Pişman Adam
İstanbul'da fazla bir çevrem olduğunu söyleyemem. İşi kastetmiyorum, o tonla. Var olan eş dost, yıllar öncesinden genelde. Çoğunlukla da üniversiteden ve yatılı okul dönemimden.
Yenilerini edinebilmek, hele ki istanbul gibi bir telaşe kazanında, neredeyse namümkün. Bu blogun ve takıldığım diğer yerlerin bana en büyük faydası, sözü dinlenir, muhabbeti çekilir, kafa dengi insanları tanımama fırsat vermiş olmasıdır. Yazı yazıyı, söz sözü, muhabbet muhabbeti, insan insanı çekiyor. Bazılarıyla henüz hiç görüşmemiş olsak da, ya da görüşmüş olsak da, memnunum bu durumdan.
Kırk yılda bir, ama düzenli olarak yaptığımız buluşma günlerimiz var bu eski dostlarla. Kadınlar günü gibi birşey. Kurallarımızı baştan koyduk, mazaretsiz herkes gelecek, eş veya sevgili getirmek yasak. Katılmamak yasak. O gün hasta olmak, trafiğe takılmak yasak. Herkes ona göre ayarlıyor kendini. Hepi topu sekiz on kişiyiz zaten.
Vardır sizin de, bilirsiniz, sanki daha dün görmüşsünüz gibi, kaldığınız yerden konuşmaya devam edebildiğiniz insanlar. Evlimiz var, bekarımız var, dulumuz var. Muhabbet elbette hep kadın eksenli değil, ama konu sık sık buna gelir, sonra da evliliğe. Örnekler verilir, olaylar anlatılır, geyiğin dibine vurulur. Evli olanlarımızın büyük çoğunluğunun en az bir vukuatı var. Büyük kısmı da, aynen benim gibi, başka bir kadınla ilişki yaşamaz, kaçınır bundan, paralı ya da günübirlik takılır. Hiç vukuatsızlara hepimiz birden bazen yükleniriz, dalga geçeriz, kışkırtırız ama tadında bırakırız.
Keyifli bir masada, vukuatlı evliler olarak kendi aramızda son kızlarla ilgili görüş alışverişinde bulunurken -ki bu da öyle zannettiğiniz gibi şöyle becerdim, şu kadar posta gittim tarzı bir muhabbet değildir her zaman- hiç vukuatsızlardan biri "ben de yapıcam lan!" dedi birden. Bütün başlar ona döndü, sessizlik oldu. "Emin misin o'lum" dedik önce, "afferim ülen doğru yolu buldun sonunda" deyip sırtına pat pat vurduk. Geyiğe döktük hemen. Zaten içiyorduk ama, cesaret şurubu niyetine bir şişe güzel şarap açtık, yeterince cesareti gelmemiştir belki diye bittiğinde yeni bir şişe daha açtık. Arkadaş arkadaşın pezevengidir. Plan yapıyoruz.
Kulüplerden birine gidelim önerisi pek taraftar bulmadı, mamadan ya da serbest çalışan eskortlardan birini çağırmaya karar verdik. Arkadaşın "nasıl bir hatun istiyorsun" sorusuna verdiği cevabe istinaden portföyden uygun olanların isimleri çıkarıldı, hatun seçimi yapıldı. Telefonlar edildi, saatler ayarlandı. Plan kusursuz.
Yeterince uzun süredir evliyseniz ya da ilişkiniz varsa, başka bir kadınla seks yapmayı düşünmeyen, aklından geçirmeyen bir erkek olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Ama gene de "yapmamak" gibi bir opsiyon, her zaman için mevcut. Yapmamak derken, korktuğu için yapamayanları kastetmiyorum, yapmamayı seçenleri kastediyorum. Bunu seçenlere bir lafım yok, ne olumlu, ne olumsuz. Siz bilirsiniz.
İlk seferi yaptığınızda gerisi gelir bu işin. 99,99999999999999999% bir daha yaparsınız. Belki kırk yıl sonra yaparsınız bir dahakini. Ama yaparsınız. Dövme yaptırmayı uzun süre düşünüp, günün birinde yaptırıvermek gibi, hoşunuza gider, bir tane daha yaptırsınız.
Arkadaşı ertesi gün aradım, hepimiz aramışız. "Hoşuma gitmedi Evli" dedi, kız mı kötüydü sorusuna "hayır" cevabını verdi. Seks iyiymiş, ama kendisini rahatsız hissediyormuş, "Pişmanım" dedi.
"Bir kez daha yap, geçer" diyecektim. Demedim. Benden bulmasın.
Sizin gibi arkadaş düşman başına
höfff karşılıksız olmasa keşke bu aldatma mevzusu.. kadın da aldatsa, erkeğin ruhu duymasa..
rövanş alınsa sürekli. birbirinden habersiz ama haberli gibi.. çağımız modernlik çağı hem. teknoloji falan da gelişti - ne alakaysa :P -
evliliği istemememe ( ne çok -me varmış :/ ) güzel bir örneksin Evli Adam..
bir yorum yazdim. ancak saniyorum ki gugil spam olarak belirledi ve yorumu yayinlamama izin vermedi.
usenmeyip. tekrar yazmaya calisacagim..
dovmeyle ilgili tespitinden yola cikmak gerekirse,
ilk dovmemi yaptirirken, oldukca tereddutluydum. pisman olmamak ve dovmemden cok sıkılmamak adina, kucuk ve insanlarin ve benim az gorebilecegimiz yerde bir sey istiyordum.
sonuc olarak, 17 yasimda, sag ayak bilegimin ic kisminda, benim ve annemin ve babamin isimlerimizin bas harfi olan minik bir S ve o minik S'nin kivrimlarinda iki minik yildizcikti.
pisman oldum mu ? bunun icin simdiki durumuma bakmak lazim.
sirtimda melek kanatlarim, omzumda "ne pas oublier ceci" yazim ve kafamda 4. dovmem icin netlesmek uzere olan dusunceler.
konuya donecek olursak, konudan aslinda cok bagimsiz olsa da, bir hayalim var benim.
eger evde kalmaz da evlenirsem, esime ya 35. yasgununde ya da 10. yilimizda, benim de begenecegim bir hatunu 1 geceligine ayarlamak istiyorum.
amacim threesome degil hayir. sadece izlemek istiyorum ve bu beni cok heyecanlandiriyor.
tek eslilige olan inancim zaten cok zayif ve ayni kadin / erkekle yillar boyunca seks yapmak oldurucu olabilir diye dusunmekteyim.
zaten, seks ile ask-sevgi arasindaki bagi pek kuramayanlardanim.
sakin yanlis anlasilmasin soyledigim. asik oldugun adam/kadinla seksin tadindan yenmeyecegini bilsem de. asktan tamamen bagimsiz olarak da, seksin cok keyifli ve yeni biriyle bunu yasamanin cok heyecan verici oldugunu dusunuyorum.
o nedenle, bu pismanligin, daha cok, yillarca kafamiza vurula vurula yer ettirilen tabulardan kaynaklandigini dusunuyorum.
ben yazının aldatmak,sex ya da evlilik kısmına değil de arkadaşlarla buluşma, eski dostlar içerikli kısmına takıldım..algıda seçicilik bu olsa gerek,şehir dışında bir üni de okumanın benden aldığı yegane şey dostlarımdı yeterince vakit ayıramamış zamanla uzaklaşmış farklı çevrelere dağılmıştık.Yaş ilerledikçe insan yeni dostluklar kurmakta zorlanıyor, yeni birilerine kendini tanıtmak; zaten yoğun ve stresli bir koşturma içindeyseniz daha da güçleşiyor bu da zamanla sizi o koca şehirde yalnızlığa kadar götürebiliyor...işte öyle anlardan birinde karşılaşılan o en eski kadim dost dünyanızı değiştiriveriyor,çocukluğa varan günlerinizi her olaya verebileceğiniz tepkilerinizi kısaca sizi biliyor,tanıyor onların yanında hiç olmadığınız kadar rahat ve güvendesiniz...hiç kopmamış gibi..dün okuldan eve gelmiş bu sabah yine okul kapısında buluşmuşsunuz gibi...en iyi bildiğim duygu bu sanırım:)
feyk,
dövme işi biraz öyle hakikaten. buradaki dövme çok hoşuma gitti, harika.
http://www.biyolokum.com/2009/10/sirtima-dort-ispinoz-kondu/
benim postalardan birini heder ettin bu arada. bu hayale sahip olan epey bir kadın varmış. bunu en az 5-6 kez duymuşumdur gelen hatunlardan.
ama iyi ki de heder oldu. ben yazacağıma yorumculardan duymayı tercih ederim. hep erkek tarafını anlatıyorum, kadınlar pek ses etmiyorlar.
"Yaş ilerledikçe insan yeni dostluklar kurmakta zorlanıyor"
bir de bu şehrin telaşı.
ohohoo kadın ayarlamak, bir de oturup izlemek..
kendi eliyle kendini aldattırmak..
zevke bak..
yalnız da değilmiş üstelik. mideler iyice genişliyor anlaşılan.
OLGUNLAŞMAK
Artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.
İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun. Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "Ben demiştim", "ben bilirim", "ben zaten anlamıştım" sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor.
Kötü gün dostlarını belirtiyor ve onlara daha çok önem veriyorsun.
İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Boş geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim.
Gerektiğinde "Hayır" demeyi öğrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor.
Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar.
Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.
Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına, popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim . Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı.
Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendim de yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.
Sonra Sezen'in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun. İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu. Kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok işe yarıyor."
CAN DÜNDAR
ROSE
Arkadaş, arkadaşın pezevengidir denir ama sizinki alenen ayıp. Hiç aklından geçirmeyen bir adamın şeytanı olmuşsunuz durduk yere.
Çocukken okuduğum bir hikayede vardı bu laf, kaldı aklımda. Men dakka dukka. Komik görünüyor ama Türkçesi daha sevimsiz olacaktır, buyrun: Eden bulur.
Hımm,
Bir de... Mimlendiniz tarafımdan.
dovme gercekten de cok guzelmis :)
peren
daha önce aynı uyarıyı yaptım. anlaşılmadığını düşündüğümden birkez daha tekrarlamak istiyorum. moderasyonu sıkı tutmuyorum. kendime gelen neredeyse her türlü yorumu yayınladım.
aynı fikirde olmayabilirsiniz, zorunda da değilsiniz. doğru bulmasanız da kullandığınız kelimelere lütfen dikkat edin.
olur mu?
peren. aldatmak dedigin bir kavramdir nihayetinde. ya da bir kelime. onun icine anlamlari kendimiz yukleriz. her seyi ben senin anladigin gibi anlamam. sen de benim gibi.
bak misal ben sunu da anlamiyorum. burasi bir blog. ve burada, bu blogda yazilan seyler yorumlaniyor. yani blog dediginin olayi, blog yazarinin yazdigi yazilar hakkinda yorumda bulunmaktir.
neden bir blogda yazilan bir yaziya yazilan bir yoruma yorum yaziyorsun ? ustelik de, at gozluklerin ve pesin yargilarinla birlikte.
bir ara bana bunu da anlatir misin ?
yoo hayir. farkli bakis acilarina sahip olabiliriz. sana da uymayabilir yazdiklarim ok. ama inceden laf soktugunu dusunmek ? :)
kusura bakma. bana gore, tekeslilik diye bir sey yoktur. bana gore, bir baskasiyla seks yapmak, aldatmak degildir. olaya salt cinsellik olarak baktigimi zaten soylemistim.
ben nasil ki, yaptigim ya da yapamadigim yemeklerle ilgili bir blog sahibi degilsem ve bunu yapan insanlara b.k atmiyorsam, bence sen de, benim midemin genisligini dusunmek yerine, farkli dusuncelere saygi duymalisin.
kendi dusuncelerini istedigin gibi istedigin yerde paylas. ama baskalari uzerinden yorum yapma. beni ya da bir baskasini yargilama.
saygilar :)
feyk
midesi geniş olmakla itham edilince yazdığını anlıyorum.
konular bazen nemateli olduğundan kimisi bir tarafta olacak, diğerleri de onun karşısında. o yüzden konuyla ilgili yoruma yorum yazmak çok garip değil.
istediğim, herkes düşüncesini yazsın, bunda bir sorun yok, ama midesi geniş derseniz, karşılığında bok atmayı işitebilirsiniz, sonra da kişilerin algısına yapısına göre iş çığrından çıkıyor.
Burası genel, kendim için söylüyorum, sana değil;
ilk aldığım yorumlara bakacak olursanız, her türlü hakareti yedim. hala yazmaya devam ettiğime göre, edilen hakaretlerin nazarımda bir kıymetinin olmadığını da anlamış olmanız lazım. kem söz sahibine aittir. katılmayın, eyvallah, ama hakarete, çiğ söz kullanmaya gerek yok.
bana sarabilirsiniz, ben de size sararım. güzel yapalım ulan şunu.
Rose,
sen de Sakazen gibi yazının dostlukla ilgili kısmına takılmışsın anlaşılan. Bu tür şeyleri bloga tam bir posta olarak yazmıyorum genelde, ama aralara sıkıştırıyorum yeri geldiğinde.
teşekkür
Bir kadın,
"Men dakka dukka" güzel bir lafmış. Katılırım. Yalnız kimsenin şeytanlığına soyunmadık. Evet, bazen dalga geçeriz bu arkadaşlarla, ama tadında bırakırız postada da belirttiğim gibi. Herkes bu dalga geçmenin dalga geçmek olduğunun bilincindedir, herkes kendi kararını verir. Gerisi erkek geyiğidir.
Mimlemenize de gelince,
Niyet diye bir yazı yazmıştım. Linki de bu;
http://benevliyim.blogspot.com/2009/07/niyet.html
Bunun üstüne ben de sizin gibi insan profillerine, hikayelere meraklıyım diyeyim. Evlilik, ilişkiler, kadınlar, erkekler ve seksle ilgili iki çift lafımız var naçizane, onu ediyorum.
Bir de, yazı yazmak benim için bir şekilde karşılanması gereken bir ihtiyaç. Doğrudan kendimi de yazabilirdim, ya da başka zevklerimi, ama buraya olmazdı, bildiğim, tartışılabilecek, herkesin birşeyler söyleyebileceği bir konuda yazayım istedim. Başka konularla ilgili başka yerlerde yazıyorum. Diğerlerini kimsenin okuması görmesi pek umurumda değil ama, burayı ne kadar çok insan görürse o kadar yazma hevesim geliyor.
Camın arkasında olmak bir lüks, buraya yazdıklarımı gerçek hayatta sadece birkaç kişiyle paylaşabilirim, o bile sınırlı olurdu.
Cevat yapar ama burası seksist bir blog değil benim için, hikaye ve görüş paylaşmaktır amacım. İster aynı fikirde, ister karşı fikirde.
Bir iki laf da sizin postanıza ettim.
http://benyazarsamolur.blogspot.com/2009/11/yazyorsun-neden.html
Hallerimizi anlatıyoruz işte.
Desem olur mu?
insan niyeti bozduktan sonra arkadaşın, ailenin, şunun bunun etkisi denizde damla kadardır bana kalırsa. ama sonrasındaki pişmanlığına ilişilmemeli bence de. o pişmanlığı yalnız yaşamalı ki insan, kendine en uygun yolu seçsin.
"Yeterince uzun süredir evliyseniz ya da ilişkiniz varsa, başka bir kadınla seks yapmayı düşünmeyen, aklından geçirmeyen bir erkek olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Ama gene de "yapmamak" gibi bir opsiyon, her zaman için mevcut. Yapmamak derken, korktuğu için yapamayanları kastetmiyorum, yapmamayı seçenleri kastediyorum."
dün akşam insanın seçimleri ya da seçim zannettiği şeyler hakkında konuşurken buna benzer bir örnek vermişti comandante. yapmamayı seçenlerden olmak büyük bir irade gerektiriyor. onlara ne arkadaş dalgaları işliyor ne de "değişiklik isteği". nefsleri ile kendileri arasındaki bir mesele. ama ne zamana kadar? bilmiyorum... kimse de bilemez zaten.
Şimdi, aldatılmanın kadınları genelde yıktığı bir gerçek. Aslında erkekler için de gayet yıkıcı da, başlarına daha az geldiği için kadınları konu ediyoruz. Yani aldatılıp da bunu kolay atlatan bir kadın bilmiyorum. Bu durum varken, insanların, arkadaşlarını, karısının canını yakması için teşvik etmeleri de benim insanlık anlayışıma uymuyor. Ahlaki filan değil, sadece birinin canının yanmasını etkileyecek bir şeye birini teşvik etmek bana zalimce geliyor. İnsanlık adına. Evli, sen tadında bırakıyoruz filan demişsin ama kabul et ki, ortamın uygunluğu etkili olmuştur bu olayda. Ki herşeyi de siz hazırlamışsınız zaten. Bu birini kendi kuyuna çekerek, kuyunda rahat etmeye çalışmak bence. Artık bu çukurda daha kalabalığız kendimizi daha iyi hissedebiliriz gibi..
Burda korkunç olan seks eyleminden çok birini enayı yerine koymak, aldatmak işte adı üstünde. Karşısına geçip normal hayatını sürdürmek, taleplerinin hala sürmesi, herhangi birşeyden habersiz kadının da bunları cevaplaması. Bence bu korkunç. Bir de bunu sevdiğin birine yapman. Sevdiğin birine devamlı yalan söylemek. İnsan olan bunu yük görür üzerinde. Her neyse.
Feykencıl ın yazdığına gelince o bana absürd gelmiyor. Yani kafa dengi birini bulursan en baştan "bizde bu işler biraz open olacak, seks ve duyguyu ayırıyoruz, he mi" dersen karşındaki de evet derse, bence burda bir sorun yok. Yalan yok, aldatma yok.
Ama ikiyüzlü ve bencilce sadece kendisinde böyle bir hak gören, karısının ise bu işlerle zinhar alakası olmasını istemeyen, kafasını kumun içine gömmüş, mabadları havada bir takım insanlar yalan söyleyerek hayatlarını sürdürecekler. Bu pozisyonda iken hazır, edenin bulması, temennimizdir. :)
:)
sana iki soru talisman, düşün, bir cevap ver.
soru 1
bu arkadaş pişman olmuş. samimi olduğunu da biliyorum pişmanlığında. bu adam senin kocan olsa, sen de öğrensen bu yaptığını, ne yaparsın? af mı edersin, fakat sonrasında da hayatını zehir mi edersin falan? kendi hissettiğinden çok uzun uzun bahsetme, adama nasıl davranacaksın?
soru 2
sen senin adama feyk gibi bir kıyak geçer misin? karşındaki açık. sen açık mısın?
dileyen hanım okurlar da yorum yapabilirler aynı sorulara.
:) Hiç böyle şey görmedim. Soru soruyor bir de dikte ediyor: "kendi hissettiğinden çok uzun uzun bahsetme, adama nasıl davranacaksın?"
Sen genelde söylediğim birşeye verecek bir cevap bulamadığında böyle dikkati dağıtıyorsun sanki? Ne dersin?
Neyse ben gene de cevaplıyım.
1- Ne yapacağımı bilmiyorum. O pozisyonda olmadan şunu yaparım bunu yaparım diyecek kadar naif değilim. His desen bi araba anlatırım ama istememişsin. :)
2- Yok, ben açık değilim. Nelere açık olduğumu da anlatmam, mahrem.
Bir de, Feyk sanırım bunu kıyak için yapmak istemiyor, seyretmekten zevk alacak. Sen kendi beyninde bunu "bir kadın bunu sadece kıyak olsun diye yapar" diye çevirmişsin sanırım. Hehe beyin kodlamaların ortaya çıkıyor.
Dikte etmek değil de Talisman, rica ederiz, hani asıl soruya cevap kaçmasın diye. Farazi koy işte kendini o duruma, ne yapacaksın adama? Düşün bakalım, say ki geldi başına. Hadi bakalım referans hatun, bir cevap bekliyor bunca kalabalık.
Şimdi GO diye bir oyun vardır, bilir misin bilmem. Çok eski, kadim bir oyun. Sizin abaza yurdun altında topluluğumuz vardı. 2. sınıftan itibaren gittim. Güzel oyundur. Temeli de rakibin hamlelerini önceden tahmin etmeye çalışmaktır. Strateji yani.
O yüzden elimde olmadan cevabıma göre söyleyebileceğin şeyleri düşündüm, soruyu belli bir fikrini ifade etmek ya da ispat etmek için sorduğun belli. Sırf merak değil yani.
Bu durumda senaryoları çıkaralım:
A) Boşanırım, dedim: Bu durumda ""hem açık değilim dedin hem de bunu duyunca boşanırım dedin, erkeklere başka seçenek bırakmadın. Biz de yuvalar yıkılmasın diye underground takılıyoruz. Yalan söylemek zorunda kalıyoruz." mu diyeceksin?
B) Affederim dedim: Bence bu olasılığı düşünmemişindir. :) Bu senaryoyu eliyoruz.
C) Affederim ama eziyet ederim dedim: "kadınların eline böyle bir koz vermek istemiyoruz o yüzden underground takılıyoruz, yalan söylemek zorunda kalıyoruz." mu diyeceksin.
:)
Hehe eğlendim lan ayaküstü.
Ne planlar yapmışım haberim yok. Senin kalbin fesat.
Meraktan soruyoruz herhalde, adam pişman, karısı da öğrendi, sen olsan ne yaparsın? Anlat. A,B,C?
Ne bileyim birden liseli kız heyecanıyla anket yapmaya başlayacağını düşünmedim tabii :)
Cevabımı verdim aslında o pozisyonda olmasam bilemem. Ama tabii ki en akla yatkını A. Çünkü olay sonrası bi tiksinti oluşacaktır. "Nasıl bir adamla olmuşum lan ben" şeklinde. Hele de sizin muhabbetleri filan da anlatırsa, "bi de gaza gelmiş" yanii. Berbat. Nefret oluşur insanda diye düşünüyorum. Bir de olmuyorsa olmuyordur, tek eşli olamayan birine de tabanca dayamamak lazım. Söylediği için bir teşekkür ederim ama. Sizin gibi olsa çok daha fecaat. Yıllarca sürdürmemiş en azından.
Hişş bir de anket yapıyosak ben de sana sorayım, bunca sene aldattın ettin karını sonra o da bir kez arkadaşlarının da gazıyla seni aldattı, çok pişman oldu, af diliyor, sen ne yaparsın? Sen de cevap ver ama kıvırmak yok.
gaza gelme ve getirme durumu yok, kaç kez tekrarlamam gerekiyor aynı şeyi.
ben cevabımı epey bir önce verdim, açınız "niyet" yazısını, tekrar okuyunuz.
Gerçekten yok mu? Siz olmasaydınız, gerçekten olaylar o şekilde mi gelişirdi?
Niyet yazısının ilgili kısmını copy paste eder misiniz? Yeni gelenler için? :) Kaçamak yapmayalım lütfen.
yok. seni joa'nın yorumunun ilk paragrafıyla başbaşa bırakıyorum Talisman, yüksek sesle oku, 5 kere de tekrar et.
Söylemek istediğim içinde öyle bir arzu fikir de olsa, son noktaya kadar gelmesine siz yardımcı olmuşsunuz. Şöyle düşün insan bir şeye karar verdikten sonra bir sürü basamağı vardır ya, o basamaklardan birinde vazgeçebilirdi, mesela yalnız olsa, "nerden bulcam ben eskort kız?, ay neyse vazgeçeyim" gibi. Sizle olunca bu duraklardan atlayarak geçmiş. Siz yoldan çıkardınız tamamen demiyorum ama baya bir yardımcı olmuşsunuz.
Niyet yazısına baktım, sen de boşanırım demişsin.
Tabi ki boşanır.
Pişman oldum diyen bir kadını kabul etmek mi?
O, Alice gerçekten harikalar diyarında olsaydı, olurdu.
Talisman
"benevliyim niyet yazısı neydi aq" diye aranır mı gugıldan yahu? Çok güldüm :)
Hahahaha ben de güldüm ararken :)
Bir kadın, bunlar böyle, hani insan ödeştik filan diye düşünür di mi? Yok.
düzgün giden bir ilişkide bir sefer oldu pişmanım, bir daha olmayacak diyen adamı hele de çocuk varsa her kadın affeder. istisnası olduğunu sanmıyorum. ama bir kere yapan da yapmaya devam eder bunun da istisnası olduğunu sanmıyorum.
lal
bana kalırsa da affedilir, ediyorlar da zaten görebildiğim kadarıyla. aksi taktirde boşanma avukatından geçilmezdi ortalık.
evli aslında zaman zaman kızsam da (ilk günden beri takip ediyorum) aslında bu işi adam gibi yaptığını düşünüyorum. benim kocam gibi eline yüzüne bulaştırmıyorsun en azından. postta dediğin gibi ilişki yerine böyle, hem kendi isteklerini es geçmeden hem de kimseyi yakıp yıkmadan kotarıyorsun, sana saygı duymaya başladım. (ki bunu söyleyeceğime bir kaç ay önce ölsem inanmazdım ama hayat insanı neeerden nereye getiriyor işte. öyle saçma sapan durumların içinde kaldım ki seni kocamla tanıştırayım da en azından bu iş nasıl adam gibi yapılır bir öğret istiyorum)
lal
Lal,
merak edip ilk mesajını buldum, kendi cevabımı da. birkaç cevap yazıp yazıp sildim. anlattıklarıma erkek dilinde sadece "zamparalık" diyorlar, bunu bir kadına anlatabildiğimi düşündürdün bana.
evet evli. acı aslında, düşün ki ne saçma bir durumda kaldım ki zamparalığı kabul edilebilir buluyorum. en azından benim durumumdan daha kabul edilebilir. o ilk mesajı yazarken eşin için, çocukların için üzülmüştüm, şimdi şanslı buluyorum. en azından kimseyi incitmeden yapıyorsun ne yapıyorsan.
lal
lal