Fa diyez

Hanımefendi komşum. Balkonlarımız karşılıklı sayılır, bir nevi balkondan balkona muhabbetimiz var. Bazen de bahçede ayaküstü iki çift laf ederiz. 3-4 cümleyi geçmez bu kısa sohbetlerimiz.

- Bugün nasılsınız efendim?
- Sağolun evladım. Yaşıyoruz.
- Torunlar her haftasonu sizde, ne güzel.
- Yalnız bırakmıyorlar beni.

Gülümsüyor bunları söylerken.

Yağmurun zembereğinden boşalmış gibi yağdığı geçen gece gene karşılaştık. Saat gece yarısını geçmiş.

- Ne güzel değil mi?
- Rahmet yağıyor.

Ahmak ıslatanı sevmiyorum. Normal yağarsa da sevmiyorum. İçim kararıyor sıklıkla. Güneş çocuğuyum. Ama bu yağan, maestrosunun deli gibi ellerini kaldırıp indirdiği bir senfoni gibi. Muhteşem. 2 saniye içinde burnunuzun ucundan ve kulaklarınızdan şıpır şıpır sular damlıyor. Damlaların düşerken havada oluşturduğu çizgileri bile görmek mümkün, izli mermi gibi sanki. Senfoniye kendimizi kaptırıyoruz hanımefendiyle.

Müzikle ilgilendim bir dönem, bir enstrüman çalmaya çalıştım. Farkettim ki iyi enstrüman çalmak uzun emek istiyor, hem de çok fazla. Üstelik "artık iyi çalıyorum, öğrendim" dediğiniz anda bırakırsanız gerilemeye başlarsınız, bastığınız sesler iyi çıkmamaya başlar, giderek körelirsiniz. Emek vermeye devam etmeniz lazım. Devam edemedim, şimdi sadece iyi bir dinleyici olmaya çalışıyorum.

Yağmur yavaşladı. Arındık. Yaşadığımızı hissettik. Yaşıyoruz. Çok şükür...


Hanımefendi bir süre önce eşini kaybetti. Çok sormadım, kanserden ölmüş anladığım kadarıyla. Kuru fakat içten bir başsağlığı diledik. Sıklıkla birlikte yürüyüşe çıktıklarını görürdüm. Hanımefendide bir hırka, ya da ince bir şal, mevsimine göre, beybabada topuzu figürlü bir baston. İhtiyacı yok aslında, yanında taşıyor sadece. Sakin, huzurlu, dingin insanlar. Belki görüp geçirdikleri, sindirdikleri için öyleler, belki de yapıları öyle olduğu için. Bilemiyorum.


Bu ihtiyar çiftin her görüşümde bende uyandırdığı en yoğun his "huzur". Emek harcanarak elde edilmiş bir huzur. Belki bazen alttan alarak, bazen sineye çekerek, bazen empati yaparak, bazen kavga ederek, bazen sevişerek, bazen konuşarak. İlla ki emek harcayarak.

Evlenmeden önceki benle şu anki ben arasında dağlar kadar fark var. Törpülendim. Sabırlı olmayı öğrendim. Kolay sinirlenmemeyi öğrendim. Sinirlendiğimde sesimin tonunu kulağımın duyması gerektiğini öğrendim. Eşim zıvanadan çıkmışsa sesimi çıkarmamayı, alttan almayı öğrendim. O benim huylarımı kaptı biraz, ben de onunkileri. Emek verdik birlikte yaşamayı öğrenmek için.

İşsiz kaldığım dönemler oldu ya da yeterli para kazanamadığım. Eşim baktı bize. Tersi de oldu. İyi kötü, yuvarlandık gittik. Ödenecek faturalar varken, çocuğun okul taksitleri dururken, telaşımızdan bazen ölerek yaşarken, birlikte yaşamayı, huzurlu yaşamayı becerebilmek çok kolay değil. Emek vereceksiniz. Her emeğin karşılığı olur mu, olmayabilir. Bu da dünyanın sonu değildir. Yapacak birşey yok.

Seks, benim evliliğimde hep biraz yarım kaldı, eksik kaldı. Bu çoklukla benden, biraz eşimden, biraz evliliğin getirdiği şu veya bu şartlardan oldu. Evlenmeden önce birlikte yaşarken de 3 aşağı 5 yukarı aynıydı. Biraz da bilerek evlendim. Eşim bana ayak uyduramadı, ben onu zorlamak istemedim. Ama seviyorum eşimi. Bu başka birşey.

Bu cümleleri "eşini suçluyor" diye okumayın. Bazen olmayınca "olabilemiyor". "Olsa bile" erkeğin etçilliği bile tek başına bir sebebtir. Geçerli bir sebeb.

Eksikliğini hissettiğim seksi nasıl karşıladığımı yazıyorum zaten, daha da yazacağım var. Doğru mu, ahlaki mi tartışmasını ben kendi içimde geçtim. Bu yazıdaki amacım da bunu tartışmak değil zaten.

Evlilikten, bırakın evliliği, hayattan beklentimi çok sormuşumdur kendime. Verdiğim cevaplar dönem dönem değişir gibi oldu, birşey eklendi, birşey çıktı. Ama "huzur" kısmı hiç değişmedi. Bundan sonra da artık değişmez sanırım.

Çalışalım, tamam... Para kazanalım, başarılı olalım, fırlamalık yapalım, tamam. İçelim, böğürerek kusalım, tamam. Bir enstrümanı güzel çalalım, zamparalık yapalım, tamam. Yağan yağmura gözümüzü dikip çok şükür diyelim, tamam. Eşşek şakası yapalım dostumuza.

Tamam.

Hayat, benim için, komşum hanımefendinin yüzünden okuduğum şey; bir parça huzur. Temiz basılmış bir fa diyez gibi. Emek verilmiş.

Gerisi, lafügüzaf

Gadno Kopele  – (9 Eylül 2009 20:34)  

çok güzel dostum. al benden de o kadar derim.

Adsız –   – (10 Eylül 2009 01:56)  

Harika, içten ve cesur kelimeler. Fante tadı var mısralarında. Yakında okuyanların daha çok olacaktır temennisiyle..

Adsız –   – (10 Eylül 2009 02:10)  

Vuuuuuuuuuuuvv. Vıuuuuuvv .... Dunyaa donuyooor sen ne dersen de ....

NoktasizvirguL  – (10 Eylül 2009 09:16)  

Garip işte, çok garip. Sen yaşlılara bakıp huzuru görüyorsun, hayatının geleceğinde kesinlikle huzur olmasını istiyorsun, ben ufak çocuklara bakıp, doğallıklarını, iyiliklerini saflıklarını görüp, keşke bir kardeşim/yiğenim olsa diyorum.

Kendi acını seçmekte özgürsün.

Talisman  – (10 Eylül 2009 10:34)  

Seninki, namaz kılmayan, oruç tutmayan, nefsini hiç bir şekilde terbiye edememiş birinin kendini bunları yapan biri ile aynı kefeye koyup cennete gideceğine kesin inanmasına benzemiş. :)

TC  – (10 Eylül 2009 12:04)  

seninle çok benzeşiyoruz evli adam... ama senin içindeki cevat henüz bende vücut bulamadı...

evli adam  – (10 Eylül 2009 13:06)  

@Kopele
Nick ilginç.

@Adsız
Fante ha. Eyvallah. Ask the dust'ı listeye koyduk uzun zaman önce. çıkmaz ayın son çarşambası okuyacağım kısmetse.

@Vuv adsız
Çok içme gözüm.

@Noktasız virgül
Bak o dediğinde olur, çocuk dediğin başlı başına bir hayat iksiri. Acıyı seçmiyoruz, tersini seçiyoruz.

evli adam  – (10 Eylül 2009 13:10)  

@ Talisman

Cennette zamparaları ayrı bir yere koyuyorlarmış. Ekstra huri veriyorlarmış bir de. "Ben kullarımı keyif alsınlar diye gönderiyorum, bu dingiller acı çekmekten hoşlanıyor, beni bir tek bu adamlar anladı" diyormuş cosmos baba. Yerim garanti anlayacağın. Ekstra hurileri rotasyona sokacak mı yalnız bilemiyorum henüz. Gidince soracağım.

evli adam  – (10 Eylül 2009 13:13)  

Çıkmayan candan ümit kesilmez TC biraderim. Henüz demişsin zaten. Ümit var demek ki. Her sabah senden önce dikilir zaten cevat, "meraba" de, gerisi gelir, sözünü dinle.

cevat  – (10 Eylül 2009 13:45)  

@TC

Ne demek vücud bulamadım.İstanbul'a gelecek olursan önceden haber et gözüm, bi kıyak yaparız sana. Karar senin :)

Talisman  – (10 Eylül 2009 14:52)  

Sen dalga geç.
Anladın bence demek istediğimi.

TC  – (10 Eylül 2009 17:54)  

Aralık başı Galatasaray-Panathinaikos maçı için Istanbul'dayım Cevat. Bi yol yordam gösterirsin belki ben gelmeden önce :) Gerçi bundan önce epey yazdın ama....

cevat  – (10 Eylül 2009 19:38)  

Ben de aynı maçta olacağım muhtemelen. Maçtan sonra çifte kutlama yaparız. Sen "he" de yeterki

elde var 1 :)

evli adam  – (10 Eylül 2009 19:42)  

Valla sen de yazıyı anladın bence Talisman.

JoA  – (10 Eylül 2009 22:55)  

kendi çabam bir yana, hıdrellez'de bile kağıda huzur yazıp gül ağacına bağladım. da... zor bulunuyor meret yahu. kolay gelsin.

Adsız –   – (11 Eylül 2009 16:50)  

ana Cevat abi gassaraylıymış. ne diyosun abi şampiyon olacakmıyız bu sene?

cevat  – (11 Eylül 2009 17:13)  

lan cemaat yazıya bak yoruma gel a.q.

51% şampiyonuz. Denizli bizi şampiyon yap.

Bana bunlarla gelmeyin.

5 Posta  – (12 Eylül 2009 01:26)  

Evlenesim geldi bu postandan sonra.

Adsız –   – (12 Eylül 2009 02:10)  

Huzur .. Kelımesı bıle ıcımı rahatlatıyor..bu yazı ıcımı burktu benım.

evli adam  – (12 Eylül 2009 03:19)  

Fenasi,

Çerçeveletip asarım bak bunu.Aleyhine de kullanabilirim.

saygılar

Adsız –   – (12 Eylül 2009 22:20)  

Eşşek hoşaftan ne anlar.

evli adam  – (13 Eylül 2009 00:36)  

Son adsız
Ne idüğü kime söylendiği belli olmayan yorumlardan pek hoşlanmıyorum. Varsa bir düşünceniz fikriniz daha net olunuz lütfen.

Adsız –   – (13 Eylül 2009 19:54)  

cevat abi dediğin gibi denizli bizi şampiyon yapacak galiba

S  – (13 Eylül 2009 20:18)  

yok huzur diye bir sey. o kadin da huzurlu degil. ya da ben her seye dair inancimi kaybettim. bilemedim simdi..

cevat  – (14 Eylül 2009 00:49)  

@Feyk engıl
Ben çok gelip gittim gençkene var yok diye diye. Var var merak etme. Bencileyin öyle. teyk it isi. Koy göte rahvan gitsin be yahu. Nedir yani.


@adsız
2009 kuş avlama sezonunu açtık gözüm. Bana bunlarla gelmeyin. Bu son olsun.

Adsız –   – (14 Eylül 2009 18:20)  

Sana bunlarla gelmem. :)))) Ne idüğü belirsiz bir yorum değil o, blogun sahibi kimse ona söylenmiş, durumu okuyan kişinin aklında beliren laftır. Yani, sana yansıdığı haliyle benim yorumumdur, bir atasözüdür. Atasözleri durumları özetlemek için birebirdir bana göre. Bu duruma da cuk uydu. Muhattap da... Tabii ki yaşlı teyze değil. :)
Bence şimdi anlaşıldı.

evli adam  – (14 Eylül 2009 22:04)  

Şöyle desene yahu sevgili Adsız. Size de hiç laf söylemeye gelmiyor valla, hemen alınıyorsunuz. Atasözleri konusunda çok haklısın ama her duruma uyan sözler de var. Ne yapacağız o zaman? 'Dünya kadar malım olacağına fındık kadar .mım olsun" diye de var atasözü. Söyleyeni hatun, söyleteni erkekler. Fıtratı da katmak lazım, sadece atasözleriyle olmuyor gibi.

saygılar

Adsız –   – (15 Eylül 2009 02:39)  

Yazan: Erkek Değilim ve Evli'ye katılıyorum

Evli Adam,
Huzur kesinlikle karşındaki ile sadece cinsel bir şeyler paylaşmakla olmuyor zaten. Farazi olarak: Eşinden başkasını gözün görmeseydi o zaman da huzurlu olurdun tabi. Ancak cinselliği bir şekilde dışarıda aradıktan sonra "yok efendim vazgeçtim ben evimin erkeği olayım en iyisi" deseydin zaten eşinle birbirinize girerdiniz (bence)... Çünkü senelerdir oturmuş bir düzen vardır ikinizin arasında. Sen iki konuyu birbirinden ayrı tutman gerektiğini kendine iyi bir şekilde anlatmışsın. Bu noktadan sonra da kimsenin sana "yok nasıl eşini aldatırsın" gibi tabirlerde bulunmaması gerekir.

Yazına tek katılmadığım nokta "erkeğin etçiliğinden..." dediğin kısmı oldu. Sanırım erkek olduğunuz için kadınların bu tip durumları çok da iyi idare edebileceği gerçeğini unutuyorsunuz. Etçillikten değil bu.. Tamamen kişinin kendisi ile ilgili olan bir şey.Kadın erkek fark etmiyor.
Evinde huzurun olması ve eve gittiğin zaman o güne dair her şeyi geride bırakabilmen asıl güzel olan kısım.

evli adam  – (15 Eylül 2009 17:22)  

İki konuyu birbirinden ayırma bana has bir durum değil, erkeklerin doğasında var. O başka bu başka bize göre, beyinde değmiyorlar bile birbirlerine. Sırf bu yüzden, eğer arayış seks ise bu aldatmaya girmez erkek kafasında. Zamparalık yapmıştır, felekten gün çalmıştır.

Etçil olmayan erkek ben tanımıyorum, olacağına da çok ihtimal vermiyorum.

Neyi idare etmekten bahsediyorsun aç biraz lütfen.

Adsız –   – (17 Eylül 2009 02:23)  

Yazan: Erkek Değilim ve Evli'ye katılıyorum

İlk başta şunu söylemeliyim ki ben de etçil olmayan erkek tanımıyorum.(Ha bana sorsanız iki tip erkek vardır: gögüsçü ya da kıçcı. İkisi de etcildir zaten) Kadınların idare etmesinden kastım ise onların da karşıdaki sevgili/eş gibi etçil olabileceğidir.

Biz sanılanın aksine sadece duygusal düşünce ile hareket eden insanlar değiliz (Kadınları kastediyorum). Öyle olduğunu savunan kadınlara da "peki işe gittiğinizde kadınlar tuvaletinde yaptığınız muhabbet nedir kuzum?" diye de sorarım. Sorular gelişebilir.)

İdare etmekten kastım ise: Aynen sizin gibi güzel bir ilişkiyi ya da evliliği anlık seksten ayıran bir çok kadın var. Siz nasıl cinsellikte tek eşli kalamıyorsanız biz de karşıdaki erkeğe bağlı olarak kalamıyoruz. (Buradaki kıstas adamın "beer can" kalınlığında ya da uzunluğunda penisi olması falan değildir.)

Bu konuda kadınlardaki tek fark evlilik/birliktelik ile seksin ayrı olduğunu kendilerine söylemelerine rağmen eğer ikinci kez aynı adamla yatıyorlarsa ortaya çıkıyor. Hele 3-4 diye devam ediyorsa tamamen b.ka sarıyor kadın beyni...

Tabi bu söylediklerim parayla birlikte olmak değil. Tanışarak one night stand yaşama ile ilgili.

Düşüncelerinize karşı çıktığımı da sanmayın bir çok evli ya da boşanmış/boşanmak üzere olan erkek tanı(dım)yorum ve sizin burada anlattıklarınız bana çok da garip gelmiyor. Kadınlar sadece bu tip bir durumu kaldıramıyorlar o kadar. Bu durumu garip karşılayan kadınlar da zaten tabiri caizse-ki biraz abes kaçacak ama- erkek başkasıyla yatarken "ayakta mikilenler" oluyor.

Bana göre her iki taraf için de anlaşılabilir bir durum. Avrupa'da çok daha ileri olarak open relationship (açık ilişki) yaşayan ve gayet mutlu olan insanlar var.

Konudan saptım. Kapatıyorum.

evli adam  – (17 Eylül 2009 14:49)  

Evliyken "sadece ve sadece seks için" başka adamlarla birlikte olan kadın sayısı düşüktür diye tahmin ediyorum, bir kaç ilk elden bildiğim örneğim olsa da, üzerinde kati konuşabileceğim kadar değil.

Mesela buraya yorum yazmayıp mail atan bir kadın okur, nemfoman olduğunu, kocasından gizli başka erkeklere takıldığını yazdı, duygusal takılmayıp arzularını gideriyormuş. Kaç kadın böyle, azdır sanırım.

Beer can aramıyoruz dediğinize göre sizinki öncelikle "duygusal sebebler" desek yanlış olmaz herhalde, ne dersin?

Sormayı unuttum, evli miydiniz siz?

Adsız –   – (7 Ekim 2009 09:00)  

size aşığım ben evli bey...
htn..

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP