the Oksana

- Hatun iyi diyorsun yani?
- İyi dedik ya be kardeşim.
- Eminsin?
- Son üç aydır sadece bu hatuna takılıyorum diyeyim sana.
- İyi peki, ücret?
- 2 saatine 250 € ister bu hatun.
- Oha! Kim kimi sikiyor peki?
- İstersen ötekilerden dene. Seçim sana kalmış Evli!
- Ulan bak memnun kalmazsam, gelir ensende boza pişiririm!

...

Benim, kadınlarla aram hep iyi oldu. İyi oldu derken, reddedildiğim durumlar da vaki elbette. Hele, erkekliğe yeni adım attığım dönemler tam bir faciaydı. Güzel bulduğum kızlara aniden ve süratle aşık oluyor, daha da hızlı bir süratte, yüz bulamıyordum. Öyle ki, yüz bulursam nasıl karşılık vereceğim konusuna hiç kafa yormadım. Tabii bunda, yaşımdan hızlı giden boyumu dolduramayıp, geçici bir süre garip bir görünüşe bürünmüş olmamın ve yatılı okulun üstüme yapıştırdığı zibidi-serseri karışımı duruşun da etkisi vardı.

Sonraları bu durum değişti. Her yaz gittiğimiz tatilde bir "alamancı" kız, gece kumsalda beni öyle bir muameleye tabi tuttu ki, ben, neye uğradığımı şaşırdım. O güne kadar teoride kalan bilgilerimin pratiğini de birlikte yaptık. Daha çok o yaptı, ben, doğaçlama yeteneğimin yüksek olduğunun farkına vardım. Döndüğümde kendimi "lady killer" gibi hissediyordum. Sonrasında, gene yüz bulamadığım durumlar olsa da, bunun sıklığı zaman geçtikçe azaldı. Yaşımdan hızlı giden boyumu doldurdum, elim ayağım düzeldi. Üstüne, bir miktar karizma ekledim, bir miktar da laf edebilme yeteneği. O dönemler, genç, yakışıklı, potansiyel karizmatik bir erkek olarak maymun olduğum durumlar olsa da, üstüme alınmadım. Takıldığım, asıldığım, yüz bulduğum, bulamadığım her kadından birşeyler öğrendim. Bu kısım uzayacak. Burada keseyim. Falan...

Aynı anda iki sevgilim olmadı hiç ama, bir sevgilim varken kırdığım cevizleri toplasam, bir torbayı doldururum herhalde. Kadınları çok sevsem de, bugüne kadar iki kez aşık oldum. İkincisiyle evliyim. Evlenmeden önceki son bir sene, benim ömrü hayatımda en aktif olduğum dönemdi. Yok, o dönemki sevgilim, şimdiki karımla değil sadece. Tanıdığım, aklıma takılan hatunları ziyaret ettim, hal hatır sordum. Yenilerini tanıdım, hal hatır sordum. O dönemde, karımla ayrı şehirlerde yaşıyor olmanın avantajını epey kullandım.

Evlendikten sonra, eşimden başka bir kadınla birlikte olmamayı düşündüm. Buna da uydum uzun bir süre. Arada, evli olduğumu bildiği halde kuyruk sallayanlara kılıç çekmek istesem de, çekmedim. Kaçamak yapmadım. Canım çekmediğinden değil, yapmamayı seçtiğimden. Yaklaşık 5 sene kadar.
...

- Otel tavsiyen var mı?
- Ben, bizim garsoniyere atıyorum hatunları, keyfine göre seç işte bildik otellerden birini. Ucubik bir yer de olmasın, hatun biraz havalı, gelmeyebilir.
- Sorun çıkmasın?
- Birşey olmaz, merak etme. Sen hatuna oda numaranı söyle sadece.

Aşağı yukarı bu minvalde dönen bir konuşma. Ben, henüz bu işlere fiilen hiç bulaşmamışım. Konuştuğum adamsa, üniversite yıllarından tanıdığım, katmerli bir zampara.

Maçka parkının tam karşısında, önceden birkaç kez kaldığım butik bir otelden yer ayırttım. Abartısız, fakat rahat bir yer. Odanın duvarında büyük, hakikaten büyük aynalar var, tavandan yere kadar. Randevulaştığım hatun, ortalama fiyatlar 100$ civarında iken neredeyse iki katı para isteyen, ama çok övülen, Oksana nam bir rus kızı. Ben de hayatımda ilk kez, para vererek seks satın alacağım.

Akşamüstü erken sayılabilecek bir saatte, otelin kapısından girdim. Odaya çıkıp, üzerimdeki takım elbiseden kurtuldum. Rus kızının gelmesine bir saat vardı daha. Duş aldım. Yanımda getirdiğim kıyafeti geçirdim üstüme, viski bardağını yarısına kadar doldurup, üzerine su ekledim. Koltuğa kaykılarak oturup, beklemeye başladım.

Kapıyı açtığımda gördüğüm hatun, beklediğimden daha sade ama daha şık, her halinden işini iyi yaptığı belli olan, ama bu profesyonelliğini yumuşak gülüşüyle örtmeyi becerebilen, yaratılıştan torpilli bir kadındı.

- merhaba, ben Oksana
- Evli!

Tokalaştık.

Boynunda sahte mi değil mi anlayamadığım inci bir kolye,  hafiften duyduğum coco kokusu, iş kadını tarzındaki eteğinin üstünden belli olan abartısız ama güzel kalçaları, zarif ayakkabısı, siyah çorapları ve elinde çantasıyla önümden süzülüp diğer koltuğa oturdu.

- Birşey içer misin?
- Ben çok içmem, ama sana eşlik ederim.
- Viski?
- Olur. Bol buz koyar mısın?

Buz yoktu, oda servisinden istedim.

- Arkadaşın, sana özel ilgi göstermemi söyledi bana.


Türkçesi düzgün. Oksana'yı dışarıda görsem, süzerim uzun uzun, para karşılığı hizmet veren bir kadın olduğunu tahmin etmek zor. Giydikleri, konuşmaları, davranışları çok dozunda. Abartısı yok. Ama kadınsılık akıyor üstünden. Ücretini, üzerine biraz daha koyarak uzattım. Havadan sudan bahsettik.

Oturduğum koltuğu aynanın karşısına sürükledi Oksana, boynumla yüzüm arasında bir yerden, eğilerek öptü, yüzü aynaya dönük halde, dans etmeye başladı. Aynadan gözlerimi buldu. İşveyle güldü. Elimde içki bardağı, üstündekileri yavaş yavaş çıkarışını izledim. Sadece ayakkabısı ve iç çamaşırıyla kaldığında, üstü de tamamen çıplakken, benimle ilgilenmeye başladı. O iki saat, sadece koltuk ve ayna karşısında vakit geçirdik. Yatağı kullanmadık. Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.

- Hoşuna gitti mi?

Koltukta çıplak, arkama yaslanmış, edep yerimde bir havlu varken, kafa salladım. Kız, iyiydi. Numara yaptığı yerler olduysa da, bunu bana farkettirmeyecek kadar iyiydi.

- Tanıştığıma çok memnun oldum Evli.
- Ben de Oksana.
- Görüşmek istersen, başka kız arkadaşlarım da var.
- Bakalım.

Oksana'yı ve efradını, beş ya da altı kez daha gördüm sonra. Onun üstünden tanıdığım her kız, güzeldi.

Duş aldım. Giyindim. Koltuğa tekrar oturmadan önce, bardağın yarısını doldurdum.
Su, eklemedim.

Korhan Korman  – (19 Şubat 2010 19:04)  

Herkesin anı anlayışı farklı tabi :)

Korhan Korman  – (19 Şubat 2010 19:08)  

Bir de sevgili üstadım.Sitenin arayüzünü mü değiştirdin ben mi yaşlandım? Okumakta baya zorlandım.

JoA  – (19 Şubat 2010 20:45)  

sayfa çok daha iyi olmuş. bu anıya hatun gözüyle bakınca olmuyor yahu. iyisi mi kaçayım:)

Talisman  – (19 Şubat 2010 21:15)  

İnşallah karın seni aldatır. Ve çoook zevk alır. Yalebbim amin.

Adsız –   – (19 Şubat 2010 22:35)  

ter, sperm ve goz yasi...

evli adam  – (19 Şubat 2010 22:36)  

boynum da altımda kalsın?

Adsız –   – (20 Şubat 2010 01:01)  

Sana bişey olmasın, sadece karın da başkalarıyla çok memnun kalacagı iliskiler yaşasın, ama üzülme bi anlamı yok onların. Talisman

evli adam  – (20 Şubat 2010 01:19)  

sen gene eski moda döndün talisman.

Adsız –   – (20 Şubat 2010 01:34)  

Yazdıklarının cilasını kaldırdıgında, özünde karısına yalan söyleyen, güvenini kötüye kullanan bir insansın evli. Ne bekliyorsun ki?

evli adam  – (20 Şubat 2010 01:39)  

adsızlarla ilgili söylediklerime bir bakın. sonra gene görüşelim.

Adsız –   – (20 Şubat 2010 02:11)  

Of benim be adımı yazmayı unutmuşum. Talisman

evli adam  – (20 Şubat 2010 02:16)  

öyle desene kız.

o zaman şöyle;
sen gene eski moda döndün talisman.

aayla  – (20 Şubat 2010 08:17)  

"Yazdıklarının cilasını kaldırdıgında, özünde karısına yalan söyleyen, güvenini kötüye kullanan bir insansın evli. Ne bekliyorsun ki?"

Buna kesinlikle katılıyorum. Ama malesefki (yine genelleme) erkekler böyle. dün henüz 1 yıllık evli bir arkadaşımla görüştük ve eşinle 2. sevişmeden sonra yeni bir ten ihtiyacı duyuyorsun dedi. Kaba tabirle erkeklerin alayı böyle sanırım. Evlide öyle bir erkek işte bana göre. Eşimi ve evimi seviyorum sorumluluklarımı yerine getiriyorum diye düşünüyorlar sanırım. Ama kadınlar yapmamalı diyede düşünüyorlar.

Bu arada okurken gözümde canlandı herşey. Eksik yerleride ben tamamladım. :)

Akasya  – (20 Şubat 2010 10:38)  

her şeyin bi nedeni var. yapılan şey hoşumuza gitmemiş olsa bile, kimseyi yargılama hakkına da sahip değiliz.

ilişkilerdeki aldatmaları okudukça, güvensizliğim artıyo. benim için zor olan daha da zorlaşıyo; sadece söylemek istedim.

sarya  – (20 Şubat 2010 18:18)  

Hayatta anlayamadığım çok şey var. Sanalda ise anlayamadığım tek şey, biri sizinle samimice yaşadıklarını paylaşıyor, beğenirsiniz okursunuz beğenmezsiniz gidersiniz. Bu, bu kadar basittir. Yaşadıklarından dolayı birisini yargılama hakkını kendinizde nasıl bulursunuz. Bu ne cürettir!...
Çok kızgınım evli tutma beni herkesi dövesim var :)

Babamın çapkınlık hikayelerini de çokdinlerdim. ( tabi bu kadar açık değil :) )
Babam, kendi halinde bir memur olduğu için genelde 3. sınıf pavyon kadınlarıyla yetinmek zorunda kalırdı. Hiçbir zaman böyle kalite kadınlarla beraber olamadı. Yazık ya babacıma :)

aayla  – (20 Şubat 2010 21:29)  

hep aynı yargılama hakkına sahip değiliz hikayesi. bu yargılama değil birnin yazıp paylaştığı bir konu hakkında görüş bildirmedir.

Talisman  – (20 Şubat 2010 22:25)  

Hehe Sarya, Evli kendini koruyabilir yaa, bu ne kraldan çok kralcılıktır böyle.
Ayrıca elim değmişken seni de yargılayayım, sende biraz Stockholm Sendromu mu var? Sen ne demek istediğimi çözerken ben Evli ye az daha giydireyim.
Ha bu arada lütfen yorumlarımı yargılama yaa, bu ne cüret böyle?

Talisman  – (20 Şubat 2010 22:28)  

Evlicim,
Senin savunmaların şöyle birşey düşündürüyor bana:
Ağ.ca blog açmış, cinayetini zevkle anlatıyor yorumlarda katil denince de ' e ama siz de hep aynı yerdesiniz, ben burda farklı birşeyden bahsediyoruum' diye sızlanıyor. Komik değil mi?
Yani alakasız bir yazına aldatma ile ilgili yorum yapmış değilim ki. Neden sana ayna tutman rahatsız ediyor seni?

H  – (21 Şubat 2010 01:25)  

Öf! yorumlar sıkıcı olmuş. Post ise senin geleneğine uymuş evli. Lakin beni sıktı. Duygu, espri, samimiyet ya da objektif değerlendirme adına bir şey bulamadım. Neyse.
Evli biri olarak bir saptama yapabilirim ve belki size yardımcı olabilir. 10 yıldır evli biri olarak; evliliğimin 1., 3., 5.,8. ve 10. yıllarında sadakat tanımım ve eşimin sadakatinden beklentilerim değişti. Örnek verirsek:
-Başkasına aşık olabilir, gönlünü nasıl suçlarım.
-Kimseye aşık olamaz benden başkasıyla yatamaz. Yaparsa boşanırım.
-Hayatta boşanmam, sürünsün köpek!
-Boşanırım ama kıçındaki dona kadar alırım, ödesin yılların bedelini.
-Düzenli bir ilişki olmadığı aşk/sevgi olmadığı sürece tek gecelik ilişkilerde sorun yok. Egosunu besliyor, daha istekli geliyor, daha iyi sevişiyor :P
Not: Örneklerle yılları eşleştirmeye çalışmayın.

sarya  – (21 Şubat 2010 12:10)  

Haklısın talisman. Bendeki cürete bak işte. bi daha olmaz.

Sen daha bi haklısın sanki H. Sabah sabah düşündümde her şey ne sıkıcı. offffffff.

sarya  – (21 Şubat 2010 12:12)  

Düşündüm de (umarım 'de' yi doğru ayırmışımdır) Sende haklısın Aylacım.

sarya  – (21 Şubat 2010 12:19)  

Talisman güne böylesine sıkıcı başlamışken beni çok güldürdün. Stockholm sendromu ha :))

Rahl –   – (27 Mayıs 2010 03:22)  

Cat fight... Lakin erken bitmiş,Talisman'ı 5 postadan tanırım,o beni tanımaz:D,hep böyle lanet olası bir mantığı vardır,sağlamdır,net bir şekilde ortaya koyar çarpıklığı,yine yapıyor;
"Evli bir adam,yediği haltları süslendirerek anlatıyor,evli/bekar baylar bayanlar bunu beğeniyor,takip ediyor,nasıl olur da bunca insan böyle bir ahlaksızlığa suç ortağı olur..." Büyük ihtimal Talisman'da aldatılmayla ilgili kuyruk acısı da var gel gör ki Evli "ben nerdeyim sen nerdesin..."noktasında,işte ben evlinin olduğu noktadan DA bakanlar grubundayım

Adsız –   – (11 Eylül 2010 12:55)  

Evli kardeşim kalem kulanmaktaki bu becerinin yarısı kadar yetenekliysen yatakta da beline kuvvet :) gerisi boş
ha bu arada şu oksana arkadaşla tanışmanın bir yolunu yazıverde bizde mutlu olalım azıcık

evli adam  – (11 Eylül 2010 23:00)  

oksana evlenip evinin kadını oldu diye biliyorum. şansını kaybettin yani. mutlu olmak için kısa bir aksaray turu yapabilirsin istiyorsan. ramazan bitti, kızlar dönmüştür memleketlerinden. övgüye teşekkür de, en azından böyle şeyleri adsız yazmasanız daha iyi. millet kendi kendime yorum yapıyorum sanabilir.

Adsız –   – (13 Kasım 2010 02:17)  

iflah olmaz bir empati hastası olduğum için talisman'ın çıkışını anlayabiliyorum sanırım. aldatılmanın ne kadar yıkıcı, ne kadar üzücü bir olgu olduğunu unutacak kadar nasır bağlamış değilim.

duruma bu duygusal bakış açısıyla yaklaşılınca maalesef 'kuyruk acısı var ehe hehe..' seviyesizliğiyle süslü 'off ne kadar da sıkıcı ve gelenekçisin..' argumanlarıyla karşılaşılıyor. halbuki durduğum yer gelenekçilikten uzak ve gayet basit: şu el birazcık vicdana götürülsün ve dürüstçe cevap verilsin istiyorum 'aynısı benim başıma gelse ne hissederdim?'. bakın 'ne yapardım?' demiyorum, sadece 'ne hissederdim?' sorusunu sormanızı rica ediyorum. alışkanlıkların ve geleneklerin dürtmesi ya da sizi yuvaya dönmeye mecbur bırakacak bir çocuk, benim ilgi alanıma girmiyor.

'birkaç yıl evli kalsan sen de anlarsın, daha çok toysun.' açıklaması da beni yeteri kadar beslemiyor. ya da 'ego bu yolla beslenmiş oluyor, daha istekli geliyor.' gibi aldatmanın 'yan etkileri' durumu daha katlanılabilir kılmıyor bence. senin egon beslendi ama bu evlilikteki tek ego sahibi insan sen misin? eşinin egosuna ne olacak? onun sana olan inancı, güveni; kendine olan inancı ve güveniyle beraber bir kör kuyuyu boylamayacak mı? iki tarafında arada bir tek gecelik ilişkiler yaşayıp gözlerinin içine baka baka yalan söyledikleri yahutta umursamadıkları bir ilişki (evlilik demiyorum) ne kadar büyük bir zaman kaybı, ne kadar büyük bir ziyan.

yüreğimi kanattınız sevgili evli adam, eşiniz için gerçekten 'tüm samimiyetimle' üzüldüm.

----hatunun biri----

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP