iskender a la cevat
Muhterem cemaat!
N'aber?
Beni soracak olursan, hiç iyi değilim gözüm. Yaz geldi millet tatile gidiyor, biz hala çalışta çalış a.q. Dedim Evli abime, abi dedim, etme dedim, salla başı al maaşı dedim, bak mis gibi maaşın her ay tıkırt banka hesabına yatıyor dedim, siktir et bu patron olma sevdasını dedim, çükümüz daşşağımıza denk böyle dedim, kendini düşünmüyorsan beni düşün dedim. Dinletemedim a.q. "Denemezsem içimde kalacak Cevat, bilgiyse bilgi, tecrübeyse tecrübe, akılsa akıl, networkse network, patron diye geçinenleri ben zkimde sallarım" dedi. Ne oldu şimdi a.q? Eskiden 12 saat çalışıyorduk, şimdi 16 saat çalışıyoruz. Bu mu a.q. patronluk?
İt gibi çalıştırıyor beni afedersin. Arada bir "skerim patronluğunu" diyip cozutunca, "yavrum Cevat, sana Svetlana ve Valeri'yle üçlü yaptırıcam işleri kolaylayınca, çok konuşma, işine bak" diyor. Valeri dediğini ben sana tarif edeyim gözüm; böyle son derece yuvarlak figürlü, dd cup göğüsleri olan sarışın bir hatun. Oral alanda da ihtisas sahibi. O'lum var ya, görsen hasta olursun lan! O göğüsler var ya, böyle öyle bir sallanıyor ki interkors esnasında, hipnotize olup kendinden geçmezsen bana da Cevat demesinler. Bir nipılları var, traktör sibobu gibi valla. Şimdi bu ikisini birlikte hayal edince, direkt çadır kuruyorum ben lan. Pisa kulesi gibi oluyor zekerim. Benimki biraz sola çekiyor da, o bakımdan şeyettim analojiyi. Fakat gel gör ki, bitmiyor bu a. koduğumunun işleri. Buradan Evli abime sesleniyorum; "abicim, imanım gevredi a.q. çalışmaktan, biraz rahat ettirmezsen beni kayışlar kopacak, helak olup gidicem bak ona göre, demedi deme sonra".
Bir de sitem edicem; hani hatun götürmeyle ilgili maddi bilgileri ben verecektim bu blogta? Hani sen karışmayacaktın böyle şeylere? Baktım saymışsın barları geçen. Oldu mu şimdi? Ben ne anlatıcam a.q. sen bunlara da girersen? Madem öyle, ben de yemek tarifi veriyorum a.q.
Yaz cemaat, malzemeler;
- Bir kilo tek parça halinde doğranmamış antrikot ya da bonfile tarafından dana eti.
- Domates sosu için, bulabiliyorsan 2-3 tane çanakkale tarla domates. Kafam gibi oluyor bunlar genelde. Nereden bulayım a.q. diyorsan, hazır satılan domates püresiyle bir miktar zalçayı hazır et.
- Tereyağ, pul biber, bir miktar yoğurt, bulabiliyorsan pide, bulamıyorsan herhangi bir ekmek de olur.
Yemek yapmayı bilmiyorsan öğren lan! Zevkli iştir bu. Denemeni tavsiye ederim. Hem hatunları etkilersin bak, işine yarar.
Yapılışı cemaat:
Eti buzluğa atacaksın önce. Buz tutacak et, kaskatı olacak. Donmuş eti buzluktan çıkar. Bir tane büyük ve kesin bir bıçak bul. Keskin olsun bıçağın, yoksa eti keseceğim derken nefes nefese kalırsın bak. Yek parça eti keskin bıçak marifetiyle yongalar halinde keseceğiz ince ince gözüm. Bir ağaç dalının ucunu sivrilttiğini düşün. Öyle keseceksin eti. Kestiğin parçaların büyüklüğünü kafana göre ayarla, 3-4 cm boyutlarında ve ince ince olursa daha iyi olur. Kestin mi etleri? Aferin. Şimdi yeterince büyük bir tavayı yüksek ateşin altına koy. Tava iycene kızdığında, boşalt etleri tavaya. Kızgın olacak bak tava, unutma, iycene aç altını da. Etler henüz donuk halde olduğundan acayip su salar önce. Panik olma lan! Normal birşey bu. Saldığı suları bir süre sonra da geri çeker. Suyunu çektiğinde, etin yağlılık durumuna göre bir miktar sıvı yağ ekleyebilirsin. Etleri kavurduk mu gözüm? Çok fazla kavurma ama bak. Kurumasın. Hazır mı? Aferin.
Şimdi, eğer eve attığın hatuna hava atacaksan, şu klasik, kapaklı metal sahanlardan edinmiş ol öncesinde, kayık gibi olanlardan. Hava atmaya değecek bir durum yoksa, normal tabak da kullanabilirsin. Bir başka tavada hafif kızarttığın pideyi -yoksa ekmeği- küçük dilimlere bölerek sahana diz. Üstüne etleri koy. Kapağını kapat, soğumasın.
Etleri kavurduğun tavada yüksek ateşte domates sosunu hazırla. Bildiğin domates sosu gözüm, taze domates kullanırsan daha iyi olur. Sosun akışkanlığını düzenlemek için salça ekleyebilirsin. Biraz tuz, biraz karabiber, biraz da kimyon ekle. Baharatın azlığını çokluğunu sana bırakıyorum şekerim. Şöyle bir fokurdar duruma geldiğinde sos hazırdır. Sosu, sahandaki etlerin üzerine güzelcene dök. Kapağını kapat. Soğumasın.
Aynı tavada biraz tereyağı erit. Eridiğinde üzerine pul biber serpiştir. Kızmış tereyağ biberi yiyince şöyle bir köpürür. Panik olma lan! Bu da normal bir durum. Köpükler inmeden al. Sahanın içindeki nefasetin üstüne gezdirerek dök. Kapağını kapat.
Hatuna hava atılacak versiyonunu anlatayım ben sana, ama yok abi gerek yok diyorsan, bu kısmı pas geçebilirsin.
Sahanı, kapağı kapalı bir vaziyette önceden ısıtılmış fırına ver. 2-3 dakika dursa yeter. Bu işlem, sahanın kendisini de ısıtmak için sadece. Kapağı kapatmayı unutma, kurutursun etleri yoksa.
Kafi miktarda yek parça yoğurdu ufak bir kase içinde masaya koy. Sahanın kenarlarına birkaç tane taze çeri domates diz. İstersen, bir iki tane de sivri biber tavada çevrilip eklenebilir.
Masayı düzenle. Hatunu oturt. Hazırladığın nefaseti masaya getir. Getirirken bir bezle altından tutmayı unutma, yakarsın bak kendini. Kapağı havalı bir şekilde aç. Servisi yap. Tebrikleri kabul et. Alçakgönüllüymüş gibi davran.
Aferin sana gözüm.
yurtdışında, Birleşmiş Milletler gibi bir kurumda çalıştığım zamanlarda ofisteki arkadaşlarım -ne hikmetse- hep rus'tu, tanışma, birbirimizi tartma aşaması olan ilk günlerde konu nereden geldi bilmiyorum, birden liderleri konumundaki Yuri Firsov* ile Rus Tarihi üzerine konuşmaya başladık, Rurig'ten, Aziz Vladimir'e, oradan AleXander Nevsky'ye ve Korkunç İvan'a kayınca muhabbet, Yuri birden "You know everything!" diyerek ayağa kalktı ve yandaki ofisten daha yaşlı bir rus'u, Yevgeni Shaskin'i çağırdı. (O'nunla da Ippolitov-Ivanov maceramız yaşandı sonra.) Ardından ben bunlarla acaip bir arkadaşlık kurdum, bunca sene geçti, hala yazışır, haberleşiriz.
Bu Yevgeni, St. Petersburgluydu ama karısı tatardı ve bana ısrarla türk kadınlarının güzelliğinden bahsedip dururdu. Bir gün karısının fotoğrafını gösterdi, esmer, kuru kara bir şey. "Very beautiful, isn't she?" diye de sordu. Diyemedim ki "What I adore is big boobs... A blond lady with bıngıl bıngıl big boobs" desem olmaz, resmi bana gösterip "haraşo!" dememi bekliyor, ben de İstanbul'daki milyonlarca kadından birinden farksız karısı için "so sweet" dedim. Malum, kadın milletinden "güzel" diyemediklerimiz için nezaketen şirin, sevimli gibi sıfatlar kullanırız. Bu deneyim ayrıca bana neden rus kadınlarının rusya'dan başka her yerde oldukları sorunsalına dair bir cevap niteliği taşımakta.
Gelelim Valeri'ye.
Ben uçayım geleyim abi Valeri'ye!!!
Lakin bu yazını bile benden önce okuyup az evvel telefonumu çaldıran, "Evli Adam'ın son yazdıklarından sonra sıkıyönetim ilan ettiğini, gece sokağa çıkma yasağı, gündüzleri de denetimli serbestlik uygulamasının yürürlüğe girdiğini" söyleyen Hatun kişi, bu akşamki görüşmemizde Sincan'daki tanklar gibi üzerime yürüyebilir. Olan Biz'e (bana ve Valeri'ye) olacak, eğer göbeğimi ve kel kafamı görmeyecek kadar miyopsa 1-2 saat içinde O'nu kendime hayran bırakacak bir muhabbetin ardından, benim O'na hayranlığımı ifade etmek için fırsat kollama ve kendisiyle mutlu mesut hemhal olma fırsatını kaçırıyorum sen bunları bloguna yazınca.
Hadi Valeri'yi boşver, ama bana yazık değil mi be hocam?
* Şurada Yuri'den bahsetmişim:
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2008/10/kedi-zerine.html
sevgili virgilius,
daha önce sana yazdığım bir yorumda da belirttiğim gibi, okuduğum kitaplardaki isimleri ve tarihleri sonradan hatırlayamamak gibi bir bug'ım var benim. update'lerim de çıkarılmadığından, bu sorunumu artık kabullendim. fakat her ne hikmetse anlatılan olayın, hikayenin tüm detaylarını hatırlayabiliyorum. o yüzden okuduysam bile zikrettiğin isimlerden sadece korkunç ivan hakkında bir miktar malumatım var gibi geldi, o kadar. fakat rus edebiyatı hakikaten hatunları gibi müthiş hocam. sırf mayakovski yüzünden rusça öğrenesim gelmişti gençken, sonradan başka vesilelerle bir miktar rusça öğrendim ama, o da tadını çıkararak okumaya yetecek düzeyde değil malesef.
ruslar çok ilginç insanlar. tasarımları ve mühendislikleri çok cesur, fakat işlevsellik ve estetik yönden biraz daha özenli olabilseler daha iyi olacakmış. bu kremlin sarayı dedikleri yerde, mermi çapına göre namlusu çok kısa olduğundan hiç atış yapamamış bir top ile, muhtemelen çok ağır olduğu için kalıptan çıkarılırken tepesi kopan devasa bir çanı sergiliyorlar. adamlar "öyle bir top yapalım ki" "öyle bir çan yapalım ki" diye yola çıkmışlar, tasarımlar da çok büyük ve cesur, fakat top, namlusu kısa kaldığından çalışmamış, çan da tepesi altını taşıyamayacak şekilde düşünülmüş. bunların çalışmadığı halde niye gururla sergilendiklerinin arkasındaki ruh halini de pek anlayamadım.
1800 lü yıllarda (+- 100 yıl diye düşün sen bunu, dediğim gibi tarihi hafıza nanay bende) napolyon'un "illa moskova'ya gireceğim" diye tutturması üzerine yaklaşık 200 bin (+- 50bin) fransız askeriyle kapıya dayanınca, rus generaller toplanıp şöyle bir taktik belirlemişler; biz bu herifle savaşmak yerine şehre girmesine izin verelim. tedarik yollarını kapatalım. nasıl olsa bir kış bile dayanamaz bu dangalak, basar gider. hakikaten de dedikleri gibi olmuş, napolyon ancak 2 ay (+-20 gün) gibi bir süre kalabilmiş moskova'da. diyorlar ki rusyanın iki generali var; biri ordu, diğeri kış.
moskova'nın bir de metrosu var bahsedilmeye değer. her istasyonun ayrı bir mimarisi var, hakikaten görülesi. metrodaki yürüyen merdivenler de resmen sürat yapıyor. hızını geceleri bir miktar düşürüyorlarmış alkolikler çok kaza yapıyor diye.
tasarımlar cesur demiştim ya, havaalaında toprağa bastıktan sonraki ilk yarım saat içerisinde, bacak boyu 1,5 metre (+- 10 cm) olan bir sürü hatunu görünce yüzüne ışık tutulmuş tavşan misali duralıyor insan önce bir. "at gibi" deyimini ilk kim dediyse, bulup ağzını öpesim geldi.bu bacakların üzerine hayranı olduğun iri göğüsleri, sarışını esmeri renkli gözlü kafaları koy. ilginç insanlar yani sevgili virgilius.
"yazdıkların yüzünden hemhal olma fırsatını kaçırıyorum" notuna itirazım var.sadece, iri göğüslü sarışınlara olan meylini bildiğimden, yazını da güzel bulduğumdan link verdim. tabi altındaki akla zarar uzunluktaki kadın-dolma ilişkisi üzerine yaptığımız yorumların da etkisi vardır. fakat kesinlikle bir özendirme, gel gel durumu yok.
gene sana bir yorumumda dediğim gibi, sen hatun'unu seven ve ona sadık bir adamsın. hakikaten böyle düşünüyorum. hiç sanmam ya, ola ki şeytan kulağına fısıldar, o zaman cevat sana yardımcı olur, fakat ben gelir ispiyonlarım seni hocam. demedi deme.
yazıyı da bilahere okuyacağım. fakat önce seni bu durumdan kurtarmak için sevgili hatun'una mesaj yazmak amacındayım.
yav virgilius, sen idol falan diyorsun da bırak hocam bunları, bak bu saatte ben oğlanın ateşi çıkıyor mu diye bekleşiyorum. bilahere yazıcam.
virgilius'un sevgilisi, saygıdeğer hatun hanım,
adınızı bilmediğimden dolayı size bu şekilde hitap etmek zrunda kaldım. özür dilerim. blogumu takip ettiğinizi öğrenmiş bulunuyorum. ettiğinize göre cevatın nasıl bir karakter olduğunun da gayet farkındasınızdır. adamın dilinin pervasızlığı ve terbiyesizliği karşısında bazen ben bile şaşkınlığa düşüyorum. profilinde "puştun tekidir" yazan bir karakterin kışkırtmasını fazla ciddiye almamak lazım.
diğer taraftan, ben edebimle ve normal halimle duruyorken, virgilius'un "gel beni kışkıt birader" mealindeki yorumlarını kendi blogunda görmüş olmalısınız. olayı başlatanın ben değil virgilius olduğu çok açık. bu sebepten, alacağınızı söylediğiniz tedbirlere katılıyor ve onaylıyorum.
fakat diğer taraftan, kadınları olduğu kadar erkekleri de tanıdığımı düşünerek şunu söyleyebilirim: virgilius'un bu konudan hevesle bahsediyor olması, konuyu gerçekleştirebilme potansiyeline vakıf olduğuun kendine ve umuma anlatarak konuşmaktan keyif almasından kaynaklanıyor. bir nevi erkek geyiğinden zevk alma durumu da denilebilir. konunun erkek açısından zevkli olduğu her halimizden belli oluyordur sanırım. fakat son tahlilde virgilius, sizi seven ve size sadık kalacak bir adamdır. en fazla, sıkıcı toplantılarda aklına
sık sık valeri'yi ve onun muhteşem gögüslerini getirerek bıyık altından kendi kendine gülecektir. bu sebepten, alacağınızı söylediğiniz tedbirlere katılmıyor ve onaylamıyorum.
fakat şu yukarıda bahsi geçen basit yemeği kendisine yaptırarak bir miktar eziyet (benim için zevk) edebilirsiniz. bunu hakediyor sonuçta.
saygılarımı yüksek makamınıza sunarım.
Cevat kavrulma aşamasında bir kaç diş sarımsak o etin lezzetine lezzet katıyor.
Birinci Bölüm: Hatun'dan EvliAdam'a Mesaj. (Virgülüne bile dokunmadan copy-paste yapıyorum)
sevgili evli adam,
herkeste az çok kıskançlık vardır da kontrol edebilmek lazım tabii.
benim de virgilius'la kalan zamanımı (ne kadarsa artık o zaman)
paranoyaklıkla geçirmeye niyetim yok. dolayısıyla verdiğim tepkiler
konusunda virgilius'un kendi bloğuna yazdıklarının dikkate alınması
daha doğru olur. diğer yorumları beni kışkırtmak, biraz da ortama
eğlencekatmak içindir diye tahmin ediyorum. gerçi benim için dert
değil, zaten tanınmam etmem, "aaaaaa virgilius'un hatunu ne de
kıskançmış, şirret karıııı" diyecekler gibi bir kaygım yok haliyle.
ama içiniz rahat etsin. kanmaya niyetlenirse size de kanabilir,
başkasına da. virgilius bu valeri'yle veya başka bir valeri'yle
"hemhal olmak" isterse bunun için para ödemek durumunda bile
kalmayacak bir adamdır. bir kadını birkaç saat içinde, en fazla birkaç
gün içinde elde edebilir. bakmayın siz onun göbek möbek dediğine.
valeri ya da olga ya da svetlana ya da didem, fark etmez. bunu
sevgilisi olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. (torpil geçiyor
veya onu yağlayıp ballıyor da değilim.) ama benim içim rahat. hatta
buralarda veya kendi bloğunda yazdığı sürece içim daha da rahat.
kurtulun şu işkenceden, her dakika "virgilius hatunua sadıktır" falan
yazmanıza gerek yok :)
ona yemek yaptırmak mı? dalga mı geçiyorsunuz kuzum?
sevgiler.
İkinci Bölüm:
Sanki Rusya'ya turistik gezi yapacak birine rehberlik eder gibi onca şey yazmışsın, ama ben Rusya'ya gitmek istemiyorum ki, Rusya bana gelsin hocam :) Gelsin, evet. İkişer ikişer de olur. Üç taneyi yaşım kaldırmayabilir. Benim yaşım kaldırsa bile üç tane beni kaldıramayabilir. Kalkmazsa zaten St. petersburg gelse işe yaramaz. O yüzden iki yeter. İki iyidir. Zafer işareti gibi.
Hatun'un sana yazdıklarından anlaşılacağı gibi, bloguma yazdıklarımı "ciddi"ye alıyor, ama başka yerlerde gevelemelerimi pek umursamıyor hanımefendi. Diğer bir değişle Evli Adam'la bir derdi yok ama Cevat'a sinir oluyor sanki. Ayrıca beni fazla yağlayıp pullamış, kirpiye yavrusu pamuk prenses gibi görünür derler ya, o hesap.
Nihayetinde, gecenin o vaktinde çocuğun ateşi çıktı mı diye bekleşen bir "evli adam" artık idollük mertebesine yakışmaz, senden olsa olsa "harika baba" olur. O da bana uymaz zaten.
korhan,
ben temelini verdim gözüm, varyasyonlar herkesin keyfine kalmış artık. dikkatini çekerim senin gibi kuyruk yağını bas filan yapmıyorum ben. bir miktar tereyağ koydum o kadar. sade ve basit. fakat aynı zamanda havalı. sunuma dikkat!
virgilius'un sevgili hatunu,
virgilius'u posta güvercini gibi kullanmanızdan kendisini eğittiğinizi anladım. tebrik ederim. yazımı okuyup telefon ettiğinizde telefonda adınızı görünce açmadan önce esas duruşa geçtiğini de bu durumda tahmin etmek zor değil. (virgilius, sen bun hallere düşecek adam mıydın hocam!)
karşılıklı yazışmaları olgunlukla karşıladığınız için teşekkür ederim. virgilius'un hatununa sadık bir adam olduğu her halinden belli zaten, saadece önceki yorumumda da belirttiğim gibi bu konuları konuşmaktan zevk alıyor (her erkek gibi). ben gene de, olur da yemek yersek, sonrasında olabilecekleri size rapor etme hakkımı saklı tutuyorum.
yemek yapmayı öğretebilirsiniz diyecektim ama o da sizin için aynını dedi. yemek yapmayı bilmiyormuşsunuz. bence bir adet yemek kitabı alın, hatta hediye de ederim, girin mutfağa kafanıza göre takılın. erkeğin kalbine giden yol falan diye klişe bir şey de var ama -tersi de doğru olabilir- zevkli iştir. ben söylemiş olayım da.
saygılarımı sunarım.
Cevat'ım nartanem;
Basit sunuma basit bir sarmısak. Kuyruk yağı olmaz ona,ona olmaz ama kuyruk yağıyla yağlanmış mangal da bambaşka olur.Konu yemek oldu mu daldan dala atlarım hülayn! O sarmısak konmazsa akşam gelip camını çerçeveni indiririm.
Karagülle Korhan (korhan ismi bu lakaplara uymuyor ya keşke osman falan olsaymış)
bence de iki iyidir hocam. fazlasını yiyemiyorsun zaten, nimete saygısızlık olmuş oluyor. hem benim dikkatim de dağılıyor zaten ikiden çok olunca.
demin hatun'anıma şey demeyi unuttum. "parasız bile" derken seni mi övdü beni mi yerdi tam anlayamadım. parmağa yüzüğü takınca -gerçi ben onu da takmıyorum, takı kullanmadığımdan- işler biraz farklı oluyor. parasızı b.ka sarmaya meyilli bu işlerin. sen iletir misin? nasıl olsa posta güvercini olmaya alışmışsın :)
yalnı hatun'un senin için yazdıklarını okuyunca gözlerim yaşardı senin adına. dikkat et bu hatun seni kafalayacak hocam.
son olarak, bana gönül rahatlığıyla güvenebilirsin virgilius! ketumumdur.
söylemeyi unuttum, ilk toplantıda aklına valeri'yi ve bıngıllarını getirip kendi kendine gülmemeye çalış.
korhan,
koymuyorum sarmısak falan, sen git kendi yaptığına koy! ben mangalı ikiye böldüğüm soğanları tellerine sürterek yağlamayı tercih ediyorum. o yüzden bende göbek yok, sen de var :)
Kabasın adamım! Şurada 1 haftadır ben de "evli adam" statüsüne geçtim nolur hayırlı olsun niyetine koysan sarmısağı!! (emrah kaşlar)
tebrik ederim korhan. e madem öyle bu seferlik dediğini yapayım.