Kaza

Ben çalışmaya üniversitede öğrenciyken başladım. Sonra sardı, part time işe gitmek yerine part time okula gitmeye başladım. Aynı işyerinde yaklaşık 3 sene çalıştım, yazları da memlekete dönmek yerine, ankara'da kalıp çalışmayı tercih ettim. Sonrasında baktım ki okul uzayacak, bıraktım çalışmayı son senemde.

Patronum, iki kez evlenmiş kalender bir adamdı. Ekmeğini yedik, sofrasına da oturduk, sağolsun, keyifli bir insandı. Uzun süredir görmüyorum kendisini, umarım iyidir.

Eşiyle birlikte bindiği taksi gece vakti kaza yapmış, hastaneye götürmüşler. Haberimiz oldu, koşarak gittik, birlikte çalıştığımız bir arkadaşla beraber. Karısı kaza esnasında ölmüş, kendisi de yoğun bakımda kaldı birkaç gün. Bir ihtiyaç olur diye bekleşiyoruz. Hemşirelerden biri "falanca" diye sayıklıyor dedi bize, ben tanımıyordum, arkadaş eski karısı olduğunu söyledi. Kadına bir şekilde ulaştık, durumu haber verdik.

Kadın gelmedi. Neden gelmediği konusunda bir fikrim yok.

Patrona eski karısını sayıkladığını söyleyemedik hiç.

Unknown  – (16 Kasım 2009 19:02)  

Selamlar

Blogu yeni keşfettim. Hikayeleri severim, birebir yaşayanın anlatması daha güzel. Takipteyim artık:)

evli adam  – (16 Kasım 2009 20:33)  

Doğrudan bu postaya mı geldiniz bilmiyorum. Diğer hikayelere de bir göz atın, gayet ahlaka mugayir şeyler anlatıyorum. Uymayabilir size diye uyarayım dedim.

Hoşgeldiniz.

efsa  – (23 Kasım 2009 17:50)  

Ben söylerdim. Sayıkladığını da, kadının çağırıldığı halde gelmediğini de.

efsa  – (24 Kasım 2009 12:12)  

Sebep; vicdan. Demek ki adamın içinde kalan birşeyler var. Bilinçaltında çıkması gereken. Ki kadın niye gelmedi, adam ölüm döşeğinde olabilirdi.

Kimse ile hesabı kalsın istemezdim kimsenin.

JoA  – (24 Kasım 2009 13:18)  

kadının gelmediğini öğrenmek, adamı daha beter edebilirdi. kapanmamış hesap, kapanmamış olarak kalır, üstüne bir de muhtemelen adamın vicdan azabı ya da düşmanlık eklenirdi. kadın gelmediğine göre, ben de söylemezdim doğrusu.

efsa  – (24 Kasım 2009 13:36)  

Bu şekilde açık kalan şeylerle ölmeyi istemezdim. Aynı şekilde kimseye kırgıni kızgın da gitmek istemezdim.

evli adam  – (24 Kasım 2009 18:20)  

biz de Joa gibi düşündüğümüzden söyleyemedik.

herşeyin bilinmesi de şart değil bence Efsa.

Talisman  – (25 Kasım 2009 09:12)  

Ben Efsa ya katılıyorum.
Öbür türlüsü acımasızlık gibi geliyor bana. Yani bilse belki birşey yapacak ya da belki içinde sebepsiz bir acı var, adını koyacak, acısını adam gibi yaşayacak.
Bilmeye inanıyorum. :)

JoA  – (25 Kasım 2009 10:48)  

taliscim, ben de çoğu zaman bilme taraftarıyım, özellikle de aptal yerine konmamak için. ama öyle şeyler yaşıyor ki insan, keşke bilmeseydim diyor. çünkü o zaman hissettiğin can yanması felaket oluyor.

bir de, bu olayda adamın eski karısı bir mesaj göndermiş, herhangi bir şey söylemiş olsaydı, evet, adama söylenmeliydi. o zaman bir şey yapabilirdi belki. ama adam onu sayıkladıysa zaten acısını da, sebebini de biliyordur muhtelemen, adını da koymuştur. vicdan böyle bir şey değil mi zaten? bilmediğimiz bir konuda vicdan azabı ya da acı çekmeyiz. kadın da gelmediğine göre, bu konu onun için kapanmış demektir. ölüm döşeğinde çağırılıp da gitmeyen bir kadını ikna etmek mümkün olabilir mi?

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP