Signore
2 ay önce kaydettiğim bir draft yazı vardı, Can Dündar'ın "40 yaş erkeği" yazısı üzerine. Bu yazıyı o dönemde yazmış olsaydım daha güzel olacaktı, farketmez, diyeceklerim pek değişmeyecekti gene. "Tribünlere oynuyor" diye not düşmüşüm. Can Dündar'la ta üniversite döneminde, doktorasını yapıyordu sanırım, bir kaç kez konuşmuşluğumuz, karşılaşmışlığımız var. Kalemi kötü dersem haksızlık yapmış olurum, aman aman da diyemem, kendi görüşümdür. Bir insanın kalemiyle hayatını kazanabiliyor olması takdir edilecek bir durum. Demek ki yazabiliyor, ve hatta bunun talebi var ki para kazanıyor.
Yazarlık herhalde dünyanın hem en kolay hem de en zor mesleği. Yazanına göre. Uzatmayayım. Kendisiyle ilgili şahsi hissiyatım hep "tribünlere oynuyor, kendisi olmaktansa ne olması gerektiğini anlatıyor" şeklindeydi. Ermiş misali bakışlar, bir örnek ve timsal adam sendromu. Yazdıklarıyla uyumlu bir davranış tarzı ve görünüş. Bildiğiyle, hissettiğiyle yazdığı arasında fark olan adamlardan hazzetmiyorum. Puştsan, ya da puştluğu biliyorsan, puşt gibi yaz, canımı ye. Kabul görmüş genel kural ve ahlak üzerinden hemfikir yazı yazmak dünyanın en kolay işi. Okunur mu, ben okumam. Ama tutar genelde, kelimelerle oynamakta iyiyseniz okur, hayran kitleniz büyüyüverir. CD'da bu adamlardan oldu hep. Ortada duran büyük kalabalığa yazı yazdı, kelimeleri evirip çevirme kabiliyetiyle bir tarz tutturdu, seveni çok.
Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor. Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından "Taşfırın"ına kadar böyle bu...Hele 40'ımızı geçmişsek...Hele cüzdanımızı şişirmişsek...Ve hele 40 yılı "boşa" geçirmişsek...Ne kadar dokunaklı değil mi? Sevgilisiyle, eşiyle sorun yaşamış ya da yaşamaya aday her kadının sempatisini kazanır. Sanki kırkına kadarki dönemde erkek bambaşka bir yaratıktı, parayı bulunca değişti. Parasız işsiz adama kız veriyorlar mı? Yok. Parasız adamla evlenmeyi isteyen var mı? Yok. Çıkıyor musunuz? Yok. Veriyor musunuz? Yok. Eve bakmakla yükümlü daha çok kim diye değerlendiriliyor,ya da gösteriliyor; erkek. Eee...? Doğuştan zengin değilse erkeğin çalışmaktan başka yapabileceği birşey var mı? Yok. Bu ne o zaman? Tribüne oyna, okuru kap, sana da "adama bak, aşkolsun" desinler.
Sokağın çağrısını 40'larında işiten erkeğin "kaybolan yıllar" ağıtına, "televole" özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor. Evet, "alem gezip eğleniyor". Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır "çıtırlar" fink atıyor. O ise pijaması içinde "evi bekliyor". Oysa -40'lıkların yaman teşhisiyle- "Hayat hızla geçiyor" ve "Böyle mi öleceğiz?" sorusu beyni deşiyor. Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini...Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra'larla...Demagojinin daniskasını yapmış. Bu cümlelerin "sansüre karşıyım ama" deyip "çocukların akıl sağlığı korunmalı", "zararlı! ve bölücü fikirler engellenmeli" diyen bir sansür karşıtının! mantığından pek farkı yok. Düz mantık. Genel ahlaka ve teamüle uygun. Karşı çıkması argüman ister. Süper lan!
CD, televizyonda gördüğü, herkesin görmekten artık kanıksadığı, normalmiş gibi gelen, empoze edilen, bir avuç insanın hayatını kelimelere döküvermiş. Altımızda araba, göbek içeri çekilmiş, çıtır peşinde koşuyoruz. Gazete, televizyon, medya vs her yerde çoğunluğu böyle adamlar ve kadınlar konuşuyor, yazıyor. Ağız ishali olmuş gibi laflar edip herşeyi biliveriyorlar. Sokayım hepsine.
"Sinyor" lakaplı Can Bartu ile tanışmasını yazmıştı bu abi. "Benim adım sizden dolayı Can konmuş" lafına Bartu, "evet var öyle çok" diye cevap vermiş. Dokunaklı bir yazı yazmıştı gene "ne olması gerektiği üzerine". Sanki ego sahibi bir tek sen vardın a.q.
Küçük emrahın entellektüel görünüşüyle "erdem" bastın, "olgun ve derin adam" pozları verdin, bir filmi, elindeki onca malzemeye rağmen çekmeyi beceremedin, olmamış diyene giydirdin, heryerde ders verdin, egonu şişirdin de şişirdin. Ne oldu şimdi söyle bakalım? Başka bir kadınla çekilmiş fotografları eline veriverdiler. Aynı tarzda cevaplar yetiştiriyorsun şimdi de, "özel hayatım" diyorsun, "karımdan başkasına hesap vermem" diyorsun, "sevdim" diyorsun. Hakkında yazdığın insanlar ve olaylar da öyleydi be Cancığım, herkesin herşeyin zaafını alıp kalemi batırdığını ne çabuk unuttun. Normal insanı doğal arızalarından çıkartıp "aslında olması gereken ahlakı" satman, bu saatten sonra zor artık. Yemez kimse. Zaafıyla, puştluğuyla adam gibi yazıp kalem oynatsaydın kimse gitmezdi senin üstüne bu kadar. Nedir, başka bir kadını sevdin görüştün öpüştün. Çok normal, de, senin yazılar kaldı milletin elinde müsvedde gibi. Ondan kızıyorlar sana. Ne diyordun, ne yaptın.
Neymiş, yiyemeyeceğin y.rrağın altına yatmayacakmışsın.
enteresansin vesselam bu adami bagrina basacaksin diye ummustum, ne de olsa senden biri, belkide senden cesaret almistir. Cok merak ediyorum sizin yani cinsinin evlenmekteki gercek amaciniz nedir? Neden evlenmeden evvel dolu dizgin yasamaz da evlendikten sonra cosarsiniz? Amaciniz birlikte oldugunuz kadini kadin oldugu icin cezalandirmak mi?
45 yasinda bir kadin.
ey kadınlar,
hepiniz cehennemliksiniz, boşuna dinler de ikinci sınıf insan olarak değerlendirilmiyorsunuz. işinize geldimi erkeklere tonlarca laf söylersiniz ama biraz sizinle ilgilenen, sizin hoşunuza giden şeyler yapanı gördünüzmü her haltı yemekten çekinmezsiniz. evli erkekler en azından açık seçik gerekirse parasıyla yapıyor. siz kadınlar ise bunları yapmıyorsunuz ama size azıcık kur yapan birini görseniz evdeki kocayı,cocuğu yuvayı vs. unutur çeker gideersiniz. erkekler en azından size ve eve saygısından yapacağını yapar sonra kös kös geri döner soğuk karısının buz gibi kollarına. Ey kadınlar ne yaparsanız yapın, nekadar uğraşırsanız uğraşın erkekleri ele geçiremezsiniz. modern dünyanın medyasını ele geçirmiş erkekleri istediğiniz şekle sokmak için kıçınızı yırtıyorsunuz. ama olmayacak, olamayacak. Evlenirsiniz, yada erkek arkadaş bulursunuz, sonra onu istediğiniz şekle sokmak için yırtınırsınız. bir bakarsınız o şekle soktuğunuz erkek artık baştaki sevdiğiniz adam değildir bırakır gidersiniz sizi sevdiğini söyleyip yatağa atmaya çalışan başka birine. Aslında en güzeli harbiden 2-3 hatta 4 karı almak, sebebide onlar birbirinin gözünü oyarken erkekde rahat eder.
Yazı güzel, haklı da. Ama şimdi bir Cd ye bakıyoruz, bir sana bakıyorum. Sonra kafama şu soru takılıyor: karısına açıklayamadığı -fiziksel- aldatmasını, o niye burda ballandırarak anlatırken kendine benzeyen bu adamı yere göğe çarpıyor?
CD, halka oynuyor, golünü atıyor, maaşını kapıyor. Karısına oynuyor, hayatını geçiriyor. Sevgili ortamına adeta zemin hazırlıyor. Çünkü, bayılır bazı kızlar edebiyatçı abilere. Öte yandan da, içindeki ''aslanı'' ortaya koyup sevgili buluyor, yiyişiyor.
Sen, -kendi anlatımınla- işyerinde evlendikten sonra olmaz manifestosu veriyorsun. Hadi bu ironi olsun. Karının gözünde, işte ev haliniz nasılsa, uygun bir adamı temsil ederken, babalığını güzelce oynarken, sonra o çocukların hakkını, öğrenmesini düşünmezken... Evdekine de oynayıp alttan götürüyorsun.
A be evlicim, soruyorum: Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Yanlışsam söyle. Hatta üsteki üyenin erkek versiyonu ile bitirmek istiyorum yorumumu: Hepiniz aynı bokun lacivertlerisiniz. Nolmuş yani.
Şimdi üstüne alan erkeklerde atlayacaktır ama, gerçekten şunu çok merak ediyorum. Ciddi de bir cevap bekliyorum. Yanlışım varsa bir düzeltelim. Seninkine biz burda cıkcıklıyoruz; o adam medyatik ona medyada sövüyoruz.
Ha, bu CD yi savunduğum anlamına gelmez. Yerin dibine batsın tabii ki.
bakın sayın bayanlar şuna kafanız dank etmiyor. evli yada sevgilisi olan adam kendi keyfinden aldatmıyor kardeşim. siz kadınlar yüzünden başka kadınlarla birlikte olmayı tercih ediyor.ama bu tercihini de yaparken eğer bir aile sorumluluğu varsa onu ihmal etmeden yapıyor. eğer aile sorumluluğu yoksa ozamanda defolup gidiyor ama hiçbir zaman param var yaşamadıklarımı yaşıyayım, yada ahhh 40ına geldim mermi bitmeden 3-5 tane daha dölleyeyim diye yapmıyor. çevremde ve kendimde bu işi yapan kimi gördüysem hep aynı sebepten, kadınların yaşatııkları yüzünden bunu yapıyorlar. şimdi karşıma geçipde sizde şunu yapıyorsunuz o yüzden biz böyle davranıyoruz falan demeyin. kadınsanız kadınlığınızı bilip erkeklerle yarışmaya kalkmasanız herşey güllük gülistanlık olurdu sizin içinde bizim içinde.
Can Dündar'la bu evliyi nasıl aynı kefeye koyarsınız?!!
biri aldatmayı artık içselleştirmiş, duyguları olmadan sadece fiziksel zevk ve keyif ve ihtiyaç amacıyla yaparken diğer tarafta bir adamın bir kadına hissettikleri var, sevgisi var, aşk ı var..
kim kime garanti verebilir ki, ömrünün sonuna dek sadece ona aşık olarak kalabileceğine..kim garanti verebilir evlendiği için bir daha hiçkimseye aşık olmayıp sevmeyeceğine..
İnsanız netice de, evli bile olsan bi gün bir başkasına aşık olabilir onu sevebilirsin.."ben birini sevdim, bunun hesabını da karıma verdim" diyo..karısının yapması gereken şu anda o sevgiye saygı duyup evliliği bitirmek.
başka bloglarda da görüyorum herkes cd yi yerden yere vuruyor. Adam sevmiş yahu. "ben birini sevdim!" bu cümle nasıl dikkatinizden kaçıyor da onu 40 ına gelmiş, karı kız peşinde koşan, her gece bir macera yaşamaya çalışan zampara heriflerle bir tutuyorsunuz.
Atladıgınız ufacık bir detay var arada..SEVGİ.
Lilith, naaptın sen?
Tamam ben de blog sahibine gıcığım ama haksızlık etme, Can Dündar bu evliden yüz kat beter bir mahluk. Bu olay çıkmadan önce de sevmezdim. Erkeğin en uğursuzu bu "kadın çiçektir, kadın böcektir, oh öyle saygılıyım ki" modelleridir. Ters köşeye yatmayın yaa, uyanın uyanın.. Bir kere kadını (güya kadının kendini görmek isteyeceği) bir pozisyona konumlandırmaya çalışan erkek en tehlikelisi ve en uzak durulası erkektir. "O erkekler kii size güzel ama içi boş sözler ederler, kaçasınız hatun kişiler.." Der feminizmin kutsal kitabı.. :)
Ahmet Altan filan da bu modeldir. Iyy iğrenç lan..
Can Dündar'ın, kendi ilişkisini göklere çıkarıp; "Benimki günü birlik bir ilişki değil, ben bu kadını seviyorum," demesine koptum. Ha, bir tek seninki aşk meşk ilişkisi, daha önce yerdiğin, kırmızı arabalı şişkin cüzdanlı abiler tokuş peşinde. Oldu, gözlerim doldu. Geçiniz bunları geçiniz. Bari bir bok yedin, arkasında dur be adam! Sevgiymiş, peeeh!
Bbars'a da katılıyorum, kadınların dırdırı ıvırı zıvırı boku püsürü yüzünden oluyor bunların çoğu. Hepsi demiyorum ama çoğu. İyi de, o zaman evlenmeyin kardeşim demekle de olmuyor bu iş ayrıca. Adam seninle senet mi yapacak nikahtan önce, aldatmayacağım diye? Başta süper harika bir paket halinde geliyorsun adamın önüne, yıllar geçtikçe yaldızların dökülüyor, plastiğe dönüşüyorsun, hala pırlantayım diye kakalamaya çalışıyorsun kendini adama. Diyelim ki pırlantasın, dışarıda o pırlantaların dır dır etmeyeni, hesap sormayanı da bulunuyor.
Çalışmayan kadınların durumu daha da acıklı. Parayı adam kazanıyor, sen onun kazandığı parayla yaşıyorsun, temizlikmiş, çocuk yetiştirmeymiş, geçiniz efendim oraları. Günde on saat iş yerinde bütün laga lugayı çeken o, eşşşekler gibi çalışan o, bir de eve dönünce senin tırı vırını mı çekecek? Madem bu kadar muzdaripsin evliliğinden, boşan gitsin. O da yemiyor değil mi? Eee, ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin o zaman.
Son olarak, kadınların da kendilerini kandırdığını düşünüyorum. Yirmi yıldır evlisin, hala çoook aşıksın kocana! Haaa, tabii. Eminim. Sevgiymiş aşkmış, bir gidin ya! Bu tip kadınların çoğu, kocalarının toplum içindeki yerine, cüzdanının şişkinliğine, hafta sonları gidilen kokteylere, brunchlara aşık. Yalan mı?
Borsalino, naptın sen böyle. Afedersin sktin attın ortalığı.Yapmayın böyle gözünüzü seveyim 2 postalık yazıyı çöp ettin. Oldu mu ya şimdi.
@45 Yasinda Bir Kadın
Niye bağrıma basmadığımı yazıda açıkça ifade ettiğimi düşünüyorum. Evlendikten sonra coşmak diye birşey yok, erkek öncesinde neyse sonrasında da pek farklı değil mantalite olarak. Bu "coşma" durumunu ,sizin tabirinizle, hızlandıran ya da geciktiren etkenler var elbette evlilikte. Evlilik öncesinde kırılan ceviz sayısının çokluğu bu "coşma" durumunu tek başına değiştirmez.
Neden evleniyoruza cevap vermiyeyim yazarak anlatmayı tercih ederim, "şu yüzden" diye vereceğim bir cevabım da yok zaten felsefe yapmadan."Bir bilen" değilim, görüşümü yazıyorum.
@Bbars
Sakin ol birader, cehennemlik etme şimdi hepsini külliyen. "Şekle sokmak" en büyüz marazı hatunların, çoğu şey bunun etrafında dallanıp budaklanıyor, nasıl algılandığını bilseler gene de yaparlar mı? Yaparlar gibime geliyor.
@Lilith
Çok naifsin be Lilith, hani yazdıklarına yorumlarına bakıyorum da, böyle görmeye devam edersen herşeyi çok yara alırsın sen. Hayatı değiştirmek zor, kendi bakışını değiştir, azıcık kaldır kalkanlarını, gözünü aç. Yorumuna kötü bir karşılık olarak algılama bunu, naçizane 'abi' nasihati diye kabul et. Haddim değil, söylemeden edemedim.
@Talisman
Bak Ahmet Altan'ını da anmıştım, vazgeçtim sonra olay sıcak, fazla kişiyi bulaştırmayayım diye. Yalnız bu herifin babasını seviyorum ben, tam fırlama, oğullarını pek sevemedim.
Erkeğin uğurlusunu bir tarif etsen ya bana azıcık sıkıştırsam seni, hep eleştir hep eleştir, bir de alternatif model getir lütfen, bakalım uygulanabilirliğine.
Bir de rica edeceğim o kitabı, üstüne bir add on yazayım, eksik kalır yoksa :)
Gıcık mı ? Tanısan sen de seversin beni :)
Hımm tuzak soru biliyorum ama deneyelim alternatif model oluşturmayı.
Bence erkeğin uğurlusu dürüst olanıdır. Çok klişe di mi? Kim ne kadar dürüst çok tartışılır. Ama bence bir denge olmalıdır. Yani nasıl anlatsam, erkek hem saygınlık, sevgi, onaylanma vb isteyip hem de aldatıyorsa uğursuzdur. Hem eşinin sevgisini, hem diğer kadınların bedenini, aynı anda insanların onayını, huzuru istiyorsa "zızzt erenköy" çekilmeyi de hakeder. Uğurlu erkek seçmesini bilen erkektir.
Peyami Safa' nın süper bir cümlesi var "Yalnızız" da.
"İnsan ya inandığı değerlere uygun yaşamalıdır ya da düşkünlüğünü kabul etmelidir. En kötüsü ikisine birden sahip çıkan mürailiktir." gibi birşey.
Bu pek alternatif model olmadı ama. Dayadın gene kutsal ahlakı, düşkünlüğün arızanın zaafların güzelliğini normalliğini pas geçtin.
Talisman, fena olmayan bir dengeyi tutturabildiğimi düşünüyorum. Eşimle aram iyi, yemeğe çıkıyor, gülüyor, konuşuyor, eğleniyor, arada bir de sevişiyoruz. Hatta bu işlerden mevzu açıldığı zaman ben düşüncemi söylüyorum, erkek budur diyorum, anlıyor, "yaparsan boşarım seni" demeyi de ihmal etmiyor ama. Nefsimi fıtratımı skimi görmezden gelsem ben sinire kesiyorum, ondan beklesem ona yazık, huzursuz olursun, işine yansır evine yansır. Falan.
Başka kadınlarla duygusal ilişkiye de pek girmem, büyük konuşmayayım ama kolay sevip hoşlanabilecek bir adam değilim, en temizi bu hatunlarla takılıp fazlalığımı atıyorum. Sonuç, ben huysuz olmuyorum, eşimle normal düzenimiz devam ediyor, bu evdeki huzura yansıyor, o işe yansıyor.
Al sana denge. Var mı alternatifin? Paso 31 çek diyebilirsin mesela, o zaman başka şeyler konuşuruz.
Yahu bu peyami safa cok sıkıcı adam bak, ortaokulda özet çıkarttırmışlardı zorla, unuttum kitabın adını, keriman mı neriman mı bir karakter vardı, içim bayılmıştı bitirene kadar. Başka bir kitabına elimi sürmedim sonra. Okuma böyle adamları. Hayatı düşkünlükler yönlendiriyor.
Ohoooo Peyami Safa' nın enn zayıf kitabı, eğitimin anlamsızca dayadığı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" nu okumuşun daha da konuşuyosun. :) Peyami Safa iyidir hatta senden sexist olmasın sexisttir de baya. Ortak bir yerlerde buluşabilirsiniz.
Diğer söylediklerine gelince alternatif olarak aklıma eşinin de cinselliği senin kadar sevmesi için yüreklendirme geliyor aklıma. Anladığım kadarıyla hiç denememişsin bile. Halbuki o da kendini aşabilir.
Başka da bilemem. Herkesin yaşam biçimi kendine elbet. Ama sonuçta sevdiğin birini incitecek birşey yapıp duruyorsun. Vicdansızlık olduğu açık. Ahlakı cartı curtu boşver a.q. Yani şöyle düşün mesela eşinin cinselliğe ihtiyacı olmadığını deyip duruyorsun ya, mesela sevgiye ilgiye ihtiyacı olsa, senden göremese başkasında tatmin etse, ama düzeninizi de sürdürse ok misin?
Haksızlık bu. Sadece yapabildiğin için yapıyorsun işte.
Bu arada evet paso 31 çek, olmaz mı? Madem vücudun, fıtratın emrediyor, çek 31 ini rahatla. Bi sinirin gevşesin. Bal gibi de daha fazla zevk için yapıyorsun işte. Fıtratının önlenemez çekimi ile değil.
Bu arada ya hastalık kaparsan ne olacak? Anlamayabilirsin de. Taşıyıcı olabilirsin. Biliyorsundur, prezervatif de bazı hastalıklardan korumuyor. En basitinden herpes olabilirsin çok rahat. Ya hastalığı eşine geçirirsen?
Nerden biliosunuz sevgi olmadıgını aralarındakinin!? yakın arkadaşınız mı?
ama benim eski prodüktörümün kankası kendisi..detayları bilmemekle beraber adamın sevgisinden şüphem yok.
onun dışında evlilik hakkındaki yazılanlara genel olarak ben de katılmaktayım.
Şu nokta hariç: adam evdeki kadının yüzünden aldatıyor vs.. gibi şeyler yazılmış..bu sebepten olanlar da vardır muhakkak ki.
Ama böle bir genelleme asla yapamayız. İlişkiler karşılıklı olarak da tükenebilir, adamın kadınla ilgili sorunları varsa, kadının da adamla ilgili memnuniyetsizlikleri olabilir. Yani kadının görevi adamın sürekli gönlünü hoş edip onu eve baglamaya çalışmak değildir. Kadına böle bir misyon yükleyen, bölesine faşizan bir görüş içinde olan erkekler varsa çok yazıkkk..Güçlü bi kadınla beraber olun ve böle birşey ima edin de bakın bakalım noluyo..siktr git diye kapıyı gösterir emin olun..
Bu tabiiki kadının ekonomik özgürlüğünü elde etmiş olmasına, tek başına kendi ayakları üzerinde duruyor ve erkeğe bu anlamda hiçbir ihtiyacı olmamasına kadar gider..Her kadın bu şartlara sahip değil, dolayısıyla erkeklerin o ezici tavrına maruz kalıyolar, bu ztn toplumumuzda yaşanan ve bilinen bir sorun..
Bu kadınlar belki bitiremiyolar evliliklerini birçok sebepten. Ama sanmayın ki kocalarına olan aşkından..o kadın da bıkmış ve sıkılmış olabilir, aslında onun da içinden yeni va başka şeyler yaşamak geçiyor olabilir..ha yapamıyodur o ayrı..
yani eğer bir evlilikte aldatma varsa bunun tek sorumlusu kadın asla değildir. Emin olun ki o kadınlar da çevre baskısı, kim ne der endişesi, maddi herhangi bir sorunu vs.. olmasa onlar da ruhunuz duymadan sizi aldatabilir, ya da tek celsede boşayabilir. Dolayısıyla kadının bu çaresizliğini kendi lehinize çevirerek bunu koz olarak kullanmak yakışmıyor erkeğe, yapmayın bunu.
ayrıca da ahmet altan a bayılıyorum, can dündar'ı da severim..okuyup yazan, eğitimli, aydın ve modern bir sürü kadın da onlara bayılıyor, kıskanmalayım ltf:D
Ya bu arada haddimi aşmış da olabilirim ben yaa. Özür valla..
Talisman;
sen niye hoşlanmıyosun onlardan?:)..gayet doğal ve samimiler..bence öle boş edebiyatla kadınların gözlerini boyamaya çalışanlardan olduklarını pek düşünmüorum..
zevkler değişir tabii ki..
Yahu sen konuyu dağıtıp her seferinde bana getiriyorsun be Talisman, kişiye indirgiyorsun. Postada ne yazıldığına da fazla takılmaksızın beni eleştirmeye odaklısın. Bak Bbars, Borsalino başka şeyler söyledi, pas geçip bana dönüyorsun. Madem yapacaksın bari kendi evliliğimle ilgili söylediğim şeyler üstünden yap. Alternatif söyle diyorum dürüstlük diyorsun.
Eşimle ilgili yazdığım tek şey "ben daha çok istiyorum" dan ibaret olduğu halde rahibe yaptın çıktın, ki alakası yok. Şimdi de sevgi istese ilgi istese moduna geçtin. Ne alakası var yahu bununla.
Tamam 31 çekelim, yapıyoruz zaten part time, evli olupta yapmamış bir adam bul bana madalya takacağım ona. Kocanın, sevgilinin seni bırakıp 31'e bağlaması içine sinecekse, çözüm diyorsan tamam a.q.
Fatih Harbiye idi bu arada kitabın adı
Perhizci Adsız
Neye ciddi bir cevap bekliyorsunuz? Cevabı verdiğimi zannediyorum yazıda.
Valla Can DÜNDAR yüzünden kafam yeteri kadar "öpüldüğü" için, bu yazıya sonuna kadar katılıyorum. Adam hep tribüne oynadı savaşta ne yaptın baba diye bir kitabı var ki evlere şenlik. Tribüne oynanır da bu kadar oynanmaz. Tamam karşısındır, kabul ediyorum ama olmaz ki böyle de yapılmaz ki!:... Haydi onu geçtim, ben hep şunu söylerim, eğer birisi bir şeyi ne kadar göze sokuyor ise, o kadar o şey ile iç içedir. Can DÜNDAR da tam bu kalıp bir adam işte.