Signore
2 ay önce kaydettiğim bir draft yazı vardı, Can Dündar'ın "40 yaş erkeği" yazısı üzerine. Bu yazıyı o dönemde yazmış olsaydım daha güzel olacaktı, farketmez, diyeceklerim pek değişmeyecekti gene. "Tribünlere oynuyor" diye not düşmüşüm. Can Dündar'la ta üniversite döneminde, doktorasını yapıyordu sanırım, bir kaç kez konuşmuşluğumuz, karşılaşmışlığımız var. Kalemi kötü dersem haksızlık yapmış olurum, aman aman da diyemem, kendi görüşümdür. Bir insanın kalemiyle hayatını kazanabiliyor olması takdir edilecek bir durum. Demek ki yazabiliyor, ve hatta bunun talebi var ki para kazanıyor.
Yazarlık herhalde dünyanın hem en kolay hem de en zor mesleği. Yazanına göre. Uzatmayayım. Kendisiyle ilgili şahsi hissiyatım hep "tribünlere oynuyor, kendisi olmaktansa ne olması gerektiğini anlatıyor" şeklindeydi. Ermiş misali bakışlar, bir örnek ve timsal adam sendromu. Yazdıklarıyla uyumlu bir davranış tarzı ve görünüş. Bildiğiyle, hissettiğiyle yazdığı arasında fark olan adamlardan hazzetmiyorum. Puştsan, ya da puştluğu biliyorsan, puşt gibi yaz, canımı ye. Kabul görmüş genel kural ve ahlak üzerinden hemfikir yazı yazmak dünyanın en kolay işi. Okunur mu, ben okumam. Ama tutar genelde, kelimelerle oynamakta iyiyseniz okur, hayran kitleniz büyüyüverir. CD'da bu adamlardan oldu hep. Ortada duran büyük kalabalığa yazı yazdı, kelimeleri evirip çevirme kabiliyetiyle bir tarz tutturdu, seveni çok.
Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor. Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından "Taşfırın"ına kadar böyle bu...Hele 40'ımızı geçmişsek...Hele cüzdanımızı şişirmişsek...Ve hele 40 yılı "boşa" geçirmişsek...Ne kadar dokunaklı değil mi? Sevgilisiyle, eşiyle sorun yaşamış ya da yaşamaya aday her kadının sempatisini kazanır. Sanki kırkına kadarki dönemde erkek bambaşka bir yaratıktı, parayı bulunca değişti. Parasız işsiz adama kız veriyorlar mı? Yok. Parasız adamla evlenmeyi isteyen var mı? Yok. Çıkıyor musunuz? Yok. Veriyor musunuz? Yok. Eve bakmakla yükümlü daha çok kim diye değerlendiriliyor,ya da gösteriliyor; erkek. Eee...? Doğuştan zengin değilse erkeğin çalışmaktan başka yapabileceği birşey var mı? Yok. Bu ne o zaman? Tribüne oyna, okuru kap, sana da "adama bak, aşkolsun" desinler.
Sokağın çağrısını 40'larında işiten erkeğin "kaybolan yıllar" ağıtına, "televole" özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor. Evet, "alem gezip eğleniyor". Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır "çıtırlar" fink atıyor. O ise pijaması içinde "evi bekliyor". Oysa -40'lıkların yaman teşhisiyle- "Hayat hızla geçiyor" ve "Böyle mi öleceğiz?" sorusu beyni deşiyor. Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini...Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra'larla...Demagojinin daniskasını yapmış. Bu cümlelerin "sansüre karşıyım ama" deyip "çocukların akıl sağlığı korunmalı", "zararlı! ve bölücü fikirler engellenmeli" diyen bir sansür karşıtının! mantığından pek farkı yok. Düz mantık. Genel ahlaka ve teamüle uygun. Karşı çıkması argüman ister. Süper lan!
CD, televizyonda gördüğü, herkesin görmekten artık kanıksadığı, normalmiş gibi gelen, empoze edilen, bir avuç insanın hayatını kelimelere döküvermiş. Altımızda araba, göbek içeri çekilmiş, çıtır peşinde koşuyoruz. Gazete, televizyon, medya vs her yerde çoğunluğu böyle adamlar ve kadınlar konuşuyor, yazıyor. Ağız ishali olmuş gibi laflar edip herşeyi biliveriyorlar. Sokayım hepsine.
"Sinyor" lakaplı Can Bartu ile tanışmasını yazmıştı bu abi. "Benim adım sizden dolayı Can konmuş" lafına Bartu, "evet var öyle çok" diye cevap vermiş. Dokunaklı bir yazı yazmıştı gene "ne olması gerektiği üzerine". Sanki ego sahibi bir tek sen vardın a.q.
Küçük emrahın entellektüel görünüşüyle "erdem" bastın, "olgun ve derin adam" pozları verdin, bir filmi, elindeki onca malzemeye rağmen çekmeyi beceremedin, olmamış diyene giydirdin, heryerde ders verdin, egonu şişirdin de şişirdin. Ne oldu şimdi söyle bakalım? Başka bir kadınla çekilmiş fotografları eline veriverdiler. Aynı tarzda cevaplar yetiştiriyorsun şimdi de, "özel hayatım" diyorsun, "karımdan başkasına hesap vermem" diyorsun, "sevdim" diyorsun. Hakkında yazdığın insanlar ve olaylar da öyleydi be Cancığım, herkesin herşeyin zaafını alıp kalemi batırdığını ne çabuk unuttun. Normal insanı doğal arızalarından çıkartıp "aslında olması gereken ahlakı" satman, bu saatten sonra zor artık. Yemez kimse. Zaafıyla, puştluğuyla adam gibi yazıp kalem oynatsaydın kimse gitmezdi senin üstüne bu kadar. Nedir, başka bir kadını sevdin görüştün öpüştün. Çok normal, de, senin yazılar kaldı milletin elinde müsvedde gibi. Ondan kızıyorlar sana. Ne diyordun, ne yaptın.
Neymiş, yiyemeyeceğin y.rrağın altına yatmayacakmışsın. Read more...
