haftanın sevişmesi #2


Yaklaş.

Sağ elinin işaret parmağının dışıyla hatunun yüzüne dokun. Sürekli bir dokunma olacak bu. Parmağı kaldırmak yok. Şakaktan başla. Parmağını kaydırarak, yumuşak dokunacaksın. Kedi sever gibi. Dudakların üst ve alt kenarları hassastır. Dokunur dokunmaz arası dokunursan huylandırabilirsin. Yapma. Maksat huylandırmak değil, sulandırmak. Yüzünde, dudak kenarlarında, kulakların altında yeterince vakit geçirdiysen çeneden aşağı in, boyunda da gezdir o parmağı. Hatunun boynu güzel. Bakıyor musun hatunun yüz ifadesine. İzle onu. Gözlerine bak. Nefesini takip et.

Çıkık köprücük kemikleriyle boyun arasındaki boşluğu görüyor musun? Öpmeye oradan başla. Senin tarzını bilemem. Ben, tek tek ve yumuşak başlarım öpmeye. Arada bir şiddeti daha yüksek, emer-öper arası öpüş iyi gider. Hatunda olsun bir gözün. Ona göre ayarla öpüşlerini. Omuz başından kulak arkasına kadar olan bölge favorimdir benim başlangıçta. Severim.

İki elinin işaret parmağı marifetiyle, askılıklarını indiriver geceliğin. Gögüsler biraz küçük gibi sanki. Olsun, küçüğü de büyüğü de makbuldur bunların. Yeter ki, kul yapımı olmasın. Elleri yapıştır duvara; sağ elin hatunun sol elini, sol elin de sağ elini tutsun. Can yakmak yok daha. O birazdan.

Yapış dudaklara. Acele etme, sakin. Kedi sever gibi. Şiddeti birazdan uygulayacağız. Elli kere söyletme bana. Hatunu yeterince hazırlamadan şaplağı basarsan,  tokadı yiyebilirsin gözüm. Demedi deme. Yapıştın mı dudaklara? Öpüşmek dediğin, dilleri değdirmeden, alt üst dudakları emmeden, çekiştirmeden olmaz. French kiss diyor gavur. Öğren. Tükrüğün karışsın dili emerken. Hem, dil emmek zevklidir gözüm.

Tuttuğun elleri duvarda kaydırarak hatunun başının üstünde birleştir. Gergin olsun kolları biraz. Sonra, her iki elini tek elinle tepede tut. Diğer elin, her zaman boşta kalsın gözüm. O boş el çok işe yarar; şaplak vurur, tokat atar, saçları geriye çeker, ağzı kapatır, başı bastırır, bızırla oynar, meme sıkar...

Hatunun ellerini bırakmadan az geriye çekil. İzle. Kızarmış mı? Nefes? Gözler? Aferin sana.

Benim çok seksi bulduğum şeyler var: Bir tanesi yüzde çil. Diğeri gamzeler; yüzde de olur, belde de olur. Bir de benler. Benli hatunları severim; kiminin yüzünde olur, kiminin göğsünde, kiminin kukusunda. Gördüğüm zaman illa dokunurum, öperim. Bir de, etek sıyırmak, don sıyırmak hoş. Çıkartmaktansa, sıyırmak daha keyifli geliyor bana.

Bunların üçünü de aynı anda yapacaksın; hatunun ellerini yukarıda tek elle kenetledin duvara, kolları gergin olsun, biraz can acıtılabilir gererken. Mübahtır. Göğüsler emilmede, boşta kalan elin, hatunun kasıklarında ve kukusunda geziniyor. Göğüs uçlarından ısırıklar al. Korkak alıştırma ağzını. Memelerin alt kenarlarını uzun uzun emmeyi de pas geçme. Tepkiyi ölçerek git, ona göre ayarla şiddetini. Boşta kalan elinle hatunu okşamayı bırakmadan, dudaklara yapış gene. Şiddeti artsın öpüşlerinin.  Em dilini. Em. Em. Güzel değil mi? Demiştim sana.

Elleri bırakmadan biraz geriye çekil gene. Hatuna bak. Gözlerinin içine. Bekle biraz. Bekle, bekle. Eğer azdırmayı becerdiysen, hatun sabırsızlandığını belli edecektir. Elleme sabırsızlansın. İyidir. Yeterince beklersen, sabırlı olursan, semeresini alırsın. "Ne yapayım sana"? Bir sor bakalım. Belki coşkun cevaplar verir. Hatunların bir kısmı pek utangaç gözüküyor ya, yalan o!

Hazır mı hatun? Aferin sana.

Hatunu direkt yatağa götür. Yeterince geniş kanepe de olur. Yüzükoyun yatıracaksın boylu boyunca. Vücudunu sana dönmesine izin verme. Bir elin, hatunun kafasını bastırsın yatağa. Öbür elinle, geceliğin eteklerini aralayıp donunu sıyıracaksın. Çıkartmak yok tamamen. Dizlere kadar sıyırsan yeter. Kalsın orada. Kuku arkadan ne güzel görünüyor değil mi. Haklısın. Sev biraz kukuyu parmaklarınla. Baş ve işaret parmaklarını kullan. Aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya. Çok hoyrat olma. Çok yumuşak da olma. Elin  korkak alışmasın.

İlk giriş, önemlidir gözüm. En zevklisidir. Ben bazen yavaş girerim, bazen biraz hızlı. Hatunun kollarını ileriye doğru uzat. Bacaklarını ayır bacaklarını kullanarak. Görüntü harika değil mi? Hazır mısın?

Gir.

Yavaşşş. Hissettire hissettire gireceksin ama. İlk girişte biraz can yakmazsan, günah yazarlar sana. Bağırsın biraz. Debelenirse, fazla aldırma. Alışacak birazdan. Girdin mi sonuna kadar? Aferin sana. Çekme geriye kendini hemen. Bekle. Bekle. Bekle. Alışsın hatun. Hissetsin. Vücudunun üst kısmını, hatunun sırtına bastır. Biraz ezebilirsin. Fazla abartma. Ağırlığını hissetsin yeter. Kolları tutmaya devam ediyor musun ellerinle? Sakın bırakma! Bacaklarınla bacakları, ellerinle kolları tut. Hareket edemesinler.

Gidiş gelişlerin ritmini sana bırakıyorum. Hatuna göre ayarla. Sert ve kesik kesik mi girip çıkacaksın, yoksa ağırlığınla ezerken yumuşak mı hareket edeceksin, sana kalmış. Ben olsam, yumuşak yaparken bile arada bir sert vururum. Bağırtmak da zevklidir. Söyledim mi daha önce?

Hatunun içinden hiç çıkmadan ters döneceğiz şimdi gözüm. Hazır mısın? Hatunun belinden kavradığın gibi döndür kendini. Sen altta, o üstte. Zamazingo kukuda. Boylu  boyunca uzanıyor hatun üstünde. Bu pozisyonun en önemli kısmı, açıyı, duruşu iyi ayarlamaktır. Ayarlayabilirsen, harika bir pozisyondur. Tüm kontrolü sana verir, birazdan anlayacaksın. İster hızlanırsın, ister yavaşlarsın, ister bızırı seversin, ister memeleri sıkıştırırsın, ister hatunun ağzını kapatırsın. Kukudan çıkmadan, ufak düzeltmelerle hatunu tam yerleştir üstüne. Tamam mı, oldu mu? Aferin sana. Hatunun ileri geri gitmesine izin ver biraz. Ama sırtını senin göğsünden ayırmasına asla izin verme. Gerekiyorsa, bastır zorla kendine. Hareketleriniz ahenkli olsun.Yumuşak dalgaların üstündeki bir kayık gibi düşün hatunu. İleri, geri. İleri, geri. Sakin.

İki elin de boşta. Dilediğin yeri sıkıştırırsın. Memeleri iki elle arkadan avuçlasak mı biraz. Uçlarını, böyle iki parmağın arasına alıp biraz ezsek mi ya da. Ya da, tek elinle her iki memeyi de severken, diğer elle kukuyu mu yoklasak. Hepsini yapalım bence. Az hızlanıp, şiddeti de arttıralım artık.

Yalnız, hızlanmaya başlamadan önce, hatunun bacaklarını bacaklarınla yatağa yapıştıracaksın. Bacaklarının dizden aşşağı kısmını, hatunun ayak bileklerinin üstünden geçir. Yapıştır onları yatağa. Kaçmak isterse kaçamasın. Pozisyon değiştirmek isterse değiştiremesin. Anladın mı pozisyonu gözüm?

Aferin sana.

Tavanda bir ayna olsaydı da izleseydik hatunun halini. Ellerin ne güne duruyor? Çevir hatunun yüzünü yarım kendine doğru. İster dilini em, ister elinle ağzını sıkıştır. Bana sorarsan da, hatunu nefessiz bırakana kadar dudağını dudağından, dilini dilinden ayırma derim. Bir el daha var boşta, onu ne yapacağız? Serbest takılsın o el. Canın  nereyi çekerse, orayı seversin.

Hatunu takip etmeyi ihmal etme. Ondan hemen sonra -ya da aynı anda-  sen de geleceksin gözüm. Ben, prensip olarak faz farkıyla hatundan sonra gelmeyi tercih ediyorum. Niye? Hatun kişinin o kasılmalarını, kızarmalarını, gözlerini kapatmasını, ağzını açmasını seviyorum izlemeyi de ondan. Hatunun geleceği anı tahmin etmen lazım. Kendini de kontrol etmeyi unutma. Duruma göre ritm tut, yavaşla, hızlan, bızır sev, meme sıkıştır. Kontrol sende gözüm.

Gelmek üzere mi? Aferin sana. Görüyor musun o ağız nasıl aralanıyor. Sakın bacaklarını kurtarmasına izin verme. Verme. Sakın! At bir eli kukuya, kapat ağzını da diğer elinle yarım. İzle. İzle. Çok güzel değil mi? Nefis.

Sen de gel artık. Ben senin yerinde olsam, pozisyonu hiç bozmadan hatunun içine gelirim. Pozisyonun gidişatı buna daha uygun. Yalnız zamanlamanı iyi ayarla. Bazı hatunlar rahat ettikten sonra elleşmeye pek devam etmek istemez. Arayı uzatma çok. Geliyor musun sen de?

Aferin sana.

Kalsın hatun üstünde öylece. Sakinleyene kadar. Nefesler normal seyrine insin. Kalp sesi duyulmasın. Sarıl hatuna. Terler birbirine karıştı değil mi. Tuzlu tuzlu. Güzel işte ulan.

...
Bahar geldi, güneş çıktı, hormonlar tavan yaptı. Haydi bakalım, sevgilileri, eşleri, fuckbuddyleri sevelim, memnun edelim.

Beline kuvvet gözüm.

Read more...

aşk meşk , eskiden...

- Ben aşık oldum!

 ...

İlk ne zaman ve kime aşık olduğumu hatırlamaya çalıştığımda, gözümün önüne gelen kızların yüzleri birbirine karışıyor. İlkokul 2'den başlayarak, okuduğum sınıflardaki kızların hemen hemen hepsine sırayla aşık oldum. Bazılarına "köpekler gibi" aşık olduğumdan son derece emindiysem de, bu haleti ruhiye, ancak bir sonraki afete aniden ve hızla aşık olmama kadar devam edebiliyordu. Tabii, kızların bu afetliğini çocuk gözüyle değerlendirmek lazım; göğüsler ve popolar hepsinde tahta, nesine afet diyeceğiz. Gene de, "afet" olanları vardı. İki afet arasındaki ortalama süre de, takriba üç ay kadarmış. Bu süreyi, hatırlayabildiğim kızların isimlerini bir listeye yazıp, bulduğum alt toplamı geçen süreye bölerek buldum. Nihayetinde ben bir mühendisim, konu ne olursa olsun olaya analitik yaklaşmak, benim karşı koyamadığım bir refleksim. Çoğundan istikrarlı bir biçimde yüz bulamamış olmamın sebebini, kadınların beklentilerini ve davranışlarını o yaşımda anlamaktan çok uzak olduğum sonucuyla açıklayabiliyorum ancak. Donanım ve tecrübe eksikliği de diyebiliriz buna.

Bu tecrübesizliğimi kapatmak ve kızları etkilemek için, zaman zaman içgüdüsel olarak "yeteneklerimi" kullandım. Yetenek kelimesini kullanmış olmam abes bir durum aslında; kendimi bildim bileli alakalı olduğum konuların tamamındaki yeteneksizliğime eskiden hayret ederdim, neyse ki bu durumumu 3o yıldan sonra artık kabullendim de, rahat ettim. Yeteneksizliğimi, hep çok çalışarak telafi etmeye çalıştım.

Bugünkü ilgi ve alakamın tersine, o yaşlarda süper futbol oynuyordum. Her oğlan çocuğu oynar, ne var bunda demeyin, ben, süper oynuyordum. Her çocuk bir futbolcuya özenir ya, benim idolüm de Kempes idi. Uzun saçları, fuleli hızlanması, herkesi ipe dizmesiyle aynı bendi Kempes. Bir tek, benim saçlarım onunki kadar uzun değildi. Aklımın iyi kötü erdiği ilk dünya kupasını 78'de kazandıklarından olsa gerek, sonraki tüm kupalarda Arjantin'i tuttum ben. Onların olmadığı, erken elendiği hiç bir kupa bana zevk vermedi. Arasıra Brezilya'nın çıkık popolu kızları aklımı çeldiyse de, Kempes'li, Ardiles'li, sonradan Bruşaga'lı, Maradona'lı Arjantin ile gönül bağım hiç kopmadı.  Fifa oynadığım dönemde, forvetimin değişmez adamıydı Kempes, namı diğer "El Matador".  Hülasa, Kempes gibi attığım çalımların ve gollerin sonunda kızlar bana hayran olurdu, ya da ben öyle olduğunu düşünürdüm.


Her nasılsa yetenekli olduğum bir diğer konu, bisiklet kullanmaktı. Bugünün bilmem kaç vitesli teknoloji harikalarına pek benzemiyordu ama, bisan marka taş gibi bir bisikletim vardı. Kontra pedallıydı, pedalı arkaya çevirmeye kalktığınızda, arka tekerler fren yapardı. Gözüm gibi baktığım o bisikletle, dağ tepe merdiven her yere girer çıkardım. Çok hakimdim o bisiklete, ani hareketleri son derece çevik ve havalı yapabilirdim. Ve hızlı kullanırdım, yok yok, çok hızlı kullanırdım. Şimşek gibi diyelim kısaca.

Bir gün bisikletimle dolaşırken, yaşları benim kadar olan kızlı erkekli 7-8  kişilik bir grup gördüm. Kendi aralarında durmuş konuşuyorlardı. İçlerinde çok güzel birkaç kız da vardı. Yanlarından son sürat geçip gitsem, muhtemelen farkıma varmazlardı. Planımı yaptım. Grubun üstüne son sürat  -yok, şimşek gibi- bisikleti süreceğim, çarpacağımı düşünüp heyecanlanacaklar, ben, son anda yönümü değiştirip yanlarından geçecek, sonra da kontra fren yaparak bisiklete spin attıracağım. Sonrasında kızlar bana aşık olacak. Falan. Plan yaklaşık olarak böyle.

Plana uygun bir şekilde gruba doğru son sürat -hayır, şimşek gibi- pedal çevirirken, tahmin ettiğim üzere gruptakilerin başları bana çevrildi. Herşey plana uygun gidiyor derken, grubun içinde, o ana kadar farketmediğim, takriba dana büyüklüğünde bir köpek gördüm. Daha da kötüsü, köpek de beni gördü. Ani yön değiştirme manevrasını biraz erkene alsam da, grubun yanından geçmemle birlikte köpek peşime takıldı. Bana aşık olunacak durumdan kıçını kurtarma durumuna düşen ben, can havliyle şimşekten de hızlı bir şekilde bisikleti sürerken, havada birkaç takla atmak üzre havalandım. Feci şekilde düştüm. Yüzüm gözüm kan içinde kaldı. Gruptakilerin kahkahalarını hayal meyal hatırlıyorum. O günün hatırasını, vücudumda belli belirsiz bir iz olarak hala taşırım.
...

- Kime?

Aşık oldum dediği zilliyi, bir veli toplantısı için okuluna biraz erken gittiğimde gördüm. Gözleri ela, ve dahi şehla, uzun, dalgalı saçları olan biblo gibi bir kız. Küçük bir femme fatale. Kızın dikkatini çekmek için sınıftaki tüm oğlanlar birbirleriyle rekabet halinde. Arasıra oyuna kendilerini kaptırıyorlar ama, hepsi kızın peşinde. Kendilerini beğendirmeye çalışıyorlar. "Afet", bu durumun çok farkında, süründürüyor hepsini. Pek havalı.

Konuşmayı sökeli şunun şurasında birkaç sene olmuş olsa da, akşam 9 dedi mi sütlerini içip yatıyor olsalar da, hepsi, erkek olmanın erken defolarını taşıyorlar üstlerinde. Kız, "beğenmedim, sevmedim" dediği anda, inanılmaz bir naiflikle karalar bağlıyorlar.

Benim hatunun yanlışlıkla buraya yolunun düşmeyeceğinden emin olsam başka şeyler de yazardım ama, burada keseyim. Falan.

Birlikte geçirdiğimiz bir haftasonu beraber traş olmaya gittik, yanyana koltuklara oturup, berbere "enseyi aç birader" dedik. Bitiminde kolanyasını sürdü, jöleli saçlarını ayna karşısında düzeltti. Güneş gözlüğünü taktı. Adam çok havalı, çok da yakışıklı babası gibi, ama gene de afetin dikkatini çekmenin yolunu bulamamış olmanın kıvranışı içerisinde. Kendi kendini bulsun, burnu sürtülsün diye çok müdahele etmiyorum bu durumuna. Morali yerine gelsin diye, berberden sonra kendisine kerhane tatlısı ısmarladım.

Gün sonunda eve dönerken bana bakıp, "sen çok kıyak bir babasın" dedi. Bu tür kelimeleri nereden öğrendiği konusunda en ufak bir fikrim yok, ama öğreniyor bir şekilde. Söylediğinin ne anlama geldiğini bilip bilmediğini anlamak için yüzüne baktım. Son derece ciddiydi.

"Teşekkür ederim" dedim. Serseri.

Read more...

tranny

O kadar haltlar karıştırdım, -ki bir kısmını da aklımda kalmasın, denemiş olayım niyetiyle yaptım- ama dönüp dolaşıp geldiğim yer aynı. Seks, iki kişilik bir ritüel benim için. Hadi arasıra olsun üç, o da, diğer iki kişinin kukularının olması şartıyla. Masum oyuncaklara bile fazla tahammül edebildiğim söylenemez. Hiç gereği yok bence, kullanana da diyecek bir şeyim yok. Keyif meselesi. Bağlama ve hatun kişinin hareketlerini kısıtlama farklı yalnız, bu ikisinden hoşlanıyorum. Kolları kilitlemek, bacakları kilitlemek, kafayı bastırmak, ağzı kapatmak, zevkli. Hadi buna, biraz zor kullanmak diyelim. Hoşuma gidiyor genelde. Ama gene de düz bir adamım; kuku + penis + tutku. Bitti.

Önceki röportajdan kalan, yazmayı unuttuğum, sonradan eklemeye üşendiğim ilginç bir profil daha; hatun bana, bir müşterisinin kadın elbiseleri giymekten hoşlandığını, ön oynaşmalarda bir kadın gibi davrandığını anlattı. Gerçi nihayetinde ferc ile zekerin buluşması zuhur ediyormuş. Normal bir hetero gibi birleş, fakat üzerinde kadın kıyafetleri olsun! Cross-dressing diye bir tabir biliyorum ama bunlar genelde hetero mu, yoksa gay mi bir fikrim yok açıkcası. Burada epey bir resim var, çok da aramadım, fikir sahibi olmak isteyen bakabilir.

...

 * resimdeki hatun biblo eda nam bir "dilbermiş"

Benim bugüne kadar travestilerle olan tek ilişkim şu şekilde oldu; gece geç bir saatte topkapı-merter arasındaki bir benzinlikten çıkmak üzereyken, ne oluyoruz demeye kalmadan bir travesti arabanın kapısını açıp içeri girdi. "Hatun"u arabadan indirene kadar epey bir çaba sarfetmiştim.

Yılların zamparası bir evli adamdan ise geçen hafta şu hikayeyi duydum: Ankara'da, kaldığı otele değişiklik olsun diye bir travesti çağırmış, handjob, anal derken abi rahata ermiş. Fakat sonrasında "hatun", "ben de seni skeceğim"diye tutturmuş. Ufak çaplı bir itiş kakıştan sonra hatunu göndermeyi becerebilmiş.

Ben kahkahalarla gülerken abi;
- hiç komik değil, götü zor kurtardık.
dedi.

Read more...

hamile miyim yoksa?

Buradayım... Merak edip e-mail ortamında soranlara ya da sormayıp "nerde len bu diyar hatun" diyenlere sesleniyorum...
Hala her gece içiyorum ve gündüzleri iş başındayım... Gerçi dün ve bir önceki gece hamile olduğumdan emin olduğum için tek bir bira içerek işleri geciktirğimi saymıyorum. Yaa evet, Evli'ye bundan bir ay kadar önce durumumu ve şüphemi söylemiştim. Gerçi kendisi bana baya kızdığı için cevap olarak "tabii, tamam haklısın hiçbir halt yok, abartıyorum" diyerek de geçiştirdiğimi geçmeyelim...
Bütün bunların dışında birlikte olduğum adamın tepkisini de yazmam gerekiyor:
-Sanırım hamileyim.. İki test yaptım. İlki pozitif çıktı. Yok artık diyerek ikincisini yaptım, negatifti.
-Tamam Diyar, sakin ol ve işlerine yoğunlaş... Şu önünde olan işi bir an önce bitir. Her şeyin bir çözümü var...
Diyar'ın bu konudaki görüşü şu olmuştu: Ya.. evet kürtaj.. Çözüm mü? Çözüm... Zaten 5 ay'a şu ülkeden yine kurtulacağım. En mantıklı çözüm de bu. (iç ses: a.q... aklın neredeydi be adam beni düzerken?? Çözümmüş... Aldırmayayım çocuğu da gör!!) Evet evet aynen bunu düşündüm. Aldırmazsam ne olacak? Türkiye koşullarıymış, aileymiş, akraba, arkadaşlarmış... Tey tey... Olm hamileyim! Başlarım millete....
Bazen her şeyi düşünüyorsunuz... Benim son bir haftadır rüyalarım dahil dünyevi hayatımda sürekli aklımda tek bir şey olduğu gibi... Ya hamileysem???
Küçükken bunu daha farklı düşünürdüm... Eh işte bilmediğin için anlamıyorsun. Sanki ne yaparsan yap ortamda bir erkek olsun olmasın hamile kalabilirsin gibi geliyordu. Hele de Güzin Abla vari yazıları okursanız bu garantidir: " Yavrum demek gittiğin otelde kullandığın havlu sonucunda hamile kaldın?" Güzin Abla hasta mısın? Bu kadar mı anatomik yapıdan haberin yok...
Evet benim haberim var ama ne oldu? İşin aslı eğer hamile olduğunuzu bir kere kendinize inandırırsanız o zaman bütün semptomları gösteriyorsunuz.. Psikolojik bir durum ( Güzin ablacım selam ederim sana, okuyorsundur). Bende oluşan semptomlar şuydu:
  • Bayılma ile başladı. Bir kez direk bayıldım, diğerinde duvara tutundum. İlk bayıldığım zaman birlikte olduğum ve daha sonra hamileyim sanırım dediğim adam odada uyuyordu... Sabah kalktım, su içtim. Başım dönmeye başladı. Yüzümü yıkayım dedim ve bitti... Her şey dümdüz... (Bu arada ben bayılarak geçici hafıza kaybına uğramış bir insanım. Küçümsemeyelim. Seneler önce idi ama oldu. Hala o günü hatırlamıyorum.) Kendime geldiğimde ismini haykırdım, yardım et dedim. Yazık adama, sabahın körü uykusundan uyandı... Geldi... Yerdeyim.. Kımıldayamıyorum... Kolonya... Soğuk su... Anında gözlerim açıldı... Korktu çok fazla... Hatta öyle bir korktu ki sesi titriyordu.... İkinci bayılma aşamam ise geçen cuma oldu... Önemsiz, çünkü bayılmadım...
  • Kokuya duyarlılık: Üç dört gün boyunca her şey burnuma koktu... Ehh yemek kokuyor diye bazı yerlere girmedim.. Evde pencereleri açıp durdum... Her girdiğimde rezil bir koku... Diyar abartıyorsun a.q bir bok yok dedi arkadaşlar, yok yok hamileyim ben dedim içimden...
  • Regl gecikmesi: Eee o kadar kasmışım hamileyim diye tabii ki de reglim gecikecek... Bir de daha önceden deneyimim var... Yabancı bir arkadaşı kürtaj'a götürmüşüm... Nasıl korkuyorum... Kızın baygın halde "this is a crime" dediğini biliyorum... Ama n'aparsın, adam demiş bir kere her şeyin çözümü var...
Ve evet hamile olmadığımı bugün kan testi ile kanıtladım... Mutlu mu oldum? Tam değil... Bazen gerçekten bir insanla hayatını geçirmek istiyor insan.. İster aldatsın, ister gecenin körü eve gelsin, isterse de her gün içsin... Umurunda olmuyor... Ve benim de değildi... Hala değil... Hamile değilim ama adamın bana attığı mesajı yanlış yorumladığımı dün öğrendim... Hamileysem bebeği aldırmak isteMEdiğini ve her şeyin bir çözümü olduğunu söylediğinde aslında bebeği istediğini daha yeni öğrendim....
Ve bugün hamile olmadığımı öğrendiğimde.... Aslında hamile olmak ile olmamak arasında gidip geldiğimi... Olmak istediğimi ama bu yükün altından nasıl kalkacağımı bilmediğimi... Olmamam gerektiğini ve planlanmış geleceğime bakmam gerektiğini... Hamileysem mutlu olacağımı... ama geleceğimden de olacağımı... Hepsini sorguladım.....
Ve son olarak duymam gereken tek bir şeyi duydum bu insandan:
-Diyar, bugün yine içki ve sigaraya kendini vermişsin. Eğer hamileysen bütün bunları bırakman lazım. Lütfen biraz olsun dene...
İki gün denedim... Sonuç: Hamile değilmişim...
Peki bu iyi mi kötü mü? Bilmem, düzenli bir hayat istiyor insan...

Read more...

questionnaire...

Bu, benim yaptığım üçüncü kayıt aslında. İlk ikisini, kızların son andaki istekleri üzerine sildim. Gayet iyi başlamıştı her ikisi de, sonra sorular çetrefilleşmeye başlayınca rahatsız oldular, silmemi istediler. Ben de sildim.

Bir tanesi Lika ileydi; ülkesinde bir adamla normal bir birlikteliğe başlamış, evlenmek üzerelermiş, sonra adam bir şekilde onun Türkiye'de bu işi yaptığını öğrenmiş, ayrılmışlar. Türk erkeğinin genel performansını kahkahalar atarak anlatıyorken,  sıra, "ilk seferinde ne hissettin" sorusuna cevap vermeye gelince, o neşesi gitti. Ramazanda oruç tutardı bu kız. Gündüz oruç tutup, gece işe giderdi. Kendine göre bir dini inancı vardı yani. Gene de bu işi yapmaktan geri kalmadı. "İyi yaşamayı" sever -hangimiz sevmeyiz ki- kendine bir araba almak istiyordu, aldı, süs, giyim kuşam istiyordu, aldı. Bir günlük bir yakın yer kaçamağı için arabayla giderken, çalan müziği sonuna kadar açıp kendinden geçerek şarkı söylediğini hatırlıyorum arabada. "Daha hızlı git, daha hızlı!". Direksiyon onda olsaydı, muhtemelen meftaydım. Seksi de çok sever. "İlk seferinde ne hissettin" sorusunu sormasaydım, benzer bir videoyu daha önce koyacaktım.

Kaydettiklerimi ne yapacağımı kızlara anlattım öncesinde. Burayı açıp gösterdim, anlattığım şeylerden, gösterilen tepkilerden, yaklaşımlardan bahsettim. İlginç geldi onlara da. Kaydettiğim bu son kızla daha öncesinde, beş ya da altı kez görüştük sanıyorum. İki yıldır tanırım. İyi anlaşırız kendisiyle. Öyle olmasaydı böyle bir kaydı yapmama muhtemelen izin vermezdi. Yalan söylediği yerler olduğunu pek sanmıyorum. Sonlara doğru, biraz da alkolün verdiği rahatlıkla, "aç, anlatacağım" diyordu. Bu konuyla ilgili bir kitap ya da senaryo yazacağından bahseden bir arkadaş için röportaj yapmayı da kabul etti.

...
Ben seksi severim, peki tamam, biraz fazla severim, ama gene de ekstrem fantazileri olmayan bir adamım. Benim için bu iş daha çok ritüel; biraz uyum, biraz şiddet, biraz can yakma, biraz hayvanlık, şehvet, kadını izlemekten zevk alma durumu. Penisi çileğe bulayıp hatunun boğazına dayanmak tamam, ya da, etek sıyırıp kafayı aynaya, yatağa, duvara yan bastırarak izlemek tamam, ufak tefek oyuncaklar da kabul, peki, arada bir de ffm üçlü yapalım, ama çok fazla ötesi yok. O kadar. Karşımdakinin sınırlarına da saygı gösteririm. Zorlarım, ama saygı gösteririm.

Ama merak ediyorum, başka insanlar ne yapıyor? Bu kızlar, ne tür durumlarla karşılaşıyorlar, neleri görüyorlar, hangi durumlara şahit oluyorlar. Merak ediyorum. Soruyorum. Bloga başlamadan önce de sorardım. Kişisel bir merak bir nevi.


Önceki kayıtlardaki tecrübeme dayanarak, "ilk sefer nasıl oldu" sorusunu bu defa en başta sordum. Bu işi yapan bir arkadaşının yardımıyla, gayet bilinçli olarak başlamış. Para kazanmak için. Biraz, iyi para kazanmak için. 3 senedir bu işi yaptığını söylüyor. Kazandığı parayla kendine bir ev almış. 17 yaşında evlenmiş, 10 yıl evli kalmış, boşanmış, genç yaşta bir çocuğu var.

Daha önce hiç görmediği bir insanla -müşterileri arasında kadınlar da var bu kızların- seks yapmanın nasıl birşey olduğunu sordum: İlk kez gidiyorsa, müşterinin "sapık" veya "şiddet eğilimli" olmasından her zaman korktuğunu, ama müşteri normalse, bazen zevk aldığını, bazen arka arkaya çok iş olduğunda numara yaptığını, bazen de orgazm olduğunu anlattı. "Müşterisine göre" diyor.

Çalıştığı mamanın zor kullanıp kullanmadığını, tehdit edip etmediğini,  yeni kızların nasıl geldiğini anlatmasını istedim. Kızlar, kendi istekleriyle geliyorlar, daha çok tanıdıkları, arkadaşları aracılığıyla geliyorlar. Geri dönmek isteyeni kimse zorla tutmuyor. Başladıktan bir hafta sonra ağlayarak geri dönenler olduğu gibi, kazancına bakıp devam edenler de var. Vize süresi biten gidiyor, sonra tekrar geri geliyorlar. Amaç hepsi için aynı, para kazanmak. Ülkesinde bir ay çalışıp 300 dolar kazanmaktansa, bu işi yapmayı tercih etmişler. Bu durum sadece yabancı uyruklu kızlar için geçerli değil, bu işi yapan herkes için geçerli.

Bu işteki ortalama fiyatlar bellidir, aksaray ve normal mamaların normal kızları 150-200 dolar ya da lira alır. Ama bunun yanında, parası olan kitleye hitap etmeye çalışan hatunlar da vardır. İndirim yapmazlar, sürümden değil, değişik istekleri karşılamaktan, servis kalitesinden kazanırlar. 4-5 saatlik, oyuncaklı, fantazili bir seans için 500-600 öroyu gözden çıkaracak çok adam olduğu gibi, bu parayı kazanmak isteyen kadın da çok.

Zorla çalıştırılan kızlar meselesi var bu dünyayı bilmeyenlerin kafasında. Ben hiç rastlamadım açıkcası. Varsa da, kolluk gücü buna izin vermez. Defalarca yazdım, bir kez daha yazsam elim aşınmaz, bu işte zorla güzellik olmaz. Zor şartlarda çalışan olabilir, bu başka birşey. Ama zorla çalıştırmaya rastlamadım. Bu iş, tamamen bir "iş". Piyasa, arz, talep, fiyat, katma değeri yüksek servis... Bir iş yaparken neler geçerliyse, bu işte de aynen öyle.

#
Müşterileri çoğunlukla evli adamlar bu kızların. Bildiğiniz, normal, evli adamlar. Kimisi kırk yılda bir, kimisi sıklıkla yapıyor. Bana da bazen soran oluyor, yazdıklarıma bakıp "sıklıkla" bu kızlara gittiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Belli bir frekansım yok, bazen ayda 5-6, bazen 2-3 ay boyunca hiç. Maddi ve hormonal durumlara bağlı.

Evli adamların haricinde, biraz farklı olan müşteriler de var: videoda izlediyseniz, 75-80 yaşında adamlardan bahsediliyor, takma dişlerini kenara koyup seks yapan ihtiyar delikanlılar. Yok, öveyim ya da yereyim diye yazmıyorum, ilginç geldiği için yazıyorum. Eğer seks, o yaşta hala bir ihtiyaçsa, bu adamların bu ihtiyacı başka bir şekilde giderme yolu var mı? Yok. Ya kendisiyle oynayacak, ya da bu kızları çağıracaklar.

#
Bunu sıklıkla duymaya, hatta ilk ağızdan şahit olmaya başladım bu aralar: buluğ çağına gelmiş oğluna eskort ayarlayan babalar var. Ciddiyim. 14-15 yaşındaki genç erkeklere babaları eskort kız ayarlıyor. Sizin kulağınıza nasıl geliyor bilmiyorum da, bence çok tehlikeli, gereksiz ve riskli bir iş yaptıkları. Düşe kalka da olsa, erken de olsa, geç de olsa, her erkek bence normal olanı yaşamalı önce. Düşünsenize, bir tarafta profesyonel olarak bu işi yapan bir kadın var, diğer tarafta henüz ilk tecrübesini yaşayacak genç bir erkek. Hatun dalga geçse, hayatı kayar çocuğun.

Şu veya bu sebepten ilkini henüz yaşamamış, aklı başı yerinde bir erkeğin eskortlara gitmesini anlarım, hatta normal karşılarım, ama bu, abes.

#
Fiziken özrü olan, bacağı veya bacakları olmayan bir müşterisinden bahsetti. Normal mi? Hem de son derece.

#
Bunu çok duyuyordum kızlardan ama, pek yaygın olduğunu düşünmüyordum. Normal bir hetero gibi davrandığı ve seks yaptığı halde, anal olarak uyarılmaktan hoşlanan erkek sayısı benim tahminimden daha fazla galiba. Parmağa veya vibratöre prezervatifi geçirip müşteriye anal seks yapıyorlar. Sadece bunu yaptıranlar da varmış. Bunu isteyenler de gene, tahmin edebileceğiniz gibi çoğunluğu evli adamlar. Eşcinsellikle ilgili herhangi bir tabum yok kafamda, bana uymaz derim en fazla kişisel olarak. Gene, ilginç geldiği için yazıyorum. Aslında değişik hikayeler var bildiğim bununla ilgili ama, şimdilik girmeyeyim.

#
Türk erkeğinin, tabiri caizse "götçü" olduğuna artık kanaat getirdim. Benim de yapmadığım iş değil, seyrek de olsa arada bir yaparım, hatununa göre, duruma göre. Bu genel eğilimin niyesine, sebebine girmeyeceğim. Zevk meselesi deyip geçeyim.

#
Sünnetli mi daha iyi yoksa sünnetsiz mi diye arada tartışılıyor bazen. 5posta'da bununla ilgili yorumlar, Fenasi'nin yazdığı yazılar vardı. Hatun açısından bakılırsa, sünnetsiz daha hijyen ve sorunsuz gözüküyor. Bilemiyorum, ben hatunun yalancısyım. Sünnetsiz olmanın da nasıl bir etkisi olduğunu tecrübe etme şansımı küçükken kaybettim.

#
Bu kızlar bazen mamalarını değiştiriyorlar. Bazı mamalar despot, kızların nerede olduğunu, kendi başlarına iş yapıp yapmadıklarını kontrol ediyor. Kız müşteriye gitmeyi reddederse, ceza kesiyor, hastayım, yorgunum  dinlemiyor. Kimisi de var, kızlarını düzenli olarak sağlık kontrolüne gönderiyor. Mama değiştirme durumunda şöyle birşey oluyormuş; yeni gelen kız eğer bir arkadaşı vasıtasıyla geldiyse, kızı getirene 1000 dolar veriliyor, yeni gelen kız da mamaya 1000 dolar borçlanıyor. Artık çalışarak mı ödüyor, yoksa nakit mi veriyor sormadım. Kızların müşteriden aldığı paranın yarısını mama alıyor. 1000 doları geri ödemek için gerekli hesabı siz yapın artık.

Bu kızlar niye kendi başlarına değil de -malum internette kolaylıkla kendi reklamlarını yapabilirler- mamalarla çalışıyor derseniz cevap şu; çalıştıkları mamaların çok büyük bir çoğunluğu geniş bir müşteri networküne sahip. Videodaki kızın maması 17-18 yaşındayken Türkiye'ye gelmiş, eskortluk yapmış, oturma iznine sahip 30'lu yaşlarında bir hatun.

#
Yeni nesilde bir sorun mu var, yoksa hatun anlatırken mi abarttı bilmiyorum. Genç erkeklerin bir kısmının seks yapmak yerine, bakarak mastürbasyon yaptığından bahsetti. Okşama var, öpüşme var, ama sıra sekse gelince mastürbasyon yapmadan dikilemeyen, boşalamayan erkekler. Fazla porno izleyip 31'e vurmanın etkisi midir, yoksa başka birşey mi emin değilim.

#
17-21. dakikalar arasında biraz bana yağ çekiyor, biraz da müşterilerin anlattıklarından bahsediyor. Kimlerin bu kızlara ne için gittiğini ben yargılamam ama, anlaşılan epey bir müşteri karılarını şikayet ediyor bu kızlara.

#
Türk erkeğinin ortalama penis boyunu sınıflandıramadı. Çok büyükler de var, çok küçükler de var diyor. Ruslarla karşılaştırınca standart sapmamız yüksek sanırım.

#
Bu kızlar sevgili de ediniyor. Bunu da defalarca duydum. Sevgili olan erkekler, kızların ne yaptığını biliyor. Bir beleşçilik durumu gibi geliyor bana. Hatunun ettiği laflardan biri "türk erkek çok yalancı".

#
İlginç yerlerden biri de, fantazi için bu kızları çağıran çiftler üzerineydi. "Türk kadın önce istiyor, sonra kızıyor, sonra kıskanıyor". Seks hayatını renklendirmek isteyenin ne yapacağını ben bilemem elbette ama, aranıza bir eskort kız/erkek alacaksanız, bu insanların bu işi profesyonel olarak yaptığını unutmamakta fayda var. Misal, bu kızların çoğu, prezervatifi ellerini kullanmadan penise takabilir.



Bu hatunla 4 saatlik bir seans yaptık. Uzuna yakın boylu, biraz da kaslı bir hatundur. Daha önce de dediğim gibi, iyi anlaşırız kendisiyle.

Bittiğinde, aynanın muhtelif yerleri, ter ve sperm izleri içindeydi.


Read more...

questionnaire



* evliadam

Read more...

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP