Kaza
Ben çalışmaya üniversitede öğrenciyken başladım. Sonra sardı, part time işe gitmek yerine part time okula gitmeye başladım. Aynı işyerinde yaklaşık 3 sene çalıştım, yazları da memlekete dönmek yerine, ankara'da kalıp çalışmayı tercih ettim. Sonrasında baktım ki okul uzayacak, bıraktım çalışmayı son senemde.
Patronum, iki kez evlenmiş kalender bir adamdı. Ekmeğini yedik, sofrasına da oturduk, sağolsun, keyifli bir insandı. Uzun süredir görmüyorum kendisini, umarım iyidir.
Eşiyle birlikte bindiği taksi gece vakti kaza yapmış, hastaneye götürmüşler. Haberimiz oldu, koşarak gittik, birlikte çalıştığımız bir arkadaşla beraber. Karısı kaza esnasında ölmüş, kendisi de yoğun bakımda kaldı birkaç gün. Bir ihtiyaç olur diye bekleşiyoruz. Hemşirelerden biri "falanca" diye sayıklıyor dedi bize, ben tanımıyordum, arkadaş eski karısı olduğunu söyledi. Kadına bir şekilde ulaştık, durumu haber verdik.
Kadın gelmedi. Neden gelmediği konusunda bir fikrim yok.
Patrona eski karısını sayıkladığını söyleyemedik hiç.
Selamlar
Blogu yeni keşfettim. Hikayeleri severim, birebir yaşayanın anlatması daha güzel. Takipteyim artık:)
Doğrudan bu postaya mı geldiniz bilmiyorum. Diğer hikayelere de bir göz atın, gayet ahlaka mugayir şeyler anlatıyorum. Uymayabilir size diye uyarayım dedim.
Hoşgeldiniz.
Ben söylerdim. Sayıkladığını da, kadının çağırıldığı halde gelmediğini de.
sebeb?
Sebep; vicdan. Demek ki adamın içinde kalan birşeyler var. Bilinçaltında çıkması gereken. Ki kadın niye gelmedi, adam ölüm döşeğinde olabilirdi.
Kimse ile hesabı kalsın istemezdim kimsenin.
kadının gelmediğini öğrenmek, adamı daha beter edebilirdi. kapanmamış hesap, kapanmamış olarak kalır, üstüne bir de muhtemelen adamın vicdan azabı ya da düşmanlık eklenirdi. kadın gelmediğine göre, ben de söylemezdim doğrusu.
Bu şekilde açık kalan şeylerle ölmeyi istemezdim. Aynı şekilde kimseye kırgıni kızgın da gitmek istemezdim.
biz de Joa gibi düşündüğümüzden söyleyemedik.
herşeyin bilinmesi de şart değil bence Efsa.
Ben Efsa ya katılıyorum.
Öbür türlüsü acımasızlık gibi geliyor bana. Yani bilse belki birşey yapacak ya da belki içinde sebepsiz bir acı var, adını koyacak, acısını adam gibi yaşayacak.
Bilmeye inanıyorum. :)
taliscim, ben de çoğu zaman bilme taraftarıyım, özellikle de aptal yerine konmamak için. ama öyle şeyler yaşıyor ki insan, keşke bilmeseydim diyor. çünkü o zaman hissettiğin can yanması felaket oluyor.
bir de, bu olayda adamın eski karısı bir mesaj göndermiş, herhangi bir şey söylemiş olsaydı, evet, adama söylenmeliydi. o zaman bir şey yapabilirdi belki. ama adam onu sayıkladıysa zaten acısını da, sebebini de biliyordur muhtelemen, adını da koymuştur. vicdan böyle bir şey değil mi zaten? bilmediğimiz bir konuda vicdan azabı ya da acı çekmeyiz. kadın da gelmediğine göre, bu konu onun için kapanmış demektir. ölüm döşeğinde çağırılıp da gitmeyen bir kadını ikna etmek mümkün olabilir mi?