldırmak için yeterli potansiyele genel olarak sahiptir. Olay, sizde biter. Reddedilme korkusuyla kendinizi korkak alıştırmayın. Her reddedilişten ders çıkardığınız sürece, bunun bir önemi yoktur. Bugün olmaz, yarın olur. Planınıza sadık kalın, çizginizden sapmayın. Benim gençliğimde bu kadar mekan yoktu, varken de bende para yoktu, sürekli takılma şansımız olabilemiyordu. Şimdi hepsi iyi kötü var, bu sefer de zamanım yok. Paralı olmak derken eksik anlaşılmasın: Bu işler paraya bakmaz. Yani, fazla bakmaz. Tabi kapıda bir ferrari varsa, hatunlar da bunu gördüyse şansınız artar. Fakat öküzseniz, ferrari bile sizi kurtarmaz. En azından bazı hatunlarda bu böyledir. (Bazı kelimesinin yerine siz, dilediğiniz miktar belirten kelimeyi koyabilirsiniz. Ben, "bazı" demeyi seçtim). Olay tamamen sizin yeteneğinize kalmıştır. Akıllı ve karizmatik olun, hazırcevap olun, olmayı öğrenin. Hiçbiri yoksa, ki olabilir, mış gibi yapın.

Türk bir hatun ile yabancı bir hatunu kaldırmak için gerekli efor arasında genel olarak bir kaç misli fark vardır. İstisnalar varsa da, genel kabul budur. Türk hatunlar, kukularında pırlanta varmış gibi bir davranış tarzına girmeye genellikle meyilliler. Tabi bu dediklerim daha çok kendi neslim, onun bir altı ve bir üstü için geçerli. Yeni nesil kızların böyle olmadığını umud ediyorum.

Konuyu dağıtmayayım fazla, çenem düşüyor, İstanbul'daysanız Sıraselviler'deki Roxy'e, Nişantaşı'ndaki Reasürans  çarşısının altındaki barlara bir uğrayın. Gece 10'dan önce gitmenizi önermem. Bu ikisine sıklıkla yabancı hatunlar geliyor. Denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Bu bilginin güncelliğine fazla güvenmeyin yalnız. Bu adreslerdeki en son vukuatım 6 ay kadar önce oldu.

Kapat, ikinci ara nağme.

Festivale hatunları keselim diye gitmedik elbette. İlginç gruplar varmış, arkadaş da hoşlanırmış, ben de zaten gitmeyi düşünüyordum, tesadüf oldu. Aldım oğlanı da yanıma, gittik. Ortamla ilgili genel gözlemim şöyle; yeni nesil hatunların geneli fıstık gibi maşallah. Kesilmeyi hakediyorlar. Yeni nesil erkekler de fena değil gibi sanki davranış tarzı açısından. Fakat iki tarafın da bir kısmında genel bir defo var; görünüşe, kılık kıyafete olması gerekenden fazla önem addediyorlar. İyi, güzel giyinmek iyidir hoştur ama, kişiliğinizi ve davranış tarzınızı bunun üzerine kurmamanız gerekir. Giyim kuşamı bir yaşam tarzı olarak benimseyenleri -punklar, gotikler, emolar- anlayabildiğimi söyleyemem. İş yoksa, benim için dışarı kıyafeti dediğin, dik yakalı, kolları da bilek üstüne kadar sıvanmış, üstten iki düğmesi açık, yazsa etekleri de dışarıda bırakılmış kot üstü gömlekten ibaret. İş varsa da haliyle takım elbise. Her iki tarzı da seviyorum. Takım elbise insanı değilim ama, giymekten de hoşlanırım. Yazın açık renkleri, kışın da koyu renkleri tercih ediyorum kişisel olarak. Takı da kullanmam. Saati bile nadiren takıyorum.

Tiril tiril uçuşan etekli hatunları gördüğümüzde nasıl içimiz coşkuyla dolduysa, şu tüylü, süet midir nedir kısa çizmelerden giyen hatunları ve boya küplerini gördüğümüzde de bir o kadar buruştu yüzümüz. Bir kaç hatun da o havada naylon çorap giymişti ki, oğlana "git şunların kulağına pişik olursun de" diyesim geldi.

İkinci ara nağmeden sonra ortada anlattığım bir konu var mıydı unutmak üzereyim, bağlayayım: Yeni nesil hatunlar fıstık gibi maşallah.

Bir kaç metre önümüzde duran iki hatuna, ki yalnız oldukları her hallerinden belli idi, kendi cinsimden bir öküz musallat oldu. Kızların rahatsız oldukları her hallerinden belli, fakat adam da çok yapışkan. Biz bile, ilgilendirmiyor olmasına rağmen rahatsız olduk heriften. Arkadaşa, "naber kızlar" diye gidip tanıyormuş gibi yaparak kızları kurtarmasını önerdim -oğlan olmasa ben yapardım- , karısıyla yeni boşanmış arkadaş, "bir süre dişi sinekle bile muhatap olmak istemiyorum evli" dedi. Çocuğa kötü örnek olduğundan, bunun vebalinin büyüklüğünden bahsedecektim, uzatmamak için "peki, sen bilirsin" dedim.

Falan.

CKCKCKKCĞğ  – (17 Temmuz 2010 18:29)  

İlk kez yorum yazıyorum; Diyar, siz, Cevat hanginiz olursa olsun bu blogu severek okuyorum.

Şu son yazıyı okuyunca içim bi yanmadı değil ama turistik açıdan iyi de olmuş, kızların açısından bakıyorum olaya.(gerçi onlar Türk değiller kukularına pırlanta muamelesi çekmediklerinden benim gibi düşünmemiş olabilirler.)

Şöyle düşünmüş olabilirler "Vay be Türk erkekleri sadece götürme derdinde değilmiş, ne güzel eğlendik gezdik tozduk." demiş olabilirler, çok hayali gerçi ama ben çok fena şeyler düşünürdüm "ulan acaba mı? ki..." diye pis pis yaftalarda bulunabilirdim sanırım.Neyse çok konuştum.

Diyar'a ve Cevat'a selam olsun, 3.yü bekliyoruz.

Adsız –   – (18 Temmuz 2010 01:57)  

formspring açmayı düşünüyormusun....
gerçekten evlimisin yada evliydin ama boşandınmı..

evli adam  – (18 Temmuz 2010 12:38)  

mimi
diyar'ı bir karakter olarak algılamışsın gibi geldi. değil. yeni nesil fıstıklardan.

adsız
soru mu soracaksın? bir düşüneyim bakayım. evliyim, boşanmış değilim.

CKCKCKKCĞğ  – (18 Temmuz 2010 18:04)  

Humm, yok efenim.Diyar'ın varlığı varlığıma armağan olsun, kendisinin maceralarını da severek okumaktayız.Cevat'ın 3.sevişmesini beklediğimi belirtmek istemiştim.

Farklı karakterlere bürünseniz bile bunun kadın olması ihtimali aklımın ucundan geçmedi.

Selam ederim Evli adam.Aklımda sizin için yarattığım profil fazlasıyla oturaklı, lafını sözünü iyi bilen, oldukça da yakışıklı çapkın bir evli adam ama yakışıklı kısmını çok baskın kurgulayamıyorum sanki çapkınlıkla birlikte geliyor gibi, neyse.

Blogunu (ortak blogunuzu) ilk okuduğumda "vay be hala böyle adamlar varmış" diye kendi kendime söylenmiştim.Hayallerimin ayakta kalmasına yardım ettiğin için ayrıca öpücüklerimi iletirim.

Sevgiler, saygılar
Mimi

Talisman  – (19 Temmuz 2010 00:41)  

Hımm, karın da şimdi yurtdışında bir turist! Hımmh..

Adsız –   – (19 Temmuz 2010 02:50)  

evet soru sormak istiyorum
evlisin ve başka ilişkilerede açıksın arasıra dogrumu anladım...

evli adam  – (19 Temmuz 2010 15:50)  

mimi,
tespitlere bir şey demiyeyim, herkese farklı görünen yüzlerim olabiliyor. rahatsız olduğum ya da hoşuma gitmeyen durumlarda son derece ters birisi de olabiliyorum.

yakışıklıyımı yazıda dedim zaten. şimdi bir daha tekrar edersem megolamanlık olur.

çapkınlık demeyelim, sonuçta her hatunun peşinden koşmuyorum, hatta hiç koşmuyorum, arada bir bazı vukuatlarım oluyor. çapkınlık gençlikte kaldı.

talis
n'aber kız? senin bu mod değişmiyor di mi hiç. o da seni aldatır inşallah demeyi unutmuşsun ama bak. benim yaptıklarım erkek lugatinde aldatmak değil. istersen virgilius'a da sor.

adsız
sor burdan, 100 tane sorun yoktur herhalde. açarım açmasına da, bir sürü soru gelirse oturup cevap yazmam lazım, o kadar vakti bulamayabilirim. cevap veremeyeceksem açmanın bir anlamı kalmaz. gene de bir düşüneyim.

evliliğim süresince ben başka bir kadınla duygusal yakınlık içeren bir ilişki yaşamadım. ama seks ağırlıklı durumlar oldu. edindiğim tecrübeler bana bunun tehlikeli olabileceğini gösterdiğinden çok cazip olmadığı sürece bundan da kaçınıyorum.

isimle gel lütfen.

cevat  – (19 Temmuz 2010 16:02)  

ohhooo o. fazla mütevazi olma gerçek zannederler evli abiiii. sen evli abime bakma, ben yakışıklıyım mimi'ciğim. boy da var pos da. endam da tamam. karizma lazım olursa onu da evli abimden ödünç alıyorum.

CKCKCKKCĞğ  – (19 Temmuz 2010 16:40)  

Evli : Çapkınlığı tam olarak niteleyemiyorum aslında o yüzden çapkınlık gençlikte mi kaldı bilemeyeceğim, herkesin yükü kendine elbet :)) Ama sanki "evliliğimin ilk 5 yılında sadık kaldım sonra yine çapkınlığa devam ettim" gibi birşey okudum, günahına girmeyim :)

Cevat : Mütevazi olsun, öyle sevdim ben :) Seni kafamda kurgulayamadım cevat, tek bildiğim sözlerinle güzel sevişebildiğini ortaya koyman, ha gerçeği nasıldır bilemem elbet.

Karizma + Yakışıklılık varsa eh üstüne de iyi sevişebiliyorsan çapkınlık normal yahu o zaman.

İçses : Ahahah çok utanmaz bir yorum oldu, tüü bana.

CKCKCKKCĞğ  – (19 Temmuz 2010 16:43)  

2.yorum, evli ; Çapkınlığı her kadının peşinde koşmak olarak nitelediğini gözden kaçırmışım.Evet seçici birisi olduğun ortada bu durumda çapkın olmuyorsun ama ne oluyorsun? Bunu bilemedim ben, evli ama serbest ilişki? çok eşli(ama yok bu da olmaz)? Bilemedim...

cevat  – (19 Temmuz 2010 17:10)  

ben buranın esas oğlanıyım mimi. her şey benim başımın altından çıkıyor. ben de bir tek karizma az, o kadar. sözle böyle sevişen dediğine de yazıcaktım da evli abim izin vermedi. sansürün her türlüsüne hayır a.q.

içsesini sevsinler senin. terbiyesiz okuyucu istiyorum ben.

evli adam  – (19 Temmuz 2010 17:14)  

cümleden öyle gibi olmuş, çapkınlık tarifim yok aslında, kişiye göre değişebilir. kadınları seviyoruz diyelim geçelim.

CKCKCKKCĞğ  – (19 Temmuz 2010 17:50)  

Cevat : Bu 3lünün yaramazı sensin diyelim , esas oğlan başlıktan belli sanki :P uff çok ağır oldu bu laf pardon , öpcük öpcük. :)

Sansüre ağır küfürler hazırladım bende ama şimdi evli abiniz sus dediyse boynum kıldan ince, :)

evli : Kadınları sevin koruyun, biz de adam gibi adamları seviyoruz, takdir ediyoruz.Cevat ile seni seviyoruz.

İçses : içsesime kurban ol cevat, ohh.

Mr. No  – (19 Temmuz 2010 20:43)  

evli,
valla biz acayip benzeşiyoruz seninle! (kardeş miyiz neyiz a.q. demiştim zamandında) kılık kıyafet konusunda bile. hatırladın mı beni? eski bir dost!

evli adam  – (19 Temmuz 2010 22:01)  

kılık kıyafet demek. başka?

Mr. No  – (19 Temmuz 2010 23:24)  

başka bi blogum vardı eskiden. oradaki yorumlarında ney üflemek/dinlemek, türküler v.s. ortak ilgi alanları filan çıkmıştı. beni teşvik etmeye çalıştın bir iki sefer "ney üfletmek" için diyeyim :)

Adsız –   – (20 Temmuz 2010 00:45)  

duygusal sex ve sex ayrımı ilginç
peki eşin hiç şüpelenmedimi
sanırım bir çoçugun var degilmi

evli adam  – (20 Temmuz 2010 01:01)  

:)

teşvik pek işe yaramamış gibi. sen buraya eskiden yaptığın yorumları sil ya da eski blogunu uçur bence. hedef kitle :) senin hatun yakalarsa ben karışmam.

buraya yazmaya başladığımdan beri evli adamların bir kaçına ciddi ciddi referans oldum. kim olduklarını elbette açık etmem. sıranı savmayı düşündüğünde bir mail at.

Cherryblossom –   – (20 Temmuz 2010 01:29)  

Erkek lugatında nedir aldatma peki?

evli adam  – (20 Temmuz 2010 09:51)  

bir başka kadını sevsem, aşık olsam, onunla birlikte olmak/yaşamak istesem, fakat bunu evliliğimi bozmamak için karımdan saklasam bu aldatmak olur mesela. çok açık değil mi sence de?

Adsız –   – (20 Temmuz 2010 22:17)  

Tanım açık açık olmasına da... Benim kavrayamadığım aşık olmak+seks ve salt seks durumlarının birbirinden nasıl bu kadar net ayrılabildiği, gözünü sevdiğimin erkek beyninde... Ve dahi her iki durumdan da nasıl zevk alınabildiği, ya da soruyu şöyle soralım aşk+seks tatminini yaşamış bir erkek için aşksız seksin neden bu kadar cazip olduğu?

evli adam  – (20 Temmuz 2010 23:31)  

seks tek başına da zevkli bir meret değil mi sence? aşk şart değil. olursa daha iyi olabilir, ama gerek şart değil. ayırmak o kadar zor değil bizim fıtratta.

evli adam  – (20 Temmuz 2010 23:52)  

açtık bakalım formsprings.

Adsız –   – (21 Temmuz 2010 01:07)  

iyikide yazmişim bak
bu blogu yeni okumaya başladım oyüzden cevat kim
evli adam kim

Adsız –   – (21 Temmuz 2010 07:13)  

bence aşksız olması, hiç yoktan iyi sadece, o kadar... hani aç ve açıkta değilsem ben almayayım.

evli adam  – (21 Temmuz 2010 13:08)  

yanlışlıkla formspring soruları & cevapları buraya düştü. sildim. bunlara gelen yorumlar da uçtu haliyle malesef. yorum yazanlara duyurulur. adsız gelmeyin diyorum hala ısrar ediyorsunuz bir de.

Adsız –   – (22 Temmuz 2010 10:03)  

nerde buldum sizi ben bilmiyorum ama bağımlılık yaptınız beaa.. karizma evli, yakışıklı ve performans sergileyici ve çılgın kızla muhteşem üçlüsünüz, post(a)lara :)) ara vermeden yazınız lütfen, seviliyorsunuz ki okunuyorsunuz..

evli adam  – (22 Temmuz 2010 21:22)  

cherryblossom,

aç ve açıksan alırım demek oluyor bu değil mi?

şu aşksız olmasını da eleyelim mi artık seksten? aşıksın, sevişiyorsun, evlendin, 10 sene geçti, sevgi var, aşk bitti, sevişmeyecek miyiz?

CKCKCKKCĞğ  – (23 Temmuz 2010 03:37)  

Cevat'ın aynı bedende ikinci bir karakter olduğunu okudum, şoktayım.

Cevat gibi ayrı bir karakter yaratmak, neden? Eşine yakalanma korkusu mu? Yoksa çeşitlilik olsun gibi bir düşünceyle mi yola çıktın?

Adsız –   – (23 Temmuz 2010 07:33)  

aşığım, sevişiyorum, evlendim, 12 sene geçti, sevgi var, aşk bitti, sevişiyorum. işte bence bu tam "aç ve açıkta olmama" hali.

evli adam  – (23 Temmuz 2010 10:23)  

cherry,
ne güzel. fakat benim sorum başkaydı; aç ve açıkta olursan alacak mısın? samimi cevaplayalım lütfen.

mimi,
yazıların hepsine gözatarsan niye ayırdığımı anlarsın aslında. biri kışkırtıyor, pür zekeriyle düşünüyor, diğeri nötr. sayılır. yazı keyfim için evli adam uygun, diğerleri içinse cevat.

Adsız –   – (23 Temmuz 2010 10:55)  

samimi cevap: aldım zaten. kendimce ateşlerden geçtikten sonra yazıyorum (yoksa eşekten düştükten sonra mı demeliydim).

aslında biraz çeşitlendirmek lazım belki, bu "aç değilim açıkta değilim" hali, seksin aşksız hali değil... aşk bitmiş olsa da çok başka bağlar var karı-koca arasında, geçmiş var, ortak bir hayat var, çocuklar var, var da var...

hallerden bir hal, "aç açıkta kalıp/kaldım sanıp/bir sebeple bunalıp" almak: işte bunda aşk varsa tadından yenmiyor. kadın burdaki aşkı abartıyor, erkek heyecan kısmını alıp, duygu muygu abartmıyor. bu halde iken kadının kafası karışıyor, erkeğin karışmıyor.

bir diğer hal, "yok ağa ben bu işi elime yüzüme bulaştırdım, aşk meşk sonu kötü" demek ve de "benim neyim eksik" diyerek yollara çıkmak. işte sana seksin aşksız hali. işte bu, inan hiç lazım değil, evlerden ırak diyor kadın, erkek için ise bunun bir önceki halden çook da fazla farkı yok, nihayetinde heyecan aynı heyecan.

ister kadın-erkek dedim say, ister ben-o dedim say. bilmem bu da fazla mı samimi oldu?

evli adam  – (23 Temmuz 2010 16:05)  

iyi oldu bence. teşekkür.

hatunlar bu işlere duygularını karıştırmadan duramıyor genelde, ben de o yüzden eşim yapsa boşanırım diyorum, bizde yok böyle bir şey diyorum, millet kızıyor bana.

tekrar teşekkür.

Adsız –   – (26 Temmuz 2010 09:48)  

gül
formspringden nasıl ulaşacağım sana evli.

Adsız –   – (29 Temmuz 2010 02:21)  

Sesimiz çıkmıyor diye okumuyoruz bilinmesin...

Mimi, ben varlığımı armağan etmem efendim öyle kolay kolay... Hele bir de bayansınız işiniz zor olur söyleyeyim :p

Hayata dönüş yaptım sanırım aylar sonra.. İnanılmaz bir duyguymuş

Adsız –   – (29 Temmuz 2010 02:37)  

Bu Evli Adam yakışıklı mıdır değil midir? Değilse nedir bu adamı böyle yapan gibi sorulara azıcık açıklık getireyim... (Evli iznini alayım, bir destur çekeyim, pismillah diyeyim)

Kendisi uzun boylu, yapılı (iri yapılı değil yalnız, yanlış anlama okur keserim), kendine has karizması olan bir insan... Aslında gerçek hayatta Cevat da arada sırada içinden çıkmıyor değil.

Bunun dışında hoş sohbet, karşısındakini dinleyen, yorumlar yapan, içkinin hakkını veren, kibar ama aynı zamanda muzur lafları olan bir kişiliği var.

Bir de bildiğim kadarıyla değer verdiği insanları hayatında tutmayı biliyor... Ulen karakter analizine girdim, bitmez bu.

Neyse, bu arada Evli yeni nesil fıstık tabirin ile yaklaşık bir 8-9 sene gençleştim...Evde kaldım ben.. Bünyeye zarar :p

evli adam  – (29 Temmuz 2010 16:24)  

yeni nesil fıstıklardansın diye yeni nesil fıstık diyorum. ne munzurluğumu gördün yahu. özledik seni, gel de şu içki borcunu kapat.

kopma bir daha bu kadar hayattan.

cevat  – (29 Temmuz 2010 16:30)  

"bir de yakışıklı adam" demeyi unutmuşsun diyar'cım. ne demek evde kaldım? dalga mı geçiyosun sen benlen. yap kariyerini, elini sallasan ellisi güzelim.

Adsız –   – (29 Temmuz 2010 23:44)  

Cevatcım söylemeye gerek duymadım "yakışıklı adam" kısmını... Evde kalma konusunda: Zaten kimse olmazsa sen bana birini bulursun. Haa adam mı beni ayakta uyutur ben mi adamı, işte orası biraz muğlak. Aç parantez: Gerçi bugün hastanedeydim, başım dönüyor, bayıldım bayılacağım ama bir yandan da yanıma gelen doktora bakıyorum. Bu doktor dediğin adamlar genelde pek bir malın gözü oluyor kabul ama içlerinden adam gibi yakışıklı olanı da çıkmaz mı yahu... Ayıptır, günahtır... Evde kalırsam hastane hastane gezip o yakışıklı doktoru bulacağım :Kapa parantez.

Evli, içki borcu mu? Hangisi? Şarap borcum var içkiden saymam ben onu... Benim yaptığıma kariyer denmez kapitalizmin kölesi olmak denir.

evli adam  – (30 Temmuz 2010 09:37)  

şarabı sen ısmarla içkileri ben.

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP