Talisker

Ben içerim. Küp gibi değil, ama içerim. Severim de içmeyi. Sarhoş olup kendimi kaybettiğimi hatırlamıyorum hiç, olduysa da, kimse bana birşey demediğinden ben bilmiyorum. Çok neşelendiğim ya da kelimeleri nizami dizemediğim zamanlar sayılıdır, ağzımla içiyorum genelde. Adamını ya içki masasında ya da seyahatte tanırsın derler. Son derece doğru bir laf.

İyi sohbete zaten iyi gider alkol. Hele dostlar arasındaysanız, süper olur. Neşenizi bulursunuz. Alkol aldıkça mı sohbet açılır, yoksa sohbet açıldıkça mı alkol alınmaya başlanır emin değilim. Çok da farketmez, birlikte iyi gider.

İş yemeklerinde size kesinlikle dozunuzu bilmenizi öneririm. Yemektir, samimi oluyoruz, kaynaşıyoruz şunun şurasında ne var ki demeyin asla. İş, her zaman iştir. İşte size not verecek olanlar, bir de alkollüyken görmek isterler bazen. Kendinizi kaybedip kaybetmediğinize bakılır kesinlikle. Eğer 2-3 kadehle kafayı buluyor, saçmalamaya başlıyorsanız, sınırınızı bilin, ve ona göre davranın. Umut vaad eden yetenekli bir çalışan bile olsanız, içki masasında kendisini dağıtıyorsanız madara olursunuz, notunuz verilir, gelebileceğiniz yere karar verilir. Naçizane, aklınızda bulunsun.

Ben her içkiyi içerim, çok ayırmam, favorilerim var elbette, ama sadesini severim. Kadınlar da hedef kitleye dahil olunca değişik değişik şeyler çıkmaya başladı. Kavunlu votkalar, çilekli falanlar. Pazarlama hilesi gibi geliyor bana daha çok. İçilebilsin diye tadını değiştirecekseniz ya da seyreltecekseniz başka şeyler deneyin bence. Asıl tadı bozmamak, önemlidir.

Kokteyller var mesela, bence kişilikli içkinin kendisine hakarettir. İki elim kanda olsa içmem. İçene karışmam ama, bence yanlış. Hem bir defa, alkolle tatlılı şeyler olmaz zinhar -ki kokteyllerin çoğu tatlıdır- kafayı çabuk bulursunuz. Acı geldiğinden içemiyorsanız, bir miktar tatlandırılabilir, ama eser miktarda olmasına dikkat etmek gerekir. Alkolün tadı tatlı değildir, doğasına uygun içmek lazım gelir.

Viski severim. Votka severim. Şarap severim. Aydın Boysan'ın dediği gibi, bütün içkiler metresimdir, asıl nikahlı karım rakıdır. Rakıya burun kıvırıyor bazı kendini bilmezler. Rakı, içkilerin şahıdır. Avam bulanlar var. "Hadi ordan" deyip geçeyim. Rakının bir tek eksiği varsa o da muhabbetsiz gitmediğidir. Rakı, sarhoş olmak için içilmez, ya muhabbet içindir, ya da demlenmek için. Tek başına da demlenilebilir bazen. İkisi de olmayacaksa diğer içkileri tercih ederim.

Öyle şekilsel şeylere pek takılmam ben, rakıyı çay bardağında da içerim, farketmez, ama adabı nedir öğrenip ona göre içmeye çalışmalı herşeyi. Amaç demlenmek olmalı, tadını kaçırıp rezil olmak değil. İçkili yemeklerde sıklıkla görüyorum kendini kaybedenleri, önce bir neşeleniyorlar, sonra ses tonları yükselip neredeyse bağırarak konuşmaya başlıyorlar, sonrasında da rezillik. İnsan kendini bu kadar kaybetmemeli dışarıda.

Viskiye votkaya redbull misali şeyler karıştırıp içmek pek bir moda uzun süredir, hadi gelen kızlar neyse, onlar bilmiyorlar diyelim, herkes mi böyle içer. Meyve suyu vs. koymadan içmiyor kimse, özellikle de kadınlar. Ne büyük sorumsuzluk! Viskiye normal şartlarda sadece su eklenir, üçte bir kadar, ya da en fazla yarısı kadar diyelim. Ve oda sıcaklığında içilir. Çoğu viskinin tadı kendine özgüdür, damıtıldığı derenin suyuna göre, bekletildiği fıçıya göre, dinlendirme süresine göre değişkenlik gösterir. İyi bir viskiden bir yudum aldığınızda, yudumun geçtiği yerleri tek tek, santim santim hissedersiniz. Mideye vardığında hissetiğiniz tat, bütün vücudunuza yayılır, ısınırsınız birden. Keseye zararı karaciğere zararından fazla olan talisker ve lagavulin takdire şayandır. Harcayacak çok param olduğundan değil, bir şekilde dolaylı yollardan müşterimiz olduklarından arasıra gelirdi, kimselere bırakmazdım. Patron hariç, ona dişim geçebilemiyor.



 
 Şarapta güzeldir. Benim doğduğum yerde neredeyse herkes kendi şarabını kendisi yapardı. Eskisi kadar olmasa da bu alışkanlık halen devam ediyor. Şarabı bazıları bir ukalalık malzemesi olarak kullanıyor, uzmanıymış gibi davranıyor, sinir oluyorum. Kardeşim şarapta tadı belirleyen, kullanılan üzüm veya üzümlerin cinsidir. Bitti. Rekoltesine göre, üreticisine göre tad biraz değişse de, aynı üzümden yapılan şarabın tadı aşağı yukarı hep aynıdır. Dolayısıyla markadan ziyade, hangi üzümün şarabını sevdiğinizi aklınızda tutmanız yeterlidir. Aynı üzüm her yörede aynı tadı vermez, o yüzden menşeini de dikkate almak gerekebilir, onu da bilmek pek kolay değil malesef. Güzel şarap size göre kalecik karasıdır, bana göre çal karası. O da damak tadı artık. Bir de "yıllanmış şarap gibi" bir deyim var ama, her şarap yıllanmaya gelmez.

Şarabı açar açmaz içmemek gerekir, bir 10-15 dakika mümkünse ağzı daha geniş bir şaraplıkta havalanırsa daha güzel olur. İçtiğiniz şarap sizde başağrısı yapıyorsa - ki bu içer içmez değil, ya ertesi sabah ya da 4-5 saat sonra ortaya çıkar - aynı üzümün farklı üreticisini de deneyin derim. Başağrısı genelde kükürtten kaynaklanır, o da şıranın sirkeye dönüşmemesi için gerekli bir malzeme. Eğer şarabı kendiniz yapıyorsanız ve çabuk tüketecekseniz kükürte hiç gerek kalmayabilir.

Yeri gelmişken, bir de rakıya buzu direkt atanlar var; yapmayın, nimete saygısızlık ediyorsunuz. Tadını bozarsınız. İlla ki buz koyacaksanız bari su ekledikten sonra koyun. Olga -ki sıkı içen hatunlardan biridir bugüne kadar gördüğüm- bana votkayla birlikte çay içmenin adet olduğundan bahsetmişti. Şekersiz çay tabiki. Daha çok içilebiliyormuş o zaman. Denemedim hiç.

Takıldığım yerlerde uzun süredir pek göz önünde değilim, çok sesim çıkmıyor artık. Kafa dengi olanlarla da muhabbeti çoktan başka ortamlara taşırmış durumdayız zaten. Hiç tanımadığım kişilere referans olmam asla, ya yüzyüze tanıyacağım, ya da yazdıkları, kelamı güven verecek.

İyi hoşbeş ettiğimiz bir adama referans oldum en son. 4 ay kadar önceydi. Yüzünü görmesem de, yazdıklarına güven duyup iki eskortun telefonunu verdim. İsmimi vererek hatunlardan biriyle birlikte olmuş. Seans son derece keyifsiz geçmiş. Adam kıza şiddet uygulamış. Epey bir darp etmiş kızı. Bir iki kadeh içelim diyerek başlayan keyif dayakla neticelenmiş. Kız beni arayıp epey bir saydırmıştı rusça. Anlamasam da, pek iyi şeyler söylemedi sanırım. Hatunu o günden beri aramadım ama, arasam da bana hizmet vereceği şüpheli. Adam da yazdığım hiçbir mesaja cevap vermedi.

Şişede durduğu gibi durmuyor bu meret. Kararında içiniz.

Unknown  – (29 Kasım 2009 02:12)  

iş yemeği için gidiyorsam hale hazırda sürekli duran halis zeytinyağından yarım kahve fincanı fondip yapıyorum faidesini hep gördüm belki psikolojik bilmiyorum

st  – (29 Kasım 2009 03:38)  

Hızlı içmeyi marifet sayanlarla ve sürekli kendi içtiği kadeh sayısını dillendirip, bunu sohbet sananlarla içilmez.

S  – (29 Kasım 2009 10:33)  

rakiyi da cayla icerler turkiyenin bazi yerlerinde. sekersiz cayla. amac yine ayni, daha cok icebilmek.

ben alkol severim. fazlaca hem de. hic ayirt etmeden. yeterli bir sure cok icen herkesin de, sonrasinda bunyesinin saglamlastigini, daha dayanikli oldugunu dusunurum. antremanli olmak gerekir.

dun ilk kez, kirmizi biberli bir rus votkasi ictim. pek guzeldi.

bir de kokteyl konusunda, guzel kokteyllerin hakkinin yenmemesi gerektigini dusunmekteyim. margarita ve martini de benim icin guzel kokteyllerin basinda gelir.

sarapla ilgili tavsiyeleriniz de pek guzelmis. dun ictigim bir sise sarabin, bugun bende hic bas agrisi yapmadigini farkedip de sevindirik oldum.

talisker'e gelince. gecenin sonunda, kapanisi kendisiyle yaptik. kumar masasinda. ve evet. gercekten pek guzeldi.

bu kadar cok ictigim bir gecenin sabahinda da bu yaziyi gormek ayrica degisik oldu benim icin :)

evli adam  – (29 Kasım 2009 11:21)  

@fatih
rakıyla en iyi zeytinyağlılar gider. zeytinyağı midede üste çıktığından alkolün tadının genze gelmesini engeller.

@tores beluga
hoşgeldin.

@feyk
kokteyllere ben mesafeliyim, çok da anladığım bir konu değil ama içkinin orjinal tadı neyse onu çok değiştirmeme taraftarıyım.

çok karıştırmadan içiniz, çarpılırsınız alimallah.

bezis –   – (1 Aralık 2009 01:46)  

Yorumları okuyamadım kusura bakmayın..
Mazuratımı söyleyeyim yeter:
Evli sana mail atayım dedim... Özel durumları sarhoş kafayla yazacaktım. Sonrasında olan şey "yok efendim bu mailde arkadaşınızın mail adresini de girmelisiniz, ot bok..."
Taliskere bulaşmadım bu gece. aman aman... Smirnoff üstüne birayla ayaktayim. Ama Chivas Regal'de iyidir diyerek olayı bağlayayım...

Tanrı'ya inansam bu kadar olurdu. Özelden de hayatımı ifşa edemedim ya bu kafayla sana daha ne isteyeyim. Bir ara ayık kafayla bulurum belki e-mail adresini..Benim mallığım kabul.

Bezis  – (1 Aralık 2009 01:49)  

@fakeangel, rakı sırasındaki çaya "arasıcak" deriz biz. Bünyeye göre 3-4-5 dubleden sonra araya çayı aldığın zaman bünye bir silkelenir, kendine gelir. Ardından istediğin kadar devam et bir şeycik olmaz. Arasıcak olan çay felaket iyidir!

evli adam  – (1 Aralık 2009 17:38)  

bulabilicen mi. yardım lazım mı. çok karıştırma, çarpılırsın.

bezis –   – (2 Aralık 2009 00:55)  

Kesinlikle bu kafayla da bulamam ben diyeyim. Bu gece biraların üstüne sürekli gidilen bir mekanda Fındık shot adı altında vodka fındık denilebilecek, içince coffee crown fındıklı tadı gelen lanet şeyden içmek zorunda kaldım.

Dur bakalım yarın işleri halledip araştıracağım mail adresinii. Ayık kafa lazım yoksa yukarıya koyduğun adamın ensesine takılıp kalıyorum. Olmuyor.

Yorum Gönder

  © Blogger template Shush by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP